<?xml version="1.0" encoding="utf-16"?><rss version="2.0"><channel xmlns:g="http://base.google.com/ns/1.0"><title>Birikim Dergisi Güncel RSS</title><link>https://birikimdergisi.com/rss/guncel</link><description>Birikim Dergisi Güncel RSS</description><language>tr</language><image><url>https://birikimdergisi.com/logo.png</url><title>Birikim Dergisi Güncel RSS</title><link>https://birikimdergisi.com/rss/guncel</link></image><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12479/mehtap-ceyranin-donus-romani-yarayla-yasamak-ya-da-donusun-imkansizligi</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12479/mehtap-ceyranin-donus-romani-yarayla-yasamak-ya-da-donusun-imkansizligi</link><title>Mehtap Ceyran’ın Dönüş Romanı: Yarayla Yaşamak ya da Dönüşün İmkânsızlığı - Ahmet İlhan</title><description>Mehtap Ceyran’ın yakın zamanda çıkan ve otobiyografik özellikler taşıyan üçüncü romanı Dönüş, ana karakter Pero’nun çocukluk travmaları, cezaevi yılları ve babasıyla kurduğu sancılı ilişkinin izini süren bir hafıza kazısı niteliğinde. Ancak romanı, yalnızca geçmişe dönük bir hatırlama anlatısı olarak değil; geçmişin bedende, dilde ve mekânda hâlâ sürmekte olan etkilerinin epik anlatısı olarak düşünmek daha doğru olur. “Dönüş”, anlatısının üst katmanında ana karakter Pero’nun hapishaneden tahliye olup çocukluğunun Batman’ına, baba evine, yaptığı fiziksel bir yolculuk anlatılırken, derin alt katmanlarında ise çocukluğuna; bastırılmış hafızasına ve kapanmamış yaralarına doğru inen ruhsal bir yolculuğun sancılı, ağrılı izlerini süreriz.</description><pubDate>Sat, 13 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12479</g:id><g:gtin>12479</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/365028-9786253696177-66282.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12478/konformizden-cikis-cagrisi</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12478/konformizden-cikis-cagrisi</link><title>Konformizmden Çıkış Çağrısı: Dünyanın Tozunu Atalım - Sami Özbil</title><description>Dünyanın Tozunu Atalım, takvimde işaretli tarihi günlere sabitlenen, yaşasın ve kahrolsun nidalarına sıkışan, siyasal doğruculukla bezeli genel geçer aktivizme daralan protestocu konformizmden kopma çağrısı. Nesnel zorluklardan hareketle türetilen olmazlar değil nasıl yapabiliriz, sorusu var odakta. Literatür temelli bakıldığında konumlanılan saha kitle dinamiğini temel almasıyla sol, kitlenin kurucu dinamiklerinin bütün limitlerini sonuna dek değerlendirmeye azmetmesiyle sağ "sapma”ların dışında. Dikkatleri her şart altında mücadeleye, kazanım elde etmenin imkanlarına çeken örneklerse dünyanın birçok yerinden. Onların kesişim alanı da sömürüye ve her tür dışlanmaya karşı haysiyeti kuşanma, insan onurunu diri tutma arayışı.</description><pubDate>Fri, 12 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12478</g:id><g:gtin>12478</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/9903-20260116104352203-1.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12476/futbolun-ontolojisi-kktc-kosova-ve-taninmanin-sinirlari</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12476/futbolun-ontolojisi-kktc-kosova-ve-taninmanin-sinirlari</link><title>Futbolun Ontolojisi: KKTC, Kosova ve Tanınmanın Sınırları - Kemal Yücekayalar</title><description>Futbolu yalnızca doksan dakika süren bir spor müsabakası olarak değerlendirmek şüphesiz eksik bir yaklaşım olacaktır. Defalarca özellikle YouTube’un vasat ve vasat altı programlarında (istisnaları tenzih ederek) tekrarlanan “futbol sadece futboldur” söylemi, bu oyunun toplumsal, kültürel, ekonomik ve siyasal boyutlarını görünmez kılma riskini taşırken belirli ideolojilere de hizmet etmekten kendilerini alıkoyamazlar. Simon Kuper’e atıfla oysa futbol, modern toplumların en yaygın kolektif pratiklerinden biri olarak gündelik hayatın hemen her alanıyla temas hâlindedir (Kuper, 2014). Demem o ki futbol sadece futbol değildir, futbol dışında birçok şeydir.