<?xml version="1.0" encoding="utf-16"?><rss version="2.0"><channel xmlns:g="http://base.google.com/ns/1.0"><title>Birikim Dergisi Güncel RSS</title><link>https://birikimdergisi.com/rss/guncel</link><description>Birikim Dergisi Güncel RSS</description><language>tr</language><image><url>https://birikimdergisi.com/logo.png</url><title>Birikim Dergisi Güncel RSS</title><link>https://birikimdergisi.com/rss/guncel</link></image><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12446/dominique-edde-ile-soylesi-burada-lubnanda-kopruler-hem-gercek-hem-de-mecazi-anlamda-havaya-uctu</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12446/dominique-edde-ile-soylesi-burada-lubnanda-kopruler-hem-gercek-hem-de-mecazi-anlamda-havaya-uctu</link><title>Dominique Eddé ile Söyleşi: “Burada, Lübnan’da, Köprüler Hem Gerçek Hem de Mecazi Anlamda Havaya Uçtu” - Joseph Andras</title><description>İsrail ordusu hayatları sistematik biçimde yok ediyor. Güneydeki bölgeleri beyaz fosforla yaktı, onlarca köyü harabeye çevirdi, toprakların onda birini işgal etti, yardım konvoylarını bombaladı, Gazze’de olduğu gibi gazetecileri öldürdü. Bugüne kadar 21 gazeteci hayatını kaybetti… Bir milyondan fazla insanı yerinden etti; Beyrut’un güney banliyölerini yerle bir etti. 8 Nisan Çarşamba günü, başkentin tam merkezine, önceden hiçbir uyarı yapılmadan, on dakika içinde yüz bomba attı. Onlarca çocuk da dahil yüzlerce insan hayatını kaybetti. Ve bugün, bazılarınca “dünyanın en etik ordusu” olarak sunulan bu ordu, ateşkese rağmen yıkımını sürdürüyor. 10.452 kilometrekarelik, zaten aşırı sıkışık bir ülke için bu bedel son derece ağır. İsrailli yöneticiler yalnızca bombalamakla kalmıyor; Lübnan’ı adeta bir hapishane avlusu gibi yönetiyorlar.</description><pubDate>Wed, 06 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12446</g:id><g:gtin>12446</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/2024-02-10t124320z-260619764-rc2nz5a4sd52-rtrmadp-3-israel-lebanon-hamas-1024x695.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12444/altin-kalp-ideolojik-bir-iyilik-figuru-analizi</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12444/altin-kalp-ideolojik-bir-iyilik-figuru-analizi</link><title>“Altın Kalp”: İdeolojik Bir İyilik Figürü Analizi - M. Utku Yeşilöz</title><description>Kültür endüstrisinin bir diğer temel özelliğine bakacak olursak çelişkileri ortadan kaldırmak yerine onları yönetilebilir hâle getirmesi olduğunu fark ederiz. Toplumsal eşitsizlikler, acı, yoksulluk ya da trajedi gibi unsurlar tamamen yok sayılmaz. Meseleler anlatıların merkezine yerleştirilir. Ancak eleştirel bir sorgulamaya yol açacak biçimde değil de duygusal bir tüketim nesnesi hâline getirilerek sunulurlar. İzleyici, bu anlatılar aracılığıyla hem acıyı deneyimler hem de aynı anda acının katlanılabilir olduğuna ikna edilir ve durum, metnin genelinde vurgulanan ideolojik işleyişin önemli bir parçasıdır; kültür endüstrisi, gerçekliği gizlemek yerine, onu dönüştürerek “zararsız” hâle getirir: “Bu ‘altın kalp’ vurgusuyla, toplum kendi yaratmış olduğu acıları itiraf eder.</description><pubDate>Sun, 03 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12444</g:id><g:gtin>12444</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/sdsds.