Nisan Fransa’ya Gelmedi
20 Nisan 2016 Çarşamba
François Hollande’ın sosyalist hükümeti, iktidar süresinin son yılına girerken iddialı bir reform sürecini başlattı. AB’nin 28 üye ülkesinin işsizlik ortalaması %8,9 iken Fransa’da %10’un üstünde seyreden işsizlik oranını düşürmek için iş kanununun esnekleştirilmesine karar verildi. Hükümet 35 saatlik haftalık çalışma süresinin uzatılması ve işten çıkarmanın kolaylaştırılması başta olmak üzere bir dizi tedbir sayesinde, işverenlerin daha fazla kişiyi istihdam etmesinin sağlanabileceği iddiasında.
Königsberg’in Bilgesi
18 Nisan 2016 Pazartesi
Kötülük üzerine çalışmalarıyla bilinen felsefeci Susan Neiman Ahlâki Açıklık (İletişim Yayınları, 2016) adlı kitabında “Neden sorusunu, erdemli insanların acı çektiği ve kötü insanların güçlendiği bir anda sormaya başlarız,” diyor. Nagehan Tokdoğan'ın çevirdiği kitapta Neiman, sağın ahlâka el koymasına, solun bütün değerleri tırnak içine almasına itiraz ediyor.
Panama Belgeleri’nin Gösterdikleri: Vergilendirilmeyen Servet ve Demokrasi Açığı
15 Nisan 2016 Cuma
Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) tarafından kamuoyuna sızdırılan Panama Belgeleri, giderek birbirleriyle kesişen iki grup haline gelmekte olan süper zenginlerin ve siyasetçilerin vergi kaçırmak amacıyla servetlerini offshore vergi cennetlerinde sakladıklarını gözler önüne seriyor. Belgelerin gösterdikleri ve açtığı tartışmalar günümüzde prosedürel demokrasinin işlediği düşünülen ülkelerde dahi demokrasi açığının ne denli büyük olduğunu göstermesi açısından öğretici.
Modern Zaman Vahiyleri İçin Prolegomena
15 Nisan 2016 Cuma
Bu belgeler, zaten hepimizin gayet iyi bildiği şeyleri detaylarla yükümlendirirler yalnızca ve bu açıdan bilhassa, neredeyse pornografik bir nitelik taşırlar. Gündelik hayatta yüksek sesle söylenemeyen huzur kaçırıcı vakaların olabildiğince detaylandırılmasıdırlar. Yeni bir imkânlılıklar dünyası tanıtmanın, düşünceyi mümkün kılan, neyin düşünülebileceği neyin düşünülemeyeceğini belirleyen koordinasyonların eşiğinde bir başkalaşım meydana gelmesinin uzağında kalır gibidirler.
İmparatorluğa Meydan Okuyan Devrimci Bir Şairin Yirmi Birinci Yüzyıla Ağıdı
13 Nisan 2016 Çarşamba
Yirmi birinci yüzyılın en önemli aktivist entelektüellerinden biri şüphesiz İkbal Ahmet’tir. Doğumundan ölümüne kadar geçen sürede belki de birçok düşünür, yazar ve şairin isteyip de sahip olamayacağı düşünsel bir pratiğin içinde yer aldı. Ahmet’in düşünsel dünyası ölene kadar, kendi tabiriyle, “seküler ve eleştirel” bir dünyanın sınırlarında gezinip durdu.
Barış için Militarizm: Birleşmiş Milletler Barış Güçleri
11 Nisan 2016 Pazartesi
Barış Gücü askerlerinin “evrensel barış”a ve “uluslararası barış ve güvenliğin korunması” amacına hizmet ettiği varsayılıyor. Bu nedenle yurttaş-orduların mensuplarının sahip olduğundan farklı bir aidiyet bağına ihtiyaçları var. Ancak küresel siyasetin karar alıcıları tarafından, dönüşen orduların ihtiyacına cevap verecek şekilde, jeokültürel olarak yeni bir aidiyet bağı henüz oluşturulabilmiş değil.
8 Nisan: Dünya Romanlar Günü
8 Nisan 2016 Cuma
Çingeneler, yerleşik toplumlardan farklı bir yaşam tarzına sahip, dünyanın neredeyse her ülkesinde yaşayan, yüzlerce yıldır göçebelikle yarı-göçebelik arasında bir denge tutturarak yaşayan, son elli yıldır yerleşik hayata geçmeye çalışan, yeryüzünün kadim halklarından biridir.
Yaşatmak Ve Ölüme Terk Etmek:  Michel Foucault Avrupa’nın Mülteci Krizini Öngörmüş Müydü?
6 Nisan 2016 Çarşamba
İşte, 1914-1916 yılları arasında Birleşik Krallık’ta insanlar 250.000 Belçikalıyı ellerinde çay ve keklerle karşılarken, bugün –pek çok AB üyesiyle birlikte– zaten diktatöryel bir rejimin ve tarihin (hem niteliksel hem de muhtemelen niceliksel olarak) en şiddetli terörist grubunun yürüttüğü bir savaştan kaçan binlerce insanın ölümüne öyle veya böyle katkıda bulunuyorlar.
