Haftalık
Tanıl Bora
12 Haziran 2024 Çarşamba
Türkçede yasak kelimesinin etimolojik hikâyesi, öğreticidir. Yasa-yasak ilişkisini, başka dillerde olmayan bir açıklıkla önümüze seriyor. (Türklüğün şânını burada arayabilir miyiz?) Yasak, Moğolca casah'tan (yasah) geliyor. Cengiz Han Yasah'ı, Cengiz Han nizamını veya örfi hukukunu belirten bir terim. Çağatayca üzerinden, 'bizim' Türkçeye kadar gelmiş. Kanun yerine yeni Türkçe yasa kelimesi de, yasak'tan türetilerek 'bulunmuş.'
Işıl Kurnaz
11 Haziran 2024 Salı
Her kadının bedeninde, kendi fiziksel sınırları kadar kendi toplumsal sınırları da gizliydi. İşte o iki tür sınırın her birini aynı anda aşmaya çalışıyordu Etero. Ama öte yandan, annesiyle arasındaki travma bağının yükünü arkasında bırakamıyor, bedenindeki her izde annesinin ölümünü okuyordu. Murman, ona şiirler yazıyor, özlemden boğuluyor, aralarındaki aşkı benzetebileceği kelimeler arıyor, ona bir başka ülkenin sınırlarını sakince çiziyordu ama Etero için o sınırları geçebilmek için cezbenin kuvvesi yetmiyordu.
Murat Belge
10 Haziran 2024 Pazartesi
Bu süreçte, böyle bir ortamın biçimlenmesinde, iktidarın benimsemesi beklenecek tavır belirleyici olacaktır. İktidar böyle bir süreçte olumlu bir rol oynamaya hazır ya da istekli mi? Bence değil. Bence bu koşullarda Tayyip Erdoğan’dan demokrasi yönünde bir atılım beklersek boşuna beklemiş oluruz. O araziyi kendi istediği şekilde düzenlemek için bir fırsat yaratmak için çalışacaktır. Ama CHP’nin bu koşullarda davranışı, “yapılması gereken”i (ve Tayyip Erdoğan’ın bunu yapmaktan nasıl kaçındığını) sergileyecektir.
Orhan Koçak
7 Haziran 2024 Cuma
Almanya’da ne Bismarck döneminde sermaye Yahudilerin “elindeydi”, ne Wilhelm ne de Weimar döneminde. Krupp ve Thyssen de saf “Aryan” soylarından kuşku duyulamayacak köklü ailelerdi. İki grubun da Weimar Cumhuriyetine bağlı olduğu elbette söylenemez (İkisi de Hugenberg’in milliyetçilerine yakındı), ama Thyssen’den farklı olarak Krupp von Bohlen und Halbach 1933’ten sonra bir süre daha Hitler’den uzak duracaktı. Rothschild’lere gelince, kaderlerini tek bir devlete, üstelik antisemit bir devlete bağlayacak kadar enayi değillerdi ve NSDAP’ye yardım ettikleri belgelenmemiştir.
Erdoğan Özmen
6 Haziran 2024 Perşembe
Kayıp, yoksunluk ve ayrılık halleri ve deneyimleri karşısında Öteki, Öteki'ni ete kemiğe büründüren toplumsal/kültürel/psikiyatrik/bilimsel tüm otoriteler aynı buyruk ve mesajla seslenmiyor mu hepimize: “Şimdi asıl önemli olan bundan sonra yapman gerekenler; kendini toparla, piyasa yap, yerine yenisini koy, ilacını al, kendini kucakla…vb”
Ahmet İnsel
5 Haziran 2024 Çarşamba
1789 Devrimi’nin ünlü İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi’nin ilk maddesi bir eşitlik manifestosudur: “İnsanlar, haklar bakımından özgür ve eşit doğar ve yaşarlar.” İnsanların içine doğdukları konum nedeniyle ne bir ayrıcalığa sahip olduklarını ne de bir bağımlılığa tâbi olduklarını ilan eden bu temel ilke, demokratik devrimlerin temel mottosudur. Ama radikal bir demokrasi hedefini benimseyen ve eşitliği fırsat eşitliğine indirgemeyen yaklaşım, bildirinin ilk maddesine şu şerhle yaklaşır: elzemdir ama yeterli değildir. Neden yeterli değildir?
