Derviş Aydın Akkoç
19 Şubat 2023 Pazar
Allah’ın “esmâ-i hüsnâ” (en güzel isimler) listesindeki bir adı da, muktedirlerin pek haz etmedikleri halk (hlk) vezninden türemiş olan hâlik (yaratan) adıdır: “şekil verenlerin en güzeli”, “devamlı ve mükemmel biçimde yaratan” olarak halk/Allah.  Bu minvalde, toplumu tartışır ve savunurken, iktidarlara karşı siyasal söylem oluştururken Allah’ın adları arasında yer alan “halk” kavramını odağına alır Ali Şeriati
Cuma Çiçek
18 Şubat 2023 Cumartesi
Toplumsal mobilizasyonda yara umuttan daha güçlü bir rol oynar. Deprem sonrası yaşadığımız on binlerce kan kaybı, yıkılan kentler ve köyler, ekonomik, sosyal ve kültürel alandaki kayıplar Türkiye’nin dört bir yanından insanları harekete geçirdi. Bu mobilizasyon ve dayanışma hareketleri yeni toplumsal çatılar oluşturma konusunda umut verici. Deprem yarasının ortaya çıkardığı bu dayanışma hareketi siyasal kutuplaşmalarla iyice parçalanmış toplumsal ilişkilerimizi yeniden kurmamız için önemli bir potansiyel taşıyor.
Erdoğan Özmen
15 Şubat 2023 Çarşamba
Geride kalan her birimiz için, geride kalmış olmanın ağır yüküyle kalakalmış hepimiz için tek yoldur bu artık. Dağılmadan ayakta kalmanın, yıkıntıların arasında kaybettiğimiz yakınlarımıza borcumuzu ödemenin tek yolu. Birbirimize ses oldukça, yaşadıklarımıza karşılıklı şahitlik ettikçe, hiçbirimizi arkada bırakmadıkça, birbirimizi kimsesizliğin, bir başınalığın, çaresizliğin, güçsüzlüğün kuyusundan çekip çıkardıkça saracağız yaralarımızı. O vakit huzur bulacak ölülerimiz.
Işıl Kurnaz
12 Şubat 2023 Pazar
2003 yılında yine AKP tarafından çıkarılan bu yasayla vergiden elde edilen gelirlerin bir kısmını belli harcamalar için ayırıp kullanmak mümkün olmuyordu çünkü gelirler, giderlerin tamamı için düşünülüyordu. Bu sayede bu kalemdeki vergiler amacına hiç bakılmadan başka türlü harcamalar için rahatlıkla kullanıldı. Adem-i tahsis ilkesinin istisnası fonlar, katma bütçeler gibi diğer kalemlerdi. Ancak 2003’te çıkardıkları yeni yasanın bütçede birlik esasına dayanması sebebiyle bütçe dışı olup amaca özgülenebilecek fonlar tasfiye edildi.
Tanıl Bora
8 Şubat 2023 Çarşamba
Enkaz altındaki insanları, kâğıda yazıp şişe içinde deryaya salarcasına sosyal medya cemaatinden yardım umar halde bırakmayacak bir yardım örgütlenmesi, bir koordinasyon, lüks olmamalı. Esas mesele: Devletin her şeye hâkim ve muktedir olduğunu gösterme hamasetine değil de sahiden kamu yararını temine adanmış bir otorite, yani gerçek anlamıyla bir kamu, lüks olmamalı.
Murat Belge
6 Şubat 2023 Pazartesi
Yıllarca birlikte yaşadığımız güçlerin oluşturduğu, görünüşte her yanından güç ve otorite fışkıran düzene ne oldu? Ve tabii “kurtarıcı” ordu nerede? Dediğim gibi bu sorular bir şaşkınlıkla sorulan sorular; ama bir yandan da cevaplanamaz sorular değil. Bugünlere kadar içinde yaşadığımız koşullar bugünlerde yaşayacaklarımızla nasıl başa çıkacağımızı (ya da “çıkamayacağımızı”) belirliyor. Çıkarılması gerekli sonuç Türkçe’de zaman zaman kullandığımız, ama belki yerine getirmekte fazla titizlenmediğimiz bir deyimde içkin: “Gayret dayıya düştü”.