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12445/sol-ve-dijital-siyaset-platform-toplumlarinin-yeni-gundemleri</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12445/sol-ve-dijital-siyaset-platform-toplumlarinin-yeni-gundemleri</link><title>Sol ve Dijital Siyaset: Platform Toplumlarının Yeni Gündemleri - Mert Karbay</title><description>Siyaset yapma biçimleri köklü biçimde değişmişse, ideolojilerin de buna eşlik etmemesi düşünülemez. Guglielmo, partilerin dijital siyaset ve ekonomiyle kurdukları ilişkiyi bir koordinat düzlemine yerleştirerek platform toplumuna özgü yeni ideolojik pozisyonlar belirliyor. Bunlar yabancısı olduğumuz ideolojik pozisyonlar değil, ama isimlerinden de anlaşılacağı üzere, çağımıza uygun olarak başkalaşmış durumdalar: Platform neoliberalizmi, liberal demokrasi 4.0 (sihirli değnek), sosyal-liberalizm 4.0, post-sosyal demokrasi (keyfî ideoloji) ve platform sosyalizmi…</description><pubDate>Fri, 01 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12445</g:id><g:gtin>12445</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/calebb-uns.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12443/zulfikar-bey-amca</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12443/zulfikar-bey-amca</link><title>“Zülfikâr Bey Amca”… - Osman Elbek</title><description>Sarı Zarflar filmine böylesi bir arkaplan, yaşanmışlık ve bir dolu yaşam tecrübesi ile gitti. Beklentisi filmin “KHK” olarak isimlendirilen zulmü ve ona yaslanan Kürt sorununu derinliğine ele almasıydı. Ancak filmin oldukça erken bir aşamasında yaratıcıların başka bir derdi olduğunu fark etti. KHK ihraçları sadece bir gösterendi. Film, totaliterliği ve bunun bireyler ve toplumlar üzerinde yarattığı yıkımı tartışmak istiyordu. Hiç kuşku yok ki film, bu topraklarda “Barış Akademisyenleri” parantezinde izlenecek, anlamlandırılacak ve tartışılacaktı. Ama bambaşka coğrafyalarda totaliter bir devletin toplumda yarattığı etki ve çürüme bağlamında evrensel bir dil ve bakışla okunabilecekti. Bu filmin en güçlü ve aynı zamanda zayıf yanıydı.</description><pubDate>Sat, 02 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12443</g:id><g:gtin>12443</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/resim-1.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12442/cocuklarimiz-hakkinda-konusmaliyiz-kahramanmaras-okul-saldirisi</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12442/cocuklarimiz-hakkinda-konusmaliyiz-kahramanmaras-okul-saldirisi</link><title>Çocuklarımız Hakkında Konuşmalıyız: Kahramanmaraş Okul Saldırısı - Devrim Deniz Erol, Osman Burak Tosun</title><description>Yine bir öğle vakti, Columbine Katliamı’nın 27. seneidevriyesine bir hafta, Çocuk Bayramı’na 11 gün kala, Türkiye bir gün arayla yapılan ikinci bir okul katliamıyla derinden sarsıldı. Bu derin sarsıntı sonrası, kendine gelip gelmediği hala meçhul olan kurumları, azı çok etmeyi, çoğu yok etmeyi iyi beceren medyanın feci yorumları ve günah keçisi bulma çabaları içerisinde koca bir hafta geçti. Kısa tarihinde karşılaştığı her sorun gibi asıl nedeni inkâr eden ve ötekini suçlama refleksini her daim saklı tutan bu aktörler, bu defa çok hassas bir konuda aynı davranışı gösteriyor. Bu koca delik, önceki nesiller gibi, bir sonraki nesli de yutma iştahı ile kıvranırken, bazı hakikatler açıklanmayı sessizce aynı iştah ve arzu ile bekliyor.</description><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12442</g:id><g:gtin>12442</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/lim.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12441/kahramanmaras-olayi-vahsetin-yeni-formu</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12441/kahramanmaras-olayi-vahsetin-yeni-formu</link><title>Kahramanmaraş Olayı: Vahşetin Yeni Formu - Can Arslan</title><description>Neredeyse herkes buna benzer vakaların ABD’de ne kadar yaygın olduğundan haberdardır. Bugüne kadar orada bu gibi olaylar sık sık yaşanır, toplumumuz da teyzece bir “cıkcıklamanın” eşlik ettiği esefle kınar gözlerle bakıp işi, “yine bizim gençler iyi!” nidalarıyla şükre vururdu, hatta katliam kendi toplumsal yapımızın işlerliğini savunmak için bir altlık olarak da kullanılabilirdi. Benzerleri, birkaç senedir bizde de görünür olmaya başladıkça bu tarz saldırıların gerçekte ne menem şeyler olduğu geniş kitlelerde bütün vuruculuğuyla idrak edilmeye başlandı, toplumsal duyarlılık doğal olarak artmaya başladı. Buna mukabil büyük çoğunluk bu yeni gerçekle yüzleşirken çağın vahşet formatının değiştiğinin henüz farkına varamadı.