Haftalık
Derviş Aydın Akkoç
13 Haziran 2021 Pazar
Özne kendi sınırlarıyla barışık değildir belki ama çatışma halinde de değildir: arzuyu gerisin geri püskürten başlıca etmen de bu çatışmasızlıktır. Nitekim noktalar arası hareketler, başka bir yerde olma istekleri, anların geliş ve geçiş protokolleri gibi bahisler üzerine öne sürülen mülahazalarda bir mesele görünmez hale gelir: öznenin değil, koltuğun yaylanma sınırları belirleyicidir.
Erdoğan Özmen
9 Haziran 2021 Çarşamba
Sadece yaşamın ilk zamanlarına özgü ve sınırlı bir fenomenden değil genel olarak egonun/benin kuruluşundan söz ediyoruz aslında. Ego, belli başlı içeriklerini dış dünyadan, Öteki'nden, Öteki'nin konuşmalarından edinen boş bir çerçeve olarak başlar dünyadaki  serüvenine. Kendi başlangıcı olmayan bir varlık olarak. Başlangıçtaki o deliği/boşluğu aralıksız bir çabayla hikayelerle doldurmaya çalışmamız bundandır. İnsan varlığının bir hikaye olması, insanın bir anlatı gerçekliği içinde yaşaması bundan. Bu yüzden “Bilinçdışı Öteki'nin söylemidir.”
Murat Belge
7 Haziran 2021 Pazartesi
Asıl alanının ekonomi olduğunu beyan etti, ekonomiden kendisinin sorumlu olduğunu da bildirdi. Ve işte ekonominin durumu ortada. Ama “tek adam”lık konusunda erişilmiş noktadan sonra, partisinde “Ne oluyoruz?” diye soracak kimse yok. Bu da yalnız ekonomi alanında görülen bir durum değil elbette. Böyle olmayan bir alan kalmadı. Sorun, Tayyip Erdoğan’ın denetlenemez “mutlakiyetçi” eğiliminden ibaret değil. Tayyip Erdoğan, kendisine “O öyle olmaz” diyecek danışmanlardan, yardımcılardan hoşlanmadığı kadar, kurallardan, teamüllerden de sıkılıyor.
Tanıl Bora
2 Haziran 2021 Çarşamba
Modern Türkiye’nin siyasî-ideolojik hırkalarında yeleklerinde ilmekleri olan üç erkek terziyi andım, bu yazıda. Ya kadınlar? Mesela, Sevim Burak! Nurdan Gürbilek, onun hikâye parçalarını ve muhtelif ve olmadık ‘fragmanları’ birbirine teyelleyen tarzının, nasıl başka bir bilme-anlama biçimini ilham ettiğini ne güzel anlatmıştı geçende. Terzilikle yazarlık, metinlerle kumaşlar arasındaki teşbih köprüsü işlektir ve bunun iyisini galiba kadın yazarlardan, kadın terzilerden, kadın terzi-yazarlardan öğreniriz.
Ahmet İnsel
29 Mayıs 2021 Cumartesi
Almanlar 1884’te Güney-Batı Afrika’ya geldiklerinde, kendilerinden önce misyonerlerin Hıristiyanlaştırdıkları ve bir ölçüde Avrupa kültürü içinde eğitilmiş yerliler bulmuşlardı. Yerliler topraklarına ve hayvanlarına el konmasına, kölelik koşulları dayatılmasına karşı çıktılar. Sonunda silahlı bir ayaklanma başlattılar. Alman kolonizasyon politikasının hedefi, işgal ettikleri toprakları yerli zenci ahalisinden bütünüyle temizlemekti. Bazı tarihçiler, diğer kolonyal güçlere nazaran, Alman sömürge politikasının çok daha imha edici olduğunu belirtip, bunun III. Reich’ın uygulayacağı “nihai çözüm” politikasının ilk denemesi olduğunu iddia ediyor.
Kemal Can
27 Mayıs 2021 Perşembe
Mesleğim olmasına, çok uzun bir süredir yapmaktan çok mutlu olduğum bir iş olmasına rağmen, yüksek gazetecilik iddialarına, ayrıcalıklı bir paye verilmesine (istenmesine) oldum olası alerjim var. Gazeteciliğin, diğer bütün mesleklerden çok farklı, özel yetenekler ve hasletleri kendiliğinden (fıtratında) barındıran veya mutlaka bunları taşıması gereken bir iş olduğuna hiç inanmadım. Mangal gibi yürekleri olan, herkesten daha zeki, en kulağı delik ve en uyanık insanlar değil gazeteciler, olmaları da gerekmiyor zaten.
