Haftalık
Emel Uzun
20 Ocak 2022 Perşembe
İki şey gösteriliyordu televizyonda. Eğlence içeriği olarak çok süslü, parlak, gösterişli bir ünlüler, güçlüler ve zenginler dünyası. “Büyüyoruz” diyen ekonomi haberleri. Sürekli GAP haberi izlemekten içimde garip bir gurur duygusu büyümeye başlamıştı. Müthiş büyük proje diye diye saatlerce baraj ve kanal inşaatlarındaki iş makinalarına baktığımı, “Gide Gide GAP” diye bir program izlediğimi hatırlıyorum. Gümrük Birliği telaşı da öyle. Her gün en önemli gündem o idi. Sürekli izliyor, ne demek istediklerini anlamıyordum. Ama içime bir umut doluyordu.
Erdoğan Özmen
19 Ocak 2022 Çarşamba
Bir yerimiz olsun isteriz hayatta. Yerleşmek ve tutunmak için. Varoluşumuzun ağırlığından, mütemadiyen varlığımızın farkında olarak yaşıyor olmanın yükünden biraz kurtulmak, hafiflemiş hissetmek için. Sözümüzün bir değeri ve karşılığı olsun isteriz. Sesimiz ulaşsın muhataplarına. “Duyuyorum seni, söylediklerini can kulağı ile dinliyorum” diyen ötekiler olsun çevremizde. Böylece tanınmış, görülmüş, kucaklanmış, tutulmuş hissetmek isteriz, çaresiz ve terk edilmiş hissetmemek.
Barış Özkul
18 Ocak 2022 Salı
Hikmetten felsefeye geçişi olanaksız kılan "muayyen hadlerle" çevrili bu eksik modernleşmenin, pusulasız ve dümensiz fikrî akışın edebiyattaki seçimleri nasıl belirlediği gösterilirken Tanzimat yazarlarının Batı edebiyatıyla ilişkisinin rastlantısallığına özellikle dikkat çekilir. Osmanlı edebiyatına Batı'dan yapılmış ilk kurmaca nesir tercümesi olan Fenelon'un Télémaque'ı Batı'da roman türünün bilinen örneklerinden biri değildir. Bu devirde Batı edebiyatlarından sürekli çeviriler yapılmakla birlikte ne Cervantes, ne Balzac ne de Dickens Türkçeye nakledilmiştir. Tek bir yazarın eserleri arasında yapılan seçimler de henüz olgunlaşmamış edebi zevkleri ele verir.
Murat Belge
17 Ocak 2022 Pazartesi
“Dün dündür” gibi bir açıklama yapmak zorunda kalanların halinde tavrında “mahcubiyet” gibi bir şeye de rastlanırdı. Oysa yeni dönemde bu gündelik gerçeklik haline geldi. Tayyip Erdoğan, örneğin, ne söylediyse tersini de söyledi. Kimi zaman bu yön değişikliğini bir “kandırılma” sonucu olmuş bir şey olarak sundu bizlere. Kimi zaman (ve çoğunlukla) böyle bir şeye de gerek duyulmadı. Sonuç olarak, “gerçeklik” diye bellediğimiz şeyin oldukça değişken ve keyfi olduğu bir dünyada yaşamaya başladık. Yavaş yavaş alışıyoruz.
Tanıl Bora
12 Ocak 2022 Çarşamba
Muhalefetin de bu kalıbı gönül rahatlığıyla kullandığını görüyorsunuzdur. Kılıçdaroğlu 2020 Aralık’ında Katar’a yapılan satışlar nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın millî güvenlik sorunu haline geldiğini söylemişti. Geçtiğimiz Nisan’da da ABD Başkanı Biden’ın “Ermeni soykırımı” ifadesini kullanması vesilesiyle AKP’nin dış politikasına yüklenirken, “Erdoğan millî güvenlik sorunu haline gelmiştir” ithamını tekrarladı. AKP kurucusu ve CHP milletvekili Abdüllatif Şener, 2019’dan beri, Erdoğan ve ailesinin malvarlığının bir millî güvenlik sorunu haline geldiği savını yineliyor.
