Yapacak Bir Şey
25 Ekim 2021 Pazartesi
Her gün var etme imkânlarımızın daraldığı, nefretin hırsın yıkıcı güce kolayca nasıl dönüştüğünü görüyoruz. Alay etme, yaftalama, sindirme gibi anlık başa çıkma yöntemlerinden ya da huzur bozuculuktan çekinme gibi korunma mekanizmalarından sıyrılabiliriz, değişmez insanlık kaderi anlayışının yarattığı kaçışın yerine başka bir şey koyabiliriz demek istiyorum.
Birlikte Sağlıklı Olmak
24 Ekim 2021 Pazar
Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarına kadar İstanbul, henüz tektipleştirilmemiş, millileştirilmemiş ve profesyonelleştirilmemiş bir sağlık sistemine sahip, her biri takdire şayan birçok tedavi yönteminin buluşma noktası konumundaki bir şehirdi. Bugünkü hastane formu, Osmanlı İmparatorluğu yükselen bir kapitalist sınıf tarafından baskıya uğradığında ve Avrupa’nın tıp anlayışı diğer anlayışlardan daha üstün görülüp yurtdışında eğitim gören doktorlar ayrıcalık kazandığında devlet tarafından seçilmiş bir model olarak benimsendi.
Diyarbakır’da Neden Bir Hafıza Mekânı Yok?
23 Ekim 2021 Cumartesi
Güneştekin nasıl “hissetmişse”, bu hisleriyle insanlarla nasıl bağ kurmak istiyorsa, eserleriyle nasıl konuşmak istiyorsa öyle. “Ben böyle gördüm”, “ben böyle hissettim” diyor Güneştekin. Neden olmasın? Sonuçta bu bir hafıza mekânı değil, bir sanatçının “kişisel” sergisi. Peki ya bölge halkının hassasiyetleri? Oranın tam da bir “hafıza mekânı”na ihtiyacı varken hem de?
Kıbrıs’ta Umudun Rafa Kaldırılması: Geleceğin Geçmişte Tuzağa Düş(ürül)mesi
22 Ekim 2021 Cuma
KKTC’nin siyasal çürümüşlüğünde sorumlulardan biri de Kıbrıslı Türk siyasiler ve olanları sorgulamaktan kaçan ve kaçınan Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğudur. Yurt vurgusunun dillerden düşmediği bir toplumda acaba yurdu yurt yapmak için çabalar harcanmış mıdır? Büyük bir muamma. Üretimden kopuk bir anlayışla yurt inşa etmeye çalışmak ve sayısız hükümet krizleri… Kısaca, istikrarsızlığın istikrarı.
Belediyeler ve Tarım: İmkânlar ve Kısıtlar
20 Ekim 2021 Çarşamba
Sözleşmeli üretim elbette piyasa koşullarında büyük şirketleri kârlı çıkarabilecek ya da çiftçinin daha fazla sömürüsüne sebep olabilecek bir model. Ancak, belediyelerin ön ayak olduğu sözleşmeli tarım, kâr odaklılık yerine çiftçi yanlısı bir yaklaşımla yapıldığında, hem çiftçilerin ürünlerinin daha iyi fiyatlarla satın alınmasını sağlayabilir hem de çiftçiye garantili alım vermek suretiyle piyasanın belirsizliklerine karşı bir miktar koruma alanı sunabilir.
Görmezden Gelinmek ile Görünür Olmak Arasında: Suriyeli Mültecilerin İkilemi
18 Ekim 2021 Pazartesi
Görüldüğü üzere, mülteci meselesi iktidarından muhalefetine insan hakları temelli bir yaklaşımla ele alınmak yerine, siyasal manipülasyon aracı olarak kullanılıyor. İktidar mültecileri, dış politikada siyasal baskı aracı olarak kullanırken, muhalefet de Suriyeliler meselesini iktidara tıpkı iktidarın kendisi gibi popülistçe yüklenmenin ucuz bir yoluna dönüştürüyor.
