Tanıl Bora
10 Ağustos 2022 Çarşamba
Nasyonal sosyalizmin, askerî-endüstriyel kompleksin kamçısı altında savaşa koşullanmış, sendikasızlaştırılmış, zorunlu çalıştırmalı, toplama kamplı, sürekli olağanüstü halli emek rejimini bir “istihdam” ve “kalkınma başarısı” olarak onun “kötü” yanından, ırkçılığından falan ayrılabileceğinin tasavvur edilmesi, Goebbels’in yüz yıl ömrü olsaydı erişemeyeceği bir propaganda başarısıdır. Bu da ırkçılığa-faşizme karşı suntadan duvarımız.
Murat Belge
8 Ağustos 2022 Pazartesi
Tayyip Erdoğan uyuyakalmış intikam duygularını bulmak, uyandırmak, harekete geçirmek üzere bütün detektörlerini çalıştırırken Kılıçdaroğlu insanların birbirlerini anlamalarının önemini ve gereğini vurguluyor. Erdoğan’ın intikam ethosuna karşılık Kılıçdaroğlu “helalleşme” söylemiyle geliyor. Bu bana çok önemli geliyor, çünkü Erdoğan ve yakın çevresinin kavgacı politikası ve iktidar stratejisi Türkiye’de yaşayan insanların birlikte var olma isteklerini ciddi ölçüde zedeledi, yıprattı.
Işıl Kurnaz
6 Ağustos 2022 Cumartesi
Sahiden toplum kimdi? Akademisyenler de o toplumun parçası değil miydi? O metni imzalayan ve imzalamayan ancak fikren siyasal iktidarın zihniyet çeperlerinin dışında düşünenler, artık bu ülkede toplumun bir parçası sayılmıyor muydu? Toplumsal ihtiyaçlar, sadece siyasal iktidarın, adını koyalım AKP’nin toplum olarak gördüğü bir toplumun ihtiyaçlarına göre mi şekilleniyordu?
Cuma Çiçek
1 Ağustos 2022 Pazartesi
Otoriter ve totaliter rejimlerle yönetilen ülkelerdeki muhalif siyasi hareketlerin çoğu gibi HDP de mücadele ettiği siyasi sistemin niteliklerini sadece taşımıyor, ayrıca bunları yeniden üretiyor. Yerellik, yerindenlik, ademimerkeziyet, çoğulculuk, denge ve denetleme, katılımcılık, kolektivite ve kurumsallık, kaynak bölüşümü, eşitlik, adalet, sivil toplum, medya ve akademi ile eleştirel ilişkilerin kurulması gibi değerleri ve hedefleri söylemden öteye gündelik hayatta, toplumsal alanda, kurumsal yapılarda inşa edebildiği ölçüde Türkiye Açılımı karşılık bulabilir.
Derviş Aydın Akkoç
31 Temmuz 2022 Pazar
Hakikate ifade kazandırmak, olaya çehre edindirmek için hile de kifayetsizdir; cümlenin ikna kapasitesini soğuracak, samimiyetine gölge düşürecek olan yalan şaibeye de galebe çalar, teknik hükümsüzdür: “Faciayı konuştursan yalan söyler.” Kesindir bu. Zira her facia başlangıçta dilsizdir, kendi başına, kendi kelimeleriyle konuşamaz, ancak konuşturulur o: ama ne hakla, hangi meşruiyet zemininde, nasıl bir temsil düzeneği içinde?
Tanıl Bora
27 Temmuz 2022 Çarşamba
Kararnamelerin anayasanın yerine geçer ya da pseudo-anayasal, gûya-anayasal işlev görür hale gelmesi, desizyonist zihniyetin nişanıdır. Adı üstünde: kararname. Meclis’ce onaylanmış uluslararası bir yasal metin olan İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı Kararı’yla iptalinin Danıştay’ca uygun bulunması, bunun son numunesi… Desizyonizm, faşizan bir popülizmle ve otoriterlikle tanımlanan, “21. yüzyıl faşizmi” de denen günümüz rejimlerini çözümlemek için işe yarar bir kavram.
