“Türkiye’nin Soros’u” Kimdir?
3 Ocak 2018 Çarşamba
Sözgelimi, bir Bill Gates’in servetiyle, çözülüş sürecinde devlet kurumlarını yağmalayarak cebini dolduran Rus oligarkların serveti bir tutulamaz. Gates’in serveti, iyi kötü istikrarlı bir birikime, belirli bir üretim ve hizmete, bilgi ve inovasyona dayanır. Oysa çoğu Rus oligarkının serveti, doğrudan bir el koyma ve hırsızlığın ürünüdür.
OHAL KHK’ları Üzerine Yalan Yanlış Şeyler veya KHK’lar ile Kâğıttan Kule İnşa Etmek
2 Ocak 2018 Salı
OHAL KHK’larına geçmeden, kişisel birkaç not düşmek gerekiyor, tıpkı son zamanlarda hukuka dair genel bir perspektif çerçevesinde konuşan pek çok hukukçunun yapmak zorunda kaldığı gibi. Zira son zamanlarda eşya hukukunun bilmem nesi ile ilgili değil de bir düzen olarak hukuk hakkında konuşan, yazan, çizen meslektaşlarımın hemen hepsi OHAL rejiminin acı meyvelerinden tatmış durumda.
Doğu Karadeniz Taşralılığı
28 Aralık 2017 Perşembe
Sonuçta, bugün kimin önceden Ermeni, Rum, Alevi veya Hristiyan ya da kimin öz be öz Türk veya halis muhlis Müslüman olduğu tartışması beyhude bir tartışmadır artık. Bu topraklar üzerinden yaşayan onlarca halktan herhangi birinin ne genetik olarak ne de kültürel olarak bir arılıktan, bir halislikten bahsetmesi tek kelimeyle abesle iştigaldir.
Gotha Programının Eleştirisi’nde Eşitlik Sorunu
26 Aralık 2017 Salı
Eşitlik, günlük dilde bir özne veya nesnenin belirli bir nitelik bağlamında ya da mutlak anlamda aynı özelliklere sahip olduğunu belirtir, denebilir. Buna göre iki veya daha çok şeyin eşit olabilmesi için, aralarında bir fark olmaması gerekir. Yani, biraz daha ileri gidersek, onların zaten iki şey olmasından doğan asli farklarının yadsınmasını sağlayacak bir düzeneği tanımlar.
Antigone ile Kabil: İki Ceset
24 Aralık 2017 Pazar
Kardeş eliyle bir kuzunun, acemi ama aç bir kasabın marifetiyle parçalanmış bir kardeşin cesedi... İlk sahne, “Yasak Ağaç’ın” dalındaki elmanın yenilmesi suçuyla açılmıştı. İkinci sahne, orta yerde çürümeye yüz tutmuş bir cesette yeni bir dehşet düzlemine yükselmiştir. Kargaların tiz çığlıkları imha değilmiş bir merhametsizliğin ağır havasını bereketlendirmekte.
Yalnızlığın Batısı, İtalya
22 Aralık 2017 Cuma
Savaş dönemi İtalya’sında insanların yaşadığı yalnızlık, toplumsal boyutta bir yalnızlıktır. Yaşanan sıkıntılar toplumsal çözümleri gerektirir. Yeni Gerçekçilik Akımı’nın en bilinen ve simge filmi Vittoria De Sica’nın 1948 yılında çektiği Bisiklet Hırsızları ve akımın son filmi olarak kabul edilen yine De Sica’nın 1952’de çektiği Umberto D. filmlerinde toplumsal sorunların doğurduğu yalnızlığı görürüz.
Kişi Kendinin Doktorudur
20 Aralık 2017 Çarşamba
Tıp ve kurumsallaşmış sağlık bizi bir tıbbi tanı veya hastalık ile ilişkilendirmeye çalışabilir, bu durumda “gri” olduğumuzu ortaya koymak zorundayız. Geçmişte interseks bireylerin günümüzden daha fazla ameliyatlar ve normalleştirme operasyonları geçirdiğini biliyoruz; bunun günümüzde bir nebze azalmasının nedeni interseks bireylerin kendini ortaya koyması ve “Yeni bir tanımız biz,” demesidir.
Popülizme Karşı (IV): Alternatiflerin Programı: “Boyun Eğmeyen Fransa ve Podemos”
18 Aralık 2017 Pazartesi
Sorunların çatışma üreten karanlık taraflarına bakmanın dışında, barış ve huzur üretebilecek yanlarına bakmak ve bunları ortaya çıkarmak da bilim insanlarının ve düşünürlerin temel görevleri arasındadır. Bu bağlamda, bilim insanları olumlu dönüşüme meydan verebilecek şekilde, sorunların ne gibi dönüşüm potansiyelleri barındırdığını çalışarak toplumların özgürleşmesine, eşitliğine ve sonuç olarak adilleşmesine katkıda bulunurlar.
“Duyarın” Parodisi: “Komik mi bu şimdi?”
