Haftalık
Erdoğan Özmen
13 Mayıs 2021 Perşembe
“Sonlarına doğru bir el sanki boğazımızı sıkıyormuş” duygusuna, bir tür ümitsizlik ve karamsarlığa yol açan başka bir şey daha var sanki filmde. Filmdeki sahne ve mekanların niyet ettiği ve uyardığı kasvet, acılık ve karanlığın derinden ilişkili olduğu başka bir şey. İnsanlık durumumuza ilişkin evrensel bir unsur. Daha aşikar olan ve yüzeyde yer alan siyaset hikayesi, evrensel bir insanlık durumunu incelemek ve kavramak için vesile kılınmış sanki: Ölüm dürtüsü, iktidar/güç arzusu, ruhun tuhaf hazları, kendine yönelik yıkıcılık, mazohizm ve suçluluk....
Murat Belge
12 Mayıs 2021 Çarşamba
AKP 2002’de seçimi kazanıp iktidara geldiğinde Türkiye’de yarattığı çeşitli hoşnutsuzluklara rağmen kendine göre gelenekler, teamüller kurmuş bir devlet yapısı ve onun memurları vardı. “Şu şöyle yapılır, bu böyle yapılır” gibi deneyimleri vardı bunların. İslamcı bir sızma hareketi başlamıştı. Ama “sızma” dediğimiz olayda, “sızan”, kendini yeterince güçlü hissedinceye kadar, sızdığı yapının iklimine uymaya çalışır. Böylece bütün, özellikle önemli “mevkiler”, kendileri için her şeyin mübah olduğuna inanan kadrolarca dolduruldu. Bugün memleketin her tarafından yükselen “Böyle de olmaz ki!” feryatları bununla ilgili ve gittikçe artacak.
Ahmet İnsel
11 Mayıs 2021 Salı
Türkiye ile Çin arasında ticaret de son yirmi yılda ciddi biçimde arttı. 2019’da bu ticaret hacmi 20 milyar doları aştı ama bunun %90’ını Çin’in Türkiye’ye yaptığı ihracat oluşturuyor. Erdoğan yönetiminin Çin’le yaptığı anlaşmalar nedeniyle örneğin Uygurlar konusunda on yıl önce söylediklerini unutup, bugün kulakları sağır eden bir sessizlik içinde olması yukarıda belirtilen kredi, swap, yatırım gibi anlaşmalarda Çin’in dayattığı gizli koşullardan birinin açık sonucu.
Sezen Ünlüönen
8 Mayıs 2021 Cumartesi
Netflix’in yeni dizisi Fatma’da seri katilin evlere temizliğe giden bir kadın olması hiç şaşırtıcı değil. “Yeni Türkiye”nin vampiri ya da cadısı elbette köyden kente göçmüş, eğitimsiz, derin yoksulluk içinde debelenen, engelli bir çocuk annesi, evlere temizliğe giden, sürekli cinsel, psikolojik ya da bildiğimiz düz kaba şiddet tehdidi altında yaşayan ve süper gücü “görünmezliği” olan bir kadın olacaktı.
Aksu Bora
7 Mayıs 2021 Cuma
Yani feminizmi mümkün kılan şey, hep birlikte ezilmekte olan kadınların varlığı değil, kurtuluş iradesidir. Böyle olmasaydı, feminizm mümkün olmazdı. Bazen aksine inanma eğilimde oluyoruz; ortak bir ezilmişlik yoksa bizi bir araya getirecek ne kalıyor elimizde diye endişe edebiliyoruz. Ama bu ortaklık zemini o kadar kaygan ki! O kaygan zemini “kapsayıcılık” telaşıyla sabitlemeye çalışıyoruz. Büsbütün ele avuca sığmaz bir şeyleri, kimlikleri kapsayarak. Bu hengamede sınıf da kimliklerden biri olup çıkıyor! Sınıf, ırk, cinsel yönelim… diye giden şu meşhur diziden bahsediyorum!
