Polat S. Alpman
31 Temmuz 2026 Cuma
CHP, 2023 seçimlerine böylesi bir kimlik aşınmasıyla girdi. “Altılı Masa” denilen yeni sağ blok, AKP’ye olan muhalefeti örgütlemeyi, Kürtlerin desteğini de bu muhalefet üzerinden elde etmeyi amaçlıyordu. Ancak burada tutarlı bir siyasi hattın kurulduğunu söylemek zor. Bunun nedenini CHP’nin tarihsel kimliğine indirgeyen eleştirilerin ıskaladığı asıl mesele, 2016 sonrası Türkiye’deki rejim değişikliğinin nitelikleriydi. Türk tipi Cumhurbaşkanlığı sisteminin sağladığı keyfi ve otoriter liderlik imtiyazı, bürokratik alanın tümüne nüfuz etmişti.
Tanıl Bora
28 Temmuz 2026 Salı
Çay ‘faaliyeti’ etrafında kurulan bu imge, örgütün gündelik faaliyetinin imgesidir. Malûm, memlekette gündelik hayat, sohbet, beşerî münasebet, buluşmalar, toplaşmalar, kabuller, hep çaylı olur. Çay, sosyalleşmenin ve siyasî sosyalleşmenin refakatçisidir. Özgür Özel’in gasp edilmiş CHP’ye verdiği adla “baba ocağı”nı, -tıpkı bütün partiler gibi-, çay ocağından bağımsız düşünmek zordur. Çay imgesinin böyle altını çizmek, çay ‘faaliyetini’ dönüp dönüp vurgulamak, örgüt hayatını, örgüt emeğini onurlandırmanın nişanı, örgüt emeğine yapılan duygusal yatırımın ifadesi.
Cuma Çiçek
27 Temmuz 2026 Pazartesi
Otoriterleşmenin derinleştiği, siyasal ve sivil alanın her geçen gün daraldığı, büyük ölçekli servet transferleriyle birlikte yoksullaşmanın yaygınlaştığı ve derinleştiği, genç kuşakların mevcut siyasal aktörlerle bağlarının zayıfladığı bir dönemde temel ihtiyaç, yalnızca mevcut muhalefetin yeniden örgütlenmesi değil, daha geniş bir demokratik siyasal merkezin kurulmasıdır. Bu siyasal merkezi kurmaya aday Yeni Parti'nin kuruluşu yalnızca örgütsel değil, aynı zamanda kurucu siyasal tercihler bağlamında değerlendirmeyi hak ediyor.
Barış Özkul
26 Temmuz 2026 Pazar
Merriam-Webster’ın 2025’te yılın sözcüğü seçtiği “slop”, düşük nitelikli ve genellikle büyük miktarda yapay zekâ aracılığıyla üretilmiş içeriği tanımlamak için kullanılıyor. Benzer sözcüklerle, fazla emek verilmeden çoğaltılmış içerik yığınına “slop” adı veriliyor. Bununla kastedilen yanlış bilgi aktaran veya sözdizimsel olarak yanlış kurulmuş metinler değil. Aksine, düşük emekli yapay zekâ çıktıları yeterince doğru, düzgün ve makul görünen metinler halinde dolaşıma giriyor.
Tanıl Bora
22 Temmuz 2026 Çarşamba
Futbol sadece futbol olmadığı gibi, İspanya da bir zamandır sadece İspanya değil. İspanya futbol takımının 2026 FIFA Dünya Kupası'nı kazanması, hem futbol ortamında “güzel oyunun” namusunu kurtaran bir zafer olarak kutlandı... Hem de verdiği ufak tefek “siyasal mesajlar,” şu dünyanın şer güçlerinden sıtkı sıyrılanlara bir nefeslik can üfledi.  Kutlama töreninde Trump’ı kibarca istiskal etmeleri sayesinde üflediler mesela o nefesi…
Işıl Kurnaz
14 Temmuz 2026 Salı
Şehrin Kara Çocukları: Badline ne anlatıyor? Yoksulluğu taklit etmeden, içinden geçilen dünyayı, sarsılmaları, acıyı sadece edebiyatın bahanesi olarak görmeden, içinden geçtiği şey her neyse onun kabuklarını soyuyor. Siz, özgürlüğün sadece hissi bir şey değil, fiziksel bir duygu da olduğunu anlıyorsunuz. Kesik kesik damarlardan, bütün hızıyla dünyaya çarpsın diye sürülen arabalardan, kan çanaklarından…
Cuma Çiçek
13 Temmuz 2026 Pazartesi
2009-2011 Oslo Süreci de, 2013-2015 Çözüm Süreci de demokratikleşme söylemiyle birlikte yürütülmüştü. Bugün ise güvenlik alanındaki ilerleme ile demokratikleşme arasında belirgin bir senkron kaybı yaşanıyor. Bir tarafta örgütün feshi, silahsızlanma ve Meclis'te oluşturulan komisyon gibi tarihsel gelişmeler yaşanırken, diğer tarafta kayyım uygulamaları sürüyor, muhalefete yönelik yargısal müdahaleler devam ediyor ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar hafiflemiyor.
