“Sovyet Müslümanları ve Türklerinin Tarihi Daha Yeni Yazılıyor”
1 Ekim 2020 Perşembe
Devrim sonrasında örneğin Hint Müslümanlarını Bolşevikleri desteklemeye çağıran Mevlevi Bereketullah gibi aktörler “İslâmiyetle Bolşevizm arasında hiçbir çelişki yoktur. Müslümanlık Bolşevik usullerini 1400 yıl önce söylemiştir” filan diye propaganda yapıyor. Anadolu’da TBMM kürsüsünde Şeyh Servet aynı şeyleri söylüyor. Bolşevizm’in, komünizmin ne olduğu hakkında hiçbir malumatı olmayanlara böyle anlatıyorlardı.
Söz Konusu Kadınlar Olduğunda… AKP Dönemi’nde Kürtaj
28 Eylül 2020 Pazartesi
Mahkeme, ihlal kararı vermiş olsa da kürtaj konusunda yasama organının, yani Meclis’in “geniş bir takdir yetkisi” olduğunu söylüyor. Dolayısıyla hangi haftaya kadar gebeliğin sonlandırılmasına karar verileceğinin Meclis’in takdirinde olduğu söylenerek, tartışma biraz da Meclis’e doğru atılmış oluyor. Bu yüzden ihlal kararları, davalar, hukuki kazanımlar o kadar da cepte, yekpare mücadele alanları değil.
Ali Gevgilili, Lütfi Akad ve Anadolu Gerçeği
27 Eylül 2020 Pazar
Ali Gevgilili gerek çoğunlukla dünya sinemasına odaklanan Çağını Sorgulayan Sinema (1989) kitabında gerekse dergi ve gazete sayfalarındaki film değerlendirmelerinde sinemayı öz ve biçim açısından çok iyi bir şekilde kavradığını gösterir. Duyguyla aklın, eleştiriyle hürmetin, tarihsel süreklilikle kopuşun içinde biçimden biçime giren sinema sanatındaki dönüşümün nabzını tutar. Dolayısıyla insanla onun tarihini bir bütünün iki cüzü görür.
Pandemi, Eğitim ve Çocukların Yaşam Hakkı
25 Eylül 2020 Cuma
Türkiye'de, çocuk haklarını merkezine almış öğretmenlerin, yöneticilerin örgütlülüğünün eksikliği, çocuk meclislerinin politik olandan yalıtılmışlığı, çoğu sivil toplumun kâr güden tavırları ve duyarsızlığı, yerel yönetimlerin yaşam hakları hususuna eğilmeyişleri, periferiden merkeze iletişimsizlik ve de koordinasyonsuzluk, hak ihlallerini dayanılmaz kılıyor. Pandemi ve tedbirsizlik yayılarak devam ederken, çocukların denek olarak, çoğunluğun desteğini kaybetmemek uğruna okullara tekrar sokulmaları, yaşam hakları ihlaline girer.
En Distopik Romanımız Böyle Olsun!
24 Eylül 2020 Perşembe
Muhtemelen “Büyük Birader” icadının en büyük “faydası”, gündelik hayattan ayrık bir bilgi alanını işaretlemiş olmasıdır. Böylece Orwellci kavramı bilen kişiler Türkçe konuşan diğer kişilere “Sen Büyük Birader’in ne olduğunu biliyor musun?” sorusunu sorabilirler ve böylece açtıkları muhabbet yoluyla dünyamızın kaderini ilgilendiren bu kurgusal distopyayla ilgili değerli bilgilerini paylaşabilirler. Böylece “Büyük Birader” akademikleşir ve sadece konuyla ilgilenenlerin bildiği teknik bir terim olur.
Mustafa Kemal'e Atatürk Demek: Resmî İdeoloji ve Ata Türk’ün İşlevi (II)
22 Eylül 2020 Salı
Resmî ideoloji, Mustafa Kemal’den kopararak Ata Türk’ü inşa eder; ancak onun inşa ettiği bu Ata Türk (kavramı) resmî ideolojinin tanımına ve işlevine de gelir yerleşir: Böylece Ata Türk, Abraham Lincoln’dan mülhem bir tabirle resmî ideolojinin, resmî ideoloji tarafından, resmî ideoloji için tanımlanması halini alır.
