İdeoloji: Bedensel Rejimler Toplamı
28 Ağustos 2017 Pazartesi
İdeoloji bir “davranışlar kuramı” ve “yapmalar bilimidir”. İnsanın kulağının dibinde durup sürekli konuşan bir küçük adamdır. Kişiye sürekli bir şeyler telkin eder; onda bir davranış modeli geliştirmeyi hedefler ve bu modeli öteki insanlara, canlılara ve nesnelere uyarlamasını buyurur. Bu yönüyle ideoloji bir “bedensel rejimler toplamıdır”. Bedenin yönetimine dair yönergeler bütünüdür.
Ormana Gitmek Eve Dönmektir
24 Ağustos 2017 Perşembe
14 yıl önce kimilerine göre taşra, kimilerine göre “dağ başı” diye, doğayla iç içe kurulmuş işyerimde yaşamaya başladığımda bu tercihimi tuhaf bulan çok sayıda kişi, “Canın sıkılmıyor mu?”, “Kışları da burada mısın?” gibi sorular yöneltirlerdi. Belli ki şehirden uzak, doğaya yakın yaşamayı kendilerine yabancı ya da sadece yazlık bir aktivite gibi görüyorlardı.
Sevim Burak’tan Reha Erdem’e Yürüyen İğne
21 Ağustos 2017 Pazartesi
Filmde Nükhet Seza’nın öncelikle yeğeni Yekta’ya aktardığı bir anlatı nehri olduğunu görürüz. Nükhet Seza, bir müzik kutusu gibi kapağının açılmasını bekler sanki. “Babam Sırrı Bey,” der, “anlatmalı ya,” der, “Çamlıca,” der, “köşk,” der ve devam eder. Hep aynı şarkıyı çalıyormuş hissi uyandırır. Fakat başka başka meselelerin anlatısıdır bunlar.
Thomas Mann ve Siyasi Sorumluluk
18 Ağustos 2017 Cuma
Nihayetinde Mann, Almanya’nın “emblamatik” yazarlarından. Goethe ve Schiller’den sonra Al-man Geist’ını böyle bütünlüklü yansıtabilen bir başka yazar olmayabilir. 1936’da bir mektubunda “Wo ich bin?” sorusuna “Ist Deutschland” şeklinde cevap verebilecek kadar bağlı ülkesine. Ama kaba bir milliyetçilik yapmıyor asla. Onun Almanya’sı biraz Joyce’un İrlanda’sı veya Pasternak’ın Rusya’sı gibi.
“Öyleyse Onu Yazmalıydınız!”
17 Ağustos 2017 Perşembe
Kolombiyalı edebiyatçı Gabriel Garcia Marquez’in 90 yaşındaki gazeteci kahramanı, “Yazınız nerede?” diye soran yazı işleri müdürüne, “Bu defalık yok,” demişti, “bir kez olsun anlayış gösterin. O kadar zor bir gece geçirdim ki, sabah kalktığımda kafam sersem gibiydi.” Canı fena halde sıkılan yazı işleri müdürü ekşi suratıyla karşılık vermişti, “Öyleyse onu yazmalıydınız!"
Nuray Mert: Saflardaki Çatlak Ses
15 Ağustos 2017 Salı
“Akıl yürütme biçimi” olsa olsa en fazladan bir felsefi ekolü tanımlamaya yarayabilir, bir bilimi değil. Oysa Evrim kuramıyla anlaşılan muazzam bilgi ve pratik birikimi, pekâlâ bir bilimdir ve bilimin dik alasıdır. Bugün fizik, kimya gibi temel bilimlerin ne kadar geniş bir ampirik tabanı varsa, Evrim kuramının da en az o kadar vardır.
Zihni Dalgalandıran Bir Üstat
14 Ağustos 2017 Pazartesi
Le Guin, Zihinde Bir Dalga’nın “Benim Kütüphanelerim” parçasında, okuma eylemini şöyle kelimelere döker: “Kelimeler okyanusuna dalmak, aklın geniş tarlalarında aylak aylak dolaşmak, muhayyile dağlarına tırmanmak…” (s. 38). Cümlenin üzerini biraz kazıdığım, biraz da aklımdakileri kattığımda, iyi bir okuma deneyimi için, iyi bir kitabın ve yazarın, “kelimeleri, aklı ve hayal gücünü” maharetli kullanabilmesi gerektiğini söyleyebilirim.
"Donald Trump ve Sınıfın Geri Dönüşü": Francis Fukuyama ile Söyleşi
10 Ağustos 2017 Perşembe
“Bugün birinin eğitim düzeyi ile tanımlanan toplumsal sınıf, sayısız sanayileşmiş ve piyasa mantığının giderek yükseldiği ülkelerde, tek başına en önemli toplumsal yarılmaymış gibi görünüyor. Tam bu sırada bakıyoruz, Demokrat Parti “kadınların ittifakı, Afro-Amerikalılar, Hispanikler, çevreciler ve LGBT topluluğu gibi ekonomik odağını kaybetmiş kimlik politikalarının partisi konumunda”.