</description><pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12441</g:id><g:gtin>12441</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/sdsds.webp</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12438/surgun-uzerinden-dusunceler-belgrad-kano</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12438/surgun-uzerinden-dusunceler-belgrad-kano</link><title>Sürgün Üzerinden Düşünceler: Belgrad Kanon - Erhan Meydan</title><description>Ebru Ojen’in Belgrad Kanon romanının (2025) art alanında adına “mülteci krizi” denilen ama gerçekte başta Batı olmak üzere küresel dünyanın politik krizi anlamına gelen karanlık bir dünya manzarası var. Sağın yükselişinin, yabancı düşmanlığının ve ayrımcılığın farklı kılıklarda normalleştiği bir dünya. Savaşın ve şiddetin olağanlaştığı bu manzarada mülteciyi “yeryüzünün posası”na dönüştüren politik gerçeklik de derin bir kriz halindedir. Mülteciler bu derin kriz içinde yalnızca yeryüzünün posasına dönüşmez “yeryüzünün lanetlileri” haline de gelirler. Lanetli olmak Fanoncu anlamla ilişkili olsa da burada ondan önemli ölçüde farklılaşır.</description><pubDate>Tue, 28 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12438</g:id><g:gtin>12438</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/chatgpt-image-28-nis-2026-00-37-18.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12437/okullarda-siddet-gizli-mufredatin-ciktisi-mi</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12437/okullarda-siddet-gizli-mufredatin-ciktisi-mi</link><title>Okullarda Şiddet Gizli Müfredatın Çıktısı mı? - Ahmet İlhan</title><description>Okullarda üst üste yaşanan şiddet olaylarından sonra özellikle eğitim-öğretim ortamlarındaki şiddet gündem oldu. Şiddet sorunu üzerine doğal olarak pek çok şey söylenebilecek, yine sayısız öneri, tanım ve değerlendirmede bulunulacak; şiddetin önlenmesi için de kimi makul, isabetli; kimi irrasyonel, mantık dışı birçok öneri gündeme taşınacaktır. Fakat baştan söylemek gerekir ki çoğu tartışma salt “okullarda şiddet” in önlenmesi dar kadrajı üzerinden yapılacağı ve sevgili Rakel Dink'in “Bir bebekten katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz kardeşlerim!” dediği asıl derin gerçeklik ıskalanacağı için, bu öneriler hep kadük olacaktır.  Biliyoruz ki şiddet, tek tip bir olgu biçiminde karşımıza çıkmıyor; hem biçimleri hem de taşıdığı anlamlar açısından çeşitlilik gösteriyor. Özellikle gençlik şiddetini anlamak için birkaç farklı mantıktan söz edilebilir.</description><pubDate>Mon, 27 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12437</g:id><g:gtin>12437</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/ayser-calik-ortaokulunda-sessiz-23-nisan-sx33.webp</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12435/kulturel-urunleri-felsefeyle-dusunmek-masumiyet-muzesinde-esyalarla-kurulan-bir-gerceklik</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12435/kulturel-urunleri-felsefeyle-dusunmek-masumiyet-muzesinde-esyalarla-kurulan-bir-gerceklik</link><title>Kültürel Ürünleri Felsefeyle Düşünmek: Masumiyet Müzesi’nde Eşyalarla Kurulan Gerçeklik - Nil Demir</title><description>Ancak Kemal’in bilinci bu anlamı yalnızca kurar mı? Hayır, aynı zamanda sınırlar. Hangi anının hatırlanacağına, hangisinin