Birikim Dergisi
  • Yeni Üye
  • Üye Girişi
  • Sepetim ()
  • Birikim
  • 70'lerin Birikimi
  • Haftalık
  • Güncel
  • Yazarlar
  • Duyurular
  • Articles in Other Languages
  • Hakkımızda
  • Dijital Abonelik
  • İletişim
  1. Anasayfa
  2. Güncel
  3. VI. Ulus Baker Buluşması: Çokluğun Direnişi - Direnişin Çoğulluğu
VI. Ulus Baker Buluşması: Çokluğun Direnişi - Direnişin Çoğulluğu
22 Ekim 2013 Salı
/
Diğer Yazılar
Tiranlıkla Sessizlik Arasında: Arap Toplumlarındaki Çürümeyi Anlamak
2 Nisan 2026 Perşembe
Mesud Romdhani
Tiranlıkla Sessizlik Arasında: Arap Toplumlarındaki Çürümeyi Anlamak
Arap coğrafyası yalnızca münferit krizlerle karşı karşıya değil; kültürel içe kapanmanın, denetimsiz iktidarın, tereddütlü seçkinlerin ve artık anlamını yitirmiş, geçerliliği tükenmiş ideolojilerin on yıllar boyunca birikmesiyle oluşmuş derin bir yapısal çöküşün içine sıkışmış durumda. Toplumlar, kendini sürekli yeniden üreten bir kısır döngünün pençesinde: merkezî iktidar çoğulculuğu bastırıyor, seçkinler sessizlik ile suç ortaklığı arasında gidip geliyor, siyasal söylem ise kutuplaşma içinde parçalanarak gerçek diyalog ve reform için neredeyse hiç alan bırakmıyor. Çürüme sistemik, gerileme yöntemli, sonuçlar ise geniş kapsamlı.
Kıyının Altına Gömülen Şehir: İzmir
1 Nisan 2026 Çarşamba
Engin Bozkurt
Kıyının Altına Gömülen Şehir: İzmir
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın Kordon’a yeraltı otoparkı yapılabileceğine ilişkin açıklamaları, kentin ulaşım politikalarındaki temel bir çelişkiyi açığa çıkardı. Tugay, “Şehir merkezine daha fazla araç getirelim, onlara otopark bulalım, onlara yollar, tüneller açalım demeden önce biraz düşünelim” diyerek otomobil odaklı anlayışa mesafe alırken, kısa bir süre sonra Alsancak Kordonu’na yaklaşık 4 bin araçlık bir yeraltı otoparkı yapılmasını savundu. Ortaya çıkan bu tablo, İzmir’de ulaşım kararlarının hangi ilkeye göre belirlendiğini tartışmalı hale getirdi. Bu nedenle mesele, tek tek proje tercihlerini aşan daha geniş bir planlama mantığı içinde ele alınmalıdır.
Alexander Kluge ve Eleştirel Teori
31 Mart 2026 Salı
Bartu Şanlı
Alexander Kluge ve Eleştirel Teori
Suhrkamp Verlag 23 Mart’ta Alexander Kluge’nin vefat haberini duyurdu. Böylece, 2024’ten itibaren Eleştirel Teori’nin İkinci Kuşak düşünürlerinden bir kişi daha eksildi - diğer düşünürler Oskar Negt, Claus Offe, Hans-Georg Backhaus ve Jürgen Habermas’tır. Almanya’nın savaş sonrası (kabaca 1950’li yıllar ve sonrası) deneyimine damga vuran bu isimleri bir araya getiren geleneğin Frankfurt Okulu olduğu söylenir ancak bu ifade çoğunlukla öylesine belirsizdir ki örneğin bu isimleri ilk kuşağın kültür eleştirmeni Leo Löwenthal veya ekonomi alanında eserler veren Friedrich Pollock ile yan yana getiren anlayışın ne olduğu açıklanmaz veya açıklanamaz. O halde şu iki soru meşrudur: i) Eleştirel Teori ifadesi ne anlama gelir? Sınırları, kapsamı, yordamı vb. nedir? ii) Eleştirel Teori’nin farklı kuşakları arasında (örneğin birinci ve ikinci kuşak arasında) bir süreklilik var mıdır?
Şiir Eleştirisi için Topolojik Hipotezler
29 Mart 2026 Pazar
Ali K. Metin
Şiir Eleştirisi için Topolojik Hipotezler
Mevcuttaki bütün şiir-edebiyat eleştirisini dekadansla itham etmek çok saçma ve gerçek dışı olacaktır zaten. Ancak bu, şiir ve eleştirinin mevcut tablosu içinde dekadansın önemli bir yer tuttuğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Sahiciliği, gerçekliği ve poetik inkişafı ketleyici özellikler gösteren her eleştirel aktiviteyi ya “gerici” anlayışların ya da dekadansın bir parçası olarak tespit etmek mümkün. Poetik ve eleştirel bilinçten yoksun bir şair, modern şiire dahil olamamıştır dememiz fazla acımasız bir yargı olabilir. Ama bilinç düzeyine gelememiş bir sezgiyle bile olsa en azından modern şiirin tarihsel karakteristiği hakkında bir kanaat ve farkındalığa sahip olmalıdır. Buysa şairi az veya çok eleştirel bir konuma getirir. Ünal da “şairin sadece kendi yazdığı şiirin farkında oluşu bile eleştirinin bir gereğidir” derken buna işaret eder.
“Yaraya Sarılmak Gerekir”
25 Mart 2026 Çarşamba
İbrahim Sarıkaya
“Yaraya Sarılmak Gerekir”
Kolektif ve politik şiddeti mümkün kılan tarihsel-toplumsal zemin çözüldüğünde, bu çözülme o kolektifin parçası olmuş öznenin iç dünyasında nasıl bir çözülme yaratır? Eğer kolektif politik şiddetin yerini parçalı, kişisel ve çoğu zaman intikamı hedefleyen eylemler alıyorsa, hâlâ politikadan söz edebilir miyiz? Ayşegül Devecioğlu, ilk romanı Kuma Daireler Çizen’de bu sorulara yönelik cevapları için girizgâhlar yapmıştı. Onun devamı olan Gülün Hayaleti’nde bir adım daha atıyor, bir bakıma, kumda çizdiği dairelerin içinde ve dışında bıraktıklarını netleştiriyor. 12 Eylül’le birlikte devrimci mücadelenin çözülüşünün, yenilginin ve suçluluk duygusunun devrimcilerin hayatlarında nasıl tortulaştığını, politik polisiyenin imkânlarına başvurarak göstermeyi sürdürüyor.

İLETİŞİM

Eşref Efendi Sokak
No 122, Daire No 10, Kurtuluş
Şişli, İstanbul
Telefon: +90 (212) 518 19 86

KVKK ve Kullanım Koşulları

Aydınlatma Metni
Veri Politikası
Üyelik Sözleşmesi
Kullanım Koşulları
Gizlilik Koşulları
Kargo ve İade Koşulları

BİZİ TAKİP EDİN


Haftalık
Güncel
Visa Master