Haftalık
Derviş Aydın Akkoç
29 Kasım 2020 Pazar
Elbette varoluş sadece düşüş ve kalkış, hasar ve tadil ritimlerinden ibaret değil. Arzunun yalansız bir şekilde kendi kişiliğine kavuşmaya ve onu geliştirmeye programlı bir güzergâhı da var. Sarsıntılı bekleyiş yerini gözü kara bir ataklığa bırakır, kişi yayından fırlamış bir ok gibi hedeflerine doğru yol alır, isabet eder ya da ıskalar, fark etmez. Bu fasılda, arzu ve kudret bahsinde ters köşeye yatıran, hazmedilmesi müşkül parametrelere işaret eden, keskin ve acayip bir bakış...
Sezen Ünlüönen
28 Kasım 2020 Cumartesi
Bu anti-psikoterapi tutumu da, en başta da dediğim hiyerarşiyi kırma, üst sınıfların, varlıklı ya da eğitimli kesimin hakikati tekeline almadığını, bu tür imkanlardan yoksun kimselerin de kendilerine ve başkalarına dair keskin bir kavrayışlarının olabileceğini, mana üretebileceklerini ve hayatlarına yön verme başarısı gösterebileceklerinin ispat edilmesi projesinin bir uzantısı olarak görüyorum. Ne var ki bu kıymetli fikir terazinin öteki kefesinde (yani hakikat ekseninde) şöyle bir soruna yol açıyor...
Barış Özkul
26 Kasım 2020 Perşembe
Mahalli’nin komplocu tezlerini Türkiye’de ve dünyanın başka yerlerinde kabul edecek birileri muhakkak çıkar. Zion Protokolleri gibi bir uydurma metne bile inananlar hâlâ var. Ancak Mahalli’nin niyeti eğer İsrail devletinin işgaline karşı Filistin’in haklı mücadelesine destek olmaksa, bunun “soykırım yalanı” gibi laflarla bezeli bir Holokost reddiyesi ve anti-Semit klişeler ile yapılamayacağı, sonuçta amaçlananın tam tersi bir etkinin ortaya çıkacağı söylenebilir. Filistin’in haklı taleplerini savunmanın yolu tarihin alenen tahrif edilmesi değildir.
Aybars Yanık
26 Kasım 2020 Perşembe
Siyasetin olanaklılık koşulu bazen hâkim öğretileri, ideolojik dolayımı, gündelik hayatın rutin akışını kesintiye uğratmasında yatar. Malum, semboller ve sloganlar gücünü buradan alır. Ters köşe yapmasından, anlık kesintiler üretebilmesinden ve sonra o kesintiyle meydana gelen boşluğun doldurulmasından güç alır. Bir kıvılcım bazen daha önce ihtimal dahilinde görünmeyen bir siyasete kapı aralar ve boşluğu doldurmak siyasetin mümkünlük mertebesi durumuna gelir.
Erdoğan Özmen
25 Kasım 2020 Çarşamba
Kendini ideolojiler-sonrası olarak takdim eden günümüz toplumunun ideolojisi de bir bakıma belli bir psikolojik bakışı/anlayışı hakim kılarak, toplumsal/politik meselelerin yerine o anlayışı ikame ederek, o anlayışa yaslanarak işliyor, enerjisini/gücünü buradan temin ediyor. Bireyi bütün bağ ve ilişkilerinin dışında izole bir varlık olarak konumlandıran, dikkat ve merakını bu tekil bireyle sınırlayan, bir ilişkiye odaklanacaksa bile bunu en iyi ihtimalle özne ile bedeni arasındaki ilişkiden ibaret gören bir psikoloji bu.
Murat Belge
23 Kasım 2020 Pazartesi
Bu bana Erdoğan’ın muhaliflerinin de aklına girmiş olduğunu düşündürüyor. “Güçlü” kavramı onun dünyasının olumlu kavramı. Böyle olunca onun kendi için kurduğu düzeni kaldırmak isteyenler kendi önerdikleri nesnenin de “güçlü” olacağını ima etmiş oluyorlar. Oysa ben şu iktidar döneminde yaşananlardan sonra, ne önereceksek, “güçlü” olmamasını taahhüt etmeliyiz diye düşünüyorum.
Menderes Çınar
22 Kasım 2020 Pazar
Bugün Erdoğan’a methiyeler düzen diğerlerinin aksine kendisinin Erdoğan’la bir menfaat değil dava ve gönül ilişkisi olduğunu ve bu ilişkinin dava noktasında ölümüne bir ilişki olduğunu ifade etti. Böylece, hem kötü ekonomi yönetiminin bir davaya hizmet olduğunu, bu davayı anlamadığımız için kötü saydığımızı iddia ederek, yönetimini bir erdem haline getirdi, hem de akrabalıklarının kendisini davanın has adamı yaptığını ifade ederek kendisine muhtemelen parti içinden de yönelen eleştiriler karşısında yerinin sağlamlığını vurguladı.