Cuma Çiçek
1 Haziran 2024 Cumartesi
Seçim sonuçlarına daha ayrıntılı bakarsak, ilk altını çizmemiz gereken husus şu: AK Parti Türkiye genelinde olduğu gibi Kürt bölgesinde de bir büyeme trendi yakalıyor. Yeşil, Sarı ve Kırmızı Bölgeyi içeren on beş il bazında baktığımızda -ki bu iller Ana-akım Kürt Partisi’nin iddiasının olduğu “politik Kürt bölgesini” oluşturuyor- 2004 seçimlerinde 100 seçmenden 23’ü AK Parti için oyunu kullandı.
Derviş Aydın Akkoç
30 Mayıs 2024 Perşembe
Esasında zararlı değil, burjuva mantığı gereğince faydasızdırlar sokak köpekleri, hizmet halkasının dışında dururlar, toplama kampları olarak barınaklar birer maliyet kalemidir. Bu yarı-proleter, tasmasız ve zincirsiz bir halde gecenin karanlığında dolanan serseriler hiçbir şey yapmasalar bile insandaki çok eski bir korkuyu, ısırılma korkusunu harekete geçirirler… Ve tam da bu korkunun siyasallaşması nedeniyledir ki yetkililer hep teyakkuzdadır, durmadan kurtulma stratejileri üretilir, mesele sokakların bütünüyle onlardan temizlenmesidir; bu temizlik arzusu uyarınca adlandırma oyunlarına müracaat edilir, yeni sürüm bir kibarlık şahikasıyla: öldürme değil, uyutma, bol kemikli rüyalarla, ve sonsuza kadar.
Aybars Yanık
23 Mayıs 2024 Perşembe
Benim akranlarımın (87’liyim) izlediği ve görebildiği en iyi 10 numaralardan olan Djalminha (pekbilinmez Deportivolu) futbol izlemeye tahammül edemediğini, sıkıntıdan patladığını açıklamıştı birkaç yıl önce. İşi gereği yorumculuk yapmasa, asla izlemeyeceğini söylüyordu. Neymar’ın Avrupa futbolundaki o astronomik piyasa değerini çalım kıtlığının cazipleştirdiği adam eksiltme becerisine bağlamıştı. İlk okuduğumda yadırgamıştım fakat bugün tamamen hak verdiğimi söyleyebilirim.
Aksu Bora
4 Mayıs 2024 Cumartesi
Türkiye haritasının kırmızıya boyanmasına sevinmemizin bir sebebi de herhalde AKP’nin gerilemesi ile bu dip dalganın yükselmesi arasındaki bağı sezmemiz. Muhalif politikanın “konum alma” ve “duruş” eylemsizliğine sıkıştırıldığı bir zamanda feminist hareket, politikanın imkânlarını yokladı, bunları genişletmeye çalıştı. Şimdi gördüğümüz, bu çabanın sonuçları. Yersiz bir iyimserliğe kapılmaya gerek yok ama yani, sevinmeyelim mi?
