Haftalık
Tanıl Bora
1 Aralık 2021 Çarşamba
Bu anlamı veya işleviyle eser mefhumu, sola karşı dikilidir. Eser dikmek, bizzat sol karşıtı bir eylemdir adeta. Eser’in bu mânasını da Demirel inşa etti. Keban projesine Elektrik Mühendisleri Odası’nın getirdiği eleştirilerden bahsederken, “25 yıldır eser düşmanlığı ile mücadele ediyorum,” diyecek. 1975 Eylül’ünde Muğla’da yaptığı konuşmada “millete hizmet götürülmesine tahammülü olmayanın engellemesinden adeta eser kaçırarak icraat yapmışızdır,” diye yakınmış.
Murat Belge
29 Kasım 2021 Pazartesi
Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözlerinde ve davranışlarında böyle bir hamle için bir hazırlığa girmiş olabileceği anlamına yorumlanabilecek bir şeyler görüyorum. Yalnız ben değil, bunu gören ve böyle olacağına bahse girmeye hazır birçok kişi görüyorum. Böyle olacağına inananların bir kısmı bundan ötürü tedirgin değil, hatta bunu destekler pozisyon almış. Ama bir kısmı da son derece endişeli. Bu ikinci kategoriye girenlerin çoğu Kılıçdaroğlu’nun Tayyip Erdoğan’a karşı bir seçim kazanamayacağı konusunda kesin fikir ve tavır sahibiler.
Aybars Yanık
28 Kasım 2021 Pazar
İnsanlar zaman zaman gerçek hayatta kaybettiklerini, popüler kültürde arıyorlar. Kurgu murgu dinlemeden, aslında oralarda oldukları gibi değil, olmak istedikleri gibi var olmak istiyorlar. Bayramda en şık kıyafetleri giydirilen çocuklar gibi çıkmak istiyorlar izleyicinin/diğerlerinin karşısına. Onca pisliğin içinde parlamak, kötü adamın kendilerinden değil, başkalarından; mazlumun başkalarından değil, kendilerinden olmasını istiyorlar.
Işıl Kurnaz
27 Kasım 2021 Cumartesi
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme tartışmaları yapılırken, sanırım en çok açığa çıkan şey şuydu: Hukuk, içini politikayla ve siyasi tutumla doldurmadığınızda yani hukukun politik bir pozisyonu olmadığında, kocaman bir boş gösterendi ve teknik bilgiden öteye geçemiyordu. Tarafsızlığın her zaman kast edildiği anlamı taşımadığını, bazı durumlarda tarafsız kalmanın bizatihi kendisinin, ilkelerden ve haklardan yana taraf olmamak anlamına geldiğini gösteriyordu bu.
Erdoğan Özmen
24 Kasım 2021 Çarşamba
Korkunç ve ürkütücü güçlerin istihdam edildiği karanlık bir alan olarak tasvir edilen bir bilinçdışı kavramından ve ona yaslanan herhangi bir tedavi pratiğinden nasıl bir yarar umabiliriz ki? Tehdit edici ve istenmeyen duygu ve düşüncelerin bastırılarak depolandığı bir mahzen ya da cadı/şeytan benzeri varlıkların cirit attığı ve fokurdadığı karanlık ve tuhaf bir kazan gibi tahayyül edilen bir bilinçdışı psikanalizden ziyade bir tür gizemciliğin konusu olabilir ancak.
Derviş Aydın Akkoç
21 Kasım 2021 Pazar
“Aslında çok iyi biliyorum” bir kapanışa, geçmişten süzülüp gelen bir bitiş duygusuna yönelir, tutucu ve statükocudur; buna mukabil “ama gene de” ise bir açıklığı, henüz başlamamış bir başlangıcı, bilinmezlerle yüklü bir imkânlar düzlemini gözüne kestirir; her ne kadar sonu hüsranla neticelenecek olsa da… Aynı anda hem kesinliğin hem de belirsizliğin çatışmalı bir şekilde işler halde olduğu bir zeminde insan çoğun çapraşık dolaşık yollara sapar; nesnesine yaklaşmamak, yaklaştığını sandığında ondan uzaklaşmak için türlü jestler icra eder.
Emel Uzun
18 Kasım 2021 Perşembe
Kadınların her gün yok edildiği bu ülkede her akşam televizyonda hak arayan bir güçlü kadınlar hikayeleri izliyoruz yani.  İronik değil mi? Tam bu dizilerden birini izlerken, sosyal medyaya Çilem’in cezasının Yargıtay tarafından onaylandığı haberi düştü. Yıllarca şiddet gördüğü kocasını, kendisini fuhuşa zorladığı için, canını kurtarmak için öldürmüştü Çilem. Elbette bu hikâye böyle bitmeyecektir. Erkek adalete karşı verilen bu kolektif mücadele bir mutlu sonu hak eder.  Çünkü Çilem de dedi ya; “Biz kadınlar, ‘Kirpiğimiz yere düşmesin’ diye omuz omuza mücadeleye devam edeceğiz” …
Ahmet İnsel
15 Kasım 2021 Pazartesi
Günümüz otoriter veya otokratik rejimlerinin tipik örneklerini Macaristan’da Orbán, Türkiye’de Erdoğan, Hindistan’da Modi yönetimleri oluşturuyor. Bu ülkelerde seçimler Rusya’da Putinizm'in düzenlediği seçim parodisinden farklılar. Zaten Rusya’nın son gelişmeler ışığında seçimli otokrasi kategorisinde değil, açık diktatörlük olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşü yaygınlık kazanıyor. Belarus ise ayan beyan bir diktatörlük. Buna karşılık, Orbán on bir yıldır iktidarda ve üst üste üçüncü kez seçildi. Modi 2014’ten beri iktidarda, 2019’da yeniden seçimleri kazandı. Erdoğan malum.