Mustafa Kemal'e Atatürk Demek: Mustafa, Kemal ve Atatürk (I)
21 Eylül 2020 Pazartesi
Mustafa Kemal’i (Atatürk) Ata Türk’ten ayırabilmek için kullanılan bazı kavramlara dair örneklerin ilkel toplumlardan ya da tarih öncesinden veriliyor olması, kavramların kendi dönemleriyle sınırlı bir açıklama kapasitesine sahip oldukları düşüncesini akla getirmemelidir. Nitekim Freud’dan Durkheim’e ve Darwin’e konuyla ilgilenen tüm yazarların, bu kavramları sadece ilkel toplumlar için değil, bugünün toplumlarını açıklayabilecek bir kavramsal dizge olarak ele aldıklarını da belirtmek gerekiyor.
Uyuyamayanlar: Cioran ve Proust
20 Eylül 2020 Pazar
Bazen şanslıyızdır, bilinir bir sebebi olmamasına karşılık, tek bir gece gözümüz kan çanağına; vücudumuzsa bir organ eskisine döner fakat bu geçicidir, sağlıklı bir bilincin bir göz açıp kapamayla üstesinden gelebileceği türden tatlı bir basiretsizliktir. Bazense oldukça şanssızızdır. Gecenin, günü hiç doğurmayacakmış gibi uzun bekleyişinde, ezgili kilise çanları belleğimizin uzak beldelerinde karanlık dualara dalar; sıkışıp kalırız.
Duyguları da Vururlar
17 Eylül 2020 Perşembe
Saygıyı hissetmek, duygusal olarak zenginleşmektir de aynı zamanda... Burada bahsettiğim saygı, “ne kadar da duygulu olunduğunu” göstermek için dramatik biçimde teşhir edilen değil, ilişkide oluşan ve gerçekten deneyimlenen bir şeydir... Ancak böyle bir saygının ön koşulu öteki’ni taktir edebilmek, onun kıymetini teslim edebilmekten geçer. Oysa bizim kültürel dünyamızda bireysel ve kolektif narsizmimiz “öteki’nin değersizliği (hatta aptallığı)” varsayımı üzerine kuruludur.
Bulgaristan’da Hükümet Karşıtı Protestolar: Yolsuzluk İstifa!
15 Eylül 2020 Salı
Borisov’un 2009’dan bu yana mutlak hakimiyeti sırasında, yolsuzlukla mücadelede istenilen sonuçların alınamaması, hükümete karşı olan güvensizliği giderek arttırmış durumda. Buna karşın, Borisov kendi kitlesini yıllar içinde bir arada tutmayı ve zamanla da kemikleştirmeyi başarmış görünüyor. Diğer taraftan, ülkenin 1990-2009 arasında yaşadığı şiddetli ekonomik bunalım neticesinde bir türlü durulamayan politik dalgalanmalara kıyasla, Borisov halen halkın en azından üçte birinin desteğini arkasında tutabiliyor.
Dersim Alexanderplatz: “Memleket nere?”
14 Eylül 2020 Pazartesi
Dersimlilerin kendine özgü mistisizmini de tuhaf bulur Devrim. Annesinin günlerce rüyasında çiçek görmesi üzerine babasına bilet al diye tutturması ve bu bilete büyük ikramiyenin çıkmasını Rüya’ya “Annemler çok tuhaf Marksistlermiş” diye anlatır. Rüya’yı etkilemek için aldığı Zazaca albümlerden Metin-Kemal Kahraman’ın o çok büyülü Ferfecir’ine tutulur...Amcası Ahmet de Devrim’le birlikte Dersim’e gider. Kök, gövdeyi çağırırken bilindik bir kavuşmayı görmeyiz Dersim Alexanderplatz’da. Dersim’de konuk oldukları amca ve yengesinin gündelik yaşamına eklemlenir. Gelmelerinin şerefine kurban keserler.
