Orhan Koçak
6 Eylül 2026 Pazar
İşte, Walter Benjamin’in “Tarih Kavramı Üzerine” adlı notlarında tam da böyle bir ilerlemecilik eleştirilir: tarihin şaşmaz yasaları gereği sosyalizmin kaçınılmaz olduğu ve sonunda ister reformlar yoluyla ister devrimle mutlaka geleceği inancına yatırım yapmış bütün bir sosyalist hareket vardı Benjamin’in eleştirisinin hedefinde. Devrim, ilerlemenin zorunlu sonucu değil, bu kör ilerlemeyi durdurmak için çekilen bir imdat freniydi. Ama Benjamin’in tren metaforu mutlaklaştırılamaz: tarihsel ilerleme fikrinin alternatifi olmaktan çok, o fikrin eleştirisidir ve ancak onunla birlikte anlam kazanır, işlev edinir.
Ömer Laçiner
3 Eylül 2026 Perşembe
Sırf, “Terörsüz Türkiye” gibi “Kürt sorunu”nun en indirgenmiş tanımına özgü bir amaç ilanıyla başlamış bir sürecin, iki yılı aşkın görüşme ve tartışmalardan sonra; ismi “milli kardeşlik, dayanışma ve demokrasi” gibi gayet kapsayıcı ve derinlikli kavramlarla bezenmiş bir komisyonun hazırladığı bir “Çerçeve Yasa”nın mecliste çok yüksek bir oy çoğunluğu ile kabul edilmiş olması ile sonlandığı bilgisinden hareket eden bir akıl yürütmenin varabileceği yegâne sonuç; bu dönem içerisinde söz konusu ülkede iyimserliği hayli güçlendiren orta çapta bir zihniyet dönüşümü olduğu, başlıca tarafların büyük çoğunluğu arasında bir uzlaşma arzusu ve empati havasının gelişip yaygınlaştığı şeklinde olabilirdi.
Tanıl Bora
26 Ağustos 2026 Çarşamba
Çıplak olan, sadece copa darba karşı değil, soğuğa, sıcağa, yağmura çamura karşı da korumasız, kırılgandır. Soyunup kırılganlığını aşikâr kılarak meydan okumak, bedenleşmiş cesaret beyanıdır. Çıplak protestocu, orantısız gücün karşısına olanca korumasızlığıyla dikilerek; hem cesaretini gösterir, hem o orantısızlığı herkesin gözüne sokar. O orantısızlığın gaddarlığını ve komikliğini teşhir eder.
Tanıl Bora
12 Ağustos 2026 Çarşamba
Memleket semâlarında son zamanlarda kol gezen orta büyüklükteki heyûlalar arasında, İttihatçılığı da sayabiliriz. Hem Türkçü-ülkücüler arasında, hem İslâmcı-milliyetçiler arasında, İttihatçılığı yâd ve ihyâ eden bir tavrın mümessilleri var - bir de Etyen Mahçupyan var. Birinciler, kabaca, devletin beka davası ve Türklük uğruna ölümüne bir adanmışlık anlıyor İttihatçılıktan. İkinciler, devletin bekasına ve İslâmî bir millî kimliğe adanmışlıkla beraber, özellikle aslında hasım sayılacak kuvvetleri bile devşirebilen çok esnek koalisyon kabiliyetini anlıyor.
Osman Özarslan
11 Ağustos 2026 Salı
İmran Deniz Göktaş’ın gösterisi pek çok açıdan değerlendirildi, ama bir şey sanki gözlerden kaçtı. Göktaş, gösterisini Peyk grubunun kurucusu ve solisti 2024 yılında aramızdan genç yaşta ayrılmış olan İrfan Alış’a ithaf etti. Tarihi daha eski olmakla birlikte Peyk grubu Gezi sürecinde Don Kafa şarkısıyla popülerleşti. Sonrasında, pek çok bankacı ve global firma bu şarkıyı reklam cingılı olarak kullanmak istese de, İrfan Alış ve Peyk kabul etmediler. Bütün çalışmaları boyunca hiç sponsor kullanmadılar, başka işler yapıp müziklerini kendileri finanse ettiler ve özellikle pandemi sürecinde müzisyenlerin hızla yoksullaşıp intihar etmeye başlamalarıyla birlikte Olta Dayanışma’yı kurdular.
