Kurşun Vızıltısı Değil, Sen Bir İnsansın
8 Ocak 2017 Pazar
Bu yazıyı Taksim-Bostancı sarı dolmuşunda yazmaya başladım. Sağ yanıma oturan genç adamın kucağına telaşla yerleştirdiği kahverengi deri çantada saatli bir bomba olduğundan neredeyse emindim. Cüzdanından para çıkardığı sırada ellerinin titrediğini korku ve endişe içinde izledim. “Köprüyü geçene kadar bir şey olmazsa daha da olmaz” diye düşünmekteydim.
Bir Çatışma Çözümü Modeli Olarak Güney Afrika: Post-Apartheid Perspektifinden Bugünü Anlayabilmek
5 Ocak 2017 Perşembe
Güney Afrikalı ünlü gazeteci Justice Malala 2015 yılında yayımladığı kitabına şu sözlerle başlıyordu: “Çok kızgınım! Çok öfkeliyim. Çünkü bunun bizde de olabileceğini hiç düşünmemiştim.” Ve devam ediyordu. “Ne olursa olsun, biz Mandela’nın çocuklarıyız. İşler buraya nasıl geldi?” Malala bu şekilde yakınan entelektüel, gazeteci, yazar, akademisyen yahut siyasetçilerden sadece biri.
Aidiyet Üzerine
2 Ocak 2017 Pazartesi
Beraber düğünler yapmıştık, cenazeler kaldırmıştık. Ah edip sövmüşlüğümüzde çoktu birbirimizin rüyasına misafir oluşumuzda, beraber gündüz düşleri kuruşumuzda. Sonra ufacık kırgınlıkları kocaman yapıp birbirimize sarılmayı unutuşumuz da çok oldu. Yaşım daha neydi ki ben zamanla daha çok kırılmayı öğrendim diye sorarken buldum kendimi. Gerçek dostluğun arasına mesafeler girmiyordu, bir onu iyi anladım.
Gayatri Chakravorty Spivak ile Söyleşi: Hukuk Adaletten Şaştığında
30 Aralık 2016 Cuma
Madun çalışmaları alanının en önemli isimlerinden olan Gayatri Chakravorty Spivak ile yapılan bu söyleşi, temelde “şiddet” kavramına odaklanmış olsa da, bu bağlamda hukuk, adalet, direniş, feminizm ve edebiyat gibi alanlara temas ediyor. Adaletsiz bir hukukun körlüğüne dikkat çeken Spivak, “özgürlük pratiği”nin rahle-i tedrisatından geçmemiş bir toplumda hukukun bir şemailden ibaret olduğunu ileri sürüyor.
Şehirlerde, Halk Otobüslerinde Güneşe Dua Etmek
26 Aralık 2016 Pazartesi
Güneşe dua etmek bir Alevilik ritüelidir. Güneşi her sabah kalkıp selamlamak onun araladığı yaşama bir saygı ritüelidir. Alevilikte güneş yaşamın kaynağıdır. Ve her sabah doğanın uyandırıcısı olduğu için verilen tüm nimetlerin ve iyiliklerin kaynağı olduğu düşünülmektedir. İyi ile kötünün; aydınlık ile karanlığın; haksız ile haklının ayrıldığı yerdir ve kutsaldır.
Dil Varlığında Gerçekleşen Bir Aşk Söylemi
23 Aralık 2016 Cuma
Dilin mevcudiyetinde esas ilişki yalnızca gösterilenin geçerli olduğu bir anlamı taşımaz. Görülen, dilin yansımalarında sınırlı olanla kendi kendinin yaratısı olur. Bu oluş, ötekine iletilen haliyle belirir. Beliren pek tabii bir ulaşılamaz olana dönüşebileceği gibi, anlamında yitirilene dönüşerek olasılığını kaybedebilir de. Peki yitirilen bir anlam nasıl olur da dile gelebilir; bir söyleme dönüşebilir?
