“Pax Americana”da Sona Doğru mu?
26 Şubat 2018 Pazartesi
Bill Clinton’ın 2000 yılında Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’na katılımı, efsanevî Büyük Britanya Kraliçesi Victoria’nın 1897’deki Elmas Jübilesini anımsatmış olsa gerek. Kraliçe nasıl bu vesileyle Britanya İmparatorluğunun kudretini bütün dünyaya gösterdiyse, Amerikan Başkanı Clinton, Victoria’dan bile büyük bir ihtişamla sahneye çıktı.
Vatandaşın vizesiz seyahat hakkı, bir Türkiye dramı (II)
21 Şubat 2018 Çarşamba
Tıpkı Kamu Düzeni ve Güvenliği gibi 72 kriter arasında, ilk bakışta “vize muafiyetiyle ne ilgisi var” denilebilecek ve birebir Temel Haklar ile ilgili bir bölüm var. Eğer bu koşullar yerine getirilebilse çok farklı bir siyasî manzara çıkar ortaya. Misâlen “terör” kavramının içeriği değiştiğinde, süren davaların çoğu düşer.
Vatandaşın Vizesiz Seyahat Hakkı, Bir Türkiye Dramı (I)
17 Şubat 2018 Cumartesi
Tam bir yılan hikâyesine dönen vize muafiyeti meselesi yeniden gündemde. Hükümet bir kez daha şansını deniyor ve sorumluluğu Avrupa tarafına atmak amacı taşıyor intibaı uyandıran bir hamle yapıyor. Kriterleri karşılamak üzere, hiçbir inandırıcılığı olmayan “terör tanımında yumuşama” iddiasıyla Brüksel’e başvuruyor. Bu vesileyle iki seferde yayımlanacak olan bu yazı, hükümetlerin bencil, fırsatçı ve beceriksiz girişimlerinin hikâyesini ele alıyor.
Türkiye’yi Karanlığa Gömen Adam Murat Belge!
16 Şubat 2018 Cuma
Murat Belge, Türkiye’nin artık kesilen, yok olan iç sesidir. Yazdıklarına katılın, katılmayın; bu böyledir. Eli yılı aşkın bir süredir kültür dünyamıza damgasını vurmuştur. Türkiye’de altmışlı yıllarda işçi göçü vardı; seksenlerde, siyasi göç başladı ve bugün, bu göçe, beyin göçü de eklendi. Murat Belge gitse de gitmese de bu bir hakikat. Açık bir linç var. Sanki Türkiye’nin bütün hesabı, bütün karanlığının sahibi ve nedeni Murat Belge. Yazık!
Türk Tabipler Birliği ya da İfadenin Özgürlüğü
14 Şubat 2018 Çarşamba
Raoul Vaneigem' göre, kitabın adından da anlaşılacağı üzere, ifade edilemeyecek hiçbir şey yoktur ve her şey söylenebilir. Başlıkta geçen “hiçbir şey” ve “her şey” sözcükleri iddianın bir istisna içermediğini de göstermekte. Bu durumda “Bütün Kürtler Ölsün” ifadesinin de başlığa dahil olmaması için hiçbir neden yok.
Hawaii’den Sonra Nükleer Savaş Tehdidini Yeniden Düşünmek
13 Şubat 2018 Salı
Hawaiililer 13 Ocak Cumartesi günü sabah saat 8.10’da ceptelefonlarına aldıkları bir nükleer saldırı mesajıyla hayatlarının en büyük travmalarından birini yaşadılar. Aslında bu sadece onların değil hepimizin travmasıydı, çünkü Soğuk Savaş’tan bu yana ilk defa bir nükleer savaş tehdidinin ne kadar yakın ve mümkün olabileceğini hepimiz görmüş olduk.
Tao’nun Fiilleri
11 Şubat 2018 Pazar
Lao-Tzû, kendisinden bir bilge gibi söz etmez; kendini, "aptal" bir kişi, "sönük ve kalın kafalı", "beceriksiz" sayar (2017: 21). Kendi ifadelerine göre, dışarıdan bakınca niteliksiz ve hatta gülünç derecede kılıksız bir kimsenin görünüşüne sahiptir. Sadece dışarıdan değil, içeriden de öyledir. Çoğu zaman söyleyecek sözü yoktur; kendisine yöneltilen sorulara bile belirli cevapları yoktur.
“Jane’e Mektup” ve Sinemanın Sorumluluğu
9 Şubat 2018 Cuma
Godard ile Gorin’in oluşturduğu Groupe Dziga Vertov’un çekmiş olduğu son film olan Letter to Jane: An Investigation About a Still (Jane'e Mektup: Bir Fotoğraf Karesi Üzerine Soruşturma) her şeyden önce ikilinin daha önceden çektiği Tout va bien’in (Her Şey Yolunda) bir tamamlayı-cısı. Bir film, bir diğerinin tamamlayıcısı nasıl olabilir, diye sorulacaktır.