Tanıl Bora
5 Mayıs 2021 Çarşamba
1879 Ocak ortasında resmen vaizliğe başlamış Van Gogh. Başında dua okuduğu, İncil dersi verdiği, hasta veya ölmeye yatırılmış maden işçilerinin mihnetli hayatı onu çok etkilemiş. Vaktinin büyük kısmını, onların hayatını resmetmeye ayırır olmuş. Nisan’da bir madene inmiş hatta, onların günlük hayatlarını yakından görebilmek için. Bir başka mektubunda, resimleriyle “bu bilinmeyen tipleri insanların gözünün önüne getirmek” istediğini yazmış ressam.
Derviş Aydın Akkoç
2 Mayıs 2021 Pazar
Satıcı ve alıcı şeklinde konum almış varlıkların birdenbire mülk sahibi ve hırsız, ya da alacaklı ve borçlu statülerine düşmeleri demektir bu. Bu yatay ya da dikey hareketlenmelerde satıcının satacağı, alıcınınsa temin edeceği arzunun ne olduğu baştan itibaren müphemdir tabii. Karşılıklı konumlar da sabit değil, bilakis değişkendir: arzulanan şeyin belirsizliği karşısında satıcı alıcı, alıcı ise satıcı rolleri içinde, hatlar arasında mekik dokurlar.
Kemal Can
11 Nisan 2021 Pazar
Amirallerin “iktidara parmak sallama” olarak yorumlanan çıkışındaki asıl sorun, ileriye matuf tehlike değildi aslında. Aksine “potansiyel tehlike”, iktidarın üzerinde tepineceği fırsat olarak çok verimli görülmüş olabilir. Zaten meseleyi CHP’ye yıkarak devam ettirilen bu yönü çok tanıdık. Fakat “parmak sallamanın” asıl sorun yaratan kısmı, sallanan bir parmak olması. Bahçeli’nin çok erken bir aşamada “amirallerin apoletlerini sökün, maaşlarını kesin” sertliğindeki tepkisinin sebebi de, kendi tuttuğu alanda ciddi bir “savunma” boşluğu yaratması. Güvenlikleştirilebilmiş alanlardaki yekpare görüntünün veya en azından sessiz onayın bozulması. Belki de birilerinin bunu gösterebilme veya ima  cüreti.
Barış Özkul
4 Nisan 2021 Pazar
Yıllarca süren kafes hayatından ötürü avluda gördüğü koyunu canavar zannedecek duruma düşen Osmanlı şehzadelerinin acizliği; Abdülhamid’i Abdülhamid yapan evhamların gerisindeki hadiselerin ağırlığı; ölüm korkusuyla paranoyaklaşıp zalimleşen, evhamlı halleriyle her şeyden şüphelenen ve cebinde daima bir panzehir taşıyan padişahın dramı katille maktulü aynılaştıran Osmanlı hapishanesinin görünümleri. Veba günlerindeki Minger adası Osmanlı hapishanesinin bir replikası: Vali Sami Paşa, Ramiz, Doktor Nuri, otel odasından ya hiç çıkmayan ya da çıktığında zırhlı landosuyla dolaşmak zorunda kalan Pakize Sultan hep bir hapis hayatı yaşıyorlar.
Menderes Çınar
26 Mart 2021 Cuma
AKP’nin sicilinden süzülen bu olasılıklar bir an için spekülasyon olarak kabul edilse bile, Erdoğan’ın Anayasa konusunda söylemediklerinden yola çıkarak bir değerlendirme yapılabilir. Erdoğan nasıl bir anayasa istediklerini anlatırken bir kere bile “demokratik” bir anayasa veya evrensel anayasal normlarla, insan haklarıyla uyumlu bir anayasa demedi. AKP’nin millet mahreçli, yerli ve milli olduğunu iddia ettiği eserlerinin ve pratiklerinin bir toplumu medeni kılan birçok değer ve normu Batı kökenli olduğu gerekçesiyle reddetmeyi bir erdem saydığını biliyoruz.