Işıl Kurnaz
23 Temmuz 2022 Cumartesi
Çünkü Danıştay, bugün Cumhurbaşkanı için bir dokunulmaz alan yarattı. Kararda, davacının yani kadınların, kadın örgütlerinin, baronun söyledikleri hukuken çok önemli çünkü tartışmanın hem hukuk hem hayat sınamasında nasıl bir boşluk olduğunu anlatıyor. Sözleşme’nin nasıl yaşattığını anlattığı gibi… Ama ben en az bunun kadar, davalının yani Cumhurbaşkanlığı’nın biz kadınlara ne söylediğini de tartışmaya açmak istiyorum.
Erdoğan Özmen
20 Temmuz 2022 Çarşamba
Sol üzerine düşünmek, benim için aynı zamanda kendim hakkında, dünyadaki yerim, sorumluluklarım ve yönüm hakkında, -kendiminki de dahil- ruhsal/bilinçdışı süreç ve güdülenmeler hakkında düşünmek olduğundan belki de konuyu bir miktar dağıtıyor, dağılıyorum. Dağınıklığı daha da artırmamak için somut durum ve olaylardan uzak durmaya çalışıyorum. Yine de çeşitli tezahürlerine çeşitli platformlarda rast geldiğim, çeşitli biçimlerde gündeme taşınan, tekrarlanan, aktarılan, saçaklanan bir örnekten/ezberden daha bahsetmek isterim.
Orhan Koçak
19 Temmuz 2022 Salı
Bu mecranın okurları ve çoğu yazarları için de okuma ufku International New York Times, The Economist veya Liberation ile sınırlanmış gibi. Bilginin gazetecilik düzeyine oturması kadar, Batı’nın eleştirel akımlarına kapalı kalması da üzücü. Mesela geçenlerde bu ülkeye Rusya’dan Ilya Budraitskis adlı muhalif Marksist bir genç yazar gelmiş ve yeni TİP’e son zamanlarda katılan bir Troçkist çevre tarafından ağırlanmıştı.
Cuma Çiçek
17 Temmuz 2022 Pazar
Bu çağrının Kürtlerin muhatapları nezdinde de karşılık ve destek bulması gerekir. Çözüm Süreci’nde AK Parti hükümeti ve dönemin devlet bürokrasisi bu desteği sundu. Seçim arifesinde olduğumuz bu dönemde müstakbel iktidar bloku Demirtaş’ın yaptığı ve bir tür ikinci Türkiye Açılımı anlamına gelen dönüşümü destekleyecek mi? Desteklemezse, bu duruma rağmen HDP böylesi radikal bir dönüşümü sırtlayabilecek mi? Soruları artırmakta ve tartışmayı sürdürmekte fayda var.
Tanıl Bora
13 Temmuz 2022 Çarşamba
Dün, Ulus Baker’i kaybedişimizin 15. yılıydı. Son yıllarında isteyip de yapamadığı nice işlerden biri, varıp bir memleketi Kıbrıs’a uğramaktı, Kıbrıs’a göz ucuyla hep bakardı - galiba bir asi melankoliyle. Ulus’un Kıbrıs’tan taşıyıp getirdiği bir söz var: Beytambal, beytambal kalmak. Çocukluğunda özellikle babaannesinden sık işittiğini söyler. Beytambal, “miras kalıp hiçbir işe yaramayan mal mülk” demektir Kıbrıslıların dilinde.
Barış Özkul
11 Temmuz 2022 Pazartesi
Roman tekniği bakımından aksayan bu tür taraflarına rağmen Kaplanın Sırtında “kendini okutan” anlatılardan biri. Bu da sanırım Livaneli’nin Abdülhamid yorumundan kaynaklanıyor. Livaneli şimdiye dek pek rastlanmadık bir “utangaç Batıcı” Abdülhamid portresi sunuyor. Bu, ne AKP devrinde üretilmek istenen Batı karşıtı (İngiliz elçisi tokatlayan, ajanları kendi elleriyle tespit edip sarayından kovalayan) Abdülhamid portresine tam olarak uyuyor ne de muhaliflerine “kan kusturan”, basını ve düşünce hayatını sansür eden, maslahatçı ve pan-İslâmcı Kızıl Sultan imajıyla örtüşüyor.