Orhan Koçak
11 Ocak 2022 Salı
Ya direnç, o bitti mi? İkinci Yeni'nin karşılaştığı ilk direnç (50’ler ve 60’lar boyunca) bu şairlerin “soyut ve anlaşılmaz” bulunması kadar, “yerli ve milli” bir tavrı reddederek “kozmopolit” olmalarıyla ilgiliydi (ya da zaten tam bu yüzden “soyut ve anlaşılmaz” sayılıyorlardı). Üstelik bu kozmopolitliğe itiraz edenler içinde, sadece Mehmet Kaplan ve Attila İlhan gibi sağcılar ve kripto-sağcılar değil, Asım Bezirci gibi solcular da vardı. Türk-İslam milliyetçiliği tarafından örtülmek, silinmek istenen bütün bir Türk-İslam dışı hayat, İkinci Yeni'de bu milli örtüyü yırtan inatçı kalıntılar halinde yeniden görünür olmaya başlamıştı.
Işıl Kurnaz
8 Ocak 2022 Cumartesi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yapılan şeyin, tam olarak ne olduğu üzerine biraz daha eni konu düşündüğünüzde, yapılanın bir Bakanlık operasyonundan çok daha fazla bir anlamı olduğunu da görüyorsunuz. Meselenin sadece CHP’nin kazandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne duyulan kin ve hırsla, AKP’nin uzun yıllar sonra İstanbul’u bırakmak zorunda kalmasının yarattığı şaşkınlık ve öfkeyle ilgili olmadığını da… Çünkü öyle olsa, zaten türlü çeşitli kanun değişiklikleriyle, Belediye’nin yetkilerini tırpanlayan, o yetkileri merkeze ve siyasi iktidara aktaran karar ve düzenlemelerle, pekâlâ Belediye’nin işlevsizleştirilmesi yeterli görülürdü.
Sezen Ünlüönen
7 Ocak 2022 Cuma
Bunlar kimsenin aklına gelmemiş, eşi menendi bulunmaz tespitler değil elbette, ama Mert Sarıç’ın her bir karakteri diğerinden keskin hatlarla ayırmayı mümkün kılan büyük taklit/rol yeteneği, gözlem kabiliyeti, bir de ne yalan söyleyeyim, gitgide muhafazakarlaşan bir kültürel iklimde peruklar, makyaj ve kadın kıyafetleriyle birçok farklı kadın tiplemesine can veren Konyalı bir genci izlemenin keyfi sebebiyle hemen hemen her gün açıp bakıyorum bu hesaba.
Ömer Laçiner
5 Ocak 2022 Çarşamba
Sol sıfatlı partilerin işçi ve yoksullar nezdinde destek kayıplarını iktidar performanslarına, kurdukları rejimlerin çökme nedenlerine bağladığımızda neden aynı sonucun sağ parti ve rejimler için pek de geçerli olmayışı üzerinde kafa yormuyoruz? Nitekim, bütün dünyada ve Türkiye’de iktidarı bırakın başarısızlığı, rezalet sahneleri ile sona ermiş sağ partiler, dağılıp gitse hatta iktidarı bir sol partiye bıraksa bile çok geçmeden yerini bir diğer sağ parti alabiliyor ve bu kez o iktidara gelebiliyor.
Aksu Bora
27 Aralık 2021 Pazartesi
Kendine saygısı olan bir roman kahramanının on altı yaşındaki birine söyledikleriyle diyelim otuz yaşındakine söyledikleri aynı değildir. Genç olana “seyreltilmiş” versiyonu uygun görmüyorum, anlatmaya çalıştığım o değil. Tıpkı çocukken ya da gençken hayatın daha kolay olmadığı gibi, roman kahramanları da çocuklara ve gençlere daha basit hikâyeler anlatmazlar. Ama insanın dikkat kesildiği şeyler, yaşadıkça değişir- hepimizde aynı biçimde değil muhtemelen (öyle olsa ne sıkıcı olurdu); zamanla kimimiz kahramanları daha az dinleriz, kimimiz söylediklerinden çok söylemediklerine kulak veririz...