</description><pubDate>Thu, 11 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12476</g:id><g:gtin>12476</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/chatgpt-image-11-haz-2026-09-15-37.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12474/butlanin-faili-kim-devlet-akli-mi-erdogan-iktidari-mi-yoksa-kirilgan-bir-iktidar-koalisyonu-mu</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12474/butlanin-faili-kim-devlet-akli-mi-erdogan-iktidari-mi-yoksa-kirilgan-bir-iktidar-koalisyonu-mu</link><title>Butlan’ın Faili Kim: Devlet Aklı mı, Erdoğan İktidarı mı, Kırılgan Bir İktidar Koalisyonu mu? - Murat Özbank</title><description>21 Mayıs 2026 günü açıklanan “Mutlak Butlan” kararı, Türkiye’nin 19 Mart 2025 tarihinden beri içinde yaşadığı “fiili OHAL rejiminin” yeni bir evreye taşındığını ortaya koydu. 24 Mayıs günü CHP Genel Merkezi’ne polis zoruyla girilmesi, seçilmiş yönetimin genel merkez binasından biber gazıyla çıkartılması ve binanın Kemal Kılıçdaroğlu ekibine teslim edilmesiyle birlikte de en azından kamuoyunun geniş bir kesimi açısından tablo netleşti: Yaşanan, seçme ve seçilme hakkına, dolayısıyla demokrasiye yapılan bir darbeydi. Yargı bağımsızlığının yoğun bir biçimde tartışma konusu olduğu, yargının siyasallaştığı bir ortamda bu darbenin bir mahkeme kararı eliyle vurulmuş, Kılıçdaroğlu’nun davetiyle yapılan polis müdahalesiyle uygulanmış olması, onun “meşru” görülmesine yetmiyordu.</description><pubDate>Tue, 09 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12474</g:id><g:gtin>12474</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/chatgpt-image-9-haz-2026-00-20-32.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12473/kilicdaroglunun-antagonistik-devlet-akli</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12473/kilicdaroglunun-antagonistik-devlet-akli</link><title>Kılıçdaroğlu’nun Antagonistik Devlet Aklı - Ali Cebe</title><description>Belli ki birileri hâlâ Kılıçdaroğlu için bir iletişim faaliyeti yürütmeye devam ediyor. CHP genel merkezinin kapıları kırılarak içeri girilmesinden birkaç gün sonra üzerinde Çankaya Belediyesi yazan bir banka oturarak soruları cevaplamak da muhtemelen bu dahiyane iletişim aklının “bizden biri” imajı yaratma niyeti taşıyan “stratejik” aklı. Bu aklın bir diğer PR çalışması da Kılıçdaroğlu’nun kurultay mağlubiyetinden sonra T24 çevrimiçi gazetesinde yayınlanan “yeni dünya düzeni” üzerine yazılan görüş yazıları. Gazetenin düzenli bir okuru olarak, bu yazılara zaman zaman denk geliyor, şöyle bir göz atıyordum. Yazılar, Riviera’lardan, Gramsci alıntılarına, tekno-derebeyleri çağından, vasallık tartışmalarına uzanan Salı Pazarıvari ne ararsan var tipi bir kavram bombardımanına sahip.</description><pubDate>Mon, 08 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12473</g:id><g:gtin>12473</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/chatgpt-image-8-haz-2026-00-58-02.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12472/tenhada-yazmak</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12472/tenhada-yazmak</link><title>Tenhada Yazmak - Melike Koçak</title><description>Audre Lorde Bahisdışı Kızkardeş’te “Sessizliklerim beni korumamıştı. Sessizliğin seni de korumayacak,” der. Korkmamanın durmaksızın salık verilmesine rağmen korkuyu anlamlandırmanın kendisini güçlendirdiğini söyler. Ölme korkusuyla konuşmamayı değil; bu korkudan bir dil, söz kurmayı tercih ettiğini belirtir. İşte benim için de yazmak en temelde -yazdığım öykü, inceleme, eleştiri vb. her ne olursa olsun- sessiz kalmama; sessizliklerden, suskunluklardan doğru dile gelme, buralardan bende kalanları dile getirme arzusu demek. Türlü şekilde ve kumaşla dokunmuş kalın sessizlik perdesini aralamak anlamına da gelen bu yaratıcı eylem/hamle epeyce vaatkâr.