Haftalık
Kenan Erçel
3 Mart 2024 Pazar
Biden’ın İsrail’e desteğinden rahatsız seçmenin sadece küçük bir kısmı için Filistinliler’in mağduriyeti yaklaşan seçimlerde öncelikli bir mesele. Ne de olsa alternatif seçenek Trump−ki Demokratlar’ın ezici çoğunluğu nezdinde ikinci bir Trump başkanlığı bir kabus, hatta belki de ABD demokrasisinin sonu demek. Dolayısıyla Filistin meselesini dert edinen seçmenlerin manevra alanı çok dar. Ve fakat ABD seçim sisteminin tuhaf yapısı bu seçmen grubuna hacimlerinin çok ötesinde bir pazarlık gücü veriyor.
Cuma Çiçek
1 Mart 2024 Cuma
21 Şubat Dünya Anadil Günü vesilesiyle anadil meselesi üzerine yazmayı düşünürken denk geldiğim bu sözler sosyal bilimler alanında büyük etkiler bırakan 20. yüzyılın en önemli isimlerinden Michael Foucault’ya ait. Aslında bu yazı burada bitebilirdi. Zira Foucault anadil meselesinde söyleyebileceğimiz her şeyi bu birkaç satırda o kadar güçlü dile getirmiş ki…
Erdoğan Özmen
28 Şubat 2024 Çarşamba
Son zamanlarda şu ya da bu yönüyle “baba” meselesine eğilen film, hikaye ve romanların çokluğunun gösterdiği şey tam olarak nedir acaba? Daha tam bir ifadeyle, kusurlu, hasta, zayıf, beceriksiz, kafası karışık, aciz ve iktidarsız babalarla ilgili ürün, eser ve yorumlarla popüler kültürde daha sık karşılaşıyor olmamızı nasıl anlamalıyız?
Tanıl Bora
21 Şubat 2024 Çarşamba
Fakat adaylaştırma deyince, hele bir de adaylaştırma süreci diye takviye ederseniz, başka bir ciddiyete bürünüyor. Siyasette aday belirlemek, aday tercihinde bulunmak, özellikle de yerel seçimlerde her zaman siyaset zenaatının veya "mühendisliğinin" önemli bir işiydi şüphesiz. Lakin bu yeni terminoloji, bu olayın iyice teknik, özel uzmanlık gerektiren, ince hesap işi bir "süreç" haline geldiğini haber veriyor.
Murat Belge
19 Şubat 2024 Pazartesi
Beğenmemek dinamik bir duygu, durduğu yerde durmuyor. Beğenmiyorsun, kötülüyorsun, suçluyorsun, nefret etmeye kadar gidebiliyorsun. Buraya gelmen için somut bir neden olması gerekmiyor. Senin işlerin istediğin gibi gitmiyorsa ona kabahat bulabilirsin; “Onun yüzünden böyle” diyebilirsin. Türkiye siyaset dünyasında da “sevilmemek şampiyonu” Halk Partisi’dir. Parti sevilmemek için elinden geleni yapmıştır, gerisini de halkımız tamamlamıştır: sonuç ortada...
Derviş Aydın Akkoç
18 Şubat 2024 Pazar
Bununla birlikte, Kur’an’da para genel anlamıyla hırsın ve açgözlülüğün sembolüdür, altınsa baştan çıkmış bir sevgi (buzağı sevgisi) olarak tarif edilir ve kıyasıya eleştirilir, olası bir tapınma rakibi olarak paradan daha yoğun bir anlama sahiptir altın. Paranın Tanrı dışında bir başka ilahi odak olarak belirmesi için bir ara halka olarak Hz. İsa’yı beklemek gerekecektir: “İki efendiye [paraya ve Tanrı’ya] aynı anda kulluk edemezsiniz.” Altın Allah’ın makamına göz diken emsalsiz bir maden, çoktan kişilik kazanmış mitolojik ve manyetik bir maddedir; bir tür kamaşma, büyülenme halini ifade eder
Işıl Kurnaz
17 Şubat 2024 Cumartesi
Bana sorarsanız, hiç farkında olmadan 1970’lerden beri o gizli yetimler ittifakını kuruyor gibidir Füruzan. Farkında olmadığı şey, bunun bir ittifak olduğu değil elbette, dünyanın bu denli farkında olan biri için bunu bilmemek ne mümkün. Ama zeminlerimizin birbirimizi içerecek kadar genişlediği, göğsümüzde açılan yaraların birbirine dikilebilecek kadar yaklaştığı bir çağda, bunun bu denli geniş bir ittifak olabileceğini fark etmiş miydi?