Ömer Laçiner
25 Mayıs 2021 Salı
Öncelikle belirtmeliyiz ki; mafyalarla bu şekilde adeta göstere göstere kurulan, siyasi yönü özellikle öne çıkarılan aleni ilişki –şimdilik– tamamen “bize özgü”. Türkiye’deki rejimle aynı kategoriye konulan Hindistan, Polonya, Macaristan ve Rusya’daki rejimlerde böylesi bir teşhiri henüz görmüyoruz. Bu ülkelerdeki rejimlerin “organize suç örgütleri” ile diğer rejimlere göre çok daha yakın ve yoğun işbirliği içinde oldukları herhalde kesindir ama “eski/modern dönem”in mafya ile ilişki kural ve sınırlarının geçerli olduğu görüntüsünü vermeye de devam ediyorlar. Ve herhalde oralarda bu ilişki “eskisi gibi” iktidar-parti aygıtının özel bir biriminin denetiminde, olabildiğince örtülü biçimde yürütülüyor.
Mete Çubukçu
21 Mayıs 2021 Cuma
Dünyanın Filistin sorunuyla meşgul olmayı uzun süredir bıraktığı bir zeminde, Ortadoğu’daki manzarada, Arap ve Müslüman dünyasının kendi derdine düştüğü bir süreçte İsrail’e yönelik ciddi bir baskının oluşması zor görünüyor. Arap rejimleri Filistin meselesini araçsallaştırıp yıllarca iç politikada bir kaldıraç olarak kullanmıştı. İşe yaramadı. Bu çizgide devam edenlerin de işine yaramayacak. Retorikten ileriye geçmeyen çıkışların dünyada etki yaratmayacağını çok önceleri öğrendik.
Sezen Ünlüönen
8 Mayıs 2021 Cumartesi
Netflix’in yeni dizisi Fatma’da seri katilin evlere temizliğe giden bir kadın olması hiç şaşırtıcı değil. “Yeni Türkiye”nin vampiri ya da cadısı elbette köyden kente göçmüş, eğitimsiz, derin yoksulluk içinde debelenen, engelli bir çocuk annesi, evlere temizliğe giden, sürekli cinsel, psikolojik ya da bildiğimiz düz kaba şiddet tehdidi altında yaşayan ve süper gücü “görünmezliği” olan bir kadın olacaktı.
Aksu Bora
7 Mayıs 2021 Cuma
Yani feminizmi mümkün kılan şey, hep birlikte ezilmekte olan kadınların varlığı değil, kurtuluş iradesidir. Böyle olmasaydı, feminizm mümkün olmazdı. Bazen aksine inanma eğilimde oluyoruz; ortak bir ezilmişlik yoksa bizi bir araya getirecek ne kalıyor elimizde diye endişe edebiliyoruz. Ama bu ortaklık zemini o kadar kaygan ki! O kaygan zemini “kapsayıcılık” telaşıyla sabitlemeye çalışıyoruz. Büsbütün ele avuca sığmaz bir şeyleri, kimlikleri kapsayarak. Bu hengamede sınıf da kimliklerden biri olup çıkıyor! Sınıf, ırk, cinsel yönelim… diye giden şu meşhur diziden bahsediyorum!
Güncel
“EURO 2020, Liverpool ve İngiltere”
11 Haziran 2021 Cuma
Futbol sevgimi ve bilhassa derinlere kök salmış Liverpool (LFC) tutkumu uzun yıllar boyunca gizlemek zorunda kaldım. Doktora tezimi Kenny Dalglish'e adamak istediğimde bundan alıkonulmuştum. Son yirmi yılda futbolun dile getirilme ve yazılma biçimlerinde göze çarpan bir değişikliğin tezahür ettiğini düşünüyorum ve bu da beni bir hayli mutlu ediyor.
Tersten Bir Teknoloji Fantezisi
10 Haziran 2021 Perşembe
Modern olanın şu an için, en son, en yeni çıkmış olma duygusu yaratması kaçınılmaz ama eski olanın fonksiyonel artılarını yok saymayı gerektirmiyor. Zira bir şeyin yararlı olması ancak süreç içerisinde belirginleşiyor, en son çıkmış en popüler olmasıyla değil. Ama yine de zaman denen boyutta sabit bir konumlanmamız yoktur ifadesini çok felsefi buluyorsanız çok da haksız sayılmazsınız.
Dostluk ve Politika
8 Haziran 2021 Salı
Dostluğa dayanmayan politika eylem yapar görünürken, çoğu zaman çalışma ve iş çıkarırlar ortaya. Dostların gündemi ise daima eyleme geçme üzerinedir. Eylem, dostlar veya dostlar topluluğunun politikasıdır. Aynılığa katlanamayanlar, eyleme geçmek için kendilerine dost ararlar. Bu nedenle dostluğu iş (zorunluluklar) değil, olay çıkarır. Dostluklar olay esnasında ortaya çıkar ve eyleme geçer.