Ömer Laçiner
22 Nisan 2024 Pazartesi
CHP’nin bu “zafer”i, ülkenin tarihinde bir “dönüm noktası” olabilir, sayılabilir mi? Eğer dönüm noktası terimine sadece çeyrek asır kesintisiz devam etmiş bir iktidarın sona erişinin güçlü işaretlerinden ibaret bir anlam yüklüyorsak; evet. Ama 31 Mart’taki sonucu Cumhuriyet’ten, hatta 20. yüzyıl başından beri yaşadığımız siyasal tarih bağlamında ele aldığımızda ise; henüz evet diyemeyeceğimizi, buna mukabil 31 Mart’ın, özellikle CHP’ye verilen destek üzerinden bu bağlamda da bir dönüm noktası olabilme potansiyelini büyük ölçüde taşıdığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Güncel
“Mükemmel Günler” ya da Tuvalet Temizlemek Üzerine
13 Haziran 2024 Perşembe
Göründüğü kadarıyla, en azından bir süre daha kamusal mekânlar var olmaya, boşaltma işi de mahrem kalmaya devam edecek; dolayısıyla tuvaletlerin temizlenmesi, bunu da birilerinin yapması gerekecek. Bugün yaşadığımız kapitalist kültürde toplumsal bir işbölümü var ve bu işi toplumun en altındakiler, yani paryalar yapıyor: Varsa göçmenler, yoksa azınlık mensupları ya da bir nedenle dışlanmışlar. Çünkü bu grupların etnik aidiyetleri ile sınıfsal konumları genellikle örtüşüyor.
Avrupa Parlamentosu Seçimleri, Sonuçları ve Dahası
11 Haziran 2024 Salı
Bu seçimlerde anketlerin öngördüğünün aksine aşırı sağcı güçler genelde kazanımlar elde etse de anketlerden çıkan dip dalgası gerçekleşmedi. Fransa’da Ulusal Birlik oyların neredeyse üçte birini alarak yeni parlamentoda en güçlü grup olarak yerini sağlamlaştırdı. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin İtalya Kardeşleri de benzer şekilde yükselişe geçti ve seçmenlerin dörtte birinden fazlasının oyunu aldı.
Teatrallik, Aşk ve Sanat Eseri: Alev Almış Genç Bir Kızın Portresi’nde Bakışın Kuruculuğu
11 Haziran 2024 Salı
Her iki eleştirmen de teatralliğin çöküşünden bahseder; Fried için bu olumludur çünkü böylelikle sanatın özerkliği sağlanır. Sennett’e göre ise bu çöküş olumsuzdur, çünkü hem sokakta hem de tiyatroda toplumsallaşmayı imkânsızlaştırır. Peki, Alev Almış Genç Bir Kızın Portresi açısından bakışa açık olma, karşılıklı bakışma, poz verme, bakış oyununu icra etme gibi anlamlara sahip olan teatrallik filmi hangi noktaya taşır?
Fransa’da Aşırı Sağın Patronlarla Uyum Arayışı, İktidara Gelişin Fragmanı mı?
10 Haziran 2024 Pazartesi
Aşırı sağ gerçekten de kıta genelinde ilerleme kaydediyor ve geleneksel sağ ile aşırı sağ arasındaki anlaşmalara dayanan hükümetlerin sayısı giderek artıyor (İtalya, İsveç, Finlandiya, Hırvatistan vb.). Çeşitli skandallar neticesinde zayıflayan Avrupa Parlamentosu’ndaki sağ grup “Avrupa Halk Partisi” (PPE)’nin üyesi ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen, iktidarda kalabilmek için, aşırı sağcı “Avrupalı ​​Muhafazakarlar ve Reformistler” grubuyla (CRE) bir ittifaka girme fikrini dışlamıyor...
Hayat Bir Oyalanmadan Başka Ne Olabilir Ki?
6 Haziran 2024 Perşembe
Nedense yirmi küsur yıllık eğitim sürecimi düşününce hayatımın yarısına üzülmeden edemedim. Fakat bu sürecin, yani yirmi küsurluk eğitimin yarattığı külfet ve bu boşa harcanmış zamanı nasıl olur da kazanca çeviremediğimi sorgulayan bakışlar, artık oyalanmanın gelip de geçtiğini ve eğitim sürecinin borcunu (KYK) ödemenin yolunu bulmam gerektiği gerçeğini, o babacan tavırla fısıldayıp durmuştu.
