Üniversite rektörleri, örneğin 2017 yılında isimlerimizi ihraç listelerine iletirken, 2025 yılında katılacağımız bir eylemi, bir etkinliği ya da yapacağımız bir sosyal medya paylaşımını öngörmüş olabilir mi? Kuşkusuz hayır. İhraç işleminin tek sebebi Barış Bildirisini desteklememizdi. Buna rağmen, dava konusuyla ilgisi bulunmayan her türlü bilginin değerlendirme dışı bırakılması gerekirken, bugün bu unsurların mahkeme kararlarında yer aldığını ve dava esasıyla ilgisiz olmasına karşın ret kararının sebebi olarak yer aldığını görüyoruz.
On yıla yayılan baskı mekanizmaları, bireysel yürüyen hukuki, idari süreçler, belirsizlik, yıllara yayılan kararlar, yalnızlaştırma üzerine kurulu sistemin sonucu. Bu sistemin oldukça başarılı olduğunu teslim etmek lazım. Buna karşı verilecek en büyük yanıt hiçbir şeyi değiştirmese de sesini duyduğunu yanındakine hissettirmek sanırım. Umarım her söz karşılığını bulur. Yalnız değiliz ve buradan devam edebiliriz.
Siyaset, seçmenlerin ve tabanın gözünde sıklıkla etik kaygıları gözeten bir mekanizma olsa da siyasi partileri yönetenler etik kaygılara mebni bir romantizmin tesirinde kalmaksızın rasyonel şekilde karar almalıdırlar. Tabii bu, etiği yok sayıp çöpe atar bir bakış açısı değil; bana göre bireyler, metalik bir çıkar hesabıyla siyasi yapılarla empati kurarak etik kaygıları hiçbir zaman terk etmemelidir ve sistemin sigortası da budur.
Irak’ın işgali, Irak’ın petrolüne “el koymaktan” ziyade onu ABD’nin çıkarları doğrultusunda uluslararasılaştırmakla ilgiliydi. Tıpkı bugün Venezuela örneğinde olduğu gibi. Bu bağlamda Trump’ın Venezuela’ya yaptığı saldırının en temelinde sermayenin uluslararasılaşması sürecinin, yani emperyalizmin önündeki tüm engelleri yıkmaya yönelik olduğunu söyleyebiliriz. Maduro’nun otoriter rejiminde soldan geriye ne kaldığı tartışmalı olsa da Bolivarcı iktidar ABD’nin çıkarlarına meydan okumaya devam ediyordu.
3 Ocak’ın ilk saatlerinde Venezuela’nın başkentine ABD ordusunun askeri saldırısı ve beraberinde devlet başkanının kaçırılmasına tanık olduk. O gece yaşananlar ve sonrasındaki gelen haberler uluslararası hukuku, emperyalizmi, Amerikan zorbalığını, enerji savaşları gibi pek çok şeyi tartışmayı gerektiriyor. Bu tartışmaların biri de iklim meselesi. Tartışmanın öznesinin eksik ve yanlış “iklim değişikliği” meselesi mi yoksa öznesi genelde belli ve bu olayda bağlantıların nicelikleştirilmesini gerektiren “iklimi değiştirme politikaları” mı olacağı burada önemli.