Cuma Çiçek
3 Şubat 2023 Cuma
Sormakta fayda var: Seçim öncesinde Kürtlerin taleplerini görmeyen iktidar bloku ve ana-muhalefet blokunun seçim sonrasında bu talepleri karşılayacak bir siyaset izleyeceğinin garantisi ne? Ya da altı muhalefet partisinin kuramadığı sözü, çizilen oyun alanı içerisinde hareket etmesi ve belirlenen politikaları uygulaması beklenen müstakbel Cumhurbaşkanı nasıl kuracak? Zor günde ittifak oluşturmaktan ve siyasi talepleri görmekten, duymaktan kaçınan aktörlerin iktidar olduklarında bunu yapmalarını gerektirecek motivasyonları ne olacak?
Erdoğan Özmen
1 Şubat 2023 Çarşamba
Sınırlar silindiği, ölçüler ve çıpalar ortadan kalktığında her türlü hadsizlik, istila ve ihlal “meşru” görülür. Her türlü özensizlik, aşırılık, hürmetsizlik ve hoyratlık da. Ve şiddet pratikleri. Kendine karşı da. Kendini hissetmek, gerilimden kurtulmak, kendini yatıştırmak, içerideki karmaşa ve dağınıklığa son vermek, benlik için sınırlar oluşturmak için fiziksel bedenlere böylesine yönelmek, yoğunlaşmak ve yer yer eziyet etmekten geri durmamak da bu döneme özgü işte.
Kenan Erçel
31 Ocak 2023 Salı
Nihal Olçok gibi birkaç sene sonra adalet arayışında tosladığı duvarlardan bezip Halk TV’nin kapısını çalacak. Öyle ya, kim derdi, AKP’nin 11 seçimde reklam kampanyalarını yürütmüş birinin eşi, ilk çocuğuna “Tayyip” adını vermiş bir anne, kocası ve oğlunun katillerinin bulunmasında iktidardan ümidi kesecek, muhalefetin başlıca yayın organına defalarca konuk olacak. Kol kırılır, yen içinde kalır ama sızısı geçmek bilmezse o yen’i sıyırmaktan başka çare kalmıyor işte bazen.
Derviş Aydın Akkoç
29 Ocak 2023 Pazar
Dilin temsil edemediğini barut mu temsil edecektir? Tutku suçları çoğun cezasız kalır, verili hukuk zaten yamalı bohça gibidir, bu durumda barut, tecellisi mahşere kalmış bir adaleti mi gözüne kestirmiştir, şimdi ve derhal işleyecek bir adalet? Şayet Benjamin haklıysa ve gerek egemen iktidar yapılanmasının şiddet pratikleri gerekse karşı-şiddet oluşumları kendi ahlaki zeminini yaratmak mecburiyetindeyse bir tür karşı-şiddet potansiyeli olarak “barut” kendi meşruiyetini nerelerden çekip alacak, ne türden bir ahlaki söylem oluşturacaktır, parça parça edilmiş, sömürgeleştirilmiş bedenlerin gerçekliği yeterli midir?
Ömer Laçiner
26 Ocak 2023 Perşembe
Bu planlı cinayette kurbanın “camia içinden” hayli nüfuzlu bir kişi olması önemli. Bilinen kadarıyla çok uzun yıllardır bir benzeri yok. Yani MHP örgütü ile ilişkisi açık ama hangi kademesiyle sorusu –şimdilik belirsiz(?)– bu cinayet “töre”nin açıkça çiğnenmesi demek. MHP’nin hem bu nedenle hem de öldürülecek olanın önemli bir parti içi muhalif olduğunu bilerek ve ayrıca cinayetin parti içinde ve “mücavir alanı”nda büyük tepkilere yol açacağını dikkate alarak; planlamışsa iz bırakmamak için, birilerini azmettirmiş ise kendisiyle ilişkili olduğunun anlaşılamaması için özel bir titizlik göstermesi beklenirdi.
Tanıl Bora
25 Ocak 2023 Çarşamba
Ümit Hassan, milliyetçi tarih hamaseti duvarını tuğla tuğla sökerken, kendisi asla bir karşı-hamasete yeltenmedi. Sözgelimi şamanlığın ve ilkel-barbar topluluğun eşitlikçi-demokratik göreneklerinin, pekâlâ eşitlikçiliğin tahribinde ve Devlet'in inşasında harca katılan malzemeler, kullanılan "teknikler" arasında bulunduğunu hatırlattı. Ancak o, sosyalist düşünüşün geniş ailesi içinde, insanların toplu yaşayış tecrübelerinin iptidasına uzanan bir kolektivist-komünizan cevher taşıdıklarına, kadim tarihsel tecrübeden süzülüp gelen tükenmez bir köksapın varlığına inanan romantik-devridaimci düşünüşe yakındı.