Katiller ve Devletler Üzerine Bir Çocukluk Öyküsü
7 Ağustos 2017 Pazartesi
Bir fotoğraf makinam olsaydı, Kenan Paşa’yla Çavuşesku geçerken fotoğraflarını çekerdim, diye düşünüyorum. Bu ikisinin örnek alınacak, çok sevilecek, makbul insanlar olduğunu zannediyorum. Öğretmenler, bayrak sallayarak sevgi gösterisinde bulunmamız için bizi –binlerce ilkokul öğrencisini– bir cumartesi günü bir araya getirdiğine göre, Kenan Paşa ve onun sevgili dostu Nikolay Amca çok iyi, çok güzel, çok doğru kişiler olmalı.
Metin Kurt Yalnızlığı
5 Ağustos 2017 Cumartesi
Bugünün şartlarında futbolcuların kazandığı paralar, hayat standartları ve buna karşın özellikle de ülkemizde yetişen çoğunun bitmek bilmez kibirli ve görgüsüz halleri düşünüldüğünde futbolculara karşı bir empati geliştirmek çok zor olsa da, yazarın oluşturduğu bu argümanın hakkını vermek gerek. Ayrıca, bu kitapta bir edebiyatçının imzasının olmasının da önemli olduğunu belirtmeliyim...
Kant’ın Aklı Akademiyi Aydınlatamadı
1 Ağustos 2017 Salı
Üç sene önce Kant’ın “Aydınlanma Nedir?” başlıklı makalesini okuttuktan sonra üzerine yazı yazmamız istenmişti, ben de cahil cesaretiyle olsa gerek Kant’ın “eleştirini dışarıda yap, işyerinde işini” anlamına gelen cümleleri okuyunca ya da o cümlelerden böyle bir anlam çıkarınca verip veriştirmiş, işyerinde gerekirse işi durdurarak eleştirinin yapılması gerektiğini, aksi takdirde gelişmenin olmayacağını örnekleyerek açıklamıştım.
Kıbrıs Sorununda Yeni Yöntem Arayışı (2): Mete Hatay’la Söyleşi
30 Temmuz 2017 Pazar
En son Crans-Montana’da gerçekleştirilen ve yine hiçbir olumlu sonuca ulaşmayan görüşmelerden sonra, yöntem tartışması yeniden ve daha yoğun şekilde başlamaya meyyal görünüyor. Peace Research Institute Oslo (PRIO) Kıbrıs Merkezi’nin kıdemli araştırmacılarından Mete Hatay, bu konuya kafa yoran, “adım adım çözüm” yöntemine geçilmesini savunan ve bu tartışmada Kıbrıs’ın kuzeyinde başı çeken önemli isimlerden biri…
Kıbrıs Sorununda Yeni Yöntem Arayışı (1): “Kapsamlı Çözüm”den “Adım Adım Çözüm”e
29 Temmuz 2017 Cumartesi
Kıbrıs meselesi, mazisi ve bugünüyle Türkiye’de pek bilinmeyen, dahası akademik ilgiye de mazhar olamayan bir mesele… Arada bir, “Kıbrıs’ı satıyorlar!” diye feveran eden birkaç kişi olmasa, muhtemelen Annan Planı döneminden bu yana Kıbrıs’ta yürütülen müzakere süreçlerine dair, okur-yazar çevrelerin kahir ekseriyeti de dahil, Türkiye kamuoyunun pek fikri ve merakı da olmayacak.
Tavsiyelerin Haddi ve Hududu
28 Temmuz 2017 Cuma
İstisnasız tüm binaların yamuk ve temellerinin çürük olduğu, büyük bir deprem olursa kimi kentlerin topyekûn yıkılacağının önceden bilindiği ve kabullenildiği bir kâğıttan evdir Türkiye. Evin kâğıttan olduğunu bilir, üflemeye kalkanlara da ev yıkılacak diye değil, ama bir nefeste dağıldığı vakit kâğıttan olduğu ortaya çıkacak diye kızarız.
Gedächtnis ya da Hafıza-i Beşer
26 Temmuz 2017 Çarşamba
Kör sabitliklerin, tekdüze hesap kitapların olmadığı bu yaşamda, bugün verilen sözün yarınki koşullarda hayli hayli unutulduğu o yarı-gerçek yarı-mitik ortamda bilinçaltının kendi kendini idare edebilen güçleri hayatı devam ettirmektedir. Nietzsche için çok değerli ve önemi yitirilmiş bir kavram olan sağlık işte bu tarz bir unutkan-yaşamda alabildiğine güçlenir.
Eğitimde Dönüşümün Ekonomi-Politiği
24 Temmuz 2017 Pazartesi
İlk olarak, 1980’lerin sonu 1990’ların başlarında, görece daha iyi olan devlet okullarının eksik bıraktığı yerleri özel dersaneler doldurmaya başlamıştı. Çok farklı amaç ve misyonlara sahip küçüklü büyüklü dersaneler girdi çocukların ve gençlerin yaşamına. Zaman içinde büyükşehirlerde bir elin parmağı kadar olan özel okulların/kolejlerin/özel üniversitelerin sayısı artmaya başladı.
