Birikim Dergisi
  • Yeni Üye
  • Üye Girişi
  • Sepetim ()
  • Birikim
  • 70'lerin Birikimi
  • Haftalık
  • Güncel
  • Yazarlar
  • Duyurular
  • Articles in Other Languages
  • Hakkımızda
  • Dijital Abonelik
  • İletişim
  1. Anasayfa
  2. Güncel
  3. VI. Ulus Baker Buluşması: Çokluğun Direnişi - Direnişin Çoğulluğu
VI. Ulus Baker Buluşması: Çokluğun Direnişi - Direnişin Çoğulluğu
22 Ekim 2013 Salı
/
Diğer Yazılar
Bad Bunny ve Tanınmanın Coşkusu
18 Şubat 2026 Çarşamba
Özge Yaka
Bad Bunny ve Tanınmanın Coşkusu
Geçici bir süreliğine Brooklyn’in Bushwick semtinde yaşıyoruz. Burası uzun zamandır yaşadığımız Berlin-Kreuzberg gibi bir göçmen semti. Farklı olan göçmen nüfusunun kökeni ve yoğunluğu. Kreuzberg’deki Türkiyeli nüfusundan çok daha baskın bir Latin nüfusu var burda. Öyle ki ana dil İspanyolca. Bakkalda, marketle kasiyerle anlaşamamak rutin bir deneyim. Yolda belde karşılaştığın insanlarla konuşamamak da öyle. Yazın Berlin’den gelip burda yedi ay kalacağımız eve yerleştiğimiz günlerde mahalle tam bir festival havasındaydı. Önce gerçekten bir festival, bayram falan var sandık. Sonradan anladık ki mahallenin rutini bu. Evlerin önünde yakılan mangallar, yüksek sesli müzik, dans (buralarda blok partisi dedikleri), her yerde Ekvador, Dominik Cumhuriyeti, Porto Riko, Meksika bayrakları. Sanki görülmeyen, görünmez kılınan bir topluluk var gücüyle kendini göstermeye çalışıyordu bizim mahallede.
Travmanın İnsandışı Anlatısı: Clara Dupont-Monod’un Taşların Anlattığı Romanı Üzerine
16 Şubat 2026 Pazartesi
Ahmet İlhan
Travmanın İnsandışı Anlatısı: Clara Dupont-Monod’un Taşların Anlattığı Romanı Üzerine
Clara Dupont-Monod, çağdaş Fransız edebiyatında özgün bir üslup ve yapı ustası olarak anılır. Romanlarında tarihsel anlatı ile içsel deneyimi, belgesel bir titizlik ve şiirsel yoğunlukla birleştiren bir sanatçı olarak konumlanır. Akademik formasyonu ve eleştirel arka planı, romanlarında açık bir “teori dili” biçiminde değil; anlatısal ve etik bir bilinç olarak belirir. Dupont, S’adapter'de (Taşların Anlattığı) içe dönük ama aynı ölçüde radikal bir deneyimi zorlamış görünüyor. Bu romanda, yazarın anlatı ekonomisini en uç noktaya kadar sadeleştirdiğini; dili, bakışı ve anlatıcıyı minimumda tutarak maksimum etik etki yaratmayı hedeflediğini görebiliyoruz.
Barış Yokuşu
15 Şubat 2026 Pazar
Sami Özbil
Barış Yokuşu
Görüldüğü kadarıyla Kürt hareketi, barış stratejisi doğrultusunda politik-örgütsel reorganizasyonla meşgul. Politik uzlaşma çabasının öncekilerden farklı olarak taktik değil stratejik düzeyde olması, meşguliyetin katalizörü. Farklı ülke deneyimleriyle kıyaslandığında Kürt hareketinin yapısal dönüşümünü kadro kaybı yaşamadan gerçekleştirmesi önemli bir avantaj. Varsayılan veya beklenen kopuşların olmaması, 1999 sonrasında alan açılan özgürlükçü sosyalizm arayışlarının olgunlaşmasıyla da ilgili. 27 Şubat açıklamasında belirtilen kanaatlere kaynaklık eden yaklaşımın evveliyatı uzunken esası sade: Kurumsallaşmalara imkan tanımaksızın geleneksel ikili karşıtlıklar üreterek ilerleyen sınıf savaşı tezlerini geride bırakarak düşmansız ilerleme ve kimseye düşman olmama anlayışı.
