Haftalık
Murat Belge
5 Aralık 2022 Pazartesi
Dünyada ihtiyaç duyduğumuz şey, bir “restorasyon” değil. “Yeni” bir şey. Amerika’nın Donald Trump adında bir felaketin adını duymamış olduğu, “Masumiyet Çağı” diyebileceğimiz bir zamana (böyle bir “Aden Bahçesi”ne) dönmek değil sorun: Donald Trump’ın gayet somut bir şekilde “olduğu”, iktidarda gösterdiği ferasete rağmen son seçimde bildiğimiz oranda oy almayı başardığı, bugün hâlâ Amerika’da yığınla insanın yeni marifetler göstermesini beklediği bir gerçeklik dünyasında oluşturulması zorunlu olan bir demokrasi projesi ile ortaya çıkmak gerekiyor.
Cuma Çiçek
1 Aralık 2022 Perşembe
Ana muhalefet blokunun “demokrasinin asli gereği olan çoğulculuk ve uzlaşma ilkeleri doğrultusunda toplumun tüm kesimleri ile müzakere ettikten sonra seçimlerin hemen ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunacağı” öneri birçok açıdan değerlendirilmeyi hak ediyor. Zira, Türkiye’de demokratik bir rejim inşasına dönük önemli değişiklikler içeriyor. Bununla birlikte, müzakere çağrısına da bir cevap olarak bu yazıda söz konusu öneriye daha sınırlı bir çerçeveden, “Kürt meselesi merceğinden” bakmak istiyorum.
Tanıl Bora
30 Kasım 2022 Çarşamba
“Ezber bozmak” birkaç on yıldır, popülaritesini sürdüren bir söz. Toplumu anlayabilmek, anlamlı bir politik bir tercih koyabilmek, anlamlı bir çift söz edebilmek için, önce muhakkak ezber bozmak gerektiği hatırlatılıyor sık sık. Gerçekten etkili olabilmek için, ezberleri bozacak bir şey söylemek gerektiği ikazını sık sık işitiyoruz. Doğrudur, dünyaya kulak asmadan, dönüp de devrana bir bakmadan ha bire bildiğini (ya da bilmediğini!) okuyanlar, bu ikazı kışkırtıyorlar. Fakat mesele şu ki, bizzat “ezber bozmak lâzım” sözünün kendisi, manâlı bir şey söylemenin, yeni bir şey söylemenin yerine geçti, gitgide.
Ömer Laçiner
24 Kasım 2022 Perşembe
İstiklal Caddesi'ndeki terör eylemini kim yaptı/yaptırdı ve bununla nasıl bir “mesaj” verdi sorusu hâlâ belirsizliğini koruyor ama Türkiye toplumunun “yönetenler katı”nın (hükümet ve başlıca siyasal partiler) bu olay karşısındaki tavırlarının, kendileri hakkında ciddi endişeler duymamızı gerektiren bir mesaj verdiği ortada. Bu mesaj, en özet ifadeyle –iktidarı ve muhalefeti ile– ülkeyi “yöneten”lerin ve bir yönetim/düzen aygıtı olarak devletin “hal-i pür melal”ini ifşa ediyor. Bunun mevcut iktidarla ilişkili kısmını zaten biliyorduk ama muhalefet cenahına da ciddi ölçüde sirayet etmiş olduğunu bu vesileyle iyice fark etmiş olduk.
Erdoğan Özmen
23 Kasım 2022 Çarşamba
İnsan ruhunun/zihninin işleyişinden, ruhun/zihnin spiral/helezoni hareketiyle ile ilgili  temel bir şeyden sözediyorum. Aynı tema ve meselelere tekrar tekrar geri dönmek, ve fakat her seferinde onlarla birlikte, onlarda belli bir ilerleme ve olgunlaşma sağlamak. Aynı temanın/meselenin giderek derinleşmesi, dallanması, yeni açılım ve bağlantılar edinmesi, zenginleşmesi. İnsan ruhunun müthiş mucizesidir bu. En önemli ruhsal olay, insanın kendi eylemiyle yarattığı/inşa ettiği ruhsallığın bizatihi kendisidir.