Metal Fırtınanın Hayaleti İş Başında
7 Şubat 2018 Çarşamba
Kanımızca metal işçilerinin hareketinde hem örgütsel güç hem de işçilerin stratejik gücü rol oynadı. Örgütsel güce önce işkolu düzeyinde bakalım. Temmuz 2017 istatistiklerine göre genel düzeyde sendikalaşma oranı %11,95 iken, metalde sendikal örgütlülük oranı yaklaşık %18’dir. Özel sektörde TİS (Toplu İş Sözleşmesi) kapsamındaki en büyük işkolu metaldir.
Kaf Dağı’nın Ardında; Canan
5 Şubat 2018 Pazartesi
Aydınlanma’nın yarattığı tektipleştiren, körelten, köleleştiren, zulmeden, ezen, gözetleyen akılla bir derdimiz varsa ve ona karşı söylencenin evreninden yararlanacaksak sanırım o evrenden buraya taşıdığımız imgelerin nesneleşme riskini de hesaba katmamız gerekiyor. Mitolojiyi doğuran kozmoloji, evren tahayyülü artık yok ve bu tahayyül, mitolojiden kendi dünyamıza transfer ettiğimiz imgelerin peşi sıra da gelmiyor.
Faili Meçhul Bir Gözaltı Hikâyesi...
3 Şubat 2018 Cumartesi
Bizim yaptığımız tek illegal eylem Aslı'nın ilaçlarını alması için hücrenin kapısını her açtırdığında Ayşe'yi kucaklayıp koğuşa sokmamız. Ayşe'nin yaptığı tek illegal eylem koğuşlardan yiyeceğe dair her şeyi toplayıp saklaması. Sonunda bu süreklileşmiş eylemler sonuç veriyor, Ayşe'yi bizim hücreye alıyorlar. Yanı başımıza bıraktıkları battaniyelerden kadınlar yastık yapıyor, üzerine montlarımızdan birini geçiriyoruz.
O Gülümseme
2 Şubat 2018 Cuma
Umut vermek kabalık ve fütursuzlukla günü kurtaranların işi değildir nitekim. Zindanlardayken bile iradenin iyimserliğine inananların, kendi idam sehpasını kendi tekmeleyenlerin, morgda teşhis edilen cesedinin yüzünde gülümseme olanların, hep 17 yaşında kalacak kadar ölmemeye cesaret edebilenlerin, tarihi çözmüş olanların ve çözdüğü için onun kuklalarına gülümseyebilenlerin işidir umut vermek.
Mücahit Bilici ve “Vicdan Koalisyonu”
31 Ocak 2018 Çarşamba
Hobbes, Locke ve Rousseau üzerinden “birey” ve “toplumsal sözleşme” ile meseleyi can alıcı noktasına taşıyan Bilici, sözünü şuraya bağlıyor: “Toplumsal sözleşme medeni bir dindir ve yurttaşlık bir nevi imandır. Ahlâkı, insanın insanla temasının ürettiği hem bir ihtiyaç hem de normatif bir toplu dua/dilek olarak gördüğünüz zaman dindarlığın dışında ve üstünde bir ahlâkın inşa edilme lüzumunu teslim etmeye başlarsınız.”
Taşra Postası / Kayınbabaya Deterjan Satamazsın Ama…
29 Ocak 2018 Pazartesi
Fakültede öğrenciyken ne Ankara'yı seviyordum ne fakülteyi. Sürekli kaçamak yapıp soluğu memlekette alıyordum. İsmet Özel okuyup, sabahlara kadar tarih konuşup bekâr evlerinde demleniyorduk. O gecelerin birinde dediler ki bir vatandaş gelmiş İstanbul'dan ve bize bir şeyler anlatmak istermiş. Anlatacağı ne ise çabuk söylesin, bozkır çocuğu sıkıya gelemez, tez sıkılır diyerek yola düştük.
Barış Akademisyenlerini Yalnızlaştırmak
28 Ocak 2018 Pazar
Yargının siyasallaşması ya da siyasetin yargısallaşması kavramları bu ülkeye hiç yabancı değil. Son yıllarda da bu kavramın pratiğine o kadar çok tanık olduk ki gündelik hayatımızın sıradan ifadelerinden birine dönüştü. Hatta çoğu zaman bu ifadeleri umutsuzlukla, çaresizlikle ve sohbeti baştan kesip atan ya da ağızdan çıktığı anda bitiren doğal bir afet gibi algılayıp kullanıyoruz.
Osman Kavala Vadesini Doldururken
25 Ocak 2018 Perşembe
Lakin, ister Gezi ister başka bir konuyla bağlantılı olsun, Kavala’ya karşı getirilebilecek suçlamaların içerik ve gerekçelerinin pek bir önemi yok. O bakımdan, Kavala’nın yapacağı savunmanın da fazla bir anlamı yok. Öyle anlaşılıyor ki, içeri alınan diğer pek çok insan gibi, en tepede Kavala için de biçilmiş bir vade var ve Kavala bu vadeyi doldurmadan salıverilmeyecek.
