31.12.2024 | Ülkemizdeki "Yılbaşıcılar"ın, konu özelinde yıllardır sürekli dozu artan ve bugünü hedef alan bir direkt saldırı ile muhatap olduklarından olsa gerek, son yıllarda birkaç defans mekanizması geliştirdikleri görülüyor. Bunların birincisi en uzun zamandır aşina olduğumuz, meseleyi kökünden çözecek ve İslâmi cenahla uzlaşmaya gönüllü bir nosyon düzeltme harekâtıdır. |
12.10.2024 | Ancak Sonuç'un en göze çarpan eylemi; kendisine hakaret eden herkese dava açması ve bunu adeta bir gelir kapısına dönüştürmesiydi. Burada pek ilginç bir şey yok gibi gözükebilir ancak kendisi de Twitter'da birçok kişiye hakaret ediyordu. Fakat hakaret ettiği hesaplar, siteye gerçek ismiyle kaydolmamış kişilerin hesaplarıydı. Böylece karşılıklı bir küfürleşmede bir tarafın kişilik haklarına yapılan saldırı hukuken suç teşkil ediyorken diğeri etmiyordu. |
15.08.2024 | Olay sosyal medyada gündem olduktan sonra bu nefret iklimini körükleyenler ve onların müritleri; bu saldırının münferit bir eylem, saldırıyı gerçekleştiren 18 yaşındaki A.K.'nın ise sıradan bir "mass murderer" olduğunu vurgulamaya başladılar. Onlara göre bu genç; aşırı radikalleşmiş ve dünyadaki muadilleri gibi çevresel faktörlerden vareste, tekil bir saldırgandı. |
11.08.2024 | Son zamanlarda ise Z kuşağı çevrelerde göze çarpan yeni bir nostalji temayülü de 2000'ler nostaljisidir. Birçok kişinin "Daha 2000'li yıllardan bu yana ne geçti ki nostaljisi olsun?" diyesi gelecektir. Lakin çevresel faktörlerin de tesiriyle hızlanan nostalji inşası, yeni de değil epeydir iş başında. Hatta Türkiye'nın sosyal medya geçmişi ayrıntılı olarak tetkik edildiğinde bu nostaljinin, 2017-2018 gibi filizlenmeye başladığı görülecektir. |
25.07.2024 | Gençlerin genelinde görülen geçim sıkıntısı, gelecek kaygısı ve belki de bunların tetiklediği sosyal hayat yoksunluğu; onları radikalize ediyor. Bu radikalizasyonu, ortak bir mutabakatla belirlenmiş bir nesneye karşı yöneltilen nefrette de yakalayabiliyoruz. Son zamanlarda bu nesne, sokak köpekleri olarak gözüküyor. Bir insan sokak köpeklerinin itlafını savunabilir, bir başkası da tam tersini. Ancak sosyal medyada gördüğümüz ve insanı hayrete düşürecek bir gözü dönmüşlük raddesindeki "çatlayın patlayın, geberteceğiz" hezeyanları, aslında durumun dış faktörlerin neticesinde teşekkül etmiş bir "nesne-tanımaz nefret" hali, yani atılması gereken birikmiş bir stres olduğunu gösteriyor. |
06.07.2024 | Tartışmanın Türkiye ayağında en çok tartışılan husus, şaşırtıcı bir şekilde bozkurt işaretinin siyasi bir sembol olup olmadığıydı. Bir taraf bu işaretin tartışma götürmeyecek derecede siyasileşmiş bir sembol olduğunu söylerken; diğer taraf, bunun asla siyasi olmadığını ve onun külliyen tüm Türkleri temsil eden tarihi bir sembol olduğunu söyledi. |
27.05.2024 | CHP döneminde yıpratılmaya başlanan köy enstitülerinin kapanması da büyük bir kırılma noktasıydı. Her ne kadar halktan yana bir söylemle geldiyse de Demokrat Parti’nin köy enstitülerini hızla ortadan kaldırması kısmen de olsa, köylüyü toprak ağaları karşısında yalnız bırakmak içindi. Ayrıca bu enstitülerin kapatılması, oradan yetişen bölgenin öğretmenlerini de ağalar karşısında zayıf konuma itmişti. Böyle bir ortamda 27 Mayıs sürecine girildi. |
08.04.2024 | Elbette her ilin dinamiği kendi içerisinde özel ve biriciktir, ancak büyük resme baktığımızda kuru gürültünün ve boş hamasetin artık insanların karın gurultusunu bastırmaya yetmediğini görüyoruz. Seçmen, iktidar blokunun adayı karşısında en kuvvetli aday olarak kimi görmüşse onu tercih etmiş gibi duruyor. Bunun yanında belediyecilikte mega proje devrinin bir süreliğine kapandığını söylemek doğru olabilir. |
19.03.2024 | Kitle, yine 2010'lu yılların ikinci yarısında etkin olmuş liberalizm furyasının izlerini taşımaktadır ancak liberal ekonomiye hâkim olduğu söylenemez. Liberal ekonominin kolonları olan basın özgürlüğü, hür kamuoyu ve hukuki istikrar mesele vatan ise birer teferruattan ibaret hale gelir. Neredeyse tüm sol ekonomik görüşler alay konusudur. Siyasetin sosyal kanadında ise mevcut statükoyu sarsan her düşünce reddedilir. |
06.03.2024 | Celal Şengör'ün Z kuşağında gördüğü teveccühün en büyük besleyicilerinden birisi, yirmi küsur senelik iktidarın dinî ve irrasyonel yönetiminin yarattığı ıssız ve çorak arazide gayet cüretkâr ve marjinal kalan bir ses olmasıydı. Ateist olduğunu, porno izlemeyi sevdiğini, hükumetin dinî politikalarına kesinkes karşı olduğunu, 12 Eylül'ü tüm yüreğiyle sahiplendiğini korkusuzca söylemesi bu çorak arazide kendini yalnız hisseden gençlerin dikkatini çekti. |