silineceğine, hangi duygunun öne çıkacağına karar veren bu bilinç, giderek özgür ve “masum” bir farkındalık olmaktan çıkarak seçici bir kurgu mekanizmasına dönüşmeye başlar gibi görünür. Orhan Pamuk yazım yapısı tercihlerinde de  Kemal’in bu bilincini somutlaştırır: Numaralı listeleme (akışı keser, deneyimi parçalara ayırır, anlatıyı katalog haline getirir), antropolog benzetmesi (gözlemler, mesafe koyar, sınıflandırır ve anlam üretir) ve küçük şeylerin (gündelik eşyalar, sigara izmaritleri…) geçmişin anlam taşıyıcıları olarak ritmik ve sistematik şekilde tekrarlanması...</description><pubDate>Sat, 25 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12435</g:id><g:gtin>12435</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/the-museum-of-innocence.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12433/turk-tabipleri-birligi-secim-surecinde</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12433/turk-tabipleri-birligi-secim-surecinde</link><title>Türk Tabipleri Birliği Seçim Sürecinde - Osman Elbek</title><description>Türkiye’de son yıllarda özelinde TTB, genelinde tüm meslek örgütlerine yönelik söylem ve düzenlemeler bu eğilimle ilişkilidir. COVID-19 pandemisinin yaşandığı bir dönemde dahi hekimlerin meslek örgütünün muhatap alınmaması, “siyaset yapıyor” diyerek etiketlenmesi, kapatılmakla tehdit edilmesi, tüm dünyada kabul edilen bir gerçeklik olan savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade ettiği için yöneticilerinin gözaltına alınması ve hemen her seçim döneminde siyasi iktidarın uzantısı haline getirilme çabası bu başlık altında sayılabilecek kimi yaklaşım ve girişimlerdir.</description><pubDate>Thu, 23 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12433</g:id><g:gtin>12433</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/resim.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12432/bilim-ve-vicdan-arasinda-guc-sorumluluk-ve-insanlik</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12432/bilim-ve-vicdan-arasinda-guc-sorumluluk-ve-insanlik</link><title>Bilim ve Vicdan Arasında: Güç, Sorumluluk ve İnsanlık - Utku Perktaş</title><description>The Birdman of Auschwitz kitabından bahsedeceğim öncelikle. Bu kitabı okurken, sözünü ettiğim o ince çizginin çoğu zaman beklenmedik şekillerde aşıldığını fark ettim. Bu metin yalnızca tarihsel bir anlatı değil, aynı zamanda insanlık, etik ve bireysel sorumluluk üzerine derin bir sorgulama sunuyor. Holokost’un unutulmaması gereken derslerini hatırlatırken, beni özellikle insanların bu süreçteki rolleri üzerine düşünmeye itti. Bu dersleri bugün de farklı bir açıdan hatırlamamız gerektiğini de buraya not düşeyim. Okuma süreci boyunca en çok dikkatimi çeken şeylerden biri, insanların en zor koşullar altında nasıl davrandıklarıydı.</description><pubDate>Tue, 21 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12432</g:id><g:gtin>12432</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/gunther-niethammer.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12429/akira-mizubayashinin-unutulmaz-suit-i-uzerine</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12429/akira-mizubayashinin-unutulmaz-suit-i-uzerine</link><title>Akira Mizubayashi’nin Unutulmaz Süit'i Üzerine - Sedat Anar</title><description>Kendim de bir müzisyen olduğum için konusu müzik olan romanlara hep ilgi duymuşumdur. Son beş yılda Akira Mizubayashi’nin Yapı Kredi Yayınları’ndan Türkçeye çevrilen üç romanını da okudum. Mizubayashi, müziği romanlarında çok güzel işleyen bir yazar. Öyle ki, onu okurken çoğu zaman metinlerin melodisini de duyar gibi oluyorum. Benim kalem oynatırken yapmak istediğim de aslında bu ama işin doğrusu çekiniyorum da. Çünkü böyle bir işe kalkışmanız için sadece müzik hakkında birikimli olmanız yetmiyor, aynı zamanda yazı konusunda da usta olmanız gerek.