Popülizme Karşı (V): Alternatiflerin Programı (Syriza, Beş Yıldız Hareketi, Bernie Sanders ve Jeremy
24 Ocak 2018 Çarşamba
Küresel toplum ciddi bir siyasal, toplumsal ve ekonomik kriz ile karşı karşıya. Kapitalizmin derinleştirdiği eşitsizlikler, güvencesizlik, büyük göç dalgaları, yükselen ırkçılık, otoriter yönetimlerin güçlenmesi demokrasiye ve barış içinde bir arada yaşayacak toplum tahayyülüne önemli bir tehdit oluşturmakta. Bu koşulların oluşturduğu toplumsal kutuplaşmalar ise yükselen popülist hareketlerin etkisiyle daha da derinleşiyor.
Ucube Gerçeklik
22 Ocak 2018 Pazartesi
Ötekilik, her ne kadar bir özgürlük, özgünlük yolu olarak görülse de çoğu zaman iktidar dilinin saldırganca tutumundan geriye kalan söylemsel bir fazla, bir tür artıktır. Öteki olanın, iktidar olandan aldığı reaksiyon onu bir tür alt kültüre dönüştürür. İktidar da kendi varlığına ilişkin kimi özelliklerini bu söylemsel artıklar üzerinden şekillendirir.
John Berger’i Okuma Biçimleri
19 Ocak 2018 Cuma
“Gerçekliği bütün karmaşıklığıyla anlama” gayretindeki Berger’in etkisi nasıl cereyan etmektedir? Bunun hakkını vererek bir ölçüde olsun cevaplamak lazım. Böylesi bir etkinin altının çizilmesi esasen yukarıda kısmen belirttiğim tek boyutlu bakışın veya kötü gidişatın eleştirisi mahiyetindeki yaklaşımların çeşitlenip güçlenmesiyle ilgili. Zaten düşünceyi, düşünmeyi, okumayı/yazmayı, harfi ve kelimeyi seven her insan aynı zamanda “ile” okumayı başarır.
Önceden Belirlenmiş Anlatıların Gölgesinde
16 Ocak 2018 Salı
Hangi fakülte kurullarında hangi usulsüz kararlara pasif-agresif bir şekilde gözlerimizi devirdiğimizi, ama neticede sesimizi çıkartmadığımızı, hangi yüksek lisans programlarına iki yüz kişinin alınmasını –gönülsüzce de olsa– onayladığımızı, vakıf üniversitelerinden ve taşra üniversitelerinden atılanlara “geçmiş olsun” derken iş kelli felli devlet üniversitelerine uzanmadığı müddetçe sessiz kalmaya aslında razı olmuş olduğumuzu itiraf etmeyi gerektirir.
Neşeli Günler (1978-2018)
12 Ocak 2018 Cuma
Bir film için kurgulanan hikâyelerden halk kahramanları çıkarmak, dahası “filim icabı” demeden bu kahramanlara karşı nostalji geliştirmek doğrusu ilginç bir durumdur. Yalnız filmi bu kahramanlar aracılığı ile tarihî bir gerçekmişçesine sahiplenip toplumsal hafızaya kazımak, üstüne bir de nostaljisini yaşamak doğrusu her kültüre nasip olmaz. Nostalji bu sefer bizimle ne tür oyunlar oynuyor, bir bakalım.
Otoriter Rejimlerde Mutluluk Propagandası
10 Ocak 2018 Çarşamba
Susanna Tamaro yaşadığımız dönemin, demokratik medeniyet imgelerine karşın görünmez ve amansız bir diktatörlük olduğunu söylüyor. Buna mutluluk diktatörlüğü diyor. Burada zaman sadece maddiyatın, tüketimin, boşaltılan şimdiki ânın işlevini taşıyor. Ne geçmişe bakan ne de gelecekte olacak olanları umursayan bir şimdiki âna takılıp kalma hali.
Nabokov: Edebiyatta Radikal Ne Var?
8 Ocak 2018 Pazartesi
Ancak, Nabokov gene de, edebiyatın ne olduğunu tanımlama zorunluluğu kertesinde bizi yakalıyor –bir hatırlatma olarak, olay kategorisinde. Bu noktada edebiyatın varoluşu, bir varlık kipinde, bir alan mantığı içeriğinde değil de, bir akışkanlar dinamiğinde kavranmalıdır. Edebiyat tam da budur –Nabokov bize, “Edebiyatta radikal ne var?” sorusunun cevabını veremese de gösterir gibi görünür: Söylemdeki-radikal-o-şey.
Yavaşlık Hareketi
5 Ocak 2018 Cuma
Yavaş hareketin gerçekten sistem karşıtı ve çevre dostu, yeryüzünün olmasa da Dünya'nın kaçınılmaz felaketini, entropisini yavaşlatacak öneriler sunması için, Doğu ve Batı'daki uygulamaların arasında bir buluşma gerekli gibi görünmektedir; ne kalabalık coğrafyalardaki zorunlu ve çileci yavaşlığı ne de Batı'daki gibi hazcı ve bireyci tarafları olan.