Canım Sıkılıyor, Sıkılsın!
6 Haziran 2021 Pazar
Can sıkıntısı, kaçınılması gereken, yıkıcı bir şey değildir. Akkoç’un da anlattığı gibi, “can sıkıntısı yetinmemektir, kalıplara dar gelmek, sunulmuş olana sığamamaktır”. Daha iyiye ve daha güzele ulaşılabileceğine duyulan heyecan ve inançtır. Can sıkıntısını kabullenip onun içine girmek ise, kişinin varabileceği potansiyelini daha fazla oyalamamayı seçmektir.
İmtiyaz, İlişkiler ve Kadın Dostluğu
5 Haziran 2021 Cumartesi
Nergis, içinde kimsenin kimseye sıcaklıkla yaklaşmadığı; annesinin mutsuz, babasının ilgisiz, dedesiyle anneannesinin öfkeli olduğu ve her nasılsa faturayı yine kendisine çıkardıkları bir ailede, bir tek Gülizar Hanım’dan yakınlık görerek büyüyor. Yani sıcaklık göstermeyi, yakınlık kurmayı büyük ölçüde öğrenemiyor. Kitabın ilk sahnesinde mesela, Oya Nergis’le “nasılsın canım” diye konuştuğunda bile Nergis, “Allah Allah bana niye ‘canım’ dedi” diye şaşırıyor.
Bir Diktatörün Cenazesi
3 Haziran 2021 Perşembe
Halihazırda kendine yabancılaşmış, buyruklarla kendilerini idame ettirmeyi kabullenmiş olanlardan mütevellit (kabul etmeyenleri canlı bir beden olarak o toplulukta görebilmek zaten imkânsızdı) halkın yüzünde, sorumsuzluk/huzur/yas üçlüsünün bulamacı ve biraz da yeni yürümeye başlayan bir bebeğin sevinci var sanki. “Babası” ile çatışmaktan kaçınmış hınzır çocukların, “anaları” komünizmin kanatları altında, başka bir “baba” bekleyişleri de okunuyor bu yüzlerden.
Modern Zaman Röntgenciliği: Reality Şovlar, Sosyal Medya ve Diğerleri
1 Haziran 2021 Salı
Modern röntgenciliğe aracılık eden işletmeler müşterilerinin gözetleme ihtiyacının iki boyutuna birden hitap ediyorlar: otantik (gerçek) olanı görme isteği ve ihlal etme (başkalarının mahremini görme) isteği. Bu istekleri karşılarken de ahlâki kaygıları gidermek için ara çözümler üretiyorlar: reality şovlara katılanlar yaşamlarını kendi rızalarıyla seyre açıyorlar, gecekondu turizminde gezilen mahalle ve evlerden izin alınıyor ve elbette yaşamlarını gözler önüne seren influencer’lar bunu bilip isteyerek yapıyorlar.
Doğa, Romantizm, Mistisizm ve Nihilizm
30 Mayıs 2021 Pazar
Doğanın bizim için bilinmeyenleri var ve her zaman olacak. Bunlara kişisel dehası ve yeteneği ile sonlu olan tek bir insanın tek başına vâkıf olabileceği düşüncesi, belirli özel insanların bu bilinmeyenleri âdeta o gizli dili konuşarak algılabilme yeteneğine sahip olabileceği görüşü insan odaklı ve hatalıdır. Doğanın keşfedilen gizlerin kati surette güzel, iyi ve doğru olduğunu söylemek gerçekçi değil, kurgusal bir yaklaşımdır.
Sakıncalı Yurttaşlık
27 Mayıs 2021 Perşembe
Güvenlik ve arşiv soruşturmasını sınırları, kapsamı belirsiz şekilde yasalaştırma çabaları yıllarca Anayasa Mahkemesi’nin denetimine takıldı. Ancak meselenin güvenlik soruşturmalarının yapılmasının temel hak alanlarında yarattığı tahribat üzerinden değil de yasal dayanağının olup olmaması üzerinden tartışılması yapılan kanuni düzenlemeler ile bu tartışmaların da bertaraf edilmesini kolaylaştırdı.
Omerta-Beka-Racon
25 Mayıs 2021 Salı
Omerta yasasına uyan, devlete karşı susar. Susmak sokağın efendilerine kendi raconunu, erkânını uygulayabilmeleri için bir alan açar. Unutmamak gerekiyor ki omerta yasası sessiz kalmak değil, âlemin kendi kurallarının işlemesi için susmak, biriktirmek için susmaktır; suçun üzerindeki ortaklaşa suskunluktur. Susmak, sokağın efendilerinin, “kabadayılığın”, “organize suç liderliğinin”, “reisliğin”, “baba(yiğit)lığın mütemmim cüzüdür.