İdeoloji Ve Hukukta Yorum: Birkaç Kuramsal Düşünce
21 Aralık 2016 Çarşamba
O halde şu soru akla gelmelidir: Hukuki yorumu yapanın takdir yetkisini sınırlamakta ideolojinin gerçek rolü nedir? Ve takdir yetkisinin sınırı olarak ideolojiyle kendisi de şüphesiz yorum özgürlüğünü kısıtlama rolü oynayabilecek siyasetin ilişkisi nedir? Hugh Collins’e göre egemen ideoloji “dünyanın ve ahlakın temel ilkelerinin aklıselime uygun anlaşılmasını temsil eder ve hukuki adalet duygusunu yönetip bu duyguya, dava taraflarının itiraz ve savunmalarının göreceli ağırlıklarını ölçme nosyonu verir.”
Evsizleşme
16 Aralık 2016 Cuma
Sadece kendi yaşamlarını değil, topyekûn bir yaşamı geleceğin karanlık, uzak diyarlarına sürükleyenler tüm bir çıplaklıkla belirmemiştir; onlar hedefte değildir. Bize göre daha şanslı olan Moskova yine de yabancı gibidir yaşadığı yerlerde ve bu duygusunu artarak yaşar. Yaşamı yoksul ve kederli kılanların büyük bir taarruza geçtiği bu zamanlarda, bizlere de işte böylesine bir yabancılaşma yaşatılıyor.
Tek Adam ve Toplumsal Barış Geriliminde “Türk Modeli”: Ortadoğu’dan Türkiye’ye Dersler
14 Aralık 2016 Çarşamba
Aydınlanma çağından bu yana demokrasi, onu arayan toplumlar için hiçbir zaman kolay elde edilebilir bir kazanım olmadı. Bugün birer demokrasi olarak ele aldığımız toplumlar, demokratik bir hükümet modelinin barış içinde bir arada yaşamanın tek yolu olduğu sonucuna tarih veya teori kitapları okuyarak değil, bu olguyu bizzat deneyimleyerek varabildiler.
Yerlilere, İstanbul’un İşgaline Ve “Uygarlaştırılması”na Dair
12 Aralık 2016 Pazartesi
Cemal Bali Akal Modern Düşüncenin Doğuşu isimli kitabında uluslararası hukuk, insan hakları, modern anlamda devlet ve sosyal sözleşme, yani modern düşüncenin en önemli kavramlarının oluşumunu anlatır. Söz konusu kavramların ortaya çıkışı ve etrafındaki gelişmeler, Amerika’nın keşfi ile başlayıp 17. yüzyılın ortalarına kadar uzanan zaman yelpazesinde ele alınmaktadır.
Kıbrıs’ta Çözüm Olmazsa, Ne Olur? Asım Akansoy ve Niyazi Kızılyürek’le Söyleşi (II)
9 Aralık 2016 Cuma
Bir Hınç ve Şiddet Tarihi kitabını bitirirken, hıncın olduğu yerde geçmişin hiçbir zaman geçmiş olmayacağını, hınç duygusunun biriktiği yerde gelecekteki yeni çatışmaların kaçınılmaz olabileceğinin altını çizmiştim. Bu çok önemli bir şey. Çözümsüzlük halinde Kıbrıs Rum toplumu, hınç biriktirmeye devam edecek. İstediği kadar küçük boylu olsun, hınç biriktiren bir Kıbrıs Rum toplumu hak taleplerinden asla vazgeçmeyecektir.
Kıbrıs’ta Çözüm - Hem Çok Yakın, Hem Çok Uzak: Asım Akansoy ve Niyazi Kızılyürek’le Söyleşi
8 Aralık 2016 Perşembe
Kıbrıs’ta iki toplumun liderleri arasında müzakerelerin tıkanmış gibi gözüktüğü bir anda, 1 Aralık akşamüzeri Lefkoşa’da, Asım Akansoy ve Niyazi Kızılyürek’le müzakere edilen çözüm modelini, bunun olası sonuçlarını ve çözüm olmaması durumda ne tür gelişmelerin olabileceğini konuştuk. Bu söyleşinin ertesi sabahı Nikos Anastasiades ve Mustafa Akıncı’nın 9 Aralık’ta İsviçre’de müzakere masasına yeniden oturacakları haberi geldi. Söyleşiyi iki bölüm halinde yayımlıyoruz.