Ahmet İnsel
19 Kasım 2020 Perşembe
Somut suçu değil, iktidarın siyasal amaçla işaret ettiği suç kılıfı giydirilmiş eylemleri, sözleri soruşturan ve kovuşturan ceza yargısı, iktidarı elinde tutan gücün emrinde bir vurucu silah olarak çalışır. İktidarın hoşuna gitmeyenin suç, hem de ağır suç, düşmanca davranış ilan edilmesiyle hayata geçirilir. Ortada somut delil olması gereği yoktur. Kendinden menkul kanaatler, birbiriyle tamamen alakasız fiilleri birleştiren hayali amaçlar arasında araya sıkıştırılan bazı değerlendirmeler, suçlamanın esas gerekçesini ele verir. İktidardaki kişinin, zümrenin veya kliğin kendine tehdit olarak gördüğü eylemlerin tarif edilmesidir bu.
Tanıl Bora
18 Kasım 2020 Çarşamba
Daha da sık kullanılan kalıp, aslında rastladığım en istikrarlı kalıp, “aile faciası”dır. “Kadın yüzünden” gerçekleşen vakalardan farklı olarak, sadece kadınların kurban olduğu olaylarda kullanılmış. ‘Olan aileye oluyor, asıl kurban aile’ duygusu yayılıyor bu anlatımlardan. Bu da, İstanbul Sözleşmesi karşıtlarının retrospektifi. Birkaç örnek aktarayım. Başlık: “Beyoğlunda dün geceki aile faciası.” (Akşam, 14 Ocak 1948) Olay: Tesviyeci Hüseyin, geçimsizlik nedeniyle evden ayrılıp bir akrabasının yanına taşınan karısı Fikriye’yle yolda karşılaşmış, “ters cevap” alınca bıçaklamış.
Kenan Erçel
13 Kasım 2020 Cuma
ABD seçim sisteminin bir azizliği olarak Demokrat adayın ülke genelinde rakibinden milyonlarca daha fazla oy almasına karşın yine de kıran kırana geçen mücadelenin fotofiniş heyecanı da ilgiyi katmerledi. Trump’ın “renkli” şahsiyeti, mızıkçılığı ve öngörülemezliği de merakın dozunu artırdı. Sosyal medya üzerinden küresel gelişmelere erişimin kolaylaşması da bu ilgide bir rol oynamış olsa gerek. İlaveten, Türkiye’de bir türlü gelmek bilmeyen erken seçim beklentisinin yarattığı siyasal enerji birikimine geçici bir mecra olmuşa benzer ABD seçimleri: Donald Erdoğan versus Ekrem Biden.
Evren Balta
6 Kasım 2020 Cuma
Amerikan sağı tarafından giderek radikalize edilen, Amerikan solu ile bağları kopan/koparılan, öfke ve hayal kırıklığı dolu bu seçmen grubu ile Trump birbirlerini keşfedeceklerdi. Başarısızlığı, beceriksizliği, konuşamaması, gereksiz yere böbürlenmesi ve her şeyden önemlisi müesses nizam olarak görülen gruplar tarafından aşağılanması bu öfkeli seçmenlerin onu kendilerinden biri olarak bağırlarına basmalarını sağlayacaktı. Müesses nizam onunla alay ettikçe, onlar onu daha da çok sahiplenecekti.
Aksu Bora
5 Kasım 2020 Perşembe
Carrington’da hafif hiçbir şey yok. Yazarın yanında durup onunla birlikte parçalanabilirsiniz. Eğlenceli bir tecrübe değil. O kendi gerçekliğini yazıyor çünkü, dünyaya bakıp gördüğünü değil. Tıpkı Kraliyet Davetiyesi hikâyesinin Harikalar Diyarı’nı Alice’in gözünden anlatması gibi. Hiç eğlenceli değil. Bütün iş gözde bitmiyor da ondan sanırım. Alice, Harikalar Diyarı’nı seyretmemişti, onun içine düşmüştü.
Emel Uzun
18 Ekim 2020 Pazar
Stalkladığın kadınlarla/erkeklerle kendini kıyasladığın bitimsiz bir karşılaştırmanın neden yapıldığını anlamak istiyorum örneğin. Kim olduğunu, kim olmadığını, kim olmak istediğini başka hesaplara bakarak, gün boyu karşılaştırarak anlamaya çalışmak diye özetliyor konuşmacılardan biri mealen. Güzel kadınların hesaplarına bakarak eksiklenmek, eski sevgilinin yeni manitasını kendinden daha güzel/yakışıklı bularak içlenmek.
Güncel
Astroloji Uygulamaları Neden Yükselişe Geçti?
30 Kasım 2020 Pazartesi
Pattern gibi, modern bireyin endişelerini ve belirsizlik korkularını yatıştırmayı hedefleyen uygulamalar, sosyolog Eva Illouz’un advice literature (tavsiye edebiyatı) ya da self-help literature (kişisel gelişim kitapları) hakkındaki incelemeleri ışığında ele alınabilir. 1920’lerden itibaren psikolojinin “popülerleşmesi”, tavsiye edebiyatını yükselen bir kültürel endüstri ve duygusal normların standartlaştırılması için bir araç haline getirdi.