</description><pubDate>Sun, 19 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12429</g:id><g:gtin>12429</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/chatgpt-image-19-nis-2026-00-13-20.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12426/okul-saldirilari-infiali-ve-yarattigi-sis</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12426/okul-saldirilari-infiali-ve-yarattigi-sis</link><title>Okul Saldırıları İnfiali ve Yarattığı Sis - Seçil Bozkurt</title><description>Odasından çıkmamakla, oyundan başını kaldırmamakla suçlanan çocuklar daha yürümeden tablet kullanabilmesiyle övünülen çocuklar. Bir bozulmadan söz edilecekse uzun ve denetimsiz ekran süresi, şiddet içerikli oyunlara ve dizilere maruz kalma konularında bilimsel uyarılara kulak asmayan, bakım mesaisini ekranlara devretmiş ebeveynlik pratikleriyle ilgilenmekle başlanabilir. Üstelik çoğu durumda bu tutumlar da bireysel bir tercihten çok ebeveynin de karşı karşıya olduğu yapısal zorlanmalardan doğuyor ve bu zorlanmaların çocuğun gündelik yaşamında sayısız tezahürü var. Çocuklar yükü yalnızca yetişkinlerde gibi görünen tüm toplumsal krizlerin orta yerindeler. Bazılarından koruyabilmek için onları sokaklardan da çektik.</description><pubDate>Fri, 17 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12426</g:id><g:gtin>12426</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/1369525-245708849.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12425/baska-bir-modernite-mumkun-mu-cayanovun-koylu-utopyasi</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12425/baska-bir-modernite-mumkun-mu-cayanovun-koylu-utopyasi</link><title>Başka bir Modernite Mümkün mü? Çayanov’un Köylü Ütopyası - Cansu Civelek</title><description>Biraderim Aleksey’in Köylü Ütopyası Ülkesine Seyahati Çayanov’un 1920 yılında Moskova Tarım Bilimleri Enstitüsü başkanıyken İvan Kremnev takma adıyla Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’nde (RSFSC) yayımladığı –adı üstünde– bir köylü ütopyasıdır. Bu kısa metin erken Sovyet döneminde kalkınma, modernleşme ve kolektif yaşam üzerine yürütülen tartışmaların tam ortasında duran oldukça özgün bir düşünsel müdahaledir. Kitabın önemini anlamak için öncelikle dönemin Sovyet Rusya’sını ve Çayanov’un kuramsal hattını değerlendirmek yerinde olacaktır çünkü bu yıllar RSFSC’nin olağanüstü kırılma döneminde şiddetli iktisadi ve toplumsal tartışmalara da sahne olmuştur.</description><pubDate>Thu, 16 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12425</g:id><g:gtin>12425</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/cccc.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12424/deli-dumrullara-alismak</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12424/deli-dumrullara-alismak</link><title>Deli Dumrullara Alışmak - Murat Kurtuldu</title><description>Salgın döneminden itibaren sadece fiyat algımız bozulmadı. Artık neredeyse her şeyin “ücretlendirilmesini” normal karşılar hale geldik. Sahillerden ormanlara, şehirlerdeki yol kenarlarından evlerin önüne kadar uzanan geniş bir alan artık yalnızca ücretlendirilmiyor; aynı zamanda uzun kiralamalarla sermaye denetimine bırakılıyor. Kısa süre önce çıkarılan “milli parkların kiralanması” düzenlemesi bu sürecin açık bir örneğiydi. Benzer şekilde, son dönemde giderek daha fazla tartışılan maden ruhsatlarının artışı da sistemin yaklaşımını net biçimde ortaya koyuyor.</description><pubDate>Wed, 15 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12424</g:id><g:gtin>12424</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/mk-1.