Beyaz Saray, Zhongnanhai ve Tükidides Tuzağı
18 Temmuz 2017 Salı
Büyük ihtimalle günümüz Amerika’sının başında bulunan çoğu yetkili Alimoslu Tükidides’i tanımıyor. Fakat Yunanlı yazar uluslararası ilişkiler teorisyenleri ve askerî tarihçiler için bir nevi peygamber niteliğinde. Litvanya asıllı Yaleli tarihçi Donald Kagan, Tükidides’in vakayinamesinin, insanoğlunun savaş, hastalık ve sivil huzursuzluğun baskısı altında nasıl davranabildiği hakkında bilgelikle dolu bir eser olduğunu söylüyor.
15 Temmuz Bayramı Kutlu Olsun!
15 Temmuz 2017 Cumartesi
27 Haziran 1909’da, Selanik ve Manastır ayaklanmalarının olduğu 23 Temmuz 1909 tarihi “Milli Bayram” ilan ettirilir. Ettirilir diyorum, çünkü 24 Temmuz olmalı diyenler az değildir. Mesela Baha Tevfik, 7 (20) Ağustos 1908’de İzmir’de çıkarmaya başladığı gazetesine “11 (24) Temmuz” adını vermiştir. “Gazetemizin Mesleği” başlığıyla kaleme aldığı çıkış yazısına şu cümleyle başlar.
Küçük Şeyler
13 Temmuz 2017 Perşembe
Rizomlarda, kendiliklere dönüşmeden, sürekli birleşip ayrışan işteliklerin duygu ya da ruh hallerini kesen, kapatan, yönlendiren ve oluş çizgilerini takip etmeye engel durumları Baker ilginç şekilde, “melodramatik” olarak niteler. Bu akışa kendini bırakmayı, oradaki özgür karşılaşmaları suç sayan bir “üçüncünün” ve özellikle de toplumun araya girmesi melodramların genel temasını oluşturur.
Adalet Üzerine
11 Temmuz 2017 Salı
Eşitsizlik, kentin ve toplumun örgütlenmesine içkindir ve dolayısıyla eşitlik adına yapılacak protesto/isyan, dengenin, düzenin bozulması, yani adaletin yıkılmasıdır. Bu demektir ki adaletsizliği üreten eşitliktir. Bütün, parçalar üzerinde bir önceliğe sahip olduğuna ve dolayısıyla bütünün/düzenin işlemesi parçaların/sınıfların uyumuna bağlı olduğuna göre adalet, uyum ve uzlaşma demektir. Bunun karşısında düzensizlik adaletsizliktir. Dikkat
Sağ Kanattan Bağımsızlık Atağı
9 Temmuz 2017 Pazar
Saddam sonrası Celal Talabani’nin cumhurbaşkanlığındaki ve Şii lider Nuri el-Maliki'nin başbakanlığındaki ilk yılları, Güneyli Kürtlerin 1990'lar boyunca KDP (Hewler) ile KYB (Süleymaniye) arasında yaşanan anlaşmazlık ve kavgaları sonlandırmayı -hiç değilse Brakuji felaketlerinden kurtulmayı- ve bu geçiş döneminden galip çıkan taraflardan biri olmayı başardığı yıllar oldu.
Şirin Tekeli’nin Ardından
4 Temmuz 2017 Salı
Şirin Tekeli’yi geçenlerde kaybettik. Son yıllardaki karşılaşmalarımız hayli seyrekleşmişti, fakat kendisiyle kırk yılı aşkın bir muhabbetimiz vardı. Beklenmedik ölümü, uzun yıllara yayılan bir sürü ortak anımızın film şeridi gibi gözümün önünden geçmesine neden oldu. Bazı izlenimlerimle beraber, bu anılarımın bir kısmını burada paylaşmak istiyorum.
Neden Kesişimsellik?
30 Haziran 2017 Cuma
Zevk, alışkanlık, öğreti gibi sebeplerle insan harici hayvanların bizim hizmetimizde var olduğunu, onları kullanmanın doğal, çıkarımıza uygun, sağlıklı, gerekli olduğunu düşünüyoruz. Ama bu görüşümüzü aslında kendi üstünlüğümüze, karşımızdaki kişileri kendimizden aşağıda savunmasız bir halde görmeye, onları mal ve kaynak olarak kullanma gücünü kendimizde görmeye dayandırarak onları kullanıyoruz.
Buralar Hep Komplo Teori
28 Haziran 2017 Çarşamba
Siz, zamanınızın çoğunu okumaya, yazmaya, çizmeye, düşünmeye vermişsinizdir; antropoloji, sosyoloji, siyaset bilimi gibi sosyal bilimlere, felsefeye, sanata ömrünüzü vermişsinizdir. Sonra birisi gelir karşınıza, 7/24 üzerine çalıştığınız bir mesele üzerine anlattıklarınızı şöyle yarım kulak bir dinleyip der ki: “Yooooo! O iş senin bildiği gibi değil.”