“Evde Kalmış” Çinli Kızlar Müesses Nizamı Tehdit Ediyor
13 Eylül 2020 Pazar
Komünist rejimin kurulmasından sadece bir yıl sonra 1950’de ilk evlilik kanunu çıkarıldı. 1954’te kabul edilen ilk anayasada da kadınların siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal alanlarda erkeklerle eşit haklara sahip olduğu maddesi yer aldı. Bizzat Mao’nun öncülük ettiği evlilik kanunu bir anlamda toprak reformunun mütemmim cüzü idi. Özellikle kırsal kesimde alınıp satılan bir meta durumunda olan kadınların rızası dışında evlilikler yasaklanıyor, her evliliğin kayıt altına alınması zorunlu hale getiriliyordu.
Dostum David Graeber’ı Yâd Etmek
11 Eylül 2020 Cuma
David Graeber, parmakla gösterilecek bir akademik eylem insanıydı. Pek çok profesör zaman zaman gösterilere katılır ve dilekçe imzalar; yine pek çok eylemci araştırmasını yürütür, hocalık yapar, bunları biliyoruz. Şu var ki David hem eylemciliğe hem akademisyenliğe öyle derinden bağlıydı ki, bunlardan herhangi birine öncelik atfetmek pek mümkün değildir. Açıkçası onun için eylemcilik ve akademisyenlik birbirini besler, zenginleştirirdi.
Hünerli bir Anarşiste Veda: David Graeber’ın Ardından
10 Eylül 2020 Perşembe
Anarşist bir antropolog olarak toplumun en ezilen kesimleri ile en az yabancılaşmış kesimleri arasında kurulacak devrimci koalisyonlar uğruna Graeber’ın harcadığı entelektüel enerjinin son büyük ürünü olan Bullshit Jobs (Gereksiz İşler), gelişmiş ülkelerdeki iş tanımının finansallaşan geç kapitalizm ile birlikte geçirdiği dönüşümü ve bunun alternatif toplum vizyonlarına sirayet etme biçimlerini sergilemesi açısından özel bir değerlendirmeyi hak ediyor.
2020 Adli Yıl Paketi: Bir Dilekçe Yazma Serüveni
9 Eylül 2020 Çarşamba
Hukuk derneklerinin makbul olmayanları kapatıldı. Savcılık kararları ile avukatların bir kısmının Anayasal suçlar kapsamındaki davalarda savunmanlık yapmaları yasaklandı. Dilekçeleri, açıklamaları, raporlamaları suçlama konusu oldu. Toplu tutuklama ve yargılamalar ile hak savunmanlığı imkânsız hale getirilmeye çalışıldı. Sokağa çıkma yasağı dönemi yargılamaları ise, kuralların tümden askıya alındığı dönemler olması, meselenin varabileceği sınırları göstermesi açısından önem arz ediyor.
İnsansız, Davetsiz ve Sahipsiz Bir 30 Ağustos
7 Eylül 2020 Pazartesi
AKP, 2012 yılında çıkardığı tören yönetmeliği ile bir dizi değişikliği daha uygulamaya koydu. Bu değişikliklerin asil amacı, ancien regimein anlam ve varoluş gücünü belleklerden silmek olsa da, iç ve dış çeşitli siyasal dengeler ile Kemalist ruh ve değerlere sahip hatırı sayılır bir nüfusun hâlâ var olması, bütün otoriter kestirmeciliğine rağmen, Erdoğan rejiminin Kemalizm’i dobra dobra reddiyesini engelliyor.
Bilge Karasu’nun “Usta Beni Öldürsen E!” “Masalı”nın Aşırı Gerçek Halleri
6 Eylül 2020 Pazar
Çırağın bir ölüm habercisi olarak gördüğü siyah noktanın/benin de zaman ve mekânla ilişkisi dikkate değerdir. Artık kimsenin yüzünde ben görmediği zamanlar söğütlerin hayalini kurduğu zamanlardır. Düşler, hayaller ölümü uzaklaştıran unsurlar olarak görülse de bu uzaklaşmayı düşünmüş olmak da bir düş olarak görülür. Gelip geçicidir.
Dersim’den Batman’a Cumhuriyet'in Kürt Kadını
4 Eylül 2020 Cuma
Yazı Orhan’ın tecavüzünü anlatmak üzere yola çıkıp günün sonunda intihara sürüklenen kızı, aileyi ve Kürt kültürünü sorumlu tutmasıyla sonlanıyor. Yazar, Kürt kültürünü toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmayışıyla, aileyi bu kültürü benimseyip kız çocuklarını mal gibi görmekle, kız çocuğunu ise kendini maaşlı bir askere “yamayan” olarak suçluyor. Özgentürk, tecavüzcünün dayandığı güç ve iktidar ilişkisini anlamak için yola çıkarken, neden tecavüze uğradığı cevabını aramakla kapatıyor konuyu.