Polat S. Alpman
31 Temmuz 2026 Cuma
CHP, 2023 seçimlerine böylesi bir kimlik aşınmasıyla girdi. “Altılı Masa” denilen yeni sağ blok, AKP’ye olan muhalefeti örgütlemeyi, Kürtlerin desteğini de bu muhalefet üzerinden elde etmeyi amaçlıyordu. Ancak burada tutarlı bir siyasi hattın kurulduğunu söylemek zor. Bunun nedenini CHP’nin tarihsel kimliğine indirgeyen eleştirilerin ıskaladığı asıl mesele, 2016 sonrası Türkiye’deki rejim değişikliğinin nitelikleriydi. Türk tipi Cumhurbaşkanlığı sisteminin sağladığı keyfi ve otoriter liderlik imtiyazı, bürokratik alanın tümüne nüfuz etmişti.
Tanıl Bora
28 Temmuz 2026 Salı
Çay ‘faaliyeti’ etrafında kurulan bu imge, örgütün gündelik faaliyetinin imgesidir. Malûm, memlekette gündelik hayat, sohbet, beşerî münasebet, buluşmalar, toplaşmalar, kabuller, hep çaylı olur. Çay, sosyalleşmenin ve siyasî sosyalleşmenin refakatçisidir. Özgür Özel’in gasp edilmiş CHP’ye verdiği adla “baba ocağı”nı, -tıpkı bütün partiler gibi-, çay ocağından bağımsız düşünmek zordur. Çay imgesinin böyle altını çizmek, çay ‘faaliyetini’ dönüp dönüp vurgulamak, örgüt hayatını, örgüt emeğini onurlandırmanın nişanı, örgüt emeğine yapılan duygusal yatırımın ifadesi.
Cuma Çiçek
27 Temmuz 2026 Pazartesi
Otoriterleşmenin derinleştiği, siyasal ve sivil alanın her geçen gün daraldığı, büyük ölçekli servet transferleriyle birlikte yoksullaşmanın yaygınlaştığı ve derinleştiği, genç kuşakların mevcut siyasal aktörlerle bağlarının zayıfladığı bir dönemde temel ihtiyaç, yalnızca mevcut muhalefetin yeniden örgütlenmesi değil, daha geniş bir demokratik siyasal merkezin kurulmasıdır. Bu siyasal merkezi kurmaya aday Yeni Parti'nin kuruluşu yalnızca örgütsel değil, aynı zamanda kurucu siyasal tercihler bağlamında değerlendirmeyi hak ediyor.
Barış Özkul
26 Temmuz 2026 Pazar
Merriam-Webster’ın 2025’te yılın sözcüğü seçtiği “slop”, düşük nitelikli ve genellikle büyük miktarda yapay zekâ aracılığıyla üretilmiş içeriği tanımlamak için kullanılıyor. Benzer sözcüklerle, fazla emek verilmeden çoğaltılmış içerik yığınına “slop” adı veriliyor. Bununla kastedilen yanlış bilgi aktaran veya sözdizimsel olarak yanlış kurulmuş metinler değil. Aksine, düşük emekli yapay zekâ çıktıları yeterince doğru, düzgün ve makul görünen metinler halinde dolaşıma giriyor.
Tanıl Bora
22 Temmuz 2026 Çarşamba
Futbol sadece futbol olmadığı gibi, İspanya da bir zamandır sadece İspanya değil. İspanya futbol takımının 2026 FIFA Dünya Kupası'nı kazanması, hem futbol ortamında “güzel oyunun” namusunu kurtaran bir zafer olarak kutlandı... Hem de verdiği ufak tefek “siyasal mesajlar,” şu dünyanın şer güçlerinden sıtkı sıyrılanlara bir nefeslik can üfledi.  Kutlama töreninde Trump’ı kibarca istiskal etmeleri sayesinde üflediler mesela o nefesi…
Işıl Kurnaz
14 Temmuz 2026 Salı
Şehrin Kara Çocukları: Badline ne anlatıyor? Yoksulluğu taklit etmeden, içinden geçilen dünyayı, sarsılmaları, acıyı sadece edebiyatın bahanesi olarak görmeden, içinden geçtiği şey her neyse onun kabuklarını soyuyor. Siz, özgürlüğün sadece hissi bir şey değil, fiziksel bir duygu da olduğunu anlıyorsunuz. Kesik kesik damarlardan, bütün hızıyla dünyaya çarpsın diye sürülen arabalardan, kan çanaklarından…
Cuma Çiçek
13 Temmuz 2026 Pazartesi
2009-2011 Oslo Süreci de, 2013-2015 Çözüm Süreci de demokratikleşme söylemiyle birlikte yürütülmüştü. Bugün ise güvenlik alanındaki ilerleme ile demokratikleşme arasında belirgin bir senkron kaybı yaşanıyor. Bir tarafta örgütün feshi, silahsızlanma ve Meclis'te oluşturulan komisyon gibi tarihsel gelişmeler yaşanırken, diğer tarafta kayyım uygulamaları sürüyor, muhalefete yönelik yargısal müdahaleler devam ediyor ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar hafiflemiyor.