Filler ve Bedenler
6 Aralık 2016 Salı
Daha uzun yaşamak, daha sağlıklı, kaliteli ve doğal bir yaşam sürmek veya daha estetik bir görünüme sahip olarak yaşamak isteği beden ve tibbi gelişmeleri böylelikle iç içe geçirmiştir. Fakat burada karşımıza çıkan daha estetik bir görünüme sahip olma arzusu bu sefer genel olarak bedenin değil, kadın bedeni üzerine yoğunlaşılmasına sebep olmuştur.
Tekno-Muhafazakârlığın Eleştirisi'ne Dair
4 Aralık 2016 Pazar
Muhafazakârlığın en temel eğilimi olan kültürelcilik, tekno-muhafazakârlıkta zirve noktasına ulaşıyor. Diğer bir deyişle klasik muhafazakârın kültürel üslubu, tekno-muhafazakârda kültürün toplumsal çatışmada bir araç olarak kullanılmasına dönüşüyor.
Piyanist Trivela Vurabilir mi?
3 Aralık 2016 Cumartesi
Ufak yaramazlıklarıyla, dinleyicilere ya da organizatörlere gösterdiği huysuzluklarıyla, kaprisleriyle bilinir Keith Jarrett. Fakat piyanistliği tutkuyla yapması onun olumsuz yönlerini görünmez kılar. Örneğin salondaki ses sistemine bulduğu kusur onun titizliğine, bir dinleyicinin öksürmesine sinirlenmesi işine olan saygısına kolaylıkla bağlanabilir ya da piyano çalarken mırıldanması özgünlük göstergesi sayılabilir.
Avrupa’dan Şanghay’a Gittikçe Silikleşen Çevre Politikası
1 Aralık 2016 Perşembe
Üç yıl önce Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde Putin ile bir araya geldiği bir toplantıda, Türkiye’nin elli yıldır AB kapısında olduğundan serzenişle bahsederek, “Ben diyorum ki Şangay İşbirliği Teşkilatı’na gelin, Türkiye’yi alın. Bizi de bu sıkıntıdan kurtarın. Biz bunun yanında Avrasya’daki ülkelerle ilgili serbest ticaret anlaşmasına da varız,” demesi işte o konforlu alana işaret ediyor.
Donald Trump Fenomenini Açıklayabilecek Tek Kişi İşte Bu Fransız Filozof
30 Kasım 2016 Çarşamba
Bir profesyonel güreşçi için enerji her şeydir. Profesyonel güreş hayranı birisi ne olup bittiğindense (veya bir olayın bir sonraki olayı nasıl doğurduğunun tutarlılığındansa), bir şeyler olduğu gerçeğiyle daha fazla ilgilidir. Bu noktada Trump sahneye çıkar. Kendisi televizyonun her karışındadır. Kamera önünde başaramadığı vakit, düpedüz programa telefonla bağlanır.
Tahir Elçi’siz Bir Yıl
28 Kasım 2016 Pazartesi
Bazı insanların hayatlarını yazarken, kullanabileceğiniz öyle çeşitli kelimeler vardır ki. Barış, demokrasi, insan hakları, vicdan ve daha çoğaltabileceğiniz, hepsi hayatlarındaki mücadeleden, davadan, konuşmadan, yazıdan beslenen onlarca kelime, tanım, sıfat kullanabilirsiniz. Aynı insanların ölüm hikâyelerini yazmaya sıra gelince, son yıllarda bu coğrafyada kullanabileceğiniz tek kelime yeterli olabilir: Linç! Tahir Elçi’nin Dört Ayaklı Minare önünde uzanmış halini gören her insanın zihninde, Hrant Dink’in, Agos gazetesi önünde yatan hali belirdi.