Işıl Kurnaz
20 Kasım 2022 Pazar
Bütün bunları bana düşündüren şey, çok yüklü bir meseleydi: İşkence ve eziyet. Birkaç gündür twitter’da dolaşan, haber sitelerinin aldığı bir görüntü dikkatinizi çekmiştir. Meksika’da geçtiği iddia edilen olayda, hırsızlık yaptığı iddia edilen bir çocuğa polisin yaptığı işkence görüntüleri, sopayla çocuğun dövülmesi. İnsanı ortadan ikiye bölen yakıcılıkta görüntüler. Altındaki yorumun çoğu, bunun ne kadar acımasız, ne kadar kabul edilemez olduğu, polisin görevinin yargılamak değil yakalamak olduğu yönünde şeyler. Görüntülerin Türkiye’de de bir skandal yarattığını söylemek mümkün değil tabii…
Sezen Ünlüönen
17 Kasım 2022 Perşembe
Bunun ilk ipucu, travma anlatısının olmazsa olmazı “geriye dönüşün,” video çekimlerin akıllıca kullanımıyla neredeyse tamamıyla ortadan kalkması, anlatının büyük  oranda lineer ilerlemesi ve anlatının “sürprizlerinin” geriye dönüş tekniğine yaslanmaması. Daha sıradan bir yönetmenin elinde bu film şöyle ilerleyebilirdi mesela: yönetmen Kadir köyüne döner, binbir zorlukla mücadele ederek film çekmeye çalışır ve filmin çok kilit bir noktasında filmini çekmeye çalıştığı şeyin kendi çocukluk travması olduğunu öğreniriz! Artık Kadir’in kişiliğinin anahtarına ulaşmışızdır, meğer Kadir o nedenle böyle bir insandır.
Derviş Aydın Akkoç
13 Kasım 2022 Pazar
Yasa, Ayhan Geçgin’in bıkıp usanmadan tartıştığı üzere, dikey bir tahakküm ve otorite işleyişiyle –çoğun çuvallasa da- birleştirmeyi, bütünleştirmeyi amaçlar, tekil bir olayı bağlamından çekip alarak evrensel bir fenomen, her durumda geçerli bir ilke olarak kodlamak ister. Geçgin’e göre, Yasa birleştirirken kendi ayrıştırıcı ikiliklerini de yaratmak zorundadır: canlı ve cansız, insan ve hayvan, kamusal ve özel, konuşamayan ya da konuşabilen, kadın ve erkek… İnsan da bu bölme işleminden sonra açığa çıkar.
Barış Özkul
7 Kasım 2022 Pazartesi
Aksoy, Eylül ayında İletişim Yayınları’ndan çıkan Etimoloji Işığında-Kelimelerin Dünyasında Gezintiler kitabının önsözünde hedef kitlesinin ilk elde “Batı Avrupa dillerinden birini öğrenmekte olan, dil öğrenirken de söz dağarcıklarını kelime ezberlemeye girişmeden genişletmek isteyen gençler” olduğunu belirtmiş. Ama kitabın tamamı okunduğunda bunun fazlasıyla mütevazı bir hedef olduğu anlaşılıyor. Kitapta yazı çiziyle uğraşan (yazar, çevirmen, editör, okur) herkesin yararlanabileceği, salt yararlı olmaktan öte okura deneme zevki de veren, dilbilimin kural koyucu yönüyle yetinmeyip yaşayan, konuşulan dilin inceliklerini keyifli anekdotlarla aktaran yazılar yer alıyor.
Orhan Koçak
4 Kasım 2022 Cuma
Buraya kadar, tahakkümün “normal” işleyişinden, olağanlaşmış bir olağandışılıktan söz ettik daha çok. Ama yine Girard’ın vurguladığı gibi, toplumdaki (arzu/çıkar kaynaklı) çekişmelerin belli bir sınırı aşarak bir toplu kudurganlık evresine geçmesi de mümkündür: herkes herkesin düşmanıdır çünkü artık herkes birbirinin aynısıdır. Kemal Tahir’in solcu ve hümanist Fethi Naci’yi çok kızdıran cümlesindeki gibi, “kimse kimseyi sevmiyordu[r]” (Köyün Kamburu). Aynılaşma, farksızlaşma, bildiğimiz gibi çöpleşme ve dışkılaşma anlamına gelir.
