Bir ekonominin büyüme için yabancı sermaye girişlerine bu denli bağımlı hale gelmiş olması ciddi bir yapısal sorundur ve bunu kısa vadede çözmek maalesef mümkün değildir. Kısa vadede öncelikle yapılması gereken AKP iktidarının 2016’dan ve özellikle de 2021 sonbaharından itibaren altüst etmeye başladığı makroiktisadi ve finansal göstergeleri düzeltmeye başlamaktır. Yerel seçimlere kalan on bir aylık kısa vadede (büyümeyi aksatmadan ve işsizliği yükseltmeden) enflasyonu dizginlemek ancak şansımız yaver giderse mümkün olabilir.
Büyüme uğruna göz yumulan fiyat ve kur istikrarsızlığı, rekabetçi-otoriter-popülist bir iktidarın düşmesi için yeterli olmayabilir –özellikle de seçim zamanı iyi denk getirilebilirse ve dünya ekonomisinin koşulları da bir ölçüde destekleyici seyrederse... “İrrasyonel” iktisadi politikalar uygulayan bir liderin iktidardan düşmesine kesinlik atfetmek ise muhalefette rehavet ve yeterince mesnetli olmayan bir iyimserlik yarattığı ölçüde istenmeyen sonuçlar doğurabilir diye endişe ediyorum.
Kayırma süreçlerinin devamlılığı herhalde her şeyden önce ekonomik büyümenin “öyle ya da böyle” sürdürülmesine bağlı. “Öyle ya da böyle” ne demek? Ekonomik büyüme uğruna diğer bazı önemli göstergeleri göz ardı etmek demek. Mesela yerli paranın rezerv paralara karşı hızla değer kazanmasını veya kaybetmesini, yani kur istikrarsızlığını umursamamak. Mesela enflasyon oranındaki ve enflasyon beklentilerindeki hızlı yükselişi önemsememek. Mesela mali ve finansal dengelerin bozulmasına göz yummak.