</description><pubDate>Sun, 07 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12472</g:id><g:gtin>12472</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/chatgpt-image-4-haz-2026-13-51-13.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12471/kadinlarin-birbirine-gecisi-sonsuza-dek-emily-uzerine</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12471/kadinlarin-birbirine-gecisi-sonsuza-dek-emily-uzerine</link><title>Kadınların Birbirine Geçişi: Sonsuza Dek Emily Üzerine - Alâra Kuset</title><description>Kadınların kendi deneyimlerinden, benliklerinden çıkıp; başka bir kadının deneyimini içine çekmesi sahiden de çok sık karşılaşılan bir şey maalesef (iyi ki mi demeli?). Bunu “kadınlık deneyimi”nin ortaklığıyla açıklayabiliriz. Elbette her kadının yaşadıklarının ortak olduğunu iddia edip bu ‘yaşantıların’ biricikliğini ve özgünlüğünü yok saymıyorum, ancak hetero-patriyarkal bir toplumda yaşayan kadınların deneyimlerinin sık sık ortaklaştığını gözlemlemek güç olmasa gerek. Bunun temelindeki en büyük sebeplerden birinin ise bu hetero-patriyarkal toplumun yarattığı yapısal şiddet olduğunu söyleyebiliriz. Peki, geçtiğimiz ocak ayında Tetes Kitap tarafından yayımlanan Maria Navarro Skaranger’in Sonsuza Dek Emily kitabını bu bağlamda nasıl düşünebiliriz?</description><pubDate>Sat, 06 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12471</g:id><g:gtin>12471</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/31aa6b08b7l.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12470/guvencesizligin-uc-yuzu-ve-siyasetin-yeni-sinavi</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12470/guvencesizligin-uc-yuzu-ve-siyasetin-yeni-sinavi</link><title>Güvencesizliğin Üç Yüzü ve Siyasetin Yeni Sınavı - Guy Standing</title><description>Prekarya kısa süre önce sözünü söyledi, fakat yorumcular bunu fark edemedi. Daha doğrusu, siyasal müesses nizam bugünün kitlesel “işçi sınıfını” –güvencesiz çalışma koşulları, istikrarsız gelirleri ve bizzat devletle giderek kırılganlaşan ilişkisiyle tanımlanan bu sınıfı– “tehlikeli” bir sınıf olarak görüyor. Bunun nedeni, bu sınıfın doğası gereği aşırılıkçı olması değil, geleneksel siyasal normları desteklememesidir. Bu sınıfın karakterini kavrayamamak, bütün merkez sol partilerin ondan destek devşirmekte başarısız olmasının merkezinde yer alıyor.</description><pubDate>Fri, 05 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12470</g:id><g:gtin>12470</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/chatgpt-image-3-haz-2026-16-10-01.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12469/ahlakin-ekolojisi-bazi-hayal-kirikliklari-neden-siyasi-degil-ahlakidir</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12469/ahlakin-ekolojisi-bazi-hayal-kirikliklari-neden-siyasi-degil-ahlakidir</link><title>Ahlakın Ekolojisi: Bazı Hayal Kırıklıkları Neden Siyasi Değil, Ahlakidir? - Utku Perktaş</title><description>Bir hayal kırıklığını anlamaya çalışmak, onu yaşamaktan daha zor. Çünkü anlamaya çalışmak mesafe gerektirir, oysa hayal kırıklığı insanı tam ortasından yakalar. Bu yazıyı o gerilimle yazıyorum: Hem içeriden hem dışarıdan bakmaya çalışmanın yarattığı hafif baş dönmesiyle. Ben bir ornitoloğum ve biyocoğrafyayla ilgilenen bir evrimsel biyoloğum. İşim, kuşlar üzerine çalışmak – türlerin dağılımlarının arkasındaki tarihi okumak, davranış kalıplarının altındaki mantığı anlamak. Kuş türlerinin dağılımlarının arkasındaki tarih bize ne anlatır? Neden belirli çevrelerde belirli davranış kalıpları ortaya çıkar? Hangi koşullar işbirliğini teşvik eder, hangileri çatışmayı artırır?</description><pubDate>Thu, 04 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12469</g:id><g:gtin>12469</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/chatgpt-image-3-haz-2026-09-30-51.