Ömer Laçiner
28 Ekim 2023 Cumartesi
Bir diğer aşırılığı, aşılmayı da İsrail’e verilen uluslararası düzeydeki destekte izledik. Daha önceki patlamalar esnasında da –otomatik olarak– İsrail tarafında duran, onun faşizan “yerleşimci koloniler” marifetiyle yürürlüğe koyduğu –başlı başına bir tahrik nedeni olan– Filistin topraklarını gasp etme politikasına bile ses etmeyip bu devletin kendi halkının büyükçe bir kısmı tarafından bile “apartheid” diye mahkûm edilen uygulamalarına ses çıkarmayıp, bütün bunları İsrail’in “kendini savunma hakkı” kılıfı altında meşrulaştıran ABD’nin başını çektiği Batı bloku, bu kez de tam kadro halinde İsrail’in arkasında yerini aldı.
Erdoğan Özmen
25 Ekim 2023 Çarşamba
Psikanalizin orijinal önemi/anlamı tamamıyla tedaviye ilişkindi: nevrotik hastalıkların tedavisi için yeni ve etkili bir yöntem yaratmayı amaçlamıştı. Ama başlangıçta henüz görülemeyen bağlantılar psikanalizin orijinal amacının çok ötesine uzanmasına neden oldu. Zihinsel yaşama ilişkin tüm görüşümüzü yeni bir temele yerleştirme ve dolayısıyla psikoloji üzerine kurulu her bilgi alanı için önem taşıma iddiasıyla neticelendi. On yıllık tam bir ihmal döneminden sonra aniden ortaya çıkan genel bir ilginin konusu haline geldi ve kızgın bir muhalefet fırtınasının dizginleri serbest kaldı.
Ahmet İnsel
23 Ekim 2023 Pazartesi
20. yüzyılın en uzun süreli toprak işgalini gerçekleştiren ve 21. yüzyılda da bunu sürdüren İsrail devletinin sistematik olarak yürüttüğü Filistin topraklarına el koyma ve bölgeyi Filistinsizleştirme politikasının yanında, işgal edilen topraklarda yürürlükte olan ve birçok İsrailli gazeteci, akademisyen ve siyasetçinin “apartheid” olarak tanımladığı rejimin yaşanan büyük insanlık trajedisindeki rolü sorumluluklar skalasında birinci sırada yer alıyor.
Aybars Yanık
19 Ekim 2023 Perşembe
Elindeki avucundakini halka arzlara yatırarak harçlığını çıkarmaya çalışan gençlere kötü yola düştüğünü söylemekten başka sözü olmayan bir kurumsal muhalefet anlayışı ile ideolojisiz politika kavrayışının kesişimine işaret etmeye çalışıyorum. İdeolojiyi öcüleştiren didaktik siyasal akıl, evrenselleşmiş gibi görünen her türlü politik ezberi toplumun üzerine boca ettiğinde başarıyı garantileyeceğini, herkesi kucaklayacağını ve evrenselleşmiş doğruları söylediğinde toplumun büyük kesimleri için anlamlı bir politika önerdiğini sanıyor.
Tanıl Bora
18 Ekim 2023 Çarşamba
Sivillerin katlinden öte, sivil hayatın katli – hayatın katli… İnsaniyet fikrinin katli. Hiç şüphe yok. Dünya kamuoyu dediğimiz mercilerin, bu korkunç vakaya sıkı sıkı yapışıp, İsrail devlet aklının öççü gaddarlığını mazur görmesinde de, gaddarlık yok mu? Resmî ağızlardan dökülen şu “insansı hayvan” lâfı, başlı başına insaniyetin katli değil midir? O kamuoyunun, Filistin ülkesinde yaşayan insanların yıllardır gün be gün süren ölümünü unutmak bile diyemiyoruz, görmez-bilmez oluşu, serinkanlı bir gaddarlık değil midir?
Murat Belge
16 Ekim 2023 Pazartesi
Bu, şüphesiz, doğru bir tavır değil. Dünyanın Yahudi ırkına çektirdiği acıları elbette görüp anlayacak ve paylaşacağız; ama bunlar olduğu için şimdi Yahudiler’in bir yoksul halkı böyle ezmesini alkışlayacak değiliz. Böyle davranmayı hak bilen (“Netanyahu Okulu”ndan) Yahudiler’e bunun kabul edilmez olduğunu söylemek de anti-Semitizm gibi bir düşünceye destek olmak demek değildir.