Ömer Laçiner
25 Mart 2021 Perşembe
İktidar cenahının kalıcı bir gerçekleştirme imkânı gördüğü için değil, sırf 2023 Ekim’inde konumunu koruyabilmek için son/yegane çare diye sarıldıkları seferberlik havasını kışkırtmak için  başlatacakları bu “idealimizi nihayet gerçekleştiriyoruz” sloganlı hamlenin ağır tahribattan başka bir sonucu olamaz. Bu tahribatın en yazıklanacak kısmı da  bu ülke ve toplumun, bütün örseleme ve hoyratlıklara rağmen hâlâ azımsanmayacak olan yapıcı enerjisinde, kültürel zenginliğinde/çeşitliliğinde ve bunların bileşiminde oluşan uygarlaşma edinimlerimizdeki kayıplardır.
Aybars Yanık
18 Mart 2021 Perşembe
Demokrasi, uğruna mücadele verilmesi gereken dinamik ve şekillendirilebilir bir süreç mi, yoksa toplumsal mücadeleleri ve politik çatışmayı teminat altına alan (alacak), “orada bir yerde” bulunan bir özgürlükler sahnesi mi? Başka türlü de sorulabilir: Demokrasi, iktisaden rasyonel ve konsensüse dayalı tercihlerle toplumun her kesiminin taleplerinin doyurulabileceği bir “genel idare” tekniği mi, yoksa toplumsal sınıfların sabitliğine değil, ilişkiselliğine dayalı, dolayımlanan bir mücadeleler pratiği mi?
Güncel
Köprü Başında Zamanı Beklerken ya da Mostari’de Babanın Evinde Gibi Yaşamak
15 Mayıs 2021 Cumartesi
Vassaf, sadece bir ânı kaydetmemiş elbette. Çoğu zaman lirik bir dille sunmuş gözlemlerini. Sadece toprak üstünü değil, toprak altını da görüp aktarmış bizlere. Sonra geçmişe dönmüş zaman zaman. Gelmeden buraya dair okudukları, tespitleri, izledikleri, dinledikleri… ne varsa usul usul anlatmış. Yani bir merakı gidermenin ötesinde okuyana öğrendiği hissini de vermiş, veriyor, verecek Mostari ile.
Doğanın Yaşam Hakkı
13 Mayıs 2021 Perşembe
Sosyal medyayı açtığınız zaman, İkizdere ile ilgili paylaşımların altında çokça yorumlar görürsünüz, bunların bir kısmı destek belirtirken, büyük kısmı, “oh olsun, verdikleri oyun bedelini ödüyorlar, beter olsunlar” minvalindedir. Geçmiş dönemlerin öfke birikimi bu şekilde tezahür ediyor demek ki halkta diye düşünürken, hiç akıllara şu soru düşmüyor mu? Peki, doğanın suçu ne?
“Bitcoin Dünyayı Özgürleştirmeyecek, İnsanlara Eşitlik Getirmeyecek!”
12 Mayıs 2021 Çarşamba
Bitcoin’in dünyayı özgürleştirecek, insanlara eşitlik getirecek gibi bir potansiyeli olduğunu düşünmüyorum. Tam tersine, özellikle 2020’deki Covid’den sonra buraya kurumsal yatırımcılar girmeye başladı. Değerinin bu kadar artmasının, 5 binden 50 bine gelmesinin sebebi, kurumsal yatırımcıların girmesi, kurumsal yatırımcıların ve fonların. Bunlar kimin parasını tutuyorlar? Zenginlerin parasını tutuyorlar.
Gençlik, Ana Muhalefet, Aydınlar ve Siyaset: 1969 Yılı, 2021 İçin Ne Söylüyor?
11 Mayıs 2021 Salı
Her halükarda, muhalefet cephesinde yaşanan gelişmeleri, geçmişi hatırlatacak seviyede aceleci, indirgemeci, kolaycı okumalara tabi tutan ve rahatlıkla göz ardı eden, küçümseyen, hatta aşağılayan dilin duruma göre egemenleştiği türden bir muhalif medya ortamı ile karşı karşıyayız. Türkiye bu tip bir durumu 1969 yılında da yaşamıştı. İdeolojik saflık ya da mücadele için seçilen stratejilerin getirdiği gruplararası kavgalar, toplumdaki sorunları anlamak ve çözme amaçlı kamusal tartışmayı devam ettirmeye ağır basmıştı.