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12468/filistinde-100-yillik-savas-kolonyalizmden-direnise</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12468/filistinde-100-yillik-savas-kolonyalizmden-direnise</link><title>Filistin’de 100 Yıllık Savaş, Kolonyalizmden Direnişe - Ziya Dinçsoy</title><description>Dünya Savaşı’nın bir cephesi olan Gazze’de, müttefiki Alman subaylarla tahkim edilmiş Osmanlı askerleri ile Britanya kuvvetleri arasındaki çarpışma Britanya lehine sonuçlandıktan kısa bir süre sonra, Britanya bölgede bir Yahudi devleti kurulması yönünde konumunu açıkladı. Bu açıklama ile bölgenin otokton halkı Filistinlileri sadece ‘Yahudi olmayanlar’ olarak görecek kadar açık bir ırkçılık ve inkar örneği sergilendi. 1948’e kadar devam eden 30 yıllık Manda yönetimi dönemi Filistinlilere yönelik kesintsiz bir biçimde devam eden şiddetin kurucu iskelesinin inşa edildiği bir dönemdi. Proto-faşist gruplar (örneğin Irgun Zwai Leumi) ile oluşturulan şiddet ve terör dalgası ile Filistin ülkesinde Filistinliler sistematik olarak yıldırılmaya ve kaçırılmaya çalışıldı.</description><pubDate>Wed, 03 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12468</g:id><g:gtin>12468</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/9279-20250915095839611-1.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12467/bir-utopya-degil-perspektif-olarak-sosyalizm</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12467/bir-utopya-degil-perspektif-olarak-sosyalizm</link><title>Bir Ütopya değil Perspektif olarak Sosyalizm - Boris Kagarlitsky</title><description>Ota Šik, klasik eseri Sosyalizmde Plan ve Piyasa’da özel mülkiyetin kaldırılmasının bireyler ve toplumsal gruplar arasındaki çıkar farklılıklarını ortadan kaldırmadığını belirtir. Kapitalist piyasa bu farklılıkların düzenlenmesini sağlar fakat bunu herhangi bir toplumsal optimuma göre değil, güç, gelir ve mülkiyet dengesine göre yapar. Modern toplumun yalnızca toplumsal ve sınıfsal olanlarla sınırlı kalmayan keskin çelişkilerle parçalanmış olması, tam da bu yüzden farklı bir mekanizmaya duyulan ihtiyacı acilleştiriyor. Daha da kötüsü, klasik piyasa mekanizması artık işlemiyor. Bu durum, liberterlerin iddia edeceği gibi sorumsuz solcuların ya da açgözlü şirket elitlerinin piyasanın “normal” işleyişine müdahalesinin sonucu değildir; sermayenin yoğunlaşmasının ve araştırma maliyetlerinin artmasının sonucudur. Bunlar, serbest ve eşit rekabeti bir ütopyaya dönüştürmüştür.</description><pubDate>Tue, 02 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12467</g:id><g:gtin>12467</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/kagarlitskyjjjj.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12466/fanon-seriati-islam</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12466/fanon-seriati-islam</link><title>Fanon, Şeriati, İslam - Ahmet Ataş</title><description>Fanon, sadece Yeryüzünün Lanetlileri’nde değil, esasen tüm külliyatı boyunca Cezayir toplumundaki sömürgecilik karşıtı geleneğin İslamî referanslarından ziyade seküler ulusal referanslarını öne çıkarır; Cezayirlilerin İslamî bilincinden ziyade modern ulusal bilincine yüksek bir anti-kolonyalist kapasite atfeder. Bu bağlamda, mektupta İslam’ı Ortadoğu özelinde sömürgecilik karşıtı potansiyeli en yüksek “ideolojik alternatif” olarak işaret eden sözleri dikkat çekicidir ve İslam’a bakışında kritik bir revizyonu ifade ettiğini söylemek yanlış olmaz. Ancak İslam’ın anti-kolonyalist muhtevasına vurgu yapan sözleri, seküler bir kavrayışın karakterize ettiği kolonyalizm ve dekolonizasyon teorisinin ana sayıltılarına dair bazı soruları da beraberinde getirmektedir.</description><pubDate>Sun, 31 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12466</g:id><g:gtin>12466</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/kare.