Özel ve Meslekî Hayat
15 Ekim 2021 Cuma
Hayata şerh düşen bu sesli düşünme yazısında kendimden utanmamak için ifade etmem ge-rekir ki kadınları bu konularda daha acımasız eleştiriyoruz. Bir hekim ya da başka bir meslek mensubu kişi erkek olduğu zaman sosyal medyadan gösterilen kaslar ya da “baklava dilimle-ri” hemen hiçbirimizi o kadar rahatsız etmiyor. Ama gelin görün ki bir kadın bu tür gösterileri yapmaya kalkıştığı anda tırnaklarımızı ona geçirmek için -bir kaplan misali- hızla çıkarıyoruz.
Bir “Yetmez Ama Evet”çinin İtirafları
13 Ekim 2021 Çarşamba
Bir anayasa değişikliği, öncekinden daha demokratik hükümler içeriyorsa, başka bir deyişle anayasanın eski haline göre daha iyiyse, şahsen tercihim bu değişikliklere “evet” demektir. Örneğin Anayasa Mahkemesi’ne ya da Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na dair değişiklikler eskiye nazaran daha demokratiktir. Kürsü hâkimlerine oy hakkı ya da Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı tanınmış olması demokrasi mücadelesi yapanları neden rahatsız eder, çok anlaşılır bir hal değil gerçekten.
70’lerin Anarşizminden Terörist Kebapçılara: “Muhalif” Algısı Üzerine
11 Ekim 2021 Pazartesi
Geldiğimiz son noktada Barış Akademisyenleri, HDP’yi destekleyen sanatçılar, yurt bulamadığı için banklarda yatan gençler, fiyatları artıran esnaf… en son olarak da kebapçılar terörist ilan edildiler. Rejimin (ve elbette mütemmim cüzü Türkiye sağının) “muhalifi” gayrimeşru ve zararlı olarak tanımlamasına vesile olan hegemonyayı inşa ederken seçtiği kavramlar değişse de “anarşi-eşkıya-terörist” düzleminde değişmeyip baki kalan kimi hoş sadâlar olduğunu da hatırla(t)mak gerekiyor.
AYM’nin “Hukuk”u, Suruç’un “İz”i, Hayaletlerin “Adalet”i
10 Ekim 2021 Pazar
Suruç’ta hayatını kaybedenlerden ve elbette altı yıl evvel 10 Ekim’de, Ankara’da hayatını kaybedenlerden çok şey öğrendik, azımsanacak gibi değil; daha iyi değil de daha “adilce” bir yaşamı öğrendik, öğreniyoruz. Gerekirse hiç tanımadığı, uzak ve de yakında duran çocukların oyuncağı var mı yok mu diye tasalananlardan, barış isteyenlerden, cümle adalet isteyenlerden çok şey öğrendik, öğreniyoruz. Adaletin peşinden koşmayı öğrendik, öğreniyoruz.
En Uzak Sahiller…
9 Ekim 2021 Cumartesi
Tüm konularda her şeyi en iyi bilen kendileridir. Hiçbir kitap, kendi yazacakları dışında başarılı değildir. Paris’in siyasi çalkantılarının kasabaya yansıması, onların milletvekili olma tutkularını ateşler; ama sözde kalan cesaretlerini eyleme dökemezler. Her şeyden tiksinmeye başlarlar. Dünyanın taa öbür ucuna, belki de vahşiler arasına gitmeyi kararlaştırırlar. Ama ataletten olacak, ellerinin altındakiler ile yeni deneylere girişirler. Aşk maceraları, spor, hidroterapi, spiritizmacılık…
Gaia ve Gaita Kültürleri
8 Ekim 2021 Cuma
Gaia’nın açtığı yeni ve ferah açıklıklar olmadığında Gaita kültürünün karamsar tablosu içerisinde sıkışırız. Distopik filmler, kitaplar, komplo teorileri ilgimizi daha fazla çeker. Cioran gibi, Gaia’nın sonsuza kadar kaybolduğunu bize duyuran karamsar yazarlardan ilham alırız. Sanatın, tarihin, edebiyatın, siyasetin son bulduğunu biraz da kibirle belirleyen, final sözü söylemeye düşkün metinleri beğeniriz. Gaia’nın yeşertmediği, şenlendirmediği, havadar iklimler açmadığı bir ortamda duyar, duygulanır, düşünür ve deviniriz.
