Dünyanın farklı yerlerindeki deneyimler, göçmenlerin taşıdığı yeni tatların ve aromaların başlangıçta yabancı ya da sıra dışı bulunsa da zamanla yerel halk ve aşçılar tarafından benimsendiğini, kent mutfağının doğal bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Göçmen restoranları ve pazar tezgâhları, kentlerin gıda çeşitliliğini artırarak hem kent sakinlerine hem de turistlere yeni tatlar sunuyor; gıda hizmetleri sektörünü de canlandırıyor. Öte yandan gastronomi, farklı toplulukların bir araya geldiği en güçlü kültürlerarası diyalog ve uyum alanlarından biri olarak işlev görüyor.
Şu an Almanya'da die Linke etrafında koparılan yaygaraya geri döneyim. Bu bahsettiğim kağıtların değerinin (yani gelecekteki gelirlerin) politik bir kararla azaltılması ihtimali dahi o partinin sistem-dışı, radikal, fanatik vs. olarak yaftalanmasına yetebiliyor. Oysa bu şirketler çoğu durumda fayda getiren, sosyal yaşamı güçlendiren bir yatırım dahi yapmıyorlar. En büyük yatırımları hâlihazırda var olan evleri (Altbau deniyor, 100 yıllık eski evleri) satın alıp göstermelik rötuşlarla önceki fiyatının çok üstüne elden çıkarıyorlar yahut kiraya veriyorlar. Dolayısıyla bu şirketlerin servetinin önemli bir kısmı yeni bir kullanım değeri yaratmaktan değil, hâlihazırda var olan konut stokunun kira gelirlerinden ve gelecekteki fiyat artışının bugünkü fiyatlara yansıtılmasından geliyor.
27 Ekim 1994’te yaşamını yitiren Ziya Rızkı, bu yıl ölümünün 32. yıl dönümünde yeniden anılacak. Her ekim ayında Girne’de şehrin merkezindeki büstünün önünde ve mezarı başında yapılan anmalar, bir alışkanlığın, ritüelin sürdürülmesi gibi görünebilir. Aslında aradan otuz yılı aşkın süre geçtikten sonra, Kıbrıslı Türklerin siyasal yaşamının önde gelen isimlerinden birinin eski makamlarıyla değil "Ziya Baba" hitabıyla hatırlanıyor olması, üzerine düşünmeyi hak eden bir durumdur.
Halkların Köprüsü bir sivil toplum kuruluşudur. Fakat bu tanım, derneğin siyasetini ve kimliğini açıklamaya yetmez. Çünkü derneğin siyasal pratiği yalnızca siyasi partiler, seçimler ya da devlet kurumları çevresinde kurulan bir siyaset anlayışına dayanmaz. Siyaset, farklı geçmişlerden ve mesleklerden insanların mültecilerle ve birbirleriyle gündelik hayat içinde kurdukları ilişkilerde ortaya çıkar. Birlikte karar almakta, ortak iş yapmakta, birbirinin dilini duymaya çalışmakta, yetkiyi paylaşmakta ve eşitlikçi bir kamusal alan kurmakta biçimlenir.
Fransa’da öğrencilerin de sendikal örgütlenmeleri mevcut, ancak öğretim üyeleri ve öğrenciler için örgütlenme sendikalar ve derneklerle sınırlı değil, sık sık toplantılar düzenleyerek sorunların tespiti ve çözüm arayışı konusunda tartıştıkları daha esnek örgütlenme biçimleri de var. Sık sık bir araya gelip “biz bu noktaya nasıl geldik” ve “ne yapabiliriz” sorularını masaya yatırıyorlar. Bu toplantılara sadece sosyal bilimlerden değil, tüm bilim dallarından katılımlar gerçekleşiyor. Örneğin akademik özgürlükler meselesi son yılların en fazla üzerine sempozyumlar ve konferanslar düzenlenen konuları arasında.