Barış Özkul
14 Kasım 2021 Pazar
Demirtaş'ın kendine özgü empati tanımının Efsun'daki birinci etkisi çoklu anlatımın zenginliği iken ikincisi karakterlerin rol ve kılık değiştirmekte tökezleyip başarısız olmalarının bir negatif bilgelik olarak altının çizilmesi ... Efsun, Selahattin Demirtaş'ın keskin zekâsı ve mizah duygusunun yalnız siyasetle sınırlı olmadığını gösteren oldukça başarılı bir roman. Demirtaş'ın edebi empati çabasının ve kabiliyetinin, siyasi bir empati çabası ve kabiliyetiyle alakası olduğunu, daha doğrusu bunların birbirini tamamladığını düşünüyorum. Böyle bir yazarın bugün hapiste olması Türkiye'nin, hepimizin utancı.
Aksu Bora
25 Ekim 2021 Pazartesi
Hakikat sonrası da deniyor içinde yaşadığımız zamana, biliyorsunuz. Keats bu bağlamda “kaybolma kabiliyeti”nden nasıl söz ederdi, tahmin edemiyorum ama şunu biliyorum, çok kabiliyetli olmasak da, kaybolmak fazlasıyla kolay şimdi. Hakikatin toprağına ayak basamaz hale geldiğinizde, artık yükseğe mi uçarsınız, havaya mı karışırsınız…  Bildik anlam çerçeveleri dağılıp giderken, hakikatin mahiyetinden bir türlü emin olamazken, içimiz dışımıza çıkmış gibiyken. Su bile, akmak için yatak ister!
Kenan Erçel
8 Ekim 2021 Cuma
Şensoy’a dair hatırladığım ilk tartışma konusu onun Akbank reklamlarında oynamasıydı. Ve belli ki oynamakla kalmamış, metin yazarlığını da yapmıştı. Kendisinin yanısıra o zamanki eşi Derya Baykal, çocukları ve Ortaoyuncular’dan sahne arkadaşları da yer almıştı o reklamlarda. 90’lı yıllar nostaljisi yapmaya gerek yok ama o zamanlar bir tiyatro sanatçısının, yazarın reklamlarda boy göstermesi yadırganmıştı. Hele Şensoy gibi muhalif kimliğiyle bilinen bir şahsın reklamla, üstelik bir banka reklamıyla tezatlığı garipsenmişti. “Evler oturanlardır!”dan “Ev bankacılığı”na…
Güncel
Bosna ve Hersek’te Bitmeyen Savaş Söylemleri
29 Kasım 2021 Pazartesi
Referandum hakkını diğer devletler gibi kullanarak 1992 yılında ayrılmasının ardından, 1992-1995 yılları arasında yaşanan savaş sonrası bağımsızlığına kavuşabilen Bosna ve Hersek, aslında daha öncesinde Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nden ayrılan devletler (Slovenya ve Hırvatistan) ve sonrasında ayrılan (Makedonya, Kosova ve Karadağ) ya da artakalan Sırbistan devleti ile kıyaslandığında bir mikro-Yugoslavya örneği olarak görülebilir.
“Büyüme uğruna göz yumulan fiyat ve kur istikrarsızlığı, rekabetçi-otoriter-popülist bir iktidarın düşmesi için yeterli olmayabilir”
26 Kasım 2021 Cuma
Büyüme uğruna göz yumulan fiyat ve kur istikrarsızlığı, rekabetçi-otoriter-popülist bir iktidarın düşmesi için yeterli olmayabilir –özellikle de seçim zamanı iyi denk getirilebilirse ve dünya ekonomisinin koşulları da bir ölçüde destekleyici seyrederse... “İrrasyonel” iktisadi politikalar uygulayan bir liderin iktidardan düşmesine kesinlik atfetmek ise muhalefette rehavet ve yeterince mesnetli olmayan bir iyimserlik yarattığı ölçüde istenmeyen sonuçlar doğurabilir diye endişe ediyorum.