Yalom’un Vizöründen Aşka Bakmak
14 Şubat 2026 Cumartesi
N. Buket Cengiz
Yalom’un Vizöründen Aşka Bakmak
Romantizm denen kavramın klişeden kitsch’e çok geniş bir ürün ve deneyim skalasında pazarlandığı bir tüketim çağı ritüeli olan 14 Şubat’ta, aşktan bahsetmeyi değil bahsetmemeyi seçmek anlamlı olabilir, sonuçta bir yılda 364 gün daha var bunun için. Ama, ne yana baksak kalp gördüğümüz böyle bir günde aşka dair bir şeyler düşünmemek o kadar kolay mı? Ve çeşit çeşit çiçek ve çikolata tasarımının arasında yürürken “bu, çikolata kutuları ve güller değil, daha pis bir şey” diyen bir şarkıyı hatırlamamak? Irvin Yalom, 1989 tarihli kitabına adını veren ‘Love’s Executioner’ (Aşkın Celladı) hikâyesine âşıklarla çalışmaktan hoşlanmadığını belirterek başlar ve şöyle der
Bir Söylemsel Biyografi Örneği Olarak Tanıl Bora’nın Demirel’i
10 Şubat 2026 Salı
Alp Yenen
Bir Söylemsel Biyografi Örneği Olarak Tanıl Bora’nın Demirel’i
Bu noktada “mesele etmemiz” gereken, sözün Demirel tarafından gerçekten söylenip söylenmediği de değildir. Günün birinde kenarda köşede kalmış bir gazete küpüründe, unutulmuş bir hatıratta ya da kaybolmuş bir televizyon kaydında bu sözün kaynağına rastlanırsa, bundan herhalde en çok Tanıl Bora memnun olacaktır. Esas “mesele etmemiz” gereken, Demirel’i az çok hatırlayan, yani onun 1950’lerden 2010’lara uzanan siyasal kariyerine tanıklık etmiş, farklı kuşaklardan insanların bu sözü ona yakıştırabilmesindedir. Çünkü Demirel, Türkiye’nin siyasi hafızasında esprili, pragmatik ve çoğu zaman düşündürücü ifadeleriyle yer etmiş bir şahsiyet olarak bilinir. Hatta onu daha iyi hatırlayanlar, iğneleyici karikatürlerin ve acımasız eleştirilerin de hedefinde olmuş olduğu ve bu eleştirileri kimi zaman “mesele etmeyen,” kimi zamansa onlara kendine özgü mizahi ve alaycı üslubuyla karşılık veren bir siyasal figür olduğunu bilir. Bu anlamda, Bora’nın Demirel’i Türkiye’nin kamusal hafızada yerleşik, özgün ve süreklilik taşıyan bir “Demirel söylemi” (veya Bora’nın tabiri ile “Demirel’in ‘kelamı’, sözcesi”) olarak adlandırabilecek bir olguyu analiz eder.

İLETİŞİM

Eşref Efendi Sokak
No 122, Daire No 10, Kurtuluş
Şişli, İstanbul
Telefon: +90 (212) 518 19 86

KVKK ve Kullanım Koşulları

Aydınlatma Metni
Veri Politikası
Üyelik Sözleşmesi
Kullanım Koşulları
Gizlilik Koşulları
Kargo ve İade Koşulları

BİZİ TAKİP EDİN


Haftalık
Güncel
Visa Master