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12465/martin-jay-in-habermas-i</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12465/martin-jay-in-habermas-i</link><title>Martin Jay'in Habermas'ı - Martin Jay</title><description>Artık aramızdan ayrılmış olduğuna göre ve olağanüstü kariyerinin genel muhasebesi yapılmaya başlanabilecekken, onun kalıcı mirasını anlık konjonktürün değişkenleriyle ölçmek ya da Gazze savaşı konusunda doksanlı yaşlarının ortalarında yaptığı bir hatadan dolayı yetmiş yıllık teorik çalışma ile siyasal müdahaleleri tümüyle silip atmak son derece akılsızca olur. Habermas’ın hacimli külliyatı, yalnızca ele aldığı çok sayıdaki felsefi, siyasal ve toplumsal meseleyle ilgilenen herkes için değerli bir kaynak olarak kalmayacaktır; aynı zamanda “angaje entelektüel” olarak ortaya koyduğu örnek de kalıcı olacaktır.</description><pubDate>Sat, 30 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12465</g:id><g:gtin>12465</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/resim1-4.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12464/neoliberalizmin-enkazinda-siddet-narsistik-nihilizm-otoriterlesme-ve-eril-yikim</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12464/neoliberalizmin-enkazinda-siddet-narsistik-nihilizm-otoriterlesme-ve-eril-yikim</link><title>Neoliberalizmin Enkazında: Narsistik Nihilizm, Otoriterleşme ve Eril Yıkım - Betül Yarar</title><description>Türkiye'de son yıllarda giderek artan kadın cinayetleri ile toplumun gözleri önünde gerçekleşen okul saldırıları, yalnızca bireysel patolojilerin ya da anlık krizlerin ürünü değildir. Bu olaylar, daha derin ve kapsamlı bir toplumsal kırılmanın görünür semptomlarıdır. Bu yazının temel argümanı şudur: söz konusu şiddet örüntüleri, onlarca yıllık neoliberalleşme sürecinin yarattığı toplumsal tahribatın ve bu tahribata verilen otoriter-faşizan siyasal tepkilerin birlikte ürettiği narsistik ve nihilist öznelliklerle doğrudan ilişkilidir. Bu yapının anlaşılabilmesi için neoliberal yönetim mantığının küresel ve yerel gelişimini, ilerici neoliberalizmin krizini, buna reaksiyoner biçimde yükselen otoriter popülizmi ve bu siyasal atmosferin beslediği psikolojik öznellik biçimlerini birlikte ele almak gerekmektedir.</description><pubDate>Thu, 28 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12464</g:id><g:gtin>12464</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/chatgpt-image-28-may-2026-00-25-38.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12461/tek-imza-cumhuriyetinde-universite-istanbul-bilgi-universitesi</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12461/tek-imza-cumhuriyetinde-universite-istanbul-bilgi-universitesi</link><title>Tek İmza Cumhuriyeti’nde Üniversite: İstanbul Bilgi Üniversitesi - Ayça Alemdaroğlu</title><description>Bu yüzden Bilgi’yi savunmak, tek bir üniversitenin tüzel kişiliğini savunmanın ötesine geçer. Bu savunma, üniversitenin piyasa ve devlet arasında bütünüyle eritilemeyen kamusal niteliğini, kendi kendini yönetme hakkını ve Türkiye’de özgür bir aklın yaşayabileceği kurumsal zemini savunmak anlamına gelir. Kararın geri çekilmiş olması, tehlikenin geçtiği anlamına gelmez; aksine, üniversitelerin ve toplumun geleceğinin tek imzayla belirlenemeyeceğini ısrarla hatırlatacak daha geniş bir demokratik mücadeleye ihtiyaç olduğunu gösterir. Üniversiteleri savunmak, yalnızca kampüsleri değil, eleştirel düşüncenin kurumsal zeminini, öğrencilerin ve akademisyenlerin söz hakkını ve toplumun ortak geleceğini savunmaktır.</description><pubDate>Tue, 26 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12461</g:id><g:gtin>12461</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/erdogan-geri-adim-atti-bilgi-universitesinin-kapatilma-karari-iptal.