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12422/erdogan-ozmen-e-dair</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12422/erdogan-ozmen-e-dair</link><title>Erdoğan Özmen'e Dair - Mehmet Sağman Kayatekin</title><description>Mustafa ne güzel özetlemiş. Ben üç kelime ile “Efendi, bilgili ve aydın bir insandı” diye ekleyeyim. Uzun yıllar ilgi alanı olan psikanalize sabırla odaklanan, sosyal sorumluluk taşıyan yazılar yazdı. Bir aralar ben de Birikim’de tek tük yazılar yazdım. “Sana komşu geldim!” dediydim, “Hoş geldin ağabey!” demişti. Tıp geleneğinde bir yaş büyük olsanız “ağabey” ya da “abla” olursunuz bizim memlekette. Sanırım kendisi pek anlamamıştı, ama onunla, yetişmesine ufacık da olsa katkıda bulunduğum, yazıları ile benden fersah fersah ileride olan bu önemli aydına komşu olmak bana gurur vermiştir.</description><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12422</g:id><g:gtin>12422</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/erdogan.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12421/erdogan-ozmenin-ardindan</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12421/erdogan-ozmenin-ardindan</link><title>Erdoğan Özmen’in Ardından - Mustafa Ziyalan</title><description>Onu nasıl bilirdim? Düşündüğü, konuştuğu, yazdığı gibi bilirdim. Yazdıklarını okuyanlara, konuştuğu insanlara, sanki düşüncenin kendisine duyduğu saygıyı duyuyordu. Kolay kolay rastlanmayan bir tutarlılığı vardı. İnsana karşı, söze karşı, fikre karşı, dostluğa karşı bir özeni vardı. Sanki her şeyde temel ölçütü buydu: İncitmeyen, eksiltmeyen, küçümsemeyen, ama aynı zamanda gevşetmeyen, sulandırmayan bir tutum. Konuşması, yazdıkları, dahası varlığı; saygıyı, sevgiyi, düşünsel dürüstlüğü beslemek, büyütmek, iletebilmek kaygısıyla doluydu sanki. O, düşündüğü gibi konuşan, konuştuğu gibi yazan, yazdığı gibi yaşayan nadir insanlardandı.</description><pubDate>Fri, 10 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12421</g:id><g:gtin>12421</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/eeee.webp</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12420/8-nisan-dunya-romanlar-gununde-ortadoguya-yeniden-bakmak</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12420/8-nisan-dunya-romanlar-gununde-ortadoguya-yeniden-bakmak</link><title>8 Nisan Dünya Romanlar Günü’nde Ortadoğu’ya Yeniden Bakmak - Kemal Vural Tarlan</title><description>İkinci Dünya Savaşı'nda Nazi kamplarında, Avrupa’da yaşayan Romanlara karşı büyük “Porajmos” (Roma Holokost) soykırım yapıldı ama uzunca bir süre bu soykırım görmezden gelindi. Tüm bu sistematik ayrımcılığa, dışlanmaya ve yok sayılmaya karşın, özellikle Roman sivil toplum kurumları, aktivistlerin verdiği mücadele ve 8 Nisan 1971’de Londra’da toplanan Birinci Uluslararası Roman Kongresi Roman hakları konusunda bir ilerleme kaydetse de, bugün, hâlâ, Avrupa ve diğer batı ülkelerinde ayrımcılık ve dışlanma devam etmektedir. Diğer tarafta ise, yüz yıllarca süren göçebe zanaatkâr yaşam deneyimi, ayrımcılık ve sistematik dışlanma karşısında oluşturulan “Roman kültürel kimliği” ve bu kültürel kimliği korumak için dış dünyaya kapalı bir toplumsal yaşam stratejisi oluşturulmuş durumda.</description><pubDate>Wed, 08 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12420</g:id><g:gtin>12420</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/dsc-0086.