Astroloji Uygulamaları Neden Yükselişe Geçti?
30 Kasım 2020 Pazartesi
Pattern gibi, modern bireyin endişelerini ve belirsizlik korkularını yatıştırmayı hedefleyen uygulamalar, sosyolog Eva Illouz’un advice literature (tavsiye edebiyatı) ya da self-help literature (kişisel gelişim kitapları) hakkındaki incelemeleri ışığında ele alınabilir. 1920’lerden itibaren psikolojinin “popülerleşmesi”, tavsiye edebiyatını yükselen bir kültürel endüstri ve duygusal normların standartlaştırılması için bir araç haline getirdi.
Yeni Başlayanlar için Felsefe: “Babamın Defterleri”
29 Kasım 2020 Pazar
Şöyle bir düşünelim, dağdaki çoban da dahil olmak üzere, en geniş kesimlerin, kendi yaşadıkları toplum ve kendi gelecekleri hakkında bilinçli karar vermeleri en çok kimleri rahatsız eder? Herkes için daha yaşanır bir toplum, toplumlar oluşturmanın siyaset yapmaktan, daha çok siyaset yapmaktan (bunu derken en geniş kesimlerin konuya duyarlılıkla katılmalarını, söz söylemelerini, belirleyici olmalarını kastediyorum) başka bir yolu olduğunu düşünmüyorum.
Bir Başkadır’da Evin Temsili
28 Kasım 2020 Cumartesi
Dizide sık kullanılan mekânlar karakterlerin hem sığınağı hem kaçmak istedikleri yer haline gelen evleridir. Özellikle ana karakterlerin kendi aileleriyle konuşmalarını, tartışmalarını genel olarak bu evlerde seyrederiz. İstanbul’un merkezine yakın ya da uzak konumlarda yer alan bu evler karakterlerin mahremini gördüğümüz, onları daha yakından tanıdığımız mekânlardır.
Boş veya Dolu Olmak Üzerine
27 Kasım 2020 Cuma
Güçlü, rap müziğin savunuculuğunu yaparken “rap’in içini boşaltan” birtakım rapçilerin varlığını vurguluyor. Rap’in içini boşaltmak ne demek? Veya içi dolu rap nedir? Güçlü’nün aklından geçenleri okuyamam elbette fakat varsayımda bulunacaksam “içi dolu” rap, son cümlesinde belirttiği üzere “toplumsal ve protest bir hareket”tir.
Dostluk, Yol ve Yürüme
25 Kasım 2020 Çarşamba
Yürüyüşçü kendine hâkim olmaya çalışmaz, çünkü kendinin bir yapılandırma olduğunun yürüdükçe farkına varır. Kendiliklerinden soyunması toplumsalın yapılandırmasından arınması anlamına gelecektir. Yürüyüş, kendiliği istiklâline kavuşturur. Bu kavuşturma ne yönetilebilir ne de planlanabilir. Eğer planlanır ya da yönetilirse yürüyüş spora dönüşür.
Politik Tiksinti: Kutuplaşmaya Karşı Kökensel Bir Refleks
23 Kasım 2020 Pazartesi
Politik tiksinmenin belki en yıkıcı sonucu artık ortak bir doğruya inanmayan, kutuplaşmış toplumsal grupların birbirinden tiksinir olması. Üstelik tiksinme üzerine çalışan psikanalistlerin “kontaminierung” olarak adlandırdığı durum nedeniyle, yani tiksinilen nesne ile iletişim kesilse dahi tiksintinin dindirilememesi yüzünden, bu toplumsal kutuplar katılaşıyor.
"Delibo"ya Dair
21 Kasım 2020 Cumartesi
Her türlü yapının öncelikle sınıfsal içeriğine dikkat kesilen Delibo, karşısına aldığı sermaye sahibi ve zengin doğan -olan değil- insanları da, yanına alegorik tamlamalarla çağırdığı gayrimüslim halkları da verili bir halde sunmaz. Şimdide anlattığı bütün toplumsal bireyler, geçmişte de vardır.
“Evindeyken de Yalnız Kalma!”
20 Kasım 2020 Cuma
Artık işverenin tahakküm yöntemleri eve de taşınabilir oldu: bilgisayarlardan izlenip anlamsız yoklama toplantılarına maruz kalmaya başladık; klavyeye kaç kere basıp mousea kaç kez tıkladığımız sayılır oldu. İşçileri gözaltında tutmak isteyen işveren işçinin evinde de işyerinde olduğu gibi kök söktürecektir.
“HDP ile Görüşmek” Kavramı Üzerine: Bir “Siyasal Düşman”ın İnşası
19 Kasım 2020 Perşembe
Tıpkı Demirel’in 1965 seçimlerinden sonra TİP’in parlamentodaki mevcudiyetinden kendi önderliğinde mobilize olan bir popüler komünizmle mücadele hattı/cephesi üreterek iktidarını berkitmesi gibi, AKP de -ağırlıkla 2015’ten sonra- HDP’nin parlamentodaki kurumsal mevcudiyetinden kendi önderliğinde mobilize olan bir bölücülükle/terörizmle mücadele hattı/cephesi üretmeye ve ekonomik krizle aşınan iktidarını bu yolla berkitmeye çalışmıştır.