14 Aralık 2017 Perşembe
Parodileştirme ve dışlama pratikleri üzerinden daha rafine ve pekiştirilmiş bir yol izleyen duyar eleştirisi kendisini, benzer hedeflere yönelen fakat son kertede geleneksel cepheleşme politikasına dayalı aşırı sağ ve muhafazakâr siyasetten taktik anlamda ve söylemsel olarak ayrıştırıyor. Bu yönüyle de kimlik siyasetinin politik olmayan, ve bana kalırsa yanlış bir eleştirisi olarak varlığını sürdürüyor.
Küçük Bir Sene
12 Aralık 2017 Salı
Sen yuvadan düştüğünde diğerlerinin haberleşmek için kullandıkları yegâne araç; uzaklara gitmen gerektiğinde seni içine alacak olan, kendileri de uçmayı yeniden hatırlamaya çalışan titrek kanatlı göçmen gruplara katılmanı sağlayacak tek öğretidir o. Yerden uzaklaştıkça beraber hatırlayacağınız, hatırladıkça hızlanacağınız, bundan sonra ne zaman yere inip ne zaman tekrar yükseleceğinizi beraber kararlaştırmanıza olanak verecek tek güçtür.
“Bazen Suçlu Bazen Günahkâr”: Kaf Dağının Ardında Sergisi Üzerine Sanatçı CANAN ile Söyleşi
10 Aralık 2017 Pazar
Işığı belki kendiniz açacaksınız? “Anne!” diye seslenirsiniz ama anneniz bazen gelmez. Yetişkin olduğunuzda korkunuzla baş başa kalırsınız. Bu nedenle anne ışığı açan değil, ışığı açtıran olmalı diye düşünüyorum. “Korktuğunda git o düğmeye bas, ışığı aç,” demeli anne. Işığı açtığımızda göreceğiz ki bizi korkutan şey, mesela sadece bir yaprağın gölgesiymiş.
Parçalanmış Zamanların İzinde
6 Aralık 2017 Çarşamba
Muhalifin zamanı iki defa parçalanmış durumda. Muhalif, ilk olarak topluma kayıtlı olan ve silinemez bir zamansal parçalanmışlığı deneyimler. İkinci olarak da kendi zamanını kuramadığı ölçüde kendi zamanının bizzat parçalanmışlığı içinde kalır. Onca şikâyet, onca keder ve dert bu zamansal sıkışmışlığın yansımalarından başka ne olabilir ki!
Cemil Aksu İçin
4 Aralık 2017 Pazartesi
Cemil’in cömertliğini de unutmadık. Polis baskını sırasında dağılmış olan kütüphanesinden yolu Artvin’den geçen her araştırmacı, aktivist ve sanatçıya onlarca kitap ve makale vermesini, Artvin’de ve Hopa’da ısrarla yemek ısmarlamasını ve belki ilk kez tanışıyor olmamıza rağmen pek çoğumuza hiç düşünmeden evini açmasını hep minnetle hatırlayacağız.
Marcel Proust’un Sainte-Beuve'e Karşı’sı: Proust ve Edebiyat
3 Aralık 2017 Pazar
Proust, burada bir yazar olarak konuşmaz, hatta özellikle bir yazar olarak konuşmaz; daha çok bir okurdur; okuma ve yazmaya birliğini, yaşam ile bağını iade eder. Onu, yaşamın bir temsili değil, ama bir veçhesi olarak görmeyi savunur. Her şeyde olduğu gibi, yazmak da, bir yaşam pratiği olmadığında ehemmiyetini, yoğunluğunu yitirir.
Türkiye’de Seçim Hukuku Tartışmaları
1 Aralık 2017 Cuma
Türkiye, eğer TBMM bir erken seçim kararı almazsa, 2019’da çok önemli üç seçim yaşayacak; yerel seçimler, TBMM ve cumhurbaşkanlığı seçimleri. Bu seçimler öncesinde seçim mevzuatında esas olarak daha önceki seçimlerde ve halkoylamalarında tartışma yaratan konulara ilişkin düzenlemelerin yapılması gerekirdi. TBMM’ye sunulan teklif bu ihtiyacı karşılamaktan uzak.
Suudi Arabistan'da Ne Oluyor? Muhammed Bin Salman ve Reform Gündemi
28 Kasım 2017 Salı
Ekonomik boyutun üzerinde bir diğer can alıcı bir nokta, şehrin tanıtım filminde günümüz Suudi Arabistan’ında alışılmışın çok dışında olan, kadınlarla erkeklerin kamusal alanda sosyalleşmesi gibi görüntülere rastlanması. Muhammed Bin Salman’ın “radikal İslâmı bırakmak ve özümüzdeki ılımlı İslâma dönmek” üzerine olan açıklaması da bu istikamette bir adım gibi görünmektedir.