Ankara’dan Birkaç Rant Hikâyesi
4 Haziran 2024 Salı
Çok geçmeden Gökçek ve onun etrafındaki rantsever kümenin bir eseri olarak Batıkent ve Eryaman arasında boş araziye bir metro istasyonunun kurulduğunu gördük. İstasyonun yakınlarında herhangi bir yerleşim bölgesi yoktu. Bu inşaattan bir süre önce Susuz Göleti yeniden düzenlenerek Göksu adıyla Ankara’nın Gençlik Parkı ve Gölbaşı’yla birlikte sayılı durgun su ortamlarından birisi olarak belirdi.
Türkiye’nin Geleceği Üzerine Tezler (II): Yeni Başkanlık Rejimi ve Parsellenmiş Devletin Krizi
3 Haziran 2024 Pazartesi
Plebisiter başkanlık sisteminin üzerine dayandığı devlet iktidarının parsellenmesi süreci en az üzerinde durulan meselelerden biri. Sorun temelde Erdoğan ve AKP’nin ittifak siyasetine bağlanarak anlaşılıyor ve liyakatin ortadan kalması temelinde eleştiriliyor. Elbette Türkiye’de kamuya yapılan üst düzey atamaların liyakate ne kadar dayandığı tartışılır, fakat asıl mesele bundan daha kapsamlı ve devlet iktidarının yürütmenin mutlak otoritesi etrafında restorasyonuyla, yani despotik düzeyde merkezileşmenin, ancak devlet iktidarının feodalleştirilmesi yoluyla başarılabilmesiyle ilgili.
"Siyasi Manipülasyon ve Yargısal Taciz..."
31 Mayıs 2024 Cuma
Mahkeme başkanın kontrolünde, istemedikleri bir şey söylendiği anda “mikrofonunu kapat”. Ama burada da şöyle bir şey var, o salon sıkıyönetim mahkemelerine benziyor teknik olarak, fizikî yapısı ve düzenleniş şekli olarak. Sesiniz gitmiyor, bağırmak zorunda kalıyorsunuz. Sizi başka bir şiddet alanına çekiyor. O mikrofonlar kapatıldığında sesler, itirazlarınız kayboluyor. Beğenmedi mi, mikrofonu kapatıyor. Sözünüz mü kesildi, bir sonraki celsede yeniden fırsat yaratıp söylüyoruz ve o sözü tutanağa geçirmeye çalışıyoruz.
İspanya İç Savaşı’ndan Gezi Parkı’na Kolektif Unutmanın Katmanları
30 Mayıs 2024 Perşembe
“Unutma Paktı” geçmişle yüzleşmeyi erteleyerek toplumu travmalarla baş başa bıraktı. Franco rejimini tartışmaktan kaçınmak ve “demokrasiye barışçıl bir geçiş sağlamak” için tasarlanan bu toplumsal anlaşma, İspanya toplumundaki birçok gencin bu olaylarla ilgili sınırlı bilgi veya farkındalıkla büyümesine neden oldu. Uzun yıllar boyunca İç Savaş ve diktatörlük, İspanyol eğitiminde ve medyasında geniş bir şekilde ele alınmadı ve bu da kolektif bir hafıza kaybının yaşanmasına katkıda bulundu.
Altmış Dört Yıl Sonra 27 Mayıs’ı Hatırlamak
27 Mayıs 2024 Pazartesi
CHP döneminde yıpratılmaya başlanan köy enstitülerinin kapanması da büyük bir kırılma noktasıydı. Her ne kadar halktan yana bir söylemle geldiyse de Demokrat Parti’nin köy enstitülerini hızla ortadan kaldırması kısmen de olsa, köylüyü toprak ağaları karşısında yalnız bırakmak içindi. Ayrıca bu enstitülerin kapatılması, oradan yetişen bölgenin öğretmenlerini de ağalar karşısında zayıf konuma itmişti. Böyle bir ortamda 27 Mayıs sürecine girildi.