İki Liste ve Kaybeden Bir Örgüt: Türk Tabipler Birliği Adaylarına Dair

26-28 Haziran’da Ankara’da gerçekleştirilecek olan Türk Tabipleri Birliği (TTB) 78. Büyük Kongresi’nde delegeler, TTB’nin 2026-2028 döneminin yönetim kurullarını da seçeceklerdir. Seçimin ağırlıkla “Meslek örgütümüzün karar süreçlerini katılımcı, demokratik ve etkin biçimde işletebilmeye” vurgu yapan Etkin Demokratik (Mücadeleci) Grup ile “Demokratik, şeffaf, katılımcı bir Türk Tabipleri Birliği”ne ve “Hekimlerin sözüyle güçlü TTB”ye vurgu yapan Tabip Odaları İnisiyatifi arasında geçmesi bekleniyor. Bu yazı, her iki grubun açıkladığı Merkez Konsey ve Yüksek Onur Kurulu aday listelerini analiz etmeyi ve bu bağlamda her geçen gün otoriterleşen Türkiye’de, sağlık hakkı ve demokrasi mücadelesinin nasıl şekilleneceğini öngörmeyi hedeflemektedir.

Merkez Konsey Adayları

Etkin Demokratik (Mücadeleci) TTB Grubu (ED-TTB)’nun Merkez Konsey aday listesi ağırlıkla halen görevde bulunan TTB Merkez Konsey üyelerinden oluşurken, Tabip Odaları İnisiyatifi (TOİ)’nin listesi mevcut TTB Merkez Konsey üyelerini içermekle birlikte ağırlıkla yeni isimleri bünyesinde barındırmaktadır. ED-TTB listesinin, uzmanlık çeşitliliği nispeten sınırlı olmakla birlikte mesleki/demokratik mücadeleyi sosyal ve siyasal mücadele ile buluşturan isimlerden oluştuğu; TOİ listesinin ise uzmanlık çeşitliliğinin daha fazla olduğu ve mevcut haliyle mesleğin daha “içerisinden” şekillendiği ifade edilebilir. Başka bir ifadeyle; ED-TTB Grubu, siyasi ve örgütsel deneyimde yetkin olmayı; TOİ ise teknik ve mesleki sorunlara daha fazla ağırlık vermeyi stratejik olarak ön plana almış durumdadır.

Merkez Konsey adayları yönünden ED-TTB listesi, yüksek tanınırlık ve örgütsel tecrübeye karşılık gelirken; TOİ listesi, asistan ve özel sağlık alanı temsiliyeti açısından daha kapsayıcı ancak örgütsel popülaritesi daha sınırlı kişilerden oluşmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından ED-TTB aday listesinin daha eşitlikçi olduğu görülmektedir. Benzer biçimde bölgesel temsiliyet açısından ED-TTB listesi ülke geneli açısından daha dengeli bir dağılım göstermekteyken, TOİ listesi özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu temsiliyeti açısından sorunludur. Mesleki temsiliyet açısından ise TOİ listesi, daha kapsayıcı, mesleğin farklı alanlarını daha çok içeren ve daha fazla mesleki statü çeşitliliğine sahip bir durumdadır.

Özetlersek; ED-TTB listesi, daha tecrübeli, coğrafi olarak daha kapsayıcı, siyasi ağırlığı yüksek kişilerden oluşurken; TOİ listesi, meslek odaklı, mesleki statü çeşitliliği fazla, genç/asistan temsiliyeti olan adaylardan oluşmaktadır.

Yüksek Onur Kurulu Adayları

Bilindiği üzere Yüksek Onur Kurulu (YOK), hekimlerin etik ihlallerini soruşturan, mesleki disiplin süreçlerini yürüten ve hekimlik mesleğinin onurunu koruyan örgütsel yapıdır. Bu nedenle söz konusu kurala seçilecek kişilerin etik duyarlılığının yüksek olması, örnek bir kişilik sergilemesi, mesleki deneyiminin fazla olması ve adli tıp / etik uzmanlığı alanlarında faaliyet göstermiş olması beklenen özelliklerdir.

Türk Tabipleri Birliği YOK aday listeleri bu açıdan değerlendirildiğinde; ED-TTB listesinin geniş bir uzmanlık alan çeşitliliği gösterdiği, örgütsel deneyiminin yüksek olduğu ve konu ile doğrudan ilgili uzmanlık alanları nispeten kapsadığı görülmektedir. TOİ listesi ise -ED-TTB listesine kıyasla- etik, akademik ve mesleki disiplin süreçlerinde daha spesifik ve güçlü bir konumdadır. Her iki listede yer alan adayların hemen tamamının yüksek tanınırlığa sahip olduğu fark edilmektedir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından -Merkez Konsey adaylarının aksine- TOİ listesinin daha eşitlikçi olduğu görülmektedir. Bölgesel temsiliyet açısından ED-TTB listesi ülke genelini temsil etmekteyken, TOİ listesi ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu temsiliyeti açısından sorunlu durumdadır. Mesleki temsiliyet açısından ise her iki listenin de farklı uzmanlık alanlarını bünyesinde barındırmakla birlikte TOİ listesinin etik alanda daha öne çıktığı fark edilmektedir.