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12458/trumptan-epsteine-tolstoydan-ayfer-tunca-kotuluk-dekadan-ve-hayatin-anlami</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12458/trumptan-epsteine-tolstoydan-ayfer-tunca-kotuluk-dekadan-ve-hayatin-anlami</link><title>Trump’tan Epstein’e, Tolstoy’dan Ayfer Tunç’a Kötülük, Dekadans ve Hayatın Anlamı - Hüseyin Köse</title><description>Trump’tan Chomsky’ye, gizli anlaşmalardan veri dampingine dek uzanan geniş bir “fact and figüre” silsilesi içinde ortalığa saçılanlar, nasıl bir dünyada yaşadığımıza ilişkin de son derecede ürkütücü ipuçları verdi. Jeffrey Epstein vakası, bize bir şiddet ve cinnet tipolojisi sunmadı sadece, aynı zamanda insanlığın geldiği akıl izan dışı sadik aşamayı da mükemmelen ikaz etmiş oldu. Nitekim ortalığa saçılan ve tahammül eşiğini zorlayan eylemler (cinsel şiddetten pedofiliye, insan kaçakçılığından şantaja, diplomatik dokunulmazlığın kötüye kullanımından, çok çeşitli alanlardaki çıkar ve nüfuz ağlarına kadar birçok akıl almaz suç, şiddet, yasadışı olay, vb.) küresel elit konsensüse yönelik basit bir ifşa olayı olmayıp, sıradan bir skandaldan daha fazlasıydı. Topyekûn bir vicdan kararması ve korkunç bir dekadan örneği, nereden baksanız.</description><pubDate>Sun, 24 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12458</g:id><g:gtin>12458</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/f3275f42-03fc-47a7-9f65-eb5bdbc4f547.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12457/kent-kalabaliginda-bir-intikam-melegi</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12457/kent-kalabaliginda-bir-intikam-melegi</link><title>Kent Kalabalığında Bir İntikam Meleği - N. Buket Cengiz</title><description>Kent yalnızlığı ve modern yabancılaşmanın muhteşem ifadesi; tüm zamanların en iyi filmlerinden Taxi Driver elli yaşında. Martin Scorsese’nin 1976 tarihli filmi Taxi Driver (Taksi Şoförü), yönetmenin tam da yukarıdaki alıntıda bahsettiği o rüyada olma hissiyatı ile açılır. Yağmurlu gecede caddeler, ıslaklığın yansımalarıyla bir ışık oyununa dönüşmüştür, renkler fludur ve iç içe geçmektedir, saksafonun akışkan melodileri sokaklardaki kaygan dokuyu tamamlar. Ama, ancak, duygusunu çok iyi hatırladığımız ama sözcüklere asla dökemediğimiz bir rüyada olabileceği şekilde; o uçucu, sakin ve romantik akan saksafon sanki yaklaşmaktaki bir felaketi haber veren vurmalılarla bölünüverir. Sonsuz bir tekinsizlik, atmosferin tam ortasına yerleştiği anda yeniden saksafonun şefkatli kollarında buluruz kendimizi.</description><pubDate>Sat, 23 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12457</g:id><g:gtin>12457</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/jpj.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12456/biyocesitliligin-dar-koridoru-ozgurluk-kurumlar-ve-doganin-gelecegi-uzerine</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12456/biyocesitliligin-dar-koridoru-ozgurluk-kurumlar-ve-doganin-gelecegi-uzerine</link><title>Biyoçeşitliliğin Dar Koridoru: Özgürlük, Kurumlar ve Doğanın Geleceği Üzerine - Utku Perktaş</title><description>Biyoçeşitliliği çoğu zaman türlerin sayısı, ekosistemlerin zenginliği ya da doğanın korunması gereken kırılganlığı üzerinden düşünürüz. Bir ormandaki kuşları, bir meradaki çiçekleri, bir göldeki balıkları, bir toprağın içinde görünmeden çalışan mikroorganizmaları… Bütün bunlar bize yaşamın çoğulluğunu gösterir. Fakat biyoçeşitlilik yalnızca canlıların çeşitliliği değildir. Biyoçeşitlilik aynı zamanda o canlıların birbirleriyle, yaşadıkları yerlerle ve insan toplumlarıyla kurdukları ilişkilerin toplamıdır. Bu yüzden biyoçeşitlilik meselesi yalnızca biyolojinin konusu olarak görülmemelidir. Biyoçeşitlilik ekonomiyle, siyasetle, hukukla, toplumsal normlarla ve özgürlük fikriyle de doğrudan ilişkilidir.</description><pubDate>Fri, 22 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12456</g:id><g:gtin>12456</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/8494e02b-365c-4300-ae27-750623a26b59.