Derviş Aydın Akkoç
19 Aralık 2021 Pazar
Nietzsche’ye göre, insanı “mutluluk ideası”na ya da “ahlak ideası”na yönlendirebilecek her amaç kavramı kuruntudan ibarettir; “kişi zorunludur, felaketin bir parçasıdır ve bütüne aittir.” Dolayısıyla onu yargılayabilecek, ölçebilecek, mahkûm edebilecek hiçbir şey yoktur. Büyük özgürleşmenin ilk adımı oluşun masumiyetini yeniden kazanmak için “ilk günah” da dahil tüm “ilk neden” söylemlerini kapı dışarı etmek, daha da önemlisi suç ve ceza kavramlarını külliyen varoluştan uzak tutmaktır. Aksi halde kalpazanların, sürüsüne bereket modern rahiplerin kulu kölesi olmak kaçınılmazdır…
Aybars Yanık
28 Kasım 2021 Pazar
İnsanlar zaman zaman gerçek hayatta kaybettiklerini, popüler kültürde arıyorlar. Kurgu murgu dinlemeden, aslında oralarda oldukları gibi değil, olmak istedikleri gibi var olmak istiyorlar. Bayramda en şık kıyafetleri giydirilen çocuklar gibi çıkmak istiyorlar izleyicinin/diğerlerinin karşısına. Onca pisliğin içinde parlamak, kötü adamın kendilerinden değil, başkalarından; mazlumun başkalarından değil, kendilerinden olmasını istiyorlar.
Güncel
“Yeraltı İnsanı Hep Bizimle Birlikte Yaşıyor”
20 Ocak 2022 Perşembe
Yeraltı İnsanı’nın bir vakti var mı bilemiyorum? İnsanın kendiyle problem yaşaması ne zaman biter, o zaman geçersizleşir belki. Kapitalizmin kendine ve her şeye kadir varlıkları için yeraltı insanı olmak fuzuli, gereksiz gelebilir. Bu kıvranmalar her şeyi apaçık bilen, gören, duyan dört başı mamur kapitalist öznelliğe pek bir kaotik, belirsiz, çirkin gelebilir.
Hollywoodvari Bir Yüzleş(eme)me Hikâyesi: Kulüp
18 Ocak 2022 Salı
Tüm Hollywoodvari örneklerinde olduğu gibi, Yahudi Matilda, Raşel ve Rum Tasula’nın kurtarıcıları, Müslüman Türkler oluyorlar ve dizi sonunda, sanki onlar da bu kıyımın tarihsel suç ortakları değillermiş gibi, örneğin hem Çelebi, hem de Hacı, gözümüzde aziz mertebesine ulaşıyorlar.
COVID-19 ve Bagajda Mal
17 Ocak 2022 Pazartesi
“Aşı var, olsalardı yaşarlardı,” deyip geçemezsiniz. Beş ayı geçen bir zamanda her gün yüzün üstünde, haftada binin üstünde insanın ölmesine boş veremezsiniz. Herkesin bildiği sır olarak ölüm verilerinin üzerini örtemezsiniz. Omicron dalgasının tüm gücüyle estiği yeni yılda olabilecek azami halk sağlığı önlemlerini almak yerine, “herkes kendi riskini kendisi görsün ve ona göre kendisini korusun” demek gafletinde bulunamazsınız.
Marx’ın Maliye Konusunda Yazdıklarını Okumak Lazım
16 Ocak 2022 Pazar
Faiz ve sermaye olarak para getiren sermaye birikimi, hükümetler sayesinde kurumsal ve siyasal çok güçlü bir tabana yerleştirildi. O kadar ki, kriz dönemlerinde, hükümetler, bankaları ve yatırım fonlarını mutlaka kurtarmak zorunda kaldılar. Hiçbir hükümet ve bu gelişmeden zarar gören yurttaşlar da bu zorunluluktan kaçınamazdı. Şimdi, paradan oluşan sermaye birikimi ile gerçek anlamda sermaye birikimini ayırt etmemiz gerekir.