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12419/dogru-sozun-tahakkumu</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12419/dogru-sozun-tahakkumu</link><title>Doğru Sözün Tahakkümü - Melek Aydoğan</title><description>Bunun sanat tartışmalarındaki karşılığı açıktır. Bir sanatçıya ya da esere yönelen kolektif hüküm çoğu zaman estetik bir değerlendirmeden önce dil operasyonu içinden başlıyor. Bir roman örneği: Eserin kendisi üzerine konuşmak yerine, yazarın daha önceki bir açıklaması, bir imzası ya da ait olduğu varsayılan kimlik üzerinden problemli ilan ediliyor ve ardından roman artık okunmuyor, hakkında kurulmuş hazır cümleler tekrar ediliyor. Etik tahkikat denilebilir. Ya da bir film: Eserin ne yaptığı, hangi anlam katmanlarını açtığı tartışılmadan, önce filmin yeterince “hassas” olup olmadığına dair bir hüküm veriliyor, bazı adlar devreye sokuluyor, ardından o adların taşıdığı etik zorunluluk, böylelikle eserin etrafında dolaşan bütün anlam ihtimalleri bastırılıyor. Fikirler diyemiyorum.</description><pubDate>Wed, 08 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12419</g:id><g:gtin>12419</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/melek.webp</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12417/erdogan-ozmeni-yazmak-psikanaliz-politika-ve-diger-seyler</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12417/erdogan-ozmeni-yazmak-psikanaliz-politika-ve-diger-seyler</link><title>Erdoğan Özmen’i Yazmak - “Psikanaliz, Politika ve Diğer Şeyler” - Didem Doğan</title><description>Erdoğan Özmen, psikanalizi, psikiyatrinin imkânlarını, siyaseti ve felsefeyi birlikte düşünme ısrarının bu ülkedeki gösterişsiz temsilcilerinden biriydi. Aynı zamanda her yazısında, her konuşmasında, her sohbetinde politik bir sorumluluk üstlenen; kelimenin sahici anlamıyla devrimci bir insandı. İnsan her zaman düşündüğü gibi davranamaz; sözleriyle, tavrıyla, ilişkileriyle bütünüyle tutarlı kalmak kolay değildir. Erdoğan’ı ayrıksı kılan şeylerden biri buydu: aceleci değildi. Ağır ağır düşünür, ağır ağır konuşur, bazen bir cümlenin sonunu dakikalarca getirmez, bazen soruya hemen cevap vermez; önce düşünmesi gerektiğini söylerdi. Her konuya atlamazdı. Onun sahiciliğinden, gerçekliğinden ve belki en çok da tutarlılığından etkilenmemek mümkün değildi. Eğitimlerinde de konuşmalarında da hiç acele etmezdi; muhtemelen seanslarında da karşısındakini hızlandırmaya çalışmazdı. Erdoğan zamanı yavaşlatabilen nadir insanlardan biriydi.</description><pubDate>Tue, 07 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12417</g:id><g:gtin>12417</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/vazgecemediklerinin-toplamidir-insan-1.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12416/mahir-cayan-kitabi-uzerine-deginmeler</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12416/mahir-cayan-kitabi-uzerine-deginmeler</link><title>Mahir Çayan Kitabı Üzerine Değinmeler - Cemalettin Canlı</title><description>Dipnot Yayınları İbrahim Kaypakkaya Kitabı, Behice Boran Kitabı, Hikmet Kıvılcımlı Kitabı başlıklı kitaplar çıkararak sosyalist hareketin önderlerinden bazılarının fikirlerinin, tartışmalarının ve biyografik bilgilerinin bir kez daha bilince çıkarılmasına, gündeme gelmesine aracı olmuştu. Mahir Çayan Kitabı da, bu serinin hazırlıkları neredeyse on yıl öncesinde tamamlanmış ama basımı bugünlere kalmış bir parçasıydı ve dikkatli okurun gözünden kaçmayacağı üzere basımı da geçen yılın sonbaharında tamamlanmıştı. Böylelikle Mahir Çayan Kitabı, 2015 basımı İbrahim Kaypakkaya Kitabı’ndan yaklaşık 11 yıl sonra, Mart 2026‘da dağıtıma girdi ve eşzamanlı olarak araya başka pek çok tartışma da girdi.</description><pubDate>Tue, 07 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12416</g:id><g:gtin>12416</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/mahir-cayan-kitabi-toplu-yazilar.