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12455/post-kolonyal-teorinin-islamci-muhipleri-kulturel-iktidari-tercume-etmek</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12455/post-kolonyal-teorinin-islamci-muhipleri-kulturel-iktidari-tercume-etmek</link><title>Post-Kolonyal Teorinin İslamcı Muhipleri: Kültürel İktidarı Tercüme Etmek - Tunahan Yıldız</title><description>Bu yazıda göstermek istediğim, Türkiye İslamcılığının post-kolonyal teoriyle kurduğu daha geniş evren. Türkiye İslamcılığının post-kolonyal teori ithalatı, iktidar elitlerinin post-kolonyal teoriye yakınsayan ya da yamanan bir jargon setinden ibaret değildi. Üstelik, Türkiye’de İslamcıların post-kolonyal teoriye ilgisi, Orientalism gibi sınırlı sayıda metinden ibaret kalmadı. Yukarıda bahsettiğim bazı çalışmaların daha dar kapsamda ifade ettiği üzere, Türkiye’de İslamcılar post-kolonyal teoriden iştahla beslendi. İslamcılar, 1980’lerden bugüne, post-kolonyal metinlerin varsayımları ve kavramlarıyla ziyadesiyle istikrarlı ve giderek yoğunlaşan bir ilişki kurdu.</description><pubDate>Wed, 20 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12455</g:id><g:gtin>12455</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/kolonyal.png</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12454/saatlerin-yeniden-ayarlanmasi</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12454/saatlerin-yeniden-ayarlanmasi</link><title>Saatlerin Yeniden Ayarlanması - Osman Elbek</title><description>Bu soruyu yanıtlama çabasına girişmeden önce neden Tanpınar’ın satırlarıyla bugüne bakmak gerektiğine de yanıt vermek gerekli. Çünkü Tanpınar bu topraklarda arafta kalan birisidir. Her ne kadar genel algı onun muhafazakâr ve sağ bir yazar olduğu biçiminde olsa da, modernlerin öte tarafta gördüğü bu yetkin şair ve yazarı, gelenekçiler de içleri sinerek gönül hoşluğuyla kendi mahallelerine pek kabul etmezler. Zaten Tanpınar ile bugüne bakmaya çalışmanın sebebi hikmeti tam da bu arafta kalma halidir. Modern ve gelenekçi ayrımların dışında, siyah ve beyaz benzeri dikotomilerin ötesinde bugünü Tanpınar’ın gözünden ele almak tüm taraflar için bir düşünme ufku ve zihin açıcılık sağlayabilir.</description><pubDate>Tue, 19 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12454</g:id><g:gtin>12454</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/saatleri-ayarlama-enstitusu-kare.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12452/dogru-bir-sey-yapmak-ya-da-yapmamak</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12452/dogru-bir-sey-yapmak-ya-da-yapmamak</link><title>Doğru Bir Şey Yapmak ya da Yapmamak! - Cemşid Bilmez</title><description>Frantz Fanon, dekolonizasyonun mutlak biçimde şiddet barındırdığını, aynı zamanda bunun tarihsel bir zorunluluk olduğunu belirtir ve sömürge bireyinin kaderini eline almasının ve varlığını yeniden inşa etmesinin buna bağlı olduğunu söyler. Sömürge toplumunda sömürgeci ve sömürge arasındaki ilişkiyi bu temelde değerlendirir. Ryan Coogler’in Sinners (Günahkarlar) filmi de tam olarak bu tarihsel gerçeklikten esinlenmiş olabilir. Film Amerika’da ırkçılığın ve plantasyonlarda Afrikalı siyahilerin sömürüldüğü bir tarihte geçmektedir. İki kardeşin elim bir olayın ardından terk ettikleri kasabalarına yıllar sonra dönmelerini anlatsa da yüzeyin altında iki karşıt tavır ve hayat biçimini karşı karşıya getirir. Amerika’ya kendi büyücülüğünü de getiren Afrikalı tanrıça ve Hıristiyanlığın babası kavga eder. Bunların şahsında ırkçılığı korku türünde bir biçime dönüştürür.