Yeni Başlayanlar için Felsefe: “Babamın Defterleri”
29 Kasım 2020 Pazar
Şöyle bir düşünelim, dağdaki çoban da dahil olmak üzere, en geniş kesimlerin, kendi yaşadıkları toplum ve kendi gelecekleri hakkında bilinçli karar vermeleri en çok kimleri rahatsız eder? Herkes için daha yaşanır bir toplum, toplumlar oluşturmanın siyaset yapmaktan, daha çok siyaset yapmaktan (bunu derken en geniş kesimlerin konuya duyarlılıkla katılmalarını, söz söylemelerini, belirleyici olmalarını kastediyorum) başka bir yolu olduğunu düşünmüyorum.
Bir Başkadır’da Evin Temsili
28 Kasım 2020 Cumartesi
Dizide sık kullanılan mekânlar karakterlerin hem sığınağı hem kaçmak istedikleri yer haline gelen evleridir. Özellikle ana karakterlerin kendi aileleriyle konuşmalarını, tartışmalarını genel olarak bu evlerde seyrederiz. İstanbul’un merkezine yakın ya da uzak konumlarda yer alan bu evler karakterlerin mahremini gördüğümüz, onları daha yakından tanıdığımız mekânlardır.
Boş veya Dolu Olmak Üzerine
27 Kasım 2020 Cuma
Güçlü, rap müziğin savunuculuğunu yaparken “rap’in içini boşaltan” birtakım rapçilerin varlığını vurguluyor. Rap’in içini boşaltmak ne demek? Veya içi dolu rap nedir? Güçlü’nün aklından geçenleri okuyamam elbette fakat varsayımda bulunacaksam “içi dolu” rap, son cümlesinde belirttiği üzere “toplumsal ve protest bir hareket”tir.
Dostluk, Yol ve Yürüme
25 Kasım 2020 Çarşamba
Yürüyüşçü kendine hâkim olmaya çalışmaz, çünkü kendinin bir yapılandırma olduğunun yürüdükçe farkına varır. Kendiliklerinden soyunması toplumsalın yapılandırmasından arınması anlamına gelecektir. Yürüyüş, kendiliği istiklâline kavuşturur. Bu kavuşturma ne yönetilebilir ne de planlanabilir. Eğer planlanır ya da yönetilirse yürüyüş spora dönüşür.
Politik Tiksinti: Kutuplaşmaya Karşı Kökensel Bir Refleks
23 Kasım 2020 Pazartesi
Politik tiksinmenin belki en yıkıcı sonucu artık ortak bir doğruya inanmayan, kutuplaşmış toplumsal grupların birbirinden tiksinir olması. Üstelik tiksinme üzerine çalışan psikanalistlerin “kontaminierung” olarak adlandırdığı durum nedeniyle, yani tiksinilen nesne ile iletişim kesilse dahi tiksintinin dindirilememesi yüzünden, bu toplumsal kutuplar katılaşıyor.
"Delibo"ya Dair
21 Kasım 2020 Cumartesi
Her türlü yapının öncelikle sınıfsal içeriğine dikkat kesilen Delibo, karşısına aldığı sermaye sahibi ve zengin doğan -olan değil- insanları da, yanına alegorik tamlamalarla çağırdığı gayrimüslim halkları da verili bir halde sunmaz. Şimdide anlattığı bütün toplumsal bireyler, geçmişte de vardır.
“Evindeyken de Yalnız Kalma!”
20 Kasım 2020 Cuma
Artık işverenin tahakküm yöntemleri eve de taşınabilir oldu: bilgisayarlardan izlenip anlamsız yoklama toplantılarına maruz kalmaya başladık; klavyeye kaç kere basıp mousea kaç kez tıkladığımız sayılır oldu. İşçileri gözaltında tutmak isteyen işveren işçinin evinde de işyerinde olduğu gibi kök söktürecektir.
“HDP ile Görüşmek” Kavramı Üzerine: Bir “Siyasal Düşman”ın İnşası
19 Kasım 2020 Perşembe
Tıpkı Demirel’in 1965 seçimlerinden sonra TİP’in parlamentodaki mevcudiyetinden kendi önderliğinde mobilize olan bir popüler komünizmle mücadele hattı/cephesi üreterek iktidarını berkitmesi gibi, AKP de -ağırlıkla 2015’ten sonra- HDP’nin parlamentodaki kurumsal mevcudiyetinden kendi önderliğinde mobilize olan bir bölücülükle/terörizmle mücadele hattı/cephesi üretmeye ve ekonomik krizle aşınan iktidarını bu yolla berkitmeye çalışmıştır.
“Belki de Dura Kalka Yürümek Bu Toplumun Naturası”
18 Kasım 2020 Çarşamba
Önce şunu anlamamız lazım. Kürtlerden esirgediklerimiz aynı zamanda kendi hayatımızda fedaya razı olduklarımızdır. Kürtlerden esirgediklerimiz, kendi hayatımızda da vasata razı olmamıza yol açmaktadır. Kürtlerden esirgediklerimiz nedeniyle örneğin biz de kendi hayatımıza dair kararlara katılamıyoruz, yerel yönetimleri bile demokratikleştiremiyoruz.