Mahir Çayan Kitabı Üzerine Değinmeler

Dipnot Yayınları İbrahim Kaypakkaya Kitabı, Behice Boran Kitabı, Hikmet Kıvılcımlı Kitabı başlıklı kitaplar çıkararak sosyalist hareketin önderlerinden bazılarının fikirlerinin, tartışmalarının ve biyografik bilgilerinin bir kez daha bilince çıkarılmasına, gündeme gelmesine aracı olmuştu. Mahir Çayan Kitabı[1] da, bu serinin hazırlıkları neredeyse on yıl öncesinde tamamlanmış ama basımı bugünlere kalmış bir parçasıydı ve dikkatli okurun gözünden kaçmayacağı üzere basımı da geçen yılın sonbaharında tamamlanmıştı. Böylelikle Mahir Çayan Kitabı, 2015 basımı İbrahim Kaypakkaya Kitabı’ndan yaklaşık 11 yıl sonra, Mart 2026‘da dağıtıma girdi ve eşzamanlı olarak araya başka pek çok tartışma da girdi.

Mahir Çayan takipçisi olduğunu ifade edenlerden eleştirel bir yakınlık kuranlara, Çayan geleneğinden olup da ayrılanlardan gelenekle hiç ilgisi olmayanlara; politik, akademik, medyatik alanlarda süren ve süreceğe de benzeyen tartışma ve değinmelerin şaşırtıcı yaygınlığı; Mahir Çayan’ın kişiliğinde somutlaşan siyasal duruşun geçmişin bir konusu değil bugünün siyasal ihtiyaçlarının avadanlığı olduğunun da bir göstergesi gibi.

Tartışmaların en önemlilerinden biri kuşkusuz Oğuzhan Müftüoğlu’nun 12 Mart Darbesi'nin yıldönümü nedeniyle Ertuğrul Kürkçü için söyledikleri üzerinden gelişti ve bir noktada da Mahir Çayan Kitabı ile bağlanmış oldu. O tartışmanın tarafları kendilerini ifade ettikleri ve muhtemelen de ifade etmeye devam edecekleri için bizim sözümüzün eksik kalmasının zararı olmaz ama buradaki taraflığın ötesinde ve bu vesile ile Devrimci Yol’a ve Devrimci Yolculuğa dair açığa çıkan hasmane tutumu da kaydetmek gerek. Bu yazıda, tartışmanın Mahir Çayan Kitabı da vesile edilerek uzandığı alanlar kısmen konu edilecek.

Önce önemli bir noktanın altını çizelim. Gerek Oğuzhan Müftüoğlu’nun başlattığı tartışma ve gerekse de Mahir Çayan Kitabı üzerine yapılan değerlendirmelerin en önemli boyutunu, ülke siyaseti büyük bir altüst oluştan geçerken Kürt meselesine yaklaşım ve Kürt siyasal hareketleriyle kurulacak ilişkinin oluşturduğu gerçekliğidir. Bunun, adına sosyal medya denilen sözün sorumsuzluğu kanallarındaki laf ola sallamalarından esaslı politik tartışmalara kadar geniş bir etki alanının olduğunu, buna göre konumlanacak siyasal yaklaşımların daha da belirginleşmesinin, yeni ittifak ilişkilerinin çıkmasının mümkün olduğunu düşünüyorum. Kürtlere göre konum alışın “Mahir Çayan üzerine yazmak Apo’ya mı kaldı” söylemini, “Mahir Çayan Kitabı sosyalist hareketi Kürtlere bağlamak hedefli bir Mahir Çayan anlatısı geliştirmeye çalışıyor”, değerlendirmesini ve benzer pek çok değerlendirmeyi de böyle görmek gerekir diye düşünüyorum.

Bu noktada da birkaç şeyin öne çıktığı görülüyor. Öncelikle kitapta Abdullah Öcalan tarafından yazılmış yazılardan yapılan alıntılar. Bu değerlendirmeye esas alınan ikinci unsur ise özellikle Mahmut Memduh Uyan ve Mahir Sayın’ın yazılarında, Mahir Çayan’ın Kürt meselesine kör olmadığına, yaşasaydı daha esaslı bir yaklaşım geliştirmesinin mümkün olduğuna dair, Mahir’in değinmelerine de atıfla yaptıkları değerlendirmeler.