Cuma Çiçek
14 Ekim 2023 Cumartesi
İsrail devleti ile Hamas arasında yaşanan ve yüzlerce sivilin hayatına mal olan çatışmalarda da yaranın politik mobilizasyondaki etkisini görmek mümkün. İsrail-Filistin meselesinde çatışmalar bir asrı aşmasına rağmen sorun devam ediyor ve yakın zamanda bir çözüm bulunacak gibi değil. Bir yanda milyonlarca Yahudi’nin öldürüldüğü Holokost gibi büyük bir yaranın şekillendirdiği Yahudi cemaati bulunuyor. Öte yanda bu kolektif yaranın empati yeteneğini geliştirmesini bekleyebileceğimiz Yahudi cemaatinin çoğunluğunun desteğini alan İsrail devletinin her geçen gün yarasını daha da kanattığı Filistinliler bulunuyor.
Erdoğan Özmen
11 Ekim 2023 Çarşamba
Ötekine duyulan nefretin, esasında kendinden nefretin bir biçimi olan ötekini yok etmeye yönelik yıkıcılığın en sapkın ve dehşet verici biçimleriyle yükseldiği zemindir bu. Çoğu zaman somut ötekileri de aşarak bir tür ötekilik nefretinden, her türden ötekiliğin inkarı ve silinmesi hayalinden beslenen ve en nihayetinde totaliter/saf toplum projelerinde, bir tür aynılık/türdeşlik cehenneminde vücut bulan bir fenalıktan/aşırılıktan söz ediyorum.
Tanıl Bora
4 Ekim 2023 Çarşamba
Kronik seçim atmosferi deyince, ebedî seçim kampanyası deyince, bir politizasyon, –hatta aşırı politizasyon–, bir demokrasi “şöleni” izlenimi uyanabilir, tabii… Fakat unutmayın, seçim kampanyası belirli, özgül bir siyaset tarzıdır ve aslında siyaseti daraltan bir siyaset tarzıdır. Nasıl bir siyaset tarzı? Bir kere, işin tamamen reklamcılığa dökülmesi. Aday tanıtım farfarasının, içeriklerin önüne geçmesi.
Murat Belge
2 Ekim 2023 Pazartesi
En başta Marksist sosyalizm anlayışında “işçi sınıfı”na verilen “yer” üstüne düşünebiliriz. Modern sosyalizm düşüncesi Sanayi Devrimi’nin bir ürünüdür – işçi sınıfının kendisinin de onun ürünü olması gibi. Bu devasa çarpıcı olayın ürettiği koşullarda, sınıf uçurumları ve gelir eşitsizlikleri karşısında işçilerin uğradığı haksızlıklara isyan edenler oldu. Ama Marx’ın izlediği teorik güzergah farklıydı. Marx işçi sınıfına ezilen ve sömürülen sınıf olduğu için değil, bu düzeni sona erdirecek ve daha “iyi” bir dünya yaratacak potansiyele sahip sınıf olduğu için yakınlık duyuyordu. “Hayırsever” bir motivasyonu yoktu. Maddi koşulların analiziyle buraya gelmişti.
Derviş Aydın Akkoç
1 Ekim 2023 Pazar
Cem Yılmaz’ın son filmi Do Not Disturb Ömer Kavur’un Yusuf Atılgan’ın romanından uyarladığı Anayurt Oteli filmiyle hem kalibre hem de müşterek kimi problemler açısından mukayese edilebilir cinsten. Burada kast edilen mukayese Macit Koper’in olağanüstü oyunculuğuyla hayat verdiği Anayurt Oteli’nin kâtibi Zebercet ile Cem Yılmaz’ın muazzam bir oyunculukla temsil ettiği Komodor Palas’ın “gece müdürü” Ayzek Metin arasında kurulabilecek bir benzerlik yahut karşıtlık ilişkisi değil.
Barış Özkul
29 Eylül 2023 Cuma
Halil Bey’in badireli zamanlarda diplomatça bir suskunluğu tercih etmesi, geri planda kalması hesaplı bir tavır olabilir.  Ermeni kıyımı sırasında İTC’nin dördüncü adamı ve Talat’ın en yakınlarından biri olmasına rağmen satır aralarında Rusların tahrikinden bahsetmek dışında tehcirle ilgili neredeyse hiçbir şey söylemez. Ermenilerin “ırklarının şiarı olan hulyaperverlikten kendilerini kurtaramadıkları”, [Talat’la beraber] Taşnaksütyun reisleriyle müzakerelerde bulundukları halde “bu hulyaperverleri ikna etmenin kabil olmadığı”ndan bahseder.