Deniz’in cesaretini de (önemini, değerini hiç küçültmeden) içinde büyüdüğü aileden, okuduğu okuldan, parçası olduğu kolektiflerden, jenerasyondan, ilişkilerden azade düşünmek mümkün değil. Öyle bağırıp çağıran, kendini öne çıkaran, bangır bangır değil, minör bir cesaret Deniz’inki. O yüzden de cesaret veren bir cesaret. Deniz’in Harbiye’deki gösterisini canlı izleyenlerin yaşadığı ruh hali videosunu izlerken az çok insana geçiyor. Kesik başını sahnenin ortasına koymuş gencecik, zehir gibi bir genç adam yıllardır söylenemeyenleri, söylenemez olduğu bize zorla kabul ettirilenleri söylüyor.
Kutsalın mizah yoluyla eleştirilmesine verilen tepkiler de her durumda aynı biçimi almıyor. 2005’te yayımlanan Danimarka karikatürleri, medya kuruluşları, dinî örgütler, hükümetler ve uluslararası protesto ağlarının dahil olduğu geniş ölçekli bir diplomatik ve siyasal krize dönüşmüştü. Protestolar sırasında çok sayıda insan yaşamını yitirdi. Charlie Hebdo dergisine 2015’te düzenlenen silahlı saldırı ise kamusal bir tepkinin kontrolden çıkmasından ziyade, belirli kişileri hedef alan örgütlü ve ölümcül bir terör eylemiydi. Türkiye’deki Leman vakası ve Deniz Göktaş hakkında yürütülen süreçler ise esas olarak devletin ceza hukuku ve tutuklama mekanizmaları aracılığıyla ifade hürriyetine yönelik müdahaleler.
Eski dönemlerdeki komediye göre artan gündelik hayatın temsili, sıradan/ortalama insana daha fazla yer verilmesi, küçük detayların ve bunlara dair tespitlerin öne çıkışı, gündelik hayatı politik alanın belirleyişine yönelik artan dikkat ve komedinin izleyici kitleyle arasında azalan mesafe ve izleyicinin yapımlarla artan özdeşliğinin ne anlama geldiği önemli bir sorudur.
Kahkaha her daim iktidara karşı atılmaz. Çoğu zaman kahkahanın iktidar ile beraber, iktidarın yanında ve hizmetinde atıldığını görebiliriz. Bu noktada o yüzden mizaha dair birtakım kavramsal ve toplumsal tahlillerde bulunmamız gerekir. Hiçbir şakanın toplumsal değeri bağlamından ayrı olarak okunamaz. Şakaların bağlamı, öznesi ve nesnesi, şakanın ne tür amaçlara hizmet ettiğini belirler.
Bir şeye gülmekle birlikte ciddiyet, belirsizlik ve soğukluk zedelenmiş olur. Bu mantığa göre gülmenin, direnişlerimize ön ayak olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira herhangi bir otoritenin sahip olması gereken başat özelliklerden biridir ciddiyet. Otorite ciddiyetini kaybederse, gülen kişiyle karşı karşıya gelir; yani temas edilebilir seviyeye çekilmiş olur.