1990’lı yılların başlarında adını sıkça duyduğumuz İslamcı örgüt İBDA-C, yayın organı Taraf dergisinde Mahir Çayan’ı örnek aldığını, PASS’ı hayata geçireceğini yazdığı zamanlarda, Mahirciler olarak gururlanarak Mahir’in büyük teorisyenliğine, devrimciliğine bir kez daha hayran olurduk. "Binbaşı Ernesto Ölmedi Daha" marşının “Sizlere selam var dünya halkları/Türkiyeli usta Mahir Çayan’dan” kısmını daha bir coşkuyla söylerdik. Hiçbirimizin aklına da “Siz kimsiniz de Mahir’i örnek alıyorsunuz, size mi kaldı Mahir Çayan, size mi kaldı PASS” demek gelmezdi. En azından diyeni hatırlamıyorum. Aksine, Mahir gibi birisinin izinde yürümekte mahir olmaya heves ederdik.

Abdullah Öcalan’ı savunmak değil niyet. Ama bir hakkı da teslim etmek gerek. Öcalan’ın yazılarında ve konuşmalarında Mahir Çayan’ın kendi üzerindeki etkisini, hem de hiç çekincesiz ve apaçık ifade ettiği sayısız örnek mevcut. Belki de herkesten ve her şeyden çok andığı ve önüne koyduğu kişi olan Mahir Çayan’a yönelik yaklaşımına “Sana mı kaldı?” şeklinde mukabele etmenin elbette bir anlamı var.

Mahmut Memduh Uyan ve Mahir Sayın’ın Mahir Çayan’ın Kürt meselesine kör olmadığını göstermeye çalışarak yaşasaydı daha esaslı sonuçlara ulaşması mümkündü demelerini “sosyalistleri Kürt hareketine eklemleme çabası” olarak değil de, Mahir Çayan’dan hareketle Kürt meselesine bir yaklaşım arayışı olarak okumak mümkün. Oradan değil de buradan bakmanın da elbet bir anlamı var.

Tam burada kendi durduğum yeri de kaydetmek isterim. Devrimci Yol hareketinin 1975 yılında çıkarılmaya başlanan Devrimci Gençlik dergilerinden itibaren Kürt meselesine/ulusal soruna dair getirdiği yaklaşımın esas itibarıyla doğru olduğunu, bu yaklaşımın son zamanlardaki gelişmeler ve olası yönelimler de dikkate alındığında, Türkiye halklarının özgür demokratik birlikteliğini esas alan bir düzleme katkı sunacağını düşünüyorum.

Mahir Çayan Kitabı üzerinden yapılan tartışmalarda dikkate değer bulduğum bir nokta da Mahir Çayan’ın mirası meselesi. Mal-mülk söz konusu olduğunda miras işleri tereke hakimliğinin iştigal alanına girse de Mahir açısından mala-mülke taalluk eden bir durum yok.

Mirastan söz ederken neden söz ediyoruz? Ergün Aydınoğlu  şunları yazıyor:[2]

“THKP-C mirasının diğer karakteristiği ise, bu hareketin teori ve pratiğinin, 1974 sonrasının genç sol kadrolar üzerindeki –tabiri caizse– büyüleyiciliğidir. Bu güçlü etkinin nedeni olarak ilk akla gelenler, hareketin sarsıcı eylemleri ve önderlerinin vahşice yok edilişleridir. Ne var ki gerek eylemlere, gerekse ölümleriyle, THKO önderlerinin de kolektif hafızada benzer bir iz bıraktıkları söylenebilir. Ancak THKP-C’nin, bu etkiyi daha da şiddetli ve kalıcı kılan bir özelliği daha vardır. Bu özellik hareketin güçlü teorik mirasında kendisini gösterir. (…) Mahir Çayan’ın Mayıs 1969 ile Mart 1972 arasındaki yaklaşık üç yıllık bir dönemde yazdıkları, dönemin genç kadroları için, bir ‘teorik miras’ olarak değerlendirilebilecek niteliktedir. (…) Bu yazıların olağanüstü sayıda konu üzerine kısa, özlü ve son derece iddialı değerlendirmeler taşıması da, etki gücünü artıran bir diğer faktördür. Özellikle 1974 sonrasının genç kuşakları için Çayan’ın yazıları, adeta kafalardaki her soruya cevaplar sunan dev bir teorik birikimi ifade eder.”