Barış Özkul
15 Temmuz 2026 Çarşamba
15 Temmuz, son derece karanlık bir yapı olan Gülen cemaatinin başarısız bir kalkışması olduğu kadar, AKP iktidarının darbe girişimini rejim kurucu bir fırsata çevirdiği tarihsel eşiktir. Aradan geçen on yıla bakıldığında, kapalı örgüt aklının da, denetimsiz yürütme gücünün de, milliyetçi-devletçi sadakat rejimlerinin de Türkiye’ye demokrasi getirmesinin mümkün olmadığı açıkça görülüyor. Darbeye karşı çıkarken aynı anda hukuku, çoğulculuğu ve hesap verebilirliği savunamayan toplum, darbecileri yenmiş olsa da darbe iklimlerine özgü otoriter refleksleri içinde taşımaya devam ediyor.
Tanıl Bora
8 Temmuz 2026 Çarşamba
Desentegrasyon istisnadır, global Kuzey'de futbolda "entegrasyon" harıl harıl işliyor. Hatta başka alanlarda olduğundan daha fazla, daha iyi işliyor. Göçmenler, siyasette, akademide, kültür-sanatta, yönetim mevkilerinde tutabildiklerinden çok daha geniş yeri sporda tutabiliyorlar. Bir nevi sporcu hammaddesi gibi işleniyorlar. Brezilyalı spor sosyoloğu Carlos Henrique Ribeiro'nun, göçmen ve kolonyal sporcu emeğini yeni bir “ucuz hammadde” türü olarak tanımlamasından ilhamla kullanıyorum bu kavramı.
Tanıl Bora
24 Haziran 2026 Çarşamba
Derin devletin meşruiyeti, devletin bekası fikrine dayanıyordu ki o zaten hep meşhurdu. Devletin mevcudiyetinin, bütün öncelikleri bertaraf eden aslî öncelik olması. Son yıllarda kimi milliyetçi-muhafazakâr âlimlerin canlandırdığı deyimle: fenâfiddevle – devlette erimek, devletle hemhal olmak... "Şeyhülmuharrirîn" Ahmet Kabaklı’nın ta ne zaman yazdığı gibi: “İnsan ölecek ki devlet yaşasın… Sen öleceksin, devlet yaşayacak. Şehit olacaksın, çalışacaksın, canlar bağışlayacaksın.”
Kenan Erçel
23 Haziran 2026 Salı
ABD’de 4 Temmuz 2026 tarihinde, Bağımsızlık Bildirgesi’nin (Declaration of Independence) ilanının 250. yıldönümü idrak edilecek. Bu çeyrek binyıllık kutlamanın Trump’ın başkanlığına denk gelmiş olması tarihin bir cilvesi. Zira 1776 ile 2026 arasında manidar karşıtlıklar ve koşutluklar var. Bütün insanların eşit yaratıldığı ve Yaratan tarafından Yaşam, Özgürlük ve Mutluluk Arama gibi devredilmez haklar bahşedildikleri düsturuyla başlayan, Britanya Kralı III. George’un bu hakları nasıl çiğnediğini 26 maddede sıralayan metin, o güne kadar koloni olagelmiş 13 eyaletin bağımsızlığının ilanıyla sonlanıyor.
Osman Özarslan
21 Haziran 2026 Pazar
Türkiye’deki siyasal kriz yalnızca bir iktidar-muhalefet çatışması değildir. Bu kriz, neoliberal finansallaşmanın yarattığı görünmez sermaye biçimleri ve ağları, bu ağları görünür kılan “fenomen”ler, siyasetçiler, bürokratlar ve akgezen lejyonlarıyla birlikte, gayri resmi güç ilişkileri ve temsil krizleri etrafında şekillenen bir “okült siyaset” tablosudur. Bu ortamda siyasal aktörler giderek mimetik bir biçimde birbirlerine benzemekte; benzemeyenleri öperek ya da ısırarak kendilerine benzetmekte; her aktör hem vampirin hem zombinin hem ucubenin özelliklerini bünyesinde barındıran hibrit bir figüre dönüşmektedir. Spekülatif sermayenin ve finansallaşmanın siyaseti ele geçirdiği bir düzende devlet aklı da spekülatifleşmektedir: kısa vadeli, değer üretmeyen, meşruiyet biriktiremeyen, ama varlığını sürdüren bir hayalet kurumlar bütünü.