Işıl Kurnaz
30 Mayıs 2026 Cumartesi
Verdiği kararlar kesin olan ve Anayasa’nın 79. maddesi gereği aleyhine başka bir merciye başvurulamayan YSK bağlamında düşündüğümüzde, YSK denetiminde kesinleşmiş bir seçim kararıyla çelişen adli yargı kararı, uyuşmazlığı henüz kesinleşmeden davanın esasına girerek çözen bir tedbir kararı, kimin yetki alanında olduğu tespit edilmeden ya da Uyuşmazlık Mahkemesi’nin önüne taşınmadan nasıl uygulanabilecektir?
Işıl Kurnaz
26 Mayıs 2026 Salı
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, her yıl olduğu gibi 2025 yılı için “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kararlarının ve Hükümlerinin İcra Edilmesinin Denetimi Raporunu”nu yayınladı. Gianluca Esposito - Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü Genel Direktörü - raporun önsözünde, insan hakları rejiminin istikrarsızlığıyla sınandığımız bir iklimde şu noktaya dikkat çekiyor: AİHM kararlarının uygulanması, Avrupa’yı şekillendiren şeyin hukukun gücü mü yoksa gücün hukuku mu olduğunun belirlenmesiyle ilgilidir.
Tanıl Bora
25 Mayıs 2026 Pazartesi
Butlan siyasetinde, böyle bir iktidar fantezisinin soluğunu duymuyor muyuz? Hasımlarına, istemediklerine, siz aslında yokmuşsunuz, diyor. Yapıp ettikleriniz, iradeniz, meğer aslında yokmuş. CHP’nin mitingleri, oraya giden on binlerce insan, aslında yokmuş. Yoklukla malûlmüş. Vatandaşın, bizzat onun vatandaş olma sıfatının üzerinde salınıyor bu hüküm: Meğer aslında yokmuşsunuz. Yoklukla malûlsünüz. Butlan siyasetiyle açılan kapı budur: herkes, her şey, yoklukla-malûl olabilir. Ama varlar işte.
Derviş Aydın Akkoç
25 Mayıs 2026 Pazartesi
Boşluktan duyulan bir şikâyet Behçet Necatigil şiirinde de görülür, zarif imgeleri ve yatışmış sesleriyle; hatta bir tek onda vardır her türden yakınmanın yanı başına onu dengelemek, hırçınlıklarını törpülemek üzere gösterişsiz bir tevekkülü de iliştirmek. Boşluk duygusuyla mücadele edilmez Necatigil’de; yazgının irili ufaklı tüm hamleleri gibi bu yıkıcı duygudan gelen ataklar da sakince karşılanır, bazen misafir edilir. Talihin, hayatın salvolarına karşı Necatigil şiirinin öznesi göğüs germe, katlanma mevzisine çekilenlerden. Seçilen değil, içine doğulan bir oyukta münzevi bir hayat sürdürülür.
Osman Özarslan
15 Mayıs 2026 Cuma
Filmde izlediğimiz taşra eşrafı da bir tür fare kolonisi gibi, sınır tanımıyor, ihlal ediyor ve bütün pozisyonları, bilhassa savcının yasa pozisyonunu kendilerine göre müphemleştiriyor. Belediye başkanı baba belli ki ekabirden, oğlan da avukat ve bir avanesi var ve onları da avcılar-atıcılar gibi paramiliter organizasyonlarla ya da bağ evi organizasyonlarıyla harekete geçirebiliyor. Yani baba-oğul ve avanesi taşradaki ticari-siyasi-kültürel-sosyal pek çok ilişkiye hakimler ve kendilerine göre kendileri için sınırları var ama kendilerine sınır konulmasını istemiyorlar, fareler gibi yaşayıp kötü koku partikülleri gibi havada süzülerek, bütün sınırları ihlal ederek yaşayabiliyorlar.
Tanıl Bora
13 Mayıs 2026 Çarşamba
"Cumhurbaşkanlığı himayelerinde" protokolünün nasıl her yeri kapladığını fark ediyorsunuzdur. Bu himaye, kamu yararı bulunan, hayır işi niteliği taşıyan, finansman/sponsor temin etmenin zor olabileceği bir etkinliğin, projenin vs. Cumhurbaşkanlığı tarafından desteklenmesi anlamına geliyor. Hem o faaliyete özel bir itibar bahşedilmiş oluyor; hem de Cumhurbaşkanlığı'nın yüksek-makam olma sıfatı vurgulanıyor. Himayelerinde ifadesindeki majestik çoğul (veya "kraliyet çoğulu" - veya "yücelik çoğulu" da deniyor), sıradan insanlarla bir fark, bir mesafe koyarak bu vurguyu pekiştiriyor.