Polat S. Alpman
6 Şubat 2024 Salı
Oğuz Işık, Toplum ve Bilim’in 165. sayısındaki “Güvensiz Kentler, Güvensiz Yurttaşlar” makalesinde Türkiye’deki kentlerin, afetlere karşı dayanıksız ve hazırlıksız olduğunu ve demokratikleşmenin önünü tıkayan, kentli olmayı engelleyen ve yurttaşlarına muhafazakarlığı dayatan bir yapıya sahip olduğundan söz eder. Oğuz Hoca Türkiye’deki kent ve yurttaşlık sözleşmesi arasındaki ilişkinin bozulma sürecini anlatırken “toplumu toplum yapan her ne varsa kent üzerinden okunabilir” der.
Aybars Yanık
30 Ocak 2024 Salı
Tespih, telsiz, la, dingil, Hüseyin abinin meyhanesi, Ankara yaa, bir de tabii, olmazsa olmaz, pavyon hehe; sömürge valisinin gözüyle dizi yapmanın otantik nesneleri… Ama hatırlasak mı, Behzat Ç. bir Ankara hikâyesiydi, Ankara’da geçen bir İstanbul hikâyesi değil.
Ahmet İnsel
26 Ocak 2024 Cuma
İktisadi büyüme devam etse de, toplumun önemli bir kesiminde, hatta yer yer çoğunluğunda kendilerini denetimsiz piyasa güçlerinin yıkıcı saldırılarına karşı koruyacak bir otoriter güce teslim olma eğilimi artıyor. Bir tür paternalist devlet nostaljisi söz konusu. Ama ne var ki, yerlilik ve millilik şiarları arasında, göçmen işgali tehlikesi, kadim milli kimliğin kaybolması, uluslararası şer güçlerinin ülkeye yönelik kumpasları, milli bütünlüğü bozan iç düşman odakları ve benzeri “yakın ve gerçek tehlikelere” dikkatleri çeken, “hem acımasızca döven hem de gerektiğinde koruyan” bu babalar da günümüzde otoriter soyguncu kapitalizmin baş aktörleri olmaktan geri kalmıyorlar.
Güncel
Perihan Pulat’ı Hatırlamak
1 Mart 2024 Cuma
Kuşaklar boyu birbirini takip eden bir silsile biçiminde süren anmalar, hafıza kayıtları, önceki kuşağa duyulan borçluluk solun “hissiyat yapısı”nın birer parçası gibi görünüyor. Fikirlerin ve değerlerin nasıl algılandığı, nasıl yaşanıp nasıl hissedildiğiyle ilgili bu yapı, sosyalizm gibi kolektif hareketlerde cisimleşen ve pek çok kuşağın hissiyatını canlandıran fikirler için özellikle geçerli. Perihan Pulat’ın eylemlerde kullandığı dövizlerde eksik etmediği Behice Boran fotoğraflarından barış simgeli takılara, para harcamaktaki aşırı hassasiyetten sokağı terk etmemekteki inada varana dek pek çok imge ve davranış da bu hissiyat çerçevesinde okunabilir.
Kozmopolit Bir Dünyaya Doğru
29 Şubat 2024 Perşembe
Güneyden kuzeye yönelen göçmen işçiler, körfez ülkelerinde, Avrupa’da, Kuzey Amerika’da ve diğer ulaştıkları yerlerde, düşük ücretlere, emeğin ucuzlaşmasına karşı örgütlenmeye başlıyorlar. Göçmen işçi sendikaları, dernekleri ve inisiyatifleri dünyanın her tarafında filizleniyor. Emek piyasasının göçmen emeğini ucuz tutmak ve onları sömürmek için ulusal yasa ve kanunlarda sürekli değişiklikler yapması, onları vazgeçirmiyor.
İlhan Berk’in “Günaydın Yeryüzü”sündeki “Dünya Ailesi”nin Ekopoetik Anlamı
27 Şubat 2024 Salı
İşin düşünsel boyutu ve düzeyleri bir yana onun dünyaya yaklaşımı kadar o yıllarda büyükşehirlerin dışında kasaba ve köylerde yaşıyor olmasının yazdıkları üstünde çok fazla etkisi vardır. Kasaba ve köylerde yaşama insanın doğrudan yabana yakınlığı, hatta büyük ölçüde onun içinde yaşaması olarak anlanabilir. Bundan dolayı da yaban baştan beri İlhan Berk’in ilgisi dahilinde olmuştur denebilir.
Bu Bir Kamu Spotu Değildir: Tüttüren Bedenin Poetikası
25 Şubat 2024 Pazar
Bir ürünün verdiği hazzı onun potansiyel tehlikeli etkisinden sıyırma düşüncesi, tutuşmakta olan tütün söz konusu olduğunda tıkanıverir. Kafeinsiz kahve, diyet kola, alkolsüz bira, ultraviyolesiz günışığı, kolesterolsüz mayonez, korunaklı seks diye sürüp giden rezervleriyle hazcı tüketim, bu kez güvenlik endişesini, emniyet takıntısını yatıştıramaz. Faydası zaten tıraşlanmış, statü sembolleri artık tavsamış, keyfi ise büsbütün bir cefaya dönüşmüş olan tütün, çağdaş toplumsallıkta biyomedikal aklın çeperlerine teslim edilmiş gibidir.