Özetle; YOK adaylıkları açısından ED-TTB aday listesinin kurumsal devamlılık açısından güçlü olduğunu, TOİ aday listesinin ise etik/akademik nitelik bakımından daha fazla öne çıktığını ifade etmek mümkündür.

Genel Değerlendirme ve İttifak Analizi

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi ve Yüksek Onur Kurulu örgütün en yüksek karar organlarıdır. Bu kurulların seçimleri, tabip odalarında seçime girip delege olmayı kazanmış kişiler tarafından yapılmaktadır. Tarihsel süreç, TTB seçimlerinde sol blok içerisinde gelişen ittifak ve eğilimlerin seçim sonucunu belirlediğine işaret etmektedir.

Seçimlere bir hafta kadar az bir zaman kalmışken ED-TTB Grubu’nun Merkez Konsey listesinin siyasi-sosyal mücadeleyi daha ön plana aldığı ve bölgesel temsiliyeti önemsediği görülmektedir. TOİ listesi ise ağırlıkla mesleki sorunları öne almayı, branş çeşitliliği ve mesleki statü farklılığını içermeyi öne çıkarmaktadır. 2024 yılında yaşanan ittifakın aksine 2026 yılı itibarıyla bu iki bakış açısı farklı listelerle seçime girmeye hazırlanmaktadır. Başka bir ifadeyle ED-TTB listesi örgütsel tecrübe ve tanınırlık avantajıyla “kurumsal devamlılığı”, TOİ ise “meslek odaklı bir yenileşme”yi öncelikle hedeflemektedir. Örgütsel geçmiş dikkate alındığında popüler isimler ve dengeli coğrafik temsiliyet eşliğinde “kurumsal devamlılık” talebinin delegeler üzerinde daha etkili olabileceği öngörülebilir. Ancak eğer delegeler otoriterleşen bir Türkiye siyasi ortamında TTB çatısı altında meslek odaklı bir taban genişlemesini isterlerse “yenileşme” talebi ağırlık kazanabilir.

2024’te yaşanan sol ittifakın aksine 2026’da seçimlere iki ayrı liste ile gidilmesinin TTB Yüksek Onur Kurulu üzerine de etkisinin olacağı açıktır. ED-TTB YOK Listesi -Merkez Konsey aday listesinde olduğu gibi- kurumsal devamlılık ve coğrafik kapsayıcılık açısından; TOİ YOK Listesi ise mesleki sorunlara odaklanması, etik/tıp etiği ağırlığının baskınlığı ve toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından öne çıkmaktadır. Kuşkusuz şekillenebilecek en iyi kombinasyon; etik/tıp etiği alan baskınlığının, coğrafi dengeli temsiliyetle buluşmasıdır. Öte yandan TTB-YOK seçiminde, liste ya da delege nezdinde ittifaka ulaşılması Merkez Konsey seçimlerine kıyasla daha kolay ve mümkündür. TOİ YOK Listesi’nin var olan etik/akademik yetkinliğinin coğrafi temsiliyet eksikliği yönünden giderilmesi, hekimlik mesleğinin etik ilkelerini korumak ve yetkinleştirmek bakımından herkese umut olacaktır. 

Merkez Konsey seçimlerinde ise halen var olan iki listeyi tek bir listeye evriltecek bir ittifakın gelişmesi sürpriz sayılmalıdır -sürprizler iyidir. Ancak pek muhtemelen Konsey seçimlerinin sonucunu liste ortaklaşması değil, delegelerin yönelimi belirleyecektir. TTB içerisinde örgütsel tanınırlığı fazla, aktivist özelliği yüksek, bölgesel temsiliyeti ve topyekûn mücadeleyi ön plana alan bir yaklaşım ile mesleki sorunlara odaklanan, mesleki statü çeşitliliği fazla ve tabip odası temelinde deregüle edilmiş bir katılımcılığı hedefleyen iki bakış açısının hangisinin tercih edilmeyeceği TTB’nin önümüzdeki dönemde eksik kalacağı yönü belirleyecektir. Bu bağlamda ED-TTB listesinin, bölge kapsayıcılığı, kurumsal devamlılık ve örgütsel deneyim bakımından daha yetkin olması nedeniyle seçimi kazanma açısından daha avantajlı durumda olduğu ifade edilebilir. Ancak her geçen gün otoriterleşen bir ülke ortamında TTB delegeleri, meslek temelli bir taban genişlemesi ve yenilemesini hedeflerlerse TOİ listesinin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki dezavantajına rağmen daha ön plana çıkması mümkündür.