Herkes İçin Bienal, Hiç Kimse İçin Bienal
27 Kasım 2017 Pazartesi
Her tür anlatım aracı kendini “özne” kılmaya çalışır ve aynı zamanda her özne de bir anlatıma sahip olduğu inancına sahiptir. Ortay çıkan bu paradoks, toplumda “herkes” olarak nitelenen ve “üst bir akla” sahip olan insanların “hiç kimse” olan ve bir “niteliğe” sahip olmadığı öne sürülen insanlar için bir yaşam tarzı oluşturma çabasına “demokrasi” denilir.
“Milletin Adamı” Olmaktan Devletin Adamı Olmaya Giden Süreç: Bir Değişim mi?
24 Kasım 2017 Cuma
“Milletin Adamı”nın “Devletin Adamı” olması, “binlerce yıllık geçmiş”in vücut bulmasıdır. Bir çelişki içermez. Velhasıl, Tayyip Erdoğan’ın “millet”i devleti ile karşı karşıya gelmez. Nitekim 15 Temmuz darbesinde millete yapılan çağrıya cevap veren toplum, sokaklara çıkıp orduya karşı bir tepkiye yönelince, o ince çizgiyi hatırlatmak icap etmiştir.
“Kimse ‘Mevzuyu Kaşımayın,’ Demedi”: Sivas Kayseri: Türkiye’nin En Büyük Futbol Faciası Kitabı Üzeri
20 Kasım 2017 Pazartesi
Tanıklarla konuşmak için iki şehre de gittim. Bir tanığa ulaşmak için kurduğum bağlantılar ve yüz yüze geldiğimizde oluşan küçük meclisleri de düşünürsek, iki taraftan da epey insanla mevzuyu konuşmuş oldum. Kimse de “Bu mevzuyu kaşımayın,” demedi, hatta imada dahi bulunmadı. Aksine bugüne kadar doğru düzgün konuşulmamış olunmasından daha çok rahatsızlık duyulduğuna tanıklık ettim.
Uzun Sürmüş Bir İktidar Hikâyesi
14 Kasım 2017 Salı
Nüfus şişiyor, vasıfsız işçi kitlesi büyüyor, ucuz emek için Çin’le yarış var. İş kazalarında ölüm oranlarında zirvedeyiz. Kentler şişmiş, ha patladı ha patlayacak. Denizler, ormanlar yok ediliyor… Bunlar muhalefetin alanına girmiyor. Elhamdülillah hepimiz Ekonomi dininin mensuplarıyız; ortak paydamız neticede. Ucuz et de başladı mı, değmeyin keyiflere...
Gerçek Yaşam Yoldan Çıkınca Hemen Karşında
13 Kasım 2017 Pazartesi
Bu videoyu izlemeden bir gün önce okumaya başladığım Gerçek Yaşam (Alain Badiou, çev. Işık Ergüden, Sel Yayınları) adlı kitabın dikkatimi çekmesinin sebebi de benim bilinmezlikle yakın ilişkili gördüğüm, öngörülemez kavramını atfettiğim gençlikle ilgili oluşuydu. Yani kısacası benim için gençlik bilinemez/öngörülemezdir ve bu da devlet ve toplum mühendislerinden ana babalarımıza kadar herkese korku verir.
Lidersiz Popülizm: “Vatandaşçılığın” Yükselişi
10 Kasım 2017 Cuma
Vatandaşçılık bize, halka danışmanın modasının geçmiş, toplumun fikirlerinden uzak ve bunun hiper-bireycilik ile karakterize olduğunu, sonuç olarak insanların “halk” kavramını kendileriyle ilişkilendirmesinde zorluk çektiklerini göstermektedir. Bunun yerine, daha basit bir tanım buluyorlar; "vatandaş"ın halkın bireysel üyesi olduğunu. 'Halktan' ziyade vatandaşa yapılan atıflar, daha çoğulcu, daha çeşitlilik odaklı bir popülizm türü sağlar.
"Ölüm Varsa Ne Yok...": Yönetmen Pelin Esmer'le "İşe Yarar Bir Şey" Üzerine Kısa Bir Söyleşi
7 Kasım 2017 Salı
Rene Magritte’in bir tablosu vardır (le cap de tempetes), önde tabutu andıran yan yatmış bir ahşap sandığın içine kıvrılıp yatmış, uyuyan bir adam, sandığın hemen arkasında da tehditkâr kocaman bir kaya. Resmi yaptığı sıralar Magritte’in biraz depresif bir dönemde olduğu söylentisi dolaşırmış. Ressamı yakaladıklarında sormuşlar, o resmi yaparken hep ölümü mü düşünüyordun, diye.
İyi Bir Komşu (muyuz acaba?)
5 Kasım 2017 Pazar
Çarpık kentleşme ve kirliliğe direnen bitkiler ve deniz canlılarının örneklerini ve çizimlerini görüyoruz. İnsan merkezci (antroposentrik) yaklaşımımızdan dolayı çoğumuzun fark etmediği canlılar aslında bizim komşularımız; onlarla bir arada yaşıyoruz ama tükendiklerinin farkına varamıyoruz. Oksijen ürettikleri, büyük ve görünür oldukları için ağaçların katledilmesini fark edebiliyoruz ama daha küçük canlıların görünürlük savaşında hiç şansı yok.