“Biz” Duygusu, Adabımuaşeret ve “Üveyleşmiş Halk”
24 Şubat 2024 Cumartesi
Benzerliğin şiddetinden malul, tümelin edebiyle biçimlenmiş, mazbut mahut insanlar toplumu dışında kalmış her bireyin ismi de, cismi de, doğal olarak, halihazırdaki ayrışma ve kamplaşmadan ötürü, toplamdan düşürülüp “üveylikler” hanesine yazılıdır şimdiden. Öyleyse, siyaseten talep edilen “biz” duygusunun da bir kotası var; “bizden” olanların mutluluğu ve selameti için düşünülmüş tek taraflı bir vaadi.
Bir Panteon Hikâyesi: Missak Manouchian ve Mélinée Manouchian’ın Işıldayan Yıldızı
21 Şubat 2024 Çarşamba
İşte Missak Manouchian ve Mélinée Manouchian’ın bir parçası olduğu böyle bir politik dünya: Neredeyse herkesin birden fazla dil konuştuğu, madenlerde, limanlarda, konfeksiyonlarda çalışmış, yeraltı örgütlenmesini, gizlilik içinde politik propaganda yapmayı bilen, sürekli kâğıtsız, pasaportsuz, kaçak yaşayan ya da kaçak yaşama riski bulunan bir komünist enternasyonal. Belki de bu nedenle, Missak ve Mélinée Manouchian’ın devlet töreni ile Panthéon’a yerleştirilmesi, onların inancını ve cesaretini onurlandırma anlamına gelse de onların politik mücadelelerinin içerdiği pek çok unsuru ve esasen ürettikleri devrimci pırıltıyı seyreltiyor.
Ejder Yılında Göç
15 Şubat 2024 Perşembe
Çin'de artan emek maliyetlerinden dolayı düşük katma değerli birçok sektör ya daha küçük şehirlere ya da Güneydoğu Asya'daki daha düşük iş gücü maliyeti olan ülkelere taşındılar. Hizmet sektörü büyük şehirlerdeki istihdam artısının ana taşıyıcısı oldu. Bu alanda da özellikle dijital platform çalışanları başı çekiyor. Özellikle Türkiye'deki Getir ve Yemek Sepeti benzeri hizmetler sunan Meituan, Elema gibi platformlarda kurye olarak çalışan milyonlarca genç, kendi şehirlerinden büyük şehirlere göç edip sosyal güvenceye sahip olmadan tek başlarına yaşıyorlar.
Beklentisizliğin İmkânı olarak Umut (II)
11 Şubat 2024 Pazar
Yukarıda belirtilenler doğrultusunda noktasal, ölçülebilen bir süreklilik olarak algılanan zamanın niceliksel olduğunu söylemek hatalı olmayacaktır. Bu durumda kairos niteliksel zaman olarak tanımlanabilir. O zaman timing olarak ifade edilen durum da niceliksel zamana ilişkindir denebilir. Bir adım daha ilerleyerek niceliksel zaman beklenti ile birlikte düşünülebilirken niteliksel zaman deviniminde umudu taşır diyebilir miyiz?
Felaketin Temsilinden Tanıklığın İmkânsızlığına: Başkalarının Acısına Bakmak
8 Şubat 2024 Perşembe
Her ne kadar görüntülerin içerisinden neyi alıp neyi atacağımıza karar verme yetisine sahip bireyler olarak geride bıraktıklarımıza karşı duyarsızlaşmayı bile isteye tercih etsek de gördüğümüz tüm yüzlerin yazgısı toplumsal bellek üzerinden kendi tarihimizin bir parçası olarak bizimle gelmektedir. Sosyal medyada tanıklık ettiğimiz kriz, afet ve yıkıcı bir olayla ilişki kurma biçimimiz, bu mesafelenmeyi kurma biçimimizi de bir şekilde yapıbozuma uğratmakta, bizi başkalarının acısına bakmaya zorlamaktadır.
Felaketin Ardından: Belirsiz Geçmiş, Umutsuz Gelecek, Tutulmamış Yas
6 Şubat 2024 Salı
Afet sonrası dönemde, devletlerin görevi, insanların yaşama hakkını güçlü bir şekilde korumak için bütünlüklü bir sitem kurarak toplumsal dayanıklılığı artırmak, kendi sınırları için yaşayan insanların her koşulda ve zamanda, ayrım gözetmeksizin, insan haklarına, insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmelerini sağlamak olmalıdır.