“Belki de Dura Kalka Yürümek Bu Toplumun Naturası”
18 Kasım 2020 Çarşamba
Önce şunu anlamamız lazım. Kürtlerden esirgediklerimiz aynı zamanda kendi hayatımızda fedaya razı olduklarımızdır. Kürtlerden esirgediklerimiz, kendi hayatımızda da vasata razı olmamıza yol açmaktadır. Kürtlerden esirgediklerimiz nedeniyle örneğin biz de kendi hayatımıza dair kararlara katılamıyoruz, yerel yönetimleri bile demokratikleştiremiyoruz.
Cemo ve Memo Üzerine Notlar
17 Kasım 2020 Salı
Ölümünün üzerinden tam olarak otuz yedi yıl geçen Kemal Bilbaşar’ın Cemo ve Memo romanlarında bahsettiği olaylar, isyanlar ve aşk hikâyeleri Türk edebiyatında hâlâ önemli bir konumda yer alır. Ölümünün üzerinden otuz yedi yıl sonra Kemal Bilbaşar'ın Cemo ve Memo romanları yirmi üçüncü baskıya ulamış ve geniş bir kitle tarafından okunmuştur.
Ahbaplar, Çavuşlar ve 2020 Türkiye’sinde Neoliberalizm
16 Kasım 2020 Pazartesi
Özellikle birçok neoklasik iktisatçının bu kavramdan bezdiğini, kendi akademik donanımlarına yapılan haksız bir küçümseme olarak algıladıklarını da görüyoruz. Peki, neoliberalizm kavramında sıkılacak su kaldı mı? Bize fayda sağlayacak, dünyayı ve Türkiye'yi daha iyi anlamamıza yardımcı olacak kadar kullanışlı ve kesin bir anlamı var mı?
Unutmamaya Adanan, Kiraz Ağacı
15 Kasım 2020 Pazar
Otokrat ülkelerde insanın yeni bir toplum inşasına dair isteği ve arzusu hep vahşetlerle karşılık bulmuştur. Bu süreç insanın acı çekişlerinin tarihidir, bir anlamda. Gökçer Tahincioğlu’nun Kiraz Ağacı adlı romanı da işte bu tarihe, kimsenin açmaya cesaret edemediği pencereden bakıyor.
Dostluk ve Felsefe
15 Kasım 2020 Pazar
Dostların, dostluk ilişkisinin sağlığı için doğruyu söylemesi nasıl dostlar için bir şanssa; krala da aynı şekilde doğruyu söyleyecek vatandaşlarının olması aynı ölçüde büyük bir şanstır. Bu şans ya da imkân, dostlar veya kralın, dostluk ve yönetim ilişkisinin sağlığını koruması anlamına gelecektir.
Trajedide Salınmalar: Ercan Kesal'dan Onat Kutlar'a
14 Kasım 2020 Cumartesi
Ercan Kesal'ın Nasipse Adayız adlı eseri fikrimce, modern trajedinin bir örneğidir. Bu sorunsalı çözümlemekte fayda var. Modern trajedinin klasik olandan farkı, varoluşsal hususların mağdur, umudu ve arzuları aşınmış olan vesilesiyle toplumsal olanın üzerinde konumlandırılmasıdır.
Zengin Sofrası, Yoksul Sofrası
13 Kasım 2020 Cuma
Yoksulluğu, eşitsizliği gelir üzerinden tanımlamak, konu üzerinde konuşanları iki seçenekten birisini seçmeye mecbur bırakıyor: Eşitsizliği ya mutlak terimlerle (belirlenen bir yoksulluk düzeyinin altında olanlar) ya da göreli terimlerle (medyan gelirin belirli bir yüzdesinin altında geliri olanlar) tanımlayıp, onun üzerinden konuşmak zorundasınız. Ama tüketim harcamaları açısından ve tüketim kalıpları ile baktığınızda önünüze yepyeni ve az bilinen bereketli bir alan açılıyor.
Türk Rap Müziğinin Dilemması: Ezhel Niye İspanyolca Sözler Yazıyor?
12 Kasım 2020 Perşembe
Ünlüönen’in ifade ettiği “çocuk tekerlemesi düzeyinde” bulduğu şarkı sözlerinin bu dilemmadaki tarafı “içini boşaltan” rapçilerin durduğu taraf. Haklı olarak cinsiyetçi bir bakış açısı, şiddeti övme, homofobi vs. eleştirisine konu oluyor. Fakat ifade etmediği bir şey var, ritim ve tekerleme tarzı zaten rap müziğin özünü oluşturan unsurlar.