“Hınç” ve Onarıcı Adalet Üzerine
4 Nisan 2016 Pazartesi
Onarıcı adalet kavramının ortaya çıkışında, ceza adalet sisteminin iki konudaki “başarısızlığının” yattığını söylemek mümkündür. Birincisi, ceza uygulamasının faillerin davranışını değiştirmesini sağlamadığı ve yeniden suç işlemesini önleyemediğinin anlaşılmasıdır. İkincisi ise mevcut ceza adalet sisteminin mağdurun ihtiyaç ve taleplerini dikkate almaması ve birçok bakımdan mağduru bir kez daha mağdur etmesidir.
Çöl Kimseyi Sevmiyordu
2 Nisan 2016 Cumartesi
Sami Özbil, şu gerçekle de bizi çarpıştırdı: Türkiye’de roman, öykü, şiir altmış yıldan beri çok okuyan eleştirmenlerin tanıtım yazılarıyla, eleştirileriyle, tavsiyeleriyle okurların tercihlerinde belirleyici rol oynadı. Eleştirmenliği layıkıyla yapan o kuşak hayata veda ettikten sonra bu kurum işlerliğini yitirdi.
Almanya Kendini Yeniden Tanımlamalı
31 Mart 2016 Perşembe
Almanya’nın globalleşme çağında kendini yeniden keşfetmesi, yeniden tanımlaması gerekiyor. Toplumsal sorunları etnikleştirmekten nihayet vazgeçmek ve ülkelerinden kaçanları, ilticayı ve göçü bir sorun olarak kavramak, bunun parçasıdır. Almanya globalleşmenin kazananlarındandır ve çoktandır dünya çapında bir güç olma konumuna erişmiş durumda.
Hasip Kaplan’la Söyleşi: “Türkiye ve Meclis Yeni Bir DEP Vakasını Kaldıramaz, Sonuçları Ağır Olur”
29 Mart 2016 Salı
HDP’li parlamenterlerin dokunulmazlığının kaldırılması, parlamenter demokrasinin var olan kırıntılarını da kaldıracağı için tehlikeli bir süreçtir. AB’ye üyelik süreci askıya alınabilir. Kürt halkının, özgür iradesiyle seçtiği parlamenterlerin tutuklanması kopuşa yol açabilir. Ankara Meclisi artık meclisimiz değildir inancı, duygu kırılması tehlikelidir, sonuçları ağır olur. Seçilen belediye başkanlarının tutuklanmasının ardından yaşanacaklar toplumda ağır bir travmaya yol açar.
Nihai Özgürlükler Şehri
28 Mart 2016 Pazartesi
Eda Gecikmez, neredeyse hiçbir işinde insan yüzünü doğrudan göstermez, daha doğrusu bedeni bir bütün olarak şekillendirmez ve bunda sonuna kadar haklıdır çünkü insan bedeni tarih boyunca korkunç şeylere yol açabilecek bir yıkımın ifadesi olmuştur. Gecikmez, hünerli bir cerrah gibi insan bedeninin sorun yaratan parçalarını kesip çıkarmaya ya da farklı bir desene çevirerek görünmez kılmaya çalışır.
#jesuisankara Üzerine
25 Mart 2016 Cuma
Nefretin körüklediği toplu ölümler her yerde ve durmuyor. Bu acı gerçeğin yanında, yorumlardan birinde söylendiği gibi "Duygusuzlaşmak sadece doğal değil, aynı zamanda kendi mental sağlığınız için de bir gereklilik. Her zaman bu tip katliamlar olmuştur ama internetin hayatımıza girmesiyle birlikte her ülkedeki her trajediyi dakika dakika öğrenir olduk. Bu farkındalık deliliğe götürüyor insanı."
İktidarsız Topluluk
24 Mart 2016 Perşembe
Neticede iktidarsız topluluk, “toplum” olamıyor; çünkü toplumu toplum yapacağı düşünülen asgari merkezî “etik-politik” değerler, inisiyatif alabilen aktörlerce, meseleleri toplumsallaştırabilen ve kamusallaştırabilen bir söylemle koyulaştırılabilir. Bu söylemin toplumsallaşabilmesi ise, toplumsallaşma bizzat bir “toplumsallığı” varsaydığından, iktidar talep eden kurucu (tabi olmayan) bir iradi (organik değil) aktöre bağlıdır.
Ruh Kuryeciliği
23 Mart 2016 Çarşamba
Günümüzün temel dinamiği -ya da üretim döngüsünün temelinde yatan güç- artık iletişimdir. Dolayısıyla iletişim akışının kurulması ve sürdürülmesi için gerekli olan işgücünün haliyle öznelliğe yaslanması gerekir. Buna bağlı olarak işin tanımı ve icraatı, emekçinin iletişimsel yeteneklerinden, sosyal becerilerinden ayrı düşünülemez.