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12415/alexander-kluge-ve-elestirel-teori-ii-tarih-ve-inat</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12415/alexander-kluge-ve-elestirel-teori-ii-tarih-ve-inat</link><title>Alexander Kluge ve Eleştirel Teori (II): Tarih ve İnat - Bartu Şanlı</title><description>Tarih ve İnat, mensubu olduğu geleneğin yazı biçimine bir yenilik getirir. Pek çok görsel açıklama barındıran bu çalışma, bilimsel diyagramlar, seçilmiş el yazmaları, tanıtım için çekilen fotoğraflar (film stills) ve taslakları kapsar. Bazıları metnin bizzat devam ettiricisi olarak işlev görürken bazıları yazıdan uzaklaştırılmıştır. Görseller yazı ile iç içe geçer ve tarih veya tarih-öncesi olarak zamansallaştırılan görseller şimdiyle mübadele içine girer. Bir önceki yazıda vurgulanan kümelenmenin yanında Walter Benjamin’in montaj formülünü N&amp;K nasıl kullanmıştır? Saydam bir kritik olarak montaj, farklı çelişkilerin görünmezleştiği çağdaş bir fotoğraf ilişkisi yerine kültür kategorilerinin ve şeylerin yüzeysel görünümlerini ortaya çıkarır; bu ağı parçalar.</description><pubDate>Mon, 06 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12415</g:id><g:gtin>12415</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/kkk.webp</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12413/lubnanda-hizbullahi-bahane-eden-siyonist-yayilmacilik</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12413/lubnanda-hizbullahi-bahane-eden-siyonist-yayilmacilik</link><title>Lübnan’da Hizbullah’ı Bahane Eden Siyonist Yayılmacılık - Gilbert Achcar</title><description>Hizbullah, İran devletine bağlılığını hiçbir zaman gizlemedi. Partinin merhum genel sekreteri Hasan Nasrallah –İran modeline uygun biçimde partinin örgütlenmesinde de belirleyici olan teokratik kaideye göre bir din adamıydı– bir keresinde açıkça şöyle övünmüştü: “Biz Fakihin Velayeti’nin Partisiyiz.” (Arapçada Vilayet el-Fakih.) Bu, İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucu babası Ruhullah Humeyni tarafından sistemleştirilen köktenci-teokratik bir doktrindi. Humeyni bir büyük ayetullahtı; yani On İki İmamcı Şiiliğin (Şiiliğin ana kolunun) en yüksek dereceli din adamlarından biriydi. Aynı zamanda İslam peygamberinin soyundan geldiği iddia edilen milyonlarca kişiden biriydi; bu soy, Humeyni’nin halefi Hamaney’de ve Nasrallah’ın kendisinde de görüldüğü üzere, din adamları arasında kara bir sarıkla ayırt edilir. Beyaz sarık takan diğer din adamlarından bu yönüyle ayrılırlar ve “seyyid” unvanını taşırlar.</description><pubDate>Mon, 06 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12413</g:id><g:gtin>12413</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/hghh.webp</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12412/yavaslik-hiz-ve-haz</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12412/yavaslik-hiz-ve-haz</link><title>Yavaşlık, Hız ve Haz… - Ahmet İlhan</title><description>Dijital ekranda parmakla kaydırma hareketi, belki de çağın en karakteristik jesti. Bir içeriği henüz anlamaya başlamışken bir sonrakine geçmek, düşüncenin kök salmasına, anlam üzerinde oyalanmaya fırsat tanımıyor. Bu hız, zihni sürekli uyararak canlı tutuyor gibi görünse de aslında onu yüzeyselliğe mahkûm ediyor. Her şey görünür ama hiçbir şey gerçekten “görülmez” hale geliyor. Akın’ın sözünü ettiği “durup anlama” hâli ise tam da bu yüzden kayboluyor çünkü durmak, sistemin akışına karşı bir direnç gerektiriyor. Bu bağlamda dizeler, modern insanın, dikkat ekonomisi içinde nasıl parçalandığını da ima ediyor denebilir.</description><pubDate>Sun, 05 Apr 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12412</g:id><g:gtin>12412</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/026-new.webp</g:image_link></item></channel></rss>