Türkiye’nin Vazgeçilmezi Takrir-i Sükûnlar
28 Kasım 2016 Pazartesi
Türkiye’de sağ-muhafazakâr kanadın literatüründe en geniş yer kaplayan kavramların başını “sivilleşme” kavramı çeker. Bu cenahın sivilleşmeyi pelesenk haline getirecek denli kullanmasındaki amacı demokratik sivil toplumun inşasını aşağıdan yukarıya başlatarak kendi kendini yöneten bir organizasyon yaratmaktan ziyade siyaseten yukarıda rahat hareket edebilme imkânını yakalayabilme isteklerinden kaynaklandı her zaman.
AB’ye Giden İnce Uzun Yolun Sonu
24 Kasım 2016 Perşembe
Türkiye Avrupa Birliği’nin (AB) genişleme tarihinde benzeri olmayan bir üye adayı. 1959’daki ilk temas sonrasında yarım yüzyılı aşan son derece karmaşık, iki taraftan da kaynaklanan sorunlarla çok tahrip olmuş bir ilişkinin sonunda hala aday. Bugün bu bitmez tükenmez adaylık mutsuz sona gelmiş dayanmış gibi görünüyor.
OHAL Rejiminde İşçi Sınıfına Yönelik Yasalar
24 Kasım 2016 Perşembe
Ekonomik alandaki belirsiz ve geriye doğru bu gidişat, siyasi iktidarı daha fazla sermaye taleplerini ve gereksinimlerini karşılamaya dönük bir politika sürdürmesine neden oluyor. Halbuki ekonomik gelişme ancak üretim ekonomisinin kurulması, üretken yatırımların teşviki, üretimde bilim-teknolojinin temel alınması, gelir eşitsizliklerinin ortadan kaldırılması, işçi ve emekçi kesimlerin refah düzeylerinin yükseltilmesi ile mümkündür.
Siyasi Eylemden Kişisel Trajediye: Bir Eylem Nasıl İtinayla Depolitize Edilir?
22 Kasım 2016 Salı
Herkesin kaybedecek bir şeyleri vardır elbette ve kazanılacaklar çok uzak ve belirsiz görünür. Siyasi eylem fırtınalarla, mitik canavarlarla ve kaprisli Tanrıların oyunlarıyla dolu bir macera gibi takdim edilirken, ödenecek taksitler ve kiralar, bakılacak çocuklar ve emeklilikte bir Ege kasabasına yerleşme hayalleri arasında kimse Odysseus olmak istemez.
Anti-Entelektüalizmin Zaferi: Antik Roma’dan Ankara ve Washington’a Uzanan bir Serüven
21 Kasım 2016 Pazartesi
Başkanlık için Cumhuriyetçi adayların seçimi esnasında, Donald Trump diğer başkan adaylarının hiçbir biyografisini okumamıştı ve bunun hakkındaki sorulara ve “O iş bir gün ister,” cevabını vermişti. Okumak için zamanı yoktu çünkü; "Asla yapmadım, her zaman çok iş yapmakla meşgulüm, şimdi daha da önce hiç olmadığı kadar meşgulüm," diyordu.
Şuursuz Kalabalıklar
17 Kasım 2016 Perşembe
Kitle, âdeta başsız bir beden gibi, düşünmeden eylemde bulunan büyük bir bünyedir (12). Sınırsız bir eylem yeteneğiyle birleşen bir düşüncenin varlığı işaretlenemez. Eyleme ölçü verecek, onu başka eylemlerle, eylemin başlangıcı ve muhtemel sonuçlarıyla ilintili kılacak bir fikriyat bulunmaz; “düşüncesiz eller” işbaşındadır. Bu da kitlesel hareketlerin, çoğu zaman keyfî icralar olduğunu kanıtlar.