Honduras’tan Alınacak İnsan Hakları Dersi
21 Mart 2016 Pazartesi
İnsan hakları savunuculuğu, karşılaşılan haksızlıklara karşı insani bir refleksle sarılınan bir çıkış yolu olarak önümüzde durmakta. Ancak bu yola girmeden önce, kendilerine karşı savunduğumuz hakları neden devletlerin elimize tutuşturduğu ve işe yaramadığı defalarca kanıtlanmış olan araçlarla savunmaya çalıştığımızı, en azından Berta Cáceres için kendimize sormamız gerekiyor.
Hayvan Haklarında Etik Tutarlılık
18 Mart 2016 Cuma
Bu yazıyı yazarken onu okuyacak olanlar arasından Türkiye’de ve dünyanın geri kalanında bunca mesele varken hayvan haklarına dair dertlenmek, yazmak düpedüz abesle iştigal diye düşünenler çıkar mı diye aklımdan geçmedi değil. Zira birkaç sene öncesine kadar ben de onlardan biriydim. Ve fakat son zamanlarda iyice ayırdına vardım ki hayvan haklarına dair yazmak, çizmek, örgütlenmek, vs. önemli
Umut Bulut’un Babası
16 Mart 2016 Çarşamba
Son beş ayda üç patlama oldu bu şehirde. O kadar çok kayba ağladık, o kadar korktuk, o kadar çok endişelendik ki artık yerimiz kalmadı. Ödümüz kopuyor bir kez daha canımız yanacak, yine canlar kaybedeceğiz diye. Acı o kadar çoğaldı ki, korku duygusu sinik, yerleşik bir şey haline geldi zihnimizde. Endişe şekil değiştirdi, günün tamamına yerleşti.
Anormal Zamanlarda Uzlaşmamak Bir Lüks
14 Mart 2016 Pazartesi
Politika bir müzakere zemini olmaktan çıkarak karşılıklı “kırmızı çizgilerin” ya da önyargıların karşı karşıya geldiği bir uzlaşmama durumuna döndüğünde, bunun sonucu siyasi kutuplaşma oluyor. Kutuplaşmadan en fazla yarar sağlayan da korkudan beslenen sağcı popülist politikalar. Korku beklemeye tahammül edemeyen, paniğe dönüşerek, kendisine “öteki” olarak gösterileni hemen suçlu ilan etmeye hazır bir ruh hali.
İslâm Düşüncesinin Yenilenmesi Üzerine
11 Mart 2016 Cuma
Bugün gelinen noktada İslâm dünyasının mevcut vaziyetinin iç açıcı olduğu söylenemez. Nitekim mevcut durumdan İslâm dünyasının önemli bir çoğunluğu dahil, hemen hemen herkes şikâyetçi. İslâm dünyasının bu önemli çoğunluğu, İslâm dünyasının Batı’nın “gerisinde” görüldüğü -İsmet Özel’in ifadesiyle “aşağılık duygusu” yaşadığı- ve başta Ortadoğu’daki “iç savaş” olmak üzere dünyanın birçok “savaşsız bölgesinde” meydana gelen olaylardan Müslümanlar “sorumlu” tutulduğu için şikâyetçi ve rahatsız (bunda Batı’nın, Müslümanlarca suçlanmasıyla birlikte Müslümanlar arası karşılıklı suçlamalar da var).
“Ununa Bir Sözüm Yok. Eleğini Astığın Duvar Yıkılsın!”: Ekoloji, Emek Hareketleri ve Feminizm
8 Mart 2016 Salı
Kafka’nın Dönüşüm romanını her okuduğumda Samsa’nın gösterdikleriyle tefekküre dalarım. Böceğe dönüşerek bir zamanlar sırf borç ödemek için yaptığı işin sıkıcılığını kavrar, müzik dinlemekten aldığı keyfi fark eder Samsa. Ruhu bedeninin hapishanesinden böceğe dönüşerek kurtulmuştur. Fakat bir yandan da bir böcek olarak konuştuklarının anlaşılmamasının, sözlerinin insanlara böcek vızıltısı gibi gelmesinin sıkıntısını çeker.
Bir İnanç Sistemi Olarak Modern Batı Tıbbı
7 Mart 2016 Pazartesi
Bugün özellikle gelişmiş Batı dünyasının yaygın tıp pratiği, ilaç kullanımı ve cerrahi işlemler üzerine kurulu bir sistem haline geldi. Aslen akut sorunlar için dizayn edilmiş tedavi protokolleri kronik rahatsızlıklarda ve hatta hiçbir hastalık bulgusu olmamasına rağmen “koruyucu” amaçla insanlara sunulmaya başlandı.
“Yanınızdayız!”
4 Mart 2016 Cuma
Ne çok duyduk bu ara bu sözü: Yanınızdayız! Gerçi bu ülkede her daim birileri birilerinin yanında olduğunu beyan eder: Bankalar ihtiyaç sahiplerinin, devlet işçinin-köylünün-yoksulun ve illa ki mazlumun, gazeteler ve televizyon kanalları doğrunun ve yalnızca doğrunun. Ama gel gör ki, bazı sözler söylene söylene kendileri aşınmakla kalmaz, onları duyan kulakları da aşındırır.