“Türkiye’de siyasal, toplumsal ve iktisadi muhalefeti bu ‘tencere-iktidar’ ilişkisi konusunda fazla iyimser buluyorum”
25 Kasım 2021 Perşembe
Kayırma süreçlerinin devamlılığı herhalde her şeyden önce ekonomik büyümenin “öyle ya da böyle” sürdürülmesine bağlı. “Öyle ya da böyle” ne demek? Ekonomik büyüme uğruna diğer bazı önemli göstergeleri göz ardı etmek demek. Mesela yerli paranın rezerv paralara karşı hızla değer kazanmasını veya kaybetmesini, yani kur istikrarsızlığını umursamamak. Mesela enflasyon oranındaki ve enflasyon beklentilerindeki hızlı yükselişi önemsememek. Mesela mali ve finansal dengelerin bozulmasına göz yummak.
COVID-19 Tedavi Politikası
24 Kasım 2021 Çarşamba
Neden bilimsel araştırmaların ve Dünya Sağlık Örgütü’nün aksi yöndeki sonuç ve açıklamalarına rağmen bu ülkede insanlar çok uzun süre hidroksiklorokin ya da favipiravir tedavisi kullanmak zorunda kaldılar? Neden Sağlık Bakanlığı, kendi rehberinde önerdiği bu tedavi yaklaşımının gerekçe ve sonuçlarını veri–kanıt temelli olarak açıklamadı?
Celan’ın Zamanı
23 Kasım 2021 Salı
Kendisini Seine’in sularına bırakarak yaşamaktan vazgeçtiği günün (20 Nisan 1970), Adolf Hitler’in doğum günü olması spekülasyona açıktır. Evinde Friedrich Hölderlin’in bir biyografisi bulunur; okunurken açık bırakıldığı anlaşılan kitabın bu bölümünde bir cümlenin altı çizilmiştir. Bu, Clemens Brentano’ya ait bir cümledir: “Bazen bu deha kararır ve kalbinin acı kuyusuna gömülür.”
Ismarlama Unutuş mu, Hakikat Komisyonları mı?
22 Kasım 2021 Pazartesi
Geçmişten gelen küskünlükler, öfkeler dile gelsin, failler cezalandırılsın ki, adalet mümkün kılınsın, aynı hatalar tekrarlanmasın. Eğer ki şikâyetler dile getirilirse ‘’bu felaketleri gelecekte de yaşamaya mahkûm oluruz’’ demek, hakikat ve adalet arasındaki ilişkiyi ‘’ısmarlama unutuş’’ ile gölgelemek anlamına gelir, bu ise toplumsal uzlaşma değil, toplumsal tahakküm ile ilişkilidir.
Feminist Odalar (XIV): Kurmacada Arzu İnşası, Arzunun Serbest Dolaşımı
19 Kasım 2021 Cuma
Ahmet Tulgar’ın edebiyata özel katkılarından biri de ikili cinsiyet sistemi eleştirisini, salt cinsiyet ve cinsel yönelim üzerinden ele almayan, farklı sınıfsal ve ideolojik görünümleri pek çok veçhesiyle yansıtabilmesindedir. Çünkü queer-feminist eleştiri, eşitlikçi bir toplum arzusunu örgütlerken, çalışma ve yaşam hakkı, sağlık ve eğitim hakkı gibi temel meseleleri de kolektif bir arzu olarak dizayn etmeye çaba gösterir.
Aeropag’dan Günümüz Türkiye’sine
16 Kasım 2021 Salı
Mesela bir gece bir kadın boşanmak istediği için kocası tarafından öldürülür ya da patronu yanında çalışan kadını taciz eder veya bir trans amcasının oğlu tarafından sürekli tehdit edilip sonunda öldürülür. Ancak bunları yapanlar çoğu kez mahkeme karşısına çıktığında bir kravat takar ve bu fiillere maruz kalanların tüm bunları “ne kadar hak ettiğini” iddia ederler.
Brecht’in Son Şiiri ve Brecht’te Ölüm Sorunsalı
14 Kasım 2021 Pazar
Brecht’in ölüm konusundaki görüşü, henüz gençlik yıllarında tanımış olduğu ve genellikle Epikür felsefesini Roma’ya getiren kişi olarak kabul edilen Romalı şair ve filozof Titus Lucretius’un etkisiyle biçimlenmiştir. Lucretius, De Rerum Natura (Evrenin Yapısı) adlı ünlü yapıtının üçüncü bölümünü büyük ölçüde ölüm konusuna ayırır ve temelde doğum öncesi yokluk ile ölüm sonrası yokluk arasında bir benzerliğe işaret eder.
Aysel Tuğluk’un Hafızası Olmak
12 Kasım 2021 Cuma
Mesele elbette ki savunma hakkının sınırlarını bir avukat dilekçesi üzerinden tartışmak değil. Mesele bu ülkedeki ırkçılığın zeminini iyi görmek, ırkçı reflekslerin demokratik reflekslere göre nasıl bu kadar hızlı ortaya çıktığını, nasıl bu kadar kolay içselleştirilip yaygınlaşabildiğini tartıştırmak. Bu ülkede örgütlü ve kurumsal ağlara sahip faşizmin karşısında demokratik güçlerin nasıl örgütlü bir mücadele yürütebileceklerini, nasıl güçlenebileceklerini tartıştırmak.