Ahmet İnsel
23 Ekim 2022 Pazar
Bazı gözlemcilerin ifade ettiğinin aksine, muhafazakâr devrim kavramını Tayyip Erdoğan’ın ilk kez sahiplendiği konuşma değildi bu. Nisan 2017’de otokrasi rejimini anayasallaştıran değişiklikleri halk oylamasında ite kaka ve ucu ucuna kabul ettirdikten sonra, 30 Mayıs 2017’de AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı sıfatlarıyla TBMM’de yaptığı ilk grup konuşmasında da bu kavramı sahiplenmişti. Partisinin demokrat, cumhuriyetçi, milli, yerli ve kucaklayıcı olduğunu iddia ettikten sonra, şöyle devam etmişti...
Aksu Bora
20 Ekim 2022 Perşembe
14 Ekim'de, Amasra’da TKİ maden ocağında grizu patlaması oldu, 41 işçi öldü, 11 işçi yaralandı. Devlet büyükleri “kaza”, hatta “kader” dediler, ölen işçiler “maden şehidi” ilan edildi. Bu katliam, başkalarını hatırlattı tabii, öncelikle Soma’yı. 2014 yılında, 301 madencinin ölümüyle sonuçlanan patlamayı ve arkasından yaşananları- sorumluların cezasız bırakılmasını, madenci avukatlarından Selçuk Kozağaçlı dışında tutuklu sanık kalmadığını, madenci yakınını jandarmaya tutturup tekmeleyen Yusuf Yerkel’i…
Güncel
İtalya, Gramsci ve Demokrasi
30 Kasım 2022 Çarşamba
Neo-faşizm, FdI seçmenlerinin yalnızca küçük bir bölümünün tanıdığı ideolojik bir “aroma”dır. Öte yandan zafer kazanan bu güç, demokrasiyi doğrudan Macar ve Polonya deneyiminden esinlenerek yorumlayan liberal olmayan ya da her halükarda artık liberal olmayan siyasi güçlere duyulan güvenin ifadesidir. Diğer bir ifadeyle, İtalya da 1945’ten sonra Avrupa’da kurulan ve 1950’ler ve 1960’larda güçlenen demokratik muahededen, yani hem liberal hem de toplumsal bir anayasa fikri içinde halk güçleri ile burjuvazi arasındaki uzlaşmadan çıkma eğilimindedir.
Emine Sevgi Özdamar’a Büchner Ödülü: "Sokağa Bakan Pencerelerde"
27 Kasım 2022 Pazar
Emine Sevgi Özdamar 1999’da Chamisso Ödülü’nü alırken yaptığı teşekkür konuşmasında “Tiyatro bedenler arası bir diyalogdur [...], kelimeler de beden oluyor,” demişti. Bu anlamda, onun düzyazısında da bedensel bir şey var. Kaleme alınmış gibi görünmüyor (ve tabii ki kaleme alınmış, özenle yazılmış ), daha çok sahneye konulmuş gibi. Yazma: aynı zamanda bir diyalog, kişinin kendi deneyimleri için bir alan.
Adaletsizlik Mülkiyetin Temelidir
26 Kasım 2022 Cumartesi
Son olaylarda Tayyip Erdoğan’ın, işaret fişeğini atıp, yeni katliamlara yol açmasını vurgulamak gerekiyor. Sündüre sündüre kırpılarak on yılda çıkarılan “koruma” yasası “bol gelmiş” olsa gerek ki müdahale ihtiyacı hasıl oldu. Doğanın yağması bu iktidarın alamet-i farikası, üretim ve ticaretini engellemek teklif dahi edilemez. Bu “atık”ların tüyünden, yağından yararlanmayı hâlâ akıl edememiş olmaları asıl şaşırtıcı olan; belki şirketteki yoğunluktan olsa gerek.
Myanmar’da Askerî Cuntaya Karşı Mücadele
24 Kasım 2022 Perşembe
Generaller ciddi anlamda yanlış hesap yaptılar. Halk cuntanın vahşetine cesaret ve meydan okumayla karşılık verdi. Protestolar devam ediyor ve binlerce kişi silahlandı, bazıları cuntaya uzun süredir direnen ve ülkenin büyük bölümünü kontrol eden çeşitli etnik silahlı gruplara sığındı. Şu anda ergenlik çağında olan Whitey bile ordunun insanlık dışı tutumunu anlayabilecek yaşta.