</description><pubDate>Fri, 15 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12452</g:id><g:gtin>12452</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/mcdsinn-wb006.webp</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12451/ahmet-t-kurunun-islam-otoriterlik-ve-geri-kalmislik-i-uzerine</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12451/ahmet-t-kurunun-islam-otoriterlik-ve-geri-kalmislik-i-uzerine</link><title>Ahmet T. Kuru’nun “İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık”ı Üzerine - Ali Fuat Bilkan</title><description>Sonuç olarak; Prof. Dr. Ahmet T. Kuru’nun İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık, Küresel ve Tarihsel Bir Karşılaştırma adlı eserinin son zamanlarda okuduğum etkileyici kitaplardan biri olduğunu belirtmeliyim. Yazar, geri kalmışlığı dış etkenlere bağlama kolaycılığına kaçmadan, sorunları “içeriden” biri olarak analiz ederek din-siyaset ilişkisini küresel ölçekte ve mukayeseli olarak değerlendirmiş. Eserin en önemli özelliği, klasik dönemi değerlendirirken olay ve olguları çağdaş dünyayla irtibatlandırarak yorumlamasıdır. Ufuk açıcı ve eleştiri ortamına zemin hazırlayıcı bu tür eserlerin düşünce hayatımızın canlanmasına önemli katkıları sağlayacağı muhakkaktır.</description><pubDate>Thu, 14 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12451</g:id><g:gtin>12451</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/kitap-20260329170405129187112.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12448/adam-przeworski-ile-soylesi-demokrasilerin-cokusu</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12448/adam-przeworski-ile-soylesi-demokrasilerin-cokusu</link><title>Adam Przeworski ile Söyleşi: Demokrasilerin Çöküşü - Patrick Iber</title><description>Kapitalizmi ortadan kaldırmayı nihai hedef olarak gören partiler, iktidara geldiklerinde kapitalist toplumları nasıl yönetmeliydi? Üretim araçlarının kamulaştırılmasıyla birlikte bir anda sosyalizme geçmeyi mi tercih etmeliydiler, yoksa kapitalizm koşulları altında işçi sınıfının koşullarını iyileştirmeyi amaçlayan kademeli adımları mı benimsemeliydiler? Burjuvazinin direnişiyle nasıl başa çıkmalıydılar: Zor kullanarak mı, yoksa sosyalizme yönelik seçmen desteğini artırmayı amaçlayan kademeli reformlarla mı? Sosyalistler, seçimleri kaybetmeye, sosyalizme giden yolun durdurulmasına hazırlıklı olmalı mıydı?</description><pubDate>Tue, 12 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12448</g:id><g:gtin>12448</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/sdsds-1.jpg</g:image_link></item><item><guid isPermaLink="true">https://birikimdergisi.com/guncel/12446/dominique-edde-ile-soylesi-burada-lubnanda-kopruler-hem-gercek-hem-de-mecazi-anlamda-havaya-uctu</guid><link>https://birikimdergisi.com/guncel/12446/dominique-edde-ile-soylesi-burada-lubnanda-kopruler-hem-gercek-hem-de-mecazi-anlamda-havaya-uctu</link><title>Dominique Eddé ile Söyleşi: “Burada, Lübnan’da, Köprüler Hem Gerçek Hem de Mecazi Anlamda Havaya Uçtu” - Joseph Andras</title><description>İsrail ordusu hayatları sistematik biçimde yok ediyor. Güneydeki bölgeleri beyaz fosforla yaktı, onlarca köyü harabeye çevirdi, toprakların onda birini işgal etti, yardım konvoylarını bombaladı, Gazze’de olduğu gibi gazetecileri öldürdü. Bugüne kadar 21 gazeteci hayatını kaybetti… Bir milyondan fazla insanı yerinden etti; Beyrut’un güney banliyölerini yerle bir etti. 8 Nisan Çarşamba günü, başkentin tam merkezine, önceden hiçbir uyarı yapılmadan, on dakika içinde yüz bomba attı. Onlarca çocuk da dahil yüzlerce insan hayatını kaybetti. Ve bugün, bazılarınca “dünyanın en etik ordusu” olarak sunulan bu ordu, ateşkese rağmen yıkımını sürdürüyor. 10.452 kilometrekarelik, zaten aşırı sıkışık bir ülke için bu bedel son derece ağır. İsrailli yöneticiler yalnızca bombalamakla kalmıyor; Lübnan’ı adeta bir hapishane avlusu gibi yönetiyorlar.</description><pubDate>Wed, 06 May 2026 00:00:00 +0300</pubDate><g:id>12446</g:id><g:gtin>12446</g:gtin><g:brand>Birikim Dergisi</g:brand><g:image_link>https://birikimdergisi.com/Images/UserFiles/Images/Spot/2024-02-10t124320z-260619764-rc2nz5a4sd52-rtrmadp-3-israel-lebanon-hamas-1024x695.jpg</g:image_link></item></channel></rss>