Tanıl Bora
18 Mayıs 2022 Çarşamba
Günde iki paket sigara içen birine böyle devam ederse dert sahibi olacağını, ömrünün kısalacağını söyleyerek sigarayı bırakmasını telkin etmek başka, “sigara içmeyi bırakırsan ölmezsin!” demek başka! Franzen, gerçekçi olmayan umutların peşinden gitmemeyi, daha salih ifadesiyle, ‘sahici,’ ‘doğru’ umutlar kurmayı savunuyor. Franzen’a göre sahici umudun koşullarından biri dürüstlüktür.
Orhan Koçak
17 Mayıs 2022 Salı
Maupassant’ın natüralizmindeki kadercilikten, uzun süreli hastalığının etkisiyle sonlara doğru iyice artan karamsarlığından fazlasıyla söz edilmiştir. Bu şemaya göre, her türlü haz, çok geçmeden mutlaka cezalandırılacak bir hubris’tir, en azından budalaca bir yanılsama. Natüralistin sevinç sarhoşluğunu her zaman sert bir ayılma bekler. Öykünün gidişine baktığımızda burada da öyle olduğunu inkâr edemeyiz. Bu katışıksız haz deneyimi, tepelerin ardında beliren dumanlar ve top gümbürtüleriyle kesilir.
Murat Belge
16 Mayıs 2022 Pazartesi
Evet, bu muydu bu alanda sosyalizmin yapması gereken? Paylaşmaya ve eşitliğe dayalı bir etik oluşturmayı gerektiren bir düşünce biçimi ve bir toplum anlayışıyla yola çıkılmış; hayatın bu alanında böyle davranıyorsunuz. “Üstyapı” dediğimiz düşünce dünyasının bir “altyapısı” da vardır. O “altyapı” işte böyle tavırların toplum hayatında yerleşmesiyle başlar. Bilmem ne kadar testosteron yutturduğu kadını madalya alma kürsüsünde gördüğünde yalnız sevinç ve kıvanç duyuyorsan, içinden “başardık” diyorsan senin ideolojinin altyapısını hâlâ kapitalist dünya görüşünün yerleşik değerleri belirliyor demektir.
Işıl Kurnaz
14 Mayıs 2022 Cumartesi
Eşitsizlik, sadece kendinde bir eşitlik sorunu değildi. Evlilikten piyasaya, kazanmaktan kaybetmeye, tüketmekten, borçlu hanelere, kadınlara, borçlanma çağına, kreditokrasinin bizatihi kendisiyle ilişkiliydi. Gıda harcamaları söz konusu olduğunda “Hem kardeştik, hem de değil.” Eşitsizliği göstermek, yani sadece açıklamak değil ayrıca anlamak için istatistiklere, verilere, insanı sanki hiç yaşamı yokmuş gibi dünyadan soyutlayarak rakam haline getiren sayılara başvurmak bir yol değildi aslında, çoğunlukla belki böyle yapılıyordu. Ama insanın, o istatistiklerden ve sayılardan taşan bir gerçeği vardı.
Ömer Laçiner
12 Mayıs 2022 Perşembe
Rusya da dahil bütün bu ülkelerde-toplumlarda Batı’ya öykünme, “Batılılaşma”, başından beri en hafifinden özenti diye damgalanmasına ve daima güçlü şüpheler içeren bir tutum olarak görülmesine rağmen onun evrensellik iddiasına etkili bir karşı cevap girişiminde bile bulunulamayacağı adeta zımnen kabullenilmiş gibi kendi kültür ve zihniyetlerine parantezler açmakla yetinilmiş; dolayısıyla “Doğululuk” sadece o parantezlerin etiketi olarak bir anlam ve işlevle sınırlı olabilmiştir. O nedenle şimdi Çin-Rusya ekseninde teşekkül etmekte olan kutbun “Doğulu” zihniyet adına söyleyebildiğinin hemen tamamını, Batı emperyalizminin yaptığı kötülüklerin sayıp dökülmesi oluşturuyor.
Erdoğan Özmen
11 Mayıs 2022 Çarşamba
Adil, eşitlikçi ve özgürlükçü olmak, ya da gerçekleştirilecek herhangi bir eylemin, yapılacak herhangi bir şeyin bu niteliklere sahip olup olmadığı ancak adalet/eşitlik/özgürlük bakış açısından anlaşılabilir. Demek bütün insanlara seslenmeye, bütün insanlarla birlikte konuşmaya ve yapmaya yönelen bir ortaklığın bakış açısından. Diğer yandan bu, aynı biçimde devam etmenin ne demek olduğunu belirleyen koşulları birlikte düşünmeye, müzakere etmeye ve yaratmaya koyulmaktır da.