Feminist Odalar (X): Feminizm ve Tiyatro
12 Kasım 2020 Perşembe
Hâkim ataerkil kültüre alternatif bir kültürün yaratımında, geleneksel -eril- tiyatroya alternatif gelişen feminist tiyatro, kadınların kendi aralarındaki kültürel imgelere ve ritüellere yönelik araştırmalar sonucunda ortaya çıkan simgelere dikkatle bakar. Bu bakış kadınların ezilen pozisyonundan ziyade güçlü ve mücadeleci bir biçimde tasvir edildiklerini gösterir.
6306 Sayılı Yasa ve Deprem Gerçeğimiz
10 Kasım 2020 Salı
6306 sayılı yasa çıktığında kent ve çevre mücadelesinde yer alanların eleştirileri kanunun afet riski altındaki yerlerin dönüştürülmesinden ziyade rant odaklı kentsel dönüşüm uygulamaları için kullanılacağı, yerel yönetimlerin yetkilerinin azaltılması sonucunu doğuracağı, barınma ve mülkiyet hakkına orantısız müdahaleye yol açacağı idi ve 6306 sayılı yasa öncelikle İstanbul bölgesinde merkezin kentsel dönüşüm planları içinde yer alan, rant değeri yüksek yerlerde uygulandı.
Post-post-Kemalizm'e İhtiyat Notları
9 Kasım 2020 Pazartesi
Geçirgenlik zamanı delerek Kemalizm’in oklarını tarihin şimdisine düşürebiliyorsa, temel sorunlar etrafındaki kümelenmeler ve sarkaç siyaseti sürüyor demektir. İstenirse bu hal ile “durağan diyalektik” arasında türlü bağlantılar da kurulabilir. Bir bu kadar önemli olansa, şu veya bu yorumuyla beraber Kemalizm’in, her dönemin “muhalefeti” olarak da konumlanmasını mümkün kılan hamilik rolüdür. Sözgelimi Türkiye’de siyasal İslâmcılık değil, sosyal demokrat veya sosyalizan bir iktidar olsa, Kemalizm ona karşı da bayraklaştırılabilir.
“Bekleyişin Şarkısı”nda Ölümün ve Yaşamın Askıya Alınışı
8 Kasım 2020 Pazar
Nihayetinde ne ölü ne diri olan kişi, ne ölülerin ne de dirilerin dünyasına dönebilir. Bu da ölü yakınlarını süreklileşen bir kırılma hali içinde tutarak onların sosyal entegrasyonlarını, psikolojik sağalmalarını imkânsız hale getirir. Bekleyişin Şarkısı’nda olup bitenlerin derininde gerçekleşen de budur. Bu anlamda ne Rahşan Teyze’nin ne anlatıcı olay kahramanının ne Zedan’ın, ne Ferda’nın ne de Sara ve ailesinin iyileşme olanakları yoktur.
Hariçten Gazel (IV): Kediler, Yılanlar, Efsaneler
8 Kasım 2020 Pazar
Gündelik hayatta, böylesine çarpıcı olaylar, dinsel, mitolojik ve folklorik olanın karşılaşma, yeniden form kazanma ve güncel sosyo-kültürel yapı/gündem ile iç içe geçerek tarihsel/mitolojik hikâyelerin katmanlanması, anlamlanması ve hayata anlam katması anlarıdır… Dolayısıyla, böyle olaylardan/saldırılardan sonra, dinsel ve mitolojik olarak iyice şekillenmiş olan folklorik anlatı formlarındaki mitolojik arketipler ve dinsel görünüşlü acaib-ul mahlukat, uzun kış uykusundan uyanır ve sahne alır.
Kimdir Şu Mephisto? İzmir Depreminin Ardından Birkaç Satır
6 Kasım 2020 Cuma
Sahi kim şu Mephisto? Sen misin, ben miyim, sustuklarımız mı, susturduklarımız mı?Goethe'nin Faust'unda şeytanımız Mephisto, tüm ''kötücül'' eylemlerin mümessili olan ve aslen ''iyi''yi, ''güzel''i arayan ''saf'' insanların yoluna çıkan, onların birbirlerini sömürmelerini, birbirleri üzerinde iktidar kurmalarını teşvik eden, bir bakıma kafa karıştırıcı ''insan dışı ses''tir.
İnterneti Zapt Edeceğiz, İnternetin Zaptı Yakın!
5 Kasım 2020 Perşembe
Bugün Çin, İran ve Türkiye gibi ülkelerin uyguladığı internet politikaları, örneğin Türkiye’nin bütün yayınlara yönelik RTÜK kontrolü dayatması, belirli sosyal medya mecraları ve platformlara sürekli “Türkiye’de temsilcilik açın” baskısı, interneti de ulusal sınırlarla kontrol altına alma, gümrükler içerisinde tutma ve gümrükten her çıkan vatandaştan haberdar olma arzusu olarak görülemez mi?