Cuma Çiçek
12 Mayıs 2026 Salı
Bugün Amedspor tribünlerinde işsiz gençler, küçük esnaf, Kürt orta sınıfları, kadın hareketleri, diasporadan gelen taraftarlar, sol çevreler, muhafazakâr Kürtler, sanatçılar, belediye çalışanları, sivil toplum aktörleri ve iş çevreleri aynı duygusal alan içinde yan yana gelebiliyor. Son yirmi yılda bir yanda Kürt orta sınıfları yükselirken diğer yanda kır ve kent yoksulluğu derinleşti. Bu durum Kürt kamusallığının toplumsal derinliğini zayıflatabilir. Amedspor bu anlamda sınıfsal açıdan parçalanmış Kürt kamusal alanının merkezinde duruyor.
Osman Özarslan
9 Mayıs 2026 Cumartesi
Bosch’un çekmiş olduğu anneler günü temalı reklam filmi Türkiye’nin kültürel gerilim hatlarına enerji yükleyen en son mavra olarak peyda oldu. Üstelik tam da Rober Bosch’un alamet-i farikası olan enerji tasarrufçuluğuyla 5 kuruşa, seküler orta-sınıfları ‘hayvanseverlik’, ‘annelik’ tartışmaları etrafında arkasına dizmeyi başardı ve seküler kültür-muhalefet endüstrisinde, kendinden önce oraya çoğunlukla klişe 29 Ekim, 10 Kasım Atatürk reklamlarıyla çoktan gelmiş olan rakı-bira-şarap, otomotiv, çikolata, kıyafet, mobilya, lastik, emlak, bitcoin patronlarının otomobilli, yazlık sinemalı nostaljik dünyasına park etti.
Mete Çubukçu
30 Nisan 2026 Perşembe
Asimetrik savaşların en önemli kuralı “kazanamıyorsan kaybetmeyeceksin”dir. Dünya genelinde de öyle olmuştur. Bu yaklaşım genelde isyancı, ayrılıkçı hareketler için söz konusu olsa da son yaşanan İran-ABD-İsrail savaşı için de kullanılabilir. Kazanmak kaybetmek tabii ki göreceli kavramlardır. Ancak, iki ülke arasındaki askeri güç dengesi ve mevcut durumda ateşkes sonrası görüşmelerdeki tıkanmalar ve pazarlıklardan yola çıkarsak “İran askeri olarak kaybetmiş olsa da stratejik olarak kazanmıştır”. Ya da şöyle söyleyelim: İran “kazanamamış olsa bile kaybetmemiştir.” Oysa “ABD kazanamadıysa kaybetmiş” demektir.
Tanıl Bora
29 Nisan 2026 Çarşamba
Yıldızlar SSS Holding'ten aylardır ücret ve tazminat alacaklarını alamayan Doruk Madencilik işçileri, haklarını talep etmek üzere Eskişehir'den Ankara'ya yürüdüler, açlık grevine oturdular. Alacaklarının alamamanın, aç, sefil bırakılmanın ötesinde, muhatap alınmamaya, muhatap bulamamaya, dikkate alınmamaya,  insan yerine konmamaya isyan ediyorlar. Sendika başkanı Gökay Çakır'ın şu sözünü işitmediyseniz: "Bizim de isimlerimiz var, bizim de soy isimlerimiz var..." Emek mücadelesi, her zaman, emek-ve-haysiyet mücadelesi değil midir?
Cuma Çiçek
27 Nisan 2026 Pazartesi
Diyarbakır’da sivil toplum alanı tarihsel olarak hak mücadeleleri, dilsel-kültürel talepler, yerel demokrasi arayışları ve çatışma koşullarının yarattığı tahribata karşı geliştirilen dayanışma ağları içinde şekillendi. Kürt itirazının sembolik merkezlerinden olan bu şehirde sivil toplum bu anlamda uzun süredir yalnızca dernekler, vakıflar ya da meslek örgütlerinden oluşan dar bir kurumsal alandan öteye kentin siyasal hafızasını, toplumsal itiraz kapasitesini ve kamusal vicdanını temsil eden daha geniş bir geleneği ifade ediyor. Bu nedenle Diyarbakır’daki sivil toplum nicel büyüklüğünden çok siyasal ağırlığıyla öne çıktı.
Osman Özarslan
24 Nisan 2026 Cuma
Kahramanmaraş okul saldırısını gerçekleştiren failin babası, bu bilindik isimler tarafından pek çok biçimde korunup kollanmış, yolsuzluk gerekçesiyle görevden atıldığında yeniden göreve, üstelik son derece kritik görevlere gelmesi sağlanmış. Ve bunun sonucunda da emniyet müdürü ve müfettişi olan baba, ait olduğu dünyanın kodlarına yaraşır, alfa bir erkek yetiştirebilmek için bir yandan evladının durumunu reddetmiş, bir yandan arama motorlarında “how to be a alfa male” aramaları yapmış, bir yandan da bir boşalma biçimi olarak silah atmanın tadını alarak çocuğu erkekleştirmek için onu poligonlara götürmüş.