Butlan
Tanıl Bora

Necatigil yok şimdi/ Belki bir gün olmuştur.

Behçet Necatigil (“Hüthüt)

Sözlük karşılığı: Boş, geçersiz, ölü doğmuş, yok hükmünde. Diyanet İslâm Ansiklopedisi, “boşa gitme, heder ve hebâ olma” karşılıklarını veriyor.

İngilizce ve Fransızcadaki karşılığı: nullity/nullité. Düz çevirisiyle sıfırlık, sıfırlanma. Almancadaki karşılığı: Nichtigkeit. Düz çevirisiyle hiç-olma, hiçlik.

Düşününce, fantastik bir kavram gibi geliyor, değil mi? Olmuş bir şeyin aslında olmadığına, aslında olmamış olduğuna karar vermek. Aslında yokmuş’a hükmetmek.

Hukuk kavramı olduğuna şaşmamalı. Hukukun soğuk ve soyut evreninde var olabilecek bir kavram. Hayatın öngörülmez akışına, insan hallerinin karmaşıklığına peşin kural ve nizam getirmek, ne kadar tecrübeye dayansa ve bilgece olursa olsun,  kaçınılmaz bir sakarlık riskiyle karşı karşıya değil midir? Hukuksal kuraları, kabulleri mutlaklaştırarak ‘abartmak,’ başka her şeyden önce, adalet için risklidir.

***

Hukukta, –ki esasen medenî hukuk kavramıdır–, bir işlemin temel esasları itibarıyla sakatlanmış olduğu için sonuçlarının yok sayılmasını ifade ediyor.

Kavramın sinesinden çıktığı İslâm hukukunda, butlan hükmünün uygulanmasında, “icra edilmiş işlemlerde fiilî bir durum olarak” bazı istisnalardan söz ediliyor. Nikâh akdiyle ve ticaret hukukuyla ilgili örnekler anılıyor bu bağlamda.[1] Diyanet’in İslâm Ansiklopedisi’nden aktarırsak, nikâhla ilgili örnek şu:

“Bâtıl nikâh akdi zifaftan önce herhangi bir hüküm ifade etmezken zifaf meydana gelmişse bu fiilî durum haddin gerekmemesi, doğacak çocuğun nesebinin sabit olması, kadının iddet beklemesi ve mehre hak kazanması gibi sonuçlar doğurmaktadır. (…) Bâtıl nikâh akdi bulunmasaydı taraflar arasındaki bu birleşme zina sayılacak, hiçbir hukukî sonuç doğurmayacak, üstelik taraflara had cezası da uygulanacaktı.”

Bir başka örnek, ticaret hukukundan… Eğer müşteri malı teslim almışsa, o işlem hakkında butlan kararı verilmişse bile, malın zayi olması durumunda tazminat sorumluluğu müşteridedir. Çünkü mal yok hükmünde bulunan bir sözleşmeyle bile olsa fiilen ondadır ve kaybeden odur.

Demek, butlan kavramının ‘orijinal’ uygulamasında, sakat-bâtıl hükmü verilen işlemlerin veya sözleşmelerin doğurduğu bazı somut sonuçlar, geri döndürülemez olgular olarak, kabul ediliyor ve yok sayılamıyor. Çünkü bilge ve adil bir hukuk, hukukun gerçek hayata uymayan katılıklarının, sınırlılıklarının farkında bulunmaya çalışır.

***

Uzmanların defalarca söylediği gibi, bir medenî hukuk, ticaret hukuku, borçlar hukuku, idare hukuku alanlarına mahsus bir kavram bu. Siyasal Partiler Kanunu’nda yeri yok. CHP kurultayıyla ilgili butlan kararı, her şeyden önce bu bakımdan, idrak dışı.

Zaten evet, meselenin hukuk olmadığını biliyoruz.

Yürütme-yargı güçler ayrılığının yıkılmasının ötesinde bir yıkım bu… Siyasal faaliyetin yaşarlığını, canlı, organik varlığını tanımayan, siyasal eylemin hayatiyetini, akışını, gerçekliğini zaptetmeye, yokmuş, olmamış saymaya kalkışan bir hamle.

***

Fantastik bir kavram, dedik. Gerçekten, mükemmel bir iktidar fantezisine elveren bir kavram, butlan. “Ol, dedi ve oluverdi”den daha dehşetli, daha vaadkâr: “Yok ol, dedi ve yok oluverdi.” Müthiş bir tümgüçlülük fantezisi, bir narsisizm zirvesi… Psikanalizde “yokmuş gibi yapma” davranışının karşılığı bu: İstenmeyen bir şeyle baş etmek için, kontrol kaybından duyulan rahatsızlığı gidermek, kontrolü ele aldığını hissetmek için, yaralanmazlığını teyit etmek için, bire bir. Butlan! Yok, hiç, sıfır!

Butlan siyasetinde, böyle bir iktidar fantezisinin soluğunu duymuyor muyuz?

Hasımlarına, istemediklerine, siz aslında yokmuşsunuz, diyor. Yapıp ettikleriniz, iradeniz, meğer aslında yokmuş.

CHP’nin mitingleri, oraya giden on binlerce insan, aslında yokmuş. Yoklukla malûlmüş.

Vatandaşın, bizzat onun vatandaş olma sıfatının üzerinde salınıyor bu hüküm: Meğer aslında yokmuşsunuz. Yoklukla malûlsünüz.

Butlan siyasetiyle açılan kapı budur: herkes, her şey, yoklukla-malûl olabilir.

Ama varlar işte.


[1] https://islamansiklopedisi.org.tr/butlan