Tanıl Bora
4 Mayıs 2022 Çarşamba
Hayat pahalılığını mesele etmek, politize etmek, elbette, olmazsa olmaz... Bununla beraber, Kemal Can'ın hep kızdığı gibi, başka bütün gündemleri bu esas gündemle boğmaya kalkışınca ‘sıkıntı’ oluyor. Hayat pahalılığından mustarip olanların başka meseleleri düşünecek hallerinin olamayacağını, adeta akıllarının başka şeye yetmeyeceğini varsayan ve onları o acze mıhlayan bir zımnî kabulü besleyebilir, bu bakış. Bu da haysiyet kırıcı değil midir?
Işıl Kurnaz
1 Mayıs 2022 Pazar
Davanın ilk görüldüğü Mahkeme olan ve beraat kararı veren İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyetine, karardan 1 gün sonra HSK 1. Dairesi tarafından soruşturma açıldı.  Osman Kavala’nın tahliyesine ilişkin karardan sonra Erdoğan’ın “Bir manevra ile onu dün beraat ettirmeye kalktılar” çıkışı ile cezaevi aracından dönen Osman Kavala, bu sefer casusluk suçlamasıyla tutuklandı. 25 Nisan 2022 tarihinde, neredeyse iki buçuk yıldır tutuklu olduğu casusluk suçlamasından beraat etti.
Cuma Çiçek
30 Nisan 2022 Cumartesi
Kimlik meselesini sınıf meselesiyle birlikte düşünmek gerekiyor. Zira sınıfsal eşitsizliklerin inşasında etnik/ulusal, dini/mezhepsel, yerel/göçmen, toplumsal cinsiyet temelli farklılıklar kaynak işlevi görür. Genel olarak ekonomik ve siyasi kaynak/güç kaybı ya da birikimiyle sembolik (kimlikleri sembolik kaynaklar olarak düşünebiliriz) kaynak/güç kaybı ya da birikimi arasında bir korelasyon, yani pozitif bir paralellik var.
Erdoğan Özmen
27 Nisan 2022 Çarşamba
İnsanın kendindeki sapkın eğilimlere teslim olduğu bir dönem bu. Sapkınlığa yenildiği, bastırılmış bütün sapkınlık çekirdeklerinin geri döndüğü, ruhları esir aldığı bir dönem. Çığırından çıkmış sapkınlık dönemi. Kişiliğin bütün iyi, güzel, olumlu taraflarının sapkınlık karşısında geri çekildiği, aşınıp durduğu, zayıfladığı bir dönem. Sapkınlığın güçleri tarafından habire kemirilmekten bitap düşmüş birey çağı.
Evren Balta
26 Nisan 2022 Salı
Bu yeni soğuk savaşta ilk soğuk savaşta olduğu gibi iki bloğu birbirinden ayıran keskin ideolojik sınırlar ve kamplar yok artık. Her ne kadar kimileri yeni soğuk savaşın ideolojik sınırlarının demokrasi ve otoriterlik ekseninde çizileceğini söylese de dünyanın önemli bir bölümünün melez rejimlerin altında yaşadığı, Batı bloğunun kendi içinde yaşanan demokratik gerileyişin hızlandığı bir dönemde demokrasi ve otoriterlik ekseninin en azından kısa dönemde keskin bir ideolojik kutuplaşma hattı olmasını beklemek pek gerçekçi değil.
Murat Belge
25 Nisan 2022 Pazartesi
Ama sanıyorum başta Rusya ve Çin gelmek üzere, sol hareketlerin hepsi iktidarda iseler “kalkınma” uğraşına, iktidar olmadıkları yerde ücret yükseltme türünden uğraşlara girdiler. Bununla da yetindiler. Böylece sosyalizm oldukça kaba saba bir “karın doyurma” öğretisi ve pratiğine dönüştü. En önemlisi dünyayı burjuvazinin gördüğü dünya olarak görmeye devam ettiler. Dünya görüşü buradan başlayıp burada bitiyorsa, yapılan işin adını “gerçekte varolan sosyalizm” diye koymanın bir sakıncası olmuyordu. Neyin “gerçekte” olduğunu da parti saptamıştı.