Mahir Çayan ve THKP-C derken sınırsız bir merak, arayış ve ısrardan söz ediyoruz esasında. Çok kısa bir süre içinde hayatla, kendi pratiği ile, sosyalist hareketin en kallavi unsurlarıyla, Cumhuriyet’in ilk yılları sayılmazsa en parlak dönemini yaşayan Kemalizm’le tartışarak, çarpışarak inşa edilmiş bir devrimci duruş.

Bütün bunların toplamının istikamet üzre bir yürüyüş olduğunu bizatihi kendi pratiğiyle doğrulamış, kendi iddialarının sağlamasını yapmış bir yaşam… Ne yapmak istediğine karar verip yapmak için gerekli olanları bir sıraya koymaya çalışan düşünüş ve duruş tarzı. Tek kişiye indirgenmeyecek olan ama tek kişinin de temsil edebileceği bir kolektif oluş. Olmayanlarla ayrılıp olanlarla yürüme iradesi. Dünyayı değiştirmek ve dünyanın Türkiye’sinde devrim yapmak için düşünen, karar veren, düşünüp karar verildiği kadarını yapan ve orada yeniden düşünmeye başlayan bir kolektiflik arayışı. İstikamet baki kalmak üzere hızını, tarzını, aracını her dem gözden geçirebilen bir esneklik.

Yapılan işin, varılan yerin sorumluluğunu üstlenerek tekrar düşünen, karar veren ve yapan; yani bir araya geldiğinde, her şeyden önce, devrimciliği çağrıştıran bir sıraya dizilmiş beş tane harften ibaret bir ismin, bir sıraya girdiğinde potansiyel bir işi bihakkın yapabilme ehliyetine sahip olunduğunun göstergesi olan sıralı beş harfin, bir yaşam çizgisinde bir işi hakkıyla yapabilme iradesinin ortak adı gibi geliyor Mahir’in mirası.

Kâğıttan kürekten, yiğitlik ve adanmışlıktan öte hayatla sürekli değişip tokuşan, alan-veren, nefes alan bir şeyden söz ediyorsak eğer, zaten tereke hakimliğine gerek olmayan bir düzlemden söz ediyoruzdur. Ve elbette ki sözünü ettiğimiz, ruhumuzun en güzel dalına kondurduğumuz,  gönlümüzün en güzel köşesine yerleştirdiğimiz bir ikon da değildir. Azı, çoğu, hüznü ve coşkusu ile, yanılgısı ve yenilgisi ile, kırıldığı yerden fışkıran filizi ile bir yolculuktur Mahir Çayan. Devrimciliğin yapıldığı kadarıyla hükmü olduğunu gösteren bir kuşağın en mahirlerinden birisinin, Mahir Çayan’ın mirasının istikamet üzre bir yürüyüş olduğunu, istikamet üzre yürüyen herkesin yürüdüğü kadar mirasçı olduğunu hayat hep gösterdi ve göstermeye de devam ediyor.

Mahir Çayan Kitabı, mahir bir insanın Mahir olmasından söz ediyor, deyip sözü Turgut Uyar’ın istikamet üzre dizelerine bırakalım.

 “biz haberi nerden verelim derseniz

solgun ama aydınlık olanlardan

bir taraf olanlardan

söğütlerden de olur, kavaklardan da

ve çamlardan

yırtılıp giden adamlardan

ve durup duran adamlardan

içerden, dışardan türkiye’den, almanya’dan

ve solgun ama aydınlık olanlardan

Mahir’i sorarsanız, dışardadır, türkiye’de”

 


[1] Mahir Çayan Kitabı, Toplu Yazılar ve Üzerine Yazılar (2025), (Yayına Hazırlayan Emir Ali Türkmen), Dipnot Yayınları, Ankara.

[2] Aydınoğlu, E., (2007), Türkiye Solu (1961980), Versus, İstanbul, s. 310.