Yas Çalışması: Hayaletlere İmkân Vermemek ve İz
9 Mayıs 2021 Pazar
Yasta (kayıpta) iki durum çıkar ortaya: kaybedilen şeyle özdeşleşme (kendi üzerine kapanma) ve ötekine açıklık imkânı. Geride kalan için geçmiş ruhların kendine mal edilmesi, onların mirasını sahiplenmek anlamına da gelmektedir. Böylesi bir miras ise kapanması hiçbir zaman mümkün olamayacak bir borcu üstlenmektir. Nitekim Casîme Celîl bütün yaşamını bir kültür emekçisi olarak bu borca adamıştır.
İhtiyarlara Yer Yok
8 Mayıs 2021 Cumartesi
Futbol günümüzde en popüler spor haline geldiyse sebebi halkın sporu olması. Onu halkın sporu yapansa ulaşılabilirliği. Yalnızca futbol topuna sahip olmak oyunu oynamak için yeterlidir. Pota, file, raket, sopa gerekmez. Topun sahibi olmak bile gerekmez. Birinin topu vardır ve sizinle paylaşır. Dostluklar gelişir. Kurallar profesyonel düzeyde uygulanamıyorsa çözüm üretilir. Üç korner bir penaltı oluverir.
Kolombiya’da Protestolar
7 Mayıs 2021 Cuma
Ulusal Grev’de kullanılan sloganlar ve yapılan eylemler de halk reaksiyonunun sadece vergi reformuyla ilgili olmadığının güçlü bir kanıtı. Gösteriler esnasında Kolombiya’nın büyük şehirlerinden biri olan Cali’deki İspanyol işgalci heykelinin devrilmesi, yapılan çağrılarda kullanılan “Ulus için grev” tanımı, “Biz iyiler, sizden sayıca fazlayız” sloganı ve halkın büyük marketleri yağmalayarak ne kadar çalışsalar da kendi bütçelerinin almaya yetmediği ürünleri kaparak kaçması aslında otoriter bir yönetime karşı gösterilen büyük bir ortak tepkidir.
Hasan Âli Yücel "Homo Kemalismus" mu?
7 Mayıs 2021 Cuma
Yücel, Aktar ve Gözaydın'ın belirttikleri üzere, Homo Kemalismus çoğul öznesinin bir parçası ve yok hükmünde olan varlığıyla değil, eğer Homo Kemalismus karikatürünü kaale alacak olursak, belki de bu karikatürün oluşmasına vesile olan fikir insanlarındandır. Bununla birlikte Aktar ve Gözaydın'ın hem Kemalizm üzerinden tanımlama yapmaları hem de bu tanım üzerinden bir karakterin gerilimlerini konu etmelerini de ilginç buluyorum.
Elli Beş Yıl Sonra Cahiers pour l’Analyse (III): Taahhüt ve Sadakat
6 Mayıs 2021 Perşembe
’80’lerde başlayan uluslararası karşı devrimle Sol dağıldı. Mücadelede ısrar edenler küçük gruplara bölünerek parçalandılar, mücadeleyi terk edenler ise ya sessizliğe kapandı ya da sermayenin bir numaralı destekçilerine dönüştü. Bununla beraber 1980’lerin sonuna gelindiğinde iyiye doğru birtakım işaretler de belirmeye başlamıştı. Yenilgisi ihanete evrilmeyenler, bütün bu hikâyeyi sadakat kavramı altında yeniden okumaya karar verdiler.
Firketenin Öyküsü
4 Mayıs 2021 Salı
Tutsak kadınların kahkahaları duruşma salonunda yankılanıyor. Duruşma hâkiminin uyarıları havada asılı kalıyor. Biraz da kendilerini tahliye edecek kişilerin duruşma salonunda olmadığını bilme hali. Bulaşıcı bir neşe, kadın kahkahaları eşliğinde ekrandan ekrana dağılıyor. Neşeyi susturmanın öfkeyi susturmaktan zor olduğu anlar...