“Yurt Bulamayan Öğrenciler Bahanesiyle”
6 Ekim 2021 Çarşamba
Yurtsuzların bir araya getirdiği “hane dışı” uzamda iktidarın kestiremediği bir başka husus daha var: ittifak, yani asamblaj. Bahse konu örgüt potporisine eklenen “LGBTİ” küçük bir detay gibi görünse de aslında rahatsız edici ittifaklardan duyulan endişenin açık bir ifadesi. Öğrenciler ve barınma hakkı söz konusu olduğunda her türlü zorbalığa maruz bırakılan lubunyaların bir araya gelişi toplumsal, siyasal ve ekonomik adalet için mücadelede yeni bir öbekleşmenin habercisi belki de.
Barınamayanlara/Yersizyurtsuzlara Şarkım
5 Ekim 2021 Salı
İlk bakışta iş hayatımızda karşımıza çıkan güvencesizleştirme, istikrarsızlaştırma bugün hayatımızın her alanına tesir ediyor. Elimizde ne işimizi, ne evimizi, ne de refah içinde bir yaşam sürmek bir tarafa, yaşam sürmeye dair şeylerimizi bile tutamıyoruz, tutturmuyorlar. Her an mülteci, kayıtsız/kâğıtsız olabilir veyahut her an kendi ülkemizde evsiz kalabiliriz. İşsizlik, sosyal güvencesizlik zaten ezber edildi, ettirildi.
“Kürtler Aslında…” Sanki Yoktular
1 Ekim 2021 Cuma
Türk sağının provokasyona ezeli yatkınlığına “Kürtler Aslında…” sayfalarında dolaşırken tanıklık etmek (cami bombalayan komünist Kürtçüler, lisede Türk bayrağı yırtan Kürtçüler, depremde yıkılan evlerden çıkan roketatarlar ve hatta “tank”…) kaçınılmaz. Bu komünizmle mücadele yöntemlerinin bütün sağa derece farklarıyla tesir ettiği rahatlıkla söylenebilir.
Graz Komünistleri Kimlerdir ve Yerel Seçimleri Nasıl Kazanırlar?
29 Eylül 2021 Çarşamba
Avusturya basınındaki yorumların önemli kısmı, seçimlerde alınan bu yüksek oy oranını şöyle değerlendiriyor: KPÖ, komünist olduğu için değil, komünist olmasına rağmen kazandı seçimleri… Üç önemli etmen, bence bu sonucun ortaya çıkmasında rol oynadı. Komünistlerin Graz’daki özel tarihi, KPÖ adayının ve diğer politikacılarının inandırıcı siyasal kişiliği ve partinin genel politikasında olduğu kadar seçim propagandasında da merkeze aldığı konu.
Dostluk, Kendilik ve Yaratı
24 Eylül 2021 Cuma
Müzikte de hiçbir ses diğeri üzerinde hâkimiyet kurmaz. Bütün sesler, ne kadar karışık da olsa âdeta birbirlerinin daha iyi duyulmasını ister gibidirler. Dostlar nasıl ki birbirlerinden çok farklı olsa da birbirlerinin yeteneklerini açığa vurmak için fırsat kollarlarsa müzik de o ahengin sesli halini resimler. Kendi ile dost olan veya olma yolunda olanlar müziği duyduklarında kendilerinden geçerler.