Rusya’nın Savaşının Neoliberal Kökenleri
22 Kasım 2022 Salı
Bugün neoliberalizm birincil düşman değil. Bugün, küresel plütokrasiye ve açgözlü yağma üzerine kurulu rantiye kapitalizm sistemine ilkeli muhalefete dayalı yeni bir radikalizmin zamanıdır. Yeni bir Rönesans’a ihtiyacımız var, şenliği, müşterekleştirmeyi, cumhuriyetçi özgürlüğü ve eşitliği canlandırmak için. Şimdiye kadar, Britanya’da ve başka yerlerde, bu dönüştürücü görü, eski sol partilerin aşırı pragmatizmi tarafından engelleniyor.
Kılıçdaroğlu Huzursuzluğu
21 Kasım 2022 Pazartesi
Her ne kadar cumhurbaşkanı adayı olarak en ideali gibi görünmese de 6’lı masanın demokratik teamüllerini yıkmak pahasına kendi adaylığını dayatacağını da düşünmüyorum Kılıçdaroğlu’nun. Sonuçta ülkenin demokratik dönüşümüne hizmet etmenin birçok seviyede imkânı ve ihtiyacı var. Ve demokratik yönetişimde ortak aklın en büyük garantisi olan denge ve denetleme mekanizması da 6’lı masanın yapısal zorunluluğu.
Hastalık ve Siyaset
19 Kasım 2022 Cumartesi
Dikkat edilirse pek muhtemelen tıp kurumu ve ideolojisinin her yere sızan yapısı nedeniyle son dönemde totaliter ve otokrat liderlerin sergiledikleri tutumlar onların akıl ve ruh sağlığı dikkate alınarak irdeleniyor. Kanaatimce bu yaklaşım akıl sağlığı yerinde olmayan liderlerin yönetimsel erki elinde tutmasından da büyük tehlike içeriyor. Çünkü söz konusu bakış açısı, totaliter rejimlere yol açan yapısal nedenleri göz ardı ederek konuyu liderin kişisel yapısına indirgiyor.
“‘İmkânsız’ı Sürekli ve Israrla Tahayyül Ederek ‘Mümkün’ Olanı Başarabiliyoruz”
17 Kasım 2022 Perşembe
İnsanlar âdeta kendi yıkık hayatlarını, heba olmuş gençliklerini, bastırılmış neşelerini ve onlardan esirgenen onurluca yaşama imkânını yeniden kazanıyorlar. Bu, tam olarak, hayatı yeniden talep etmeyi amaçlayan bir hareket. İnsanlar ihtiyar din adamlarının onlardan esirgediği normal bir hayatın var olduğunu hissediyorlar. Bu adamların halktan son derece kopuk olmakla birlikte insanların yaşamlarını sömürdüklerini hissediyorlar.
“Yalnız, Yoksul, Kötü, Vahşi ve Kısa…”
16 Kasım 2022 Çarşamba
Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasını isteyenler, referandum kampanyasında Brexit’i Birleşik Krallık’ta (onlara göre) yanlış giden ne varsa her şeyi düzeltecek bir sihirli değnek, her derde deva bir ilaç gibi sunmuşlardı. Ne referandum sürecinde öne çıkan Brexit yanlısı Muhafazakâr Parti kadrolarının, ne de Brexit kampanyasının lokomotifleri arasında yer alan İngiliz sağının güzide isimlerinden Nigel Farage ve arkadaşlarının Brexit sonrası dünyaya ilişkin herhangi bir pratik çözüm önerisine sahip olmadığının anlaşılması fazla zaman almadı.
Yolda Olmak: “Yol Durumu” Üzerine Tekinsiz Bir Patika Denemesi
13 Kasım 2022 Pazar
Mutluy-muş- gibi, eğleniyor-muş- gibi, bilgiliy-miş- gibi. Böylece gerçek olduğunu zannettiğimiz bir yanılsamanın içinde yaşarız. Truman Show’da, çok güzel bir adada yaşayan ancak kendi dışında her şeyin sahte olduğunu filmin sonunda anlayan Bay Truman gibi. Günümüzde televizyonun yerini tutan sosyal medya, herkesi hem nesne hem de izleyici konumuna sokmuştur.