SWOT Analizi

Türk Tabipleri Birliği’nin seçilmiş kurullarına aday olan ED-TTB ve TOİ listelerinin karşılaştırmalı SWOT analizi tabloda gösterilmiştir:

Türk Tabipleri Birliği, ülke genelinde  her geçen gün giderek artan oranda güçler ayrılığının zayıfladığı, yargı bağımsızlığının ciddi yaralar aldığı, sivil toplum ve siyasi partiler üzerinde baskıların arttığı, medyanın ağırlıkla kontrol edildiği ve her yerde muhalif seslere yönelik sınırlamaların kendisini gösterdiği bir ortamda seçime gitmektedir. Öte yandan dönüşen sağlık ortamı hekimlerde tükenmeye yol açmakta, performans sistemi çalışma barışını bozmakta, şiddet olayları çekinik tıp uygulamalarını yaygınlaştırmakta ve bu zeminde yaşanan hekim göçü ve hekimler arasında yaşanan mesleki/siyasi/ideolojik bölünmeler var olan dayanışmayı da zayıflatmaktadır. Böylesi bir ortamda TTB’nin hem hekim haklarını savunması, hem de sağlık hakkını koruması giderek daha da güçleşmektedir.

Türkiye’nin siyasi ve toplumsal hayatı dikkate alındığında ED-TTB Grubu, baskı dönemlerinde örgütsel direnç sağlayabilme, örgütsel dayanışmayı ülke genelinde gerçekleştirebilme, kurumsal hafızayı kullanabilme ve kendi dışındaki toplumsal muhalefet örgütleriyle ilişkiler kurabilme yönlerinden öne çıkmaktadır. Öte yandan kolay hedef yapılabilmesi, mesleki çeşitlilik ve derinlik yönünden sınırlı yapısı ve yenilenmeden uzak tarzı grubun dezavantajlarıdır. TOİ Grubu ise geniş hekim kitleleriyle temasa geçebilme, etik alan hakimiyetiyle otoriter baskılara karşı örgütsel koru(n)ma sağlama imkânı, oda temelinde yerel dayanışma ağları geliştirme ve güncel hekimlik sorunlarına odaklanan yaklaşımıyla “siyaset yorgunu” hekimler ve geniş toplumsal kesimlerle güçlü bağlar kurabilir. Bununla birlikte özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki temsil sorunu, siyasi mücadele yetkinliğindeki sınırlı yapısı ve örgütsel popülaritesinin simge isimler dışında fazla olmaması nedeniyle sorunlar yaşayacak olması mümkün bir öngörüdür.

Hekimlerin siyasi kutuplaşma yaşadığı, göç ve tükenmişlik nedeniyle örgütsel bağlarının zayıfladığı bir ortamda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki temsiliyet sorunu başta olmak üzere var olan tüm eksikliklerine rağmen TOİ listesinin, hem yenilenmeyi öngören yapısı, hem de liberalize olan sağlık ortamında farklı alanlarda çalışan hekimleri bünyesinde barındırması nedeniyle sağlık ortamına daha bütüncül yaklaşıp daha fazla olumlu katkı sunabileceği öngörülebilir. Çünkü otoriterleşen siyasal ortamlarda mesleki yetkinlik ile hizmet ve etik önceliği ön plana alan stratejiler, meslek tabanlı örgütleri koruma ve onların etkinlik gücünü devam ettirme açısından daha fazla olanak sunmaktadır.

Öte yandan her iki listenin de kamucu çekirdeği koruduğu ancak farkların vurgu ve temsilde olduğu dikkate alındığında, mevcut ülke ortamında ulaşılacak en iyi sonucun delegenin sol-duyusu sayesinde kurumsal devamlılık/deneyim ile yenilenmeyi bir ekip ruhuyla buluşturabilecek yetkinliği sergileyecek olabilmesinde saklı olduğu açıktır. Merkez Konsey bağlamında siyasi mücadele ile mesleki odaklanmayı dengeleyebilen; ED-TTB listesinin coğrafi temsiliyetini, TOİ’nin branş çeşitliliği ile buluşturan bir delege onayı TTB’nin gücünü yetkinleştirecektir. Ülke olarak ayakta durmaya ve sürdürülebilirliği sağlamaya çalıştığımız şu karanlık dönemde var olan örgütsel birikime ve tanınırlığa; mesleki meşruiyet, etik alan ağırlığı ve yenilenmeyi dahil edebilmiş seçilmiş bir liste soluksuz kaldığımız ülke ortamında herkese nefes aldıracaktır. Çünkü biliyor ve deneyimliyoruz ki; mesleki alan hakimiyeti ve meşruiyeti olmadan, mesleki etik alan hakimiyeti sağlanmadan, tabip odalarının seçilmiş kurul üyelerini katılımcılığın temel dinamiği haline getirmeden yapılacak siyasi ve toplumsal mücadelenin etkinliği ve sonuç alınabilirliği kısıtlı olacaktır/olmaktadır.


* Aday listelerinin analizinde xAI tarafından geliştirilmiş yapay zeka destekli asistan olan Grok’tan yararlanılmıştır.