“Yoksulun Merhameti Gasp, Gencin Merhameti Rap”
2 Eylül 2020 Çarşamba
Güç sahiplerinin her alana hâkim, acımasız ve vahşi olduğu dünyada, toplumdan her zaman kesin çözümlü, nokta atışlı, uzun soluklu çözümler üretmesini beklemek pek adil değildir. Sisteme tabi olanlar elbette kısa soluklu çözümlerin ancak bir yarabandı görevi gördüğünün farkındadır fakat aynı özneler, tabi olduklarına da her zaman doğrudan isyan etmeyebilir.
Feminist Odalar (VIII): Osmanlı’da İlk Kadın Dergisi, Şükûfezâr (I)
31 Ağustos 2020 Pazartesi
Şükûfezâr dergisinin yayımlandığı dönemi göz önünde bulundurarak, kadınların erkeklerle bir tartışmaya girmeksizin, kendi üretimlerini diğer kadınlara ulaştırmayı planladıkları, okuma ve yazma eylemini kadınlara ait bir faaliyet olarak tasarladıklarını söyleyebiliriz.. Dinî geleneğin ve muhafazakârlığın “Ev”e bakışında evin kutsallığı, hicap ve edebin nüvesi olarak görülmesi gibi özelliklere eklemlenen, Müslüman kadınların okuma, yazma ve aydınlanma çalışmalarının bir ürünüdür Şükûfezâr dergisi.
Issız Adamlara Vurulan Pervane Kadınlar
30 Ağustos 2020 Pazar
Issız erkeklerle ilişkiyi çekici görmeyen kadınların Clarissa Pinkola Estes’in anlattığı gibi şaşmayan kuvvetli içgüdüleri vardır. Reddedildiklerini hissettiklerinde dağılmadan uzaklaşıp yollarına devam edebilme yetileri de yerindedir. Onlar ikaz işaretlerini fark edebilir. Kendilerine verdikleri değer, ıssız bir adamın onları beğenip sevmesi ile ilişkili olmadığı, kendi içlerinde bir yerde var olduğu için bu ıssızlıktan bir bağ oluşmayacağını anladıklarında dansı terk edebilirler.
Çirkin Cennet, Çabuk Nostalji
27 Ağustos 2020 Perşembe
Bizim şu alıştığımız nostaljinin zaman aralığı yirmi-otuz, bilemediniz on yıllarla başlardı. Son yıllarda artan eskiyi bozarak yenisini yapma ve bu şekilde yaptığını kendine mal etme merakı ve tabii ki sağlanan muhtelif rant, bir de üstüne gelen küresel salgınla nostaljinin zaman aralığı daraldı.
Mutlu Yalnızlık: Gilles Deleuze’ün Mektupları
28 Ağustos 2020 Cuma
Mektupları bir kitap içinde okurken onların bir özel yazışma olduğunu unuturuz, orada kamusal kişiliğine aşina olduğumuz yazarın belirleyici niteliklerinin farklı bir veçhesini görmeyi bekleriz. Karşımıza çıkansa çoğu zaman bir sıradanlık, bir hayal kırıklığıdır. Hayran olduğumuz şairlerin çirkin düşüncelerini, filozofların aptallıklarını, romancıların dikkatsizliğini görürüz mektuplarda.
Covid-19 Her Derde Deva: Neoliberal Ekonomi ve Evrim
25 Ağustos 2020 Salı
Sosyal koşulların ve çevresel faktörlerin kuşaklar arası belirleyiciliğini ortaya koyan bu araştırmalardan sonra hâlâ insanlara dönüp utanmadan “Sağlık Senin Elinde!” nasıl denilebilir! Anneanne ve babaannelerin yaşamları ve onların maruz kaldığı koşullar, DNA diziliminde fark yaratmasa dahi bugünü ve geleceği belirliyorsa, onların yaşadığı yoksunlukların bedeli torunların bedenlerinde hastalık olarak yansıyorsa, sağlık nasıl kişinin elinde olabilir?