30 Haziran 2026 Salı
Bütün bunlar, insanın etrafında örülen büyük bir anlatının parçaları gibi duruyor ve böyle bir resimde anlatının ortasında duran insanı görmek de zorlaşıyor. Bir müddet sonra da, kişi kendi hayatının öznesi olmaktan çık(arıl)ıyor. İnsan zihni karmaşaya uzun süre dayanamaz, olaylar arasında ilişkiler kurmak ister, bu nedenle de toplum, kurum ya da siyasal düzen sürekli hikâyeler üretmeye teşne haldedir. Hikâye dağınık olanı toplayacak, rastlantıları dönüştürecek, belirsizlikleri giderecek, nedenleri ve sonuçları düzenleyecek, geriye açıklanabilir bir bütün bırakacaktır. Lakin, yaşanan hayatın kendisi hiçbir zaman böyle değildir, böyle işlemez, hayatımızı bir roman gibi yaşamayız, yaşayamayız.