İşçi Göçünün 60. Yılı
15 Ocak 2022 Cumartesi
Türkiye ile Almanya arasındaki altmış yıllık işgücü anlaşmasının başarı tablosu vesilesine dönüşeceğini öngörmek için kâhin olmaya gerek yok. Benim için Almanya'nın ne ölçüde bir göç ülkesi olduğu, onun, göç tarihiyle ne kadar incelikli ve özeleştirel başa çıktığında saklı. Böyle bir yıldönümü bağlamında bence bu daha ziyade ebeveynlerimizde teşhis edilen misafir işçi hastalıkları üzerine konuşmayı da içeriyor.
Gönüllü Riayet ve Türklük Sözleşmesi
14 Ocak 2022 Cuma
Ünlü, kendini Türk/Müslüman olarak kabul edenlerin, kendi üzerine düşünememe, kendini sorunsallaştıramama, duygularını ve düşüncelerini oluşturan faktörlerin dökümünü çıkaramama, imtiyazlarını görememe veya kabul edememe gibi çok önemli ortak paydalarda birleştiklerini savunur. Elbette bu, eleştirel bilincin, diyalektik düşünüşün askıya alınması da demek. Peki, böyle bir durumda, gönüllü riayet üzerine kurulmuş bir kimlik edinme sürecinin ve bunun içselleştirilişinin ardından, şimdiki iktidara karşı duyulan gönüllü riayetin ilgasından nasıl söz edilebilir?
Kısa Bir Değini: “Türkçe Tıp” Garabeti Üzerine
14 Ocak 2022 Cuma
Arkaik ve anakronik bir can çekişmeden farksız olan, tıp veya hekimlik dilinin Türkçeleştirilmesi girişimlerindeki koyu cehaleti, o bildik tözcülüğüyle “Öztürkçe” ideolojisini, Türkçülüğün Esasları’nın ikinci bölümünde öngörülen program kapsamında ve “ıstılah ve ıslah” yolundaki pedagojik türküyü ne kadar eleştirsek az. Bu meseleyi politika sularına demirlemeden ele almak da, bir o kadar olanaksız.
Mülteci Bedeni ve Mezarlıkları
13 Ocak 2022 Perşembe
Dağların, denizlerin, göllerin ve kimsesiz mezarlıklarının birer mülteci mezarlığına dönüşmesi mülteci krizinin önemli bir göstergesidir. Mülteciler önemli sağlık sorunları ile karşı karşıya kaldıkları göç yollarında bulaşıcı hastalıklara, vahşi hayvan saldırılarına maruz kalmaktadırlar. Bunların yanı sıra güvenlik önlemlerinin hiçe sayıldığı teknelerde, mülteciler ölümle yüz yüze gelmektedir. Geçişlerin güvenlik güçlerine yakalanmadan gerçekleşmesi için dağ yollarını kullanan mülteciler donarak hayatlarını kaybetmektedir.
Şili'de Yeni Bir Başlangıç
12 Ocak 2022 Çarşamba
Boric gibi öğrenci hareketinden gelip parlamento ya da belediye yönetiminde yer alanların sayısı son yıllarda arttı. Örneğin geçen yıl Şili Komünist Partisi’nden (PCC) aday olup seçilen, Santiago Belediye Başkanı Irací Hassler bu kuşağın sembollerinden. Bu genç kuşak hem siyasette yeni şeyler söylüyor hem de giderek daha baskın bir rol oynuyor. Aynı zamanda on yıl öncesine kadar kıtada hakim anlayış olan Bolivarcı sosyalizm yaklaşımından farklı bir solu yeşertmenin yolunu arıyorlar.
"Toplumsal Dinamikleri Psikopatolojik Kavramlarla Anlamaya Çalışmak Önemli Yanılgılara Yol Açar"
9 Ocak 2022 Pazar
Neden narsisistler iktidarda? Çünkü Dünya halkları için gittikçe daha kaygı verici hale gelen dünya hali, geçmişin yaralarını deşiyor, yeni narsisistik yaralanmalara yol açıyor, toplulukların kurtarıcı arayışını harlıyor. “Kurtuluş”, “yeniden doğuş” vaat eden narsisistik liderlerin, “tek adam”ların yükselişi, şaşırtıcı değil.