Tenin Sınırlarının Ötesinde Bedenin Taşıdığı İmkânlar Üzerine
19 Eylül 2021 Pazar
Sermaye bir kez daha girdiği krizden çıkmak için en yıkıcı haline bürünerek insan doğasının sınırlarını parçalamaya, bedeni gayri maddileştirmeye girişmiştir. Şu anki hayatlarımızda da bunun adımlarının atıldığını görmek mümkündür; fiziksel dokunuşun yerine görüntü yerleştirilmiş, toplumsal hayat insan karşılaşmalarını en aza indirgeyecek şekilde düzenlenmiş, cep telefonları ve tabletlerle yalıtılmış bir birey inşa edilmiştir.
Miraç’ın Sesini ve Hayaletleri Duyuyorum!
15 Eylül 2021 Çarşamba
Bazen de tam burnumuzun dibine sesleniriz. Hatta çığlıklar atarız, partırtı, gürültü kopartır, yeri göğü ve içimizi inim inim inletiriz, fakat yine de bir türlü sesimiz/sesim “muhatabı”na ulaşmaz. Ulaşamayız, ulşamazsınız. Zira sizi, seni, beni, onu, Miraç’ı, Miraç’ın babasını aramıyorlardır, aramadıkları içinde bir türlü duymuyorlardır.
Huricihan İslamoğlu ile Afganistan üzerine söyleşi (II): "Taliban temsilcileri toplumdan hep “onlar” diye bahsediyorlar"
12 Eylül 2021 Pazar
Afganistan’dan şimdi gelecek göç dalgası Taliban karabasanından kaçmak isteyen çok sayıda eğitimli genci, gazeteci, mühendis, sanatçı ve akademisyeni içeriyor. Onları anlamsız bir “biz Afganları istemeyiz” nakaratıyla kaçırmasak iyi olur diye düşünüyorum. Biz isteyelim, istemeyelim Afganlar gelecekler; duvarlar, çitler onları engelleyemeyecek.
Düşün-ce
10 Eylül 2021 Cuma
Öteki ile, ötekinin varlığı ile dil de katmanlaşır ve karmaşıklaşır. Öteki ile her karşılaşma, dilde yeni bir katman demek. İnsan türü söz konusu olduğunda ve toplumsallaşma tarihi ile bu sürecin uzunluğu göz önüne alındığında, İnsan'ın artık Dünya ile Gerçek ile doğrudan, dolayımsız ilişki kurabilmesi çok zor...
Huricihan İslamoğlu ile Afganistan üzerine söyleşi (I)
9 Eylül 2021 Perşembe
2001’de Afganistan’ın Amerikan ordusu tarafından işgalini (bugün yapıldığı gibi) sadece bir Usame veya “terörist” avına indirgemek pek anlamlı değil. Öncelikle bu işgali, 2000’li yılların başlarında dünyanın farklı bölgelerinin küresel ticaret ve yatırımlara açılma süreçleri ve bu bağlamdaki güvenlik kaygıları çerçevesinde değerlendirmek gerek.
HDP Kapatılma Davası, Alternatif Planlar ve Bir D(emokrasi) Planı
6 Eylül 2021 Pazartesi
Bu alternatif, Cumhurbaşkanı'nın Millet İttifakı’ndan seçilmesine karşın, Millet İttifakı’nın anayasa reformları yapabilecek parlamento gücüne erişmemesi durumudur. Böylesi bir durumda Erdoğan iktidardan uzaklaşsa da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi modelinin devam edeceği, parlamenter sisteme dönüşün zor, sancılı, belki de uzun bir süre imkânsız olacağı yeni bir döneme kapı aralayacaktır.
Yağsız Süt Gerçek bir İhtiyaç mıdır?
4 Eylül 2021 Cumartesi
Bu mekanizma romanda da tam olarak böyle çalışmıştır. Doppler her ne kadar geyiği görmezden gelse, yokmuş gibi davransa da annesinin ölümüne şahit olan bu yavru kaçıp gitmez, sabahları çadırın önünde dolanır. Bu da yetmezmiş gibi gözünü dikip Doppler’i işerken seyreder. Doppler peşinden ayrılmayan bu geyikle -suçluluk duygusu ya da vicdanının sesine dayanamadığı için- bir bağ kurar. Yavruya karşı sevgi ve sorumluluk duymaya başlar.