Yeni Parti ve Çayı Koyanlar
Tanıl Bora

Özgür Özel’in, en geç “19 Mart süreci” denen kıyamla beraber, Cumhuriyet tarihinin belli başlı hitabet ustaları arasında yerini aldığını söylemek abartı sayılmaz. Özel’in konuşmalarında benim ilk işittiğimde tutulduğum ve hiç unutmadığım parçalar arasında, çaylı pasajları sayarım.

CHP genel başkanlığına ilk seçildiği (“butlan” karartmasının konusu olan) 4 Kasım 2023 Kurultayı’ndaki konuşmasında, mesela:

“973 ilçede biri uyandı bu sabah, gitti partiyi açtı, televizyonu açtı, çayı demledi ve dedi ki ‘Birazdan gelir bizimkiler, kurultayı izleriz.’ 81 il 973 ilçede CHP’de, baba evimizde çayı demleyenlere, bacayı tüttürenlere, bayrağı sallayanlara kurultayımızdan selam olsun. (…) Ben sizin ilinize geldiğimde, çalışmaya başlamadan önce hepinizin adına ilçe başkanının, il başkanının bir bardak çayını içecek, çalışma bittikten sonra yorgunluk kahvesini içecek, bunu yapmadan ilçeyi terk etmeyecek ya da sabah çayınızı içmeden kanaat önderlerine gitmeyecek bir genel başkan vaat ediyorum.”

Sonra, 31 Mart 2024’te, yerel seçim galibiyetinin ardından yaptığı teşekkür konuşmasında:

“Aday olmak, kampanya yapmak çok önemli ama bu örgütün isimsiz kahramanlarına. Sabah erkenden kalkıp, parti binasını açanlara, birazdan gelirler diye çayı koyanlara. Direklere bayrak asanlara, broşür dağıtanlara, kapı çalanlara hepsine bütün parti emekçilerine, baba evinin bekçilerine, çorbasını kaynatanlara, bacası tütsün diye odun çekip taşıyanlara, CHP örgütüne teşekkür ediyorum.”

Son olarak, geçen hafta CHP’den ayrılacaklarını ilan ettiği konuşmada:

“‘Örgütleri kapatsan bu partinin oyu 5 puan artar' diyenlerin yerine; örgütün kapısını açmadan sokağa ayak basmayan bir anlayış partide iktidara geldi. 7 yıllık ilçe başkanıyla üçüncü kez tanışıp memnun olan yerine, çayı demleyen emekçinin torununun adını bilenler iktidara geldi.” 

***

Çay ‘faaliyeti’ etrafında kurulan bu imge, örgütün gündelik faaliyetinin imgesidir. Malûm, memlekette gündelik hayat, sohbet, beşerî münasebet, buluşmalar, toplaşmalar, kabuller, hep çaylı olur. Çay, sosyalleşmenin ve siyasî sosyalleşmenin refakatçisidir. Özgür Özel’in gasp edilmiş CHP’ye verdiği adla “baba ocağı”nı, -tıpkı bütün partiler gibi-, çay ocağından bağımsız düşünmek zordur.

Çay imgesinin böyle altını çizmek, çay ‘faaliyetini’ dönüp dönüp vurgulamak, örgüt hayatını, örgüt emeğini onurlandırmanın nişanı, örgüt emeğine yapılan duygusal yatırımın ifadesi.

Çay ‘faaliyeti’ dediğimiz şeyi Özgür Özel’in konuşmalarından tekrarlayalım: Sabah erkenden uyanmak, gidip partiyi “açmak” ve “birazdan gelirler” diyerek, çayı demlemek, hazır etmek… Bir örgütün ilişki ağını işler ve yaşar halde tutmak için gün be gün tekrarlanması gereken görünmez işlerin imgesi, bu. Hiçbir zaman kendiliğinden hallolmayacak, ancak yaparsanız yapılacak (Demirel sözü!), ehemmiyetsiz görünen elzem işler… Mekânı temiz tutmak, insanların takibinde olmak, onları arayıp sormak, dert dinlemek, toplantı tertip etmek, etkinlikleri haber vermek, salonu dolduracak hazirun ayarlamaya çalışmak, yapılacak işlere tayfa toplamak, efratla ve ağyarla münakaşalara tutuşmak, gerekirse bir yere bir evrak koşturmak…

Bunların bazılarını yöneticiler, bazılarını –varsa– profesyoneller yaparlar. Fakat çoğunu aslında, CHP’de ve sol partilerde parti emekçisi, genel olarak siyasal ve toplumsal örgütlerde  örgüt emekçisi denen insanlar yaparlar. Bazen yöneticilik görevi de üstlenen ama bazen delege bile olmayan/olamayan, olsa da olmasa da o kadar önemsemeyen, gerçekten isimsiz kahramanlardır onlar. Dışarıya karşı isimsizdirler gerçi, oysa örgütün iç âleminde gayet iyi bilinirler. Ve iç âlem gayet iyi bilir ve gönül rahatlığıyla teslim eder ki, o parti/örgüt emekçilerinin partiyi/örgütü temsil ehliyeti, başkanlardan, yöneticilerden daha yüksektir.

Örgüt emekçisi, nesli tükenmeye yüz tutmuş bir insan türüdür. Bağlanmayı (angajman), adanmayı bir değer veya ilke olmaktan önce, tabiatın icabı sayan, zaten ancak öyle nefes alan bir insan türü. Dünyanın onun hatırına dönmeyi sürdürdüğü insan türlerindendir. Nesli tükenmeye yüz tutmuş, ama şükür tükenmemiş… Hâlâ sabah erkenden kalkıp, gidip mekânı açıp, “şimdi gelirler” diye çay koyan birileri var...

Elbette, örgüt emekçisinin zaafları da olur. İç âleme kapanıp kalmaya, evreni partiden/örgütten ibaret bilmeye yatkın bir yanları vardır. Faaliyet oldukça, hareketlendikçe, örgüt işledikçe, üstesinden gelinebilen zaaflar…

***

Medyanın, sosyal medyanın, algoritma mekiklerinin siyasal etkisini inkâr etmek mümkün değil. Fakat yüz yüze temasın, doğrudan ilişkinin nüfuz gücü başkadır. “İnsanlara dokunmak” diyorlar ya… Dokunaç temasıyla yetinmeden, bir başka moda terimle “sürdürülebilir” ilişkinin, eli hep üzerinde olmanın tesiri, başkadır. Hele, toplumsal bağların erozyona uğradığı, ilişki kurma kabiliyetinin kıt kaynağa dönüştüğü şu zamanda… “Saha”nın, anket sahasından ve koştur koştur esnaf ziyaretinden gayrı, gün be gün tecrübe edilen ve günlük temasla genişletilen saha olmasının derinliği başkadır.[1] Örgüt emekçileri, işte o derini kazanlardır.

***

Özgür Özel, 2023 Kasım’ında genel başkan seçildiğinden beri konuşmalarında örgüt duası ediyor, sabah erkenden çayı hazır etmeyi kendine vazife bilen insanlara, örgüt emekçilerine kıymet veriyor. Butlan öncesi CHP’de parti/örgüt emekçilerinin gerçek mevcudu ve kinetiği neydi, bilmiyorum. Ne olursa olsun, örgüte, örgütlenmeye, örgüt emekçilerine duygusal yatırım yapmak, başlı başına bir demokratik çağrıdır. Yeni Parti, örgüt emekçilerine daha fazla ihtiyaç duyacak. O ihtiyaç, doğrudan doğruya âcil demokrasi ihtiyacı...


[1] Bu anlamda “saha”yı konuşmuştuk