4 Haziran 2016 Cumartesi
21.yüzyılda kadın yazarlar kalemi ellerinde güvenle tutuyorlarsa, bu 18. ve 19. yüzyılda hastalığa benzer bir tecrit, yalnızlık içinde, deliliğe benzer bir yabancılaşma ile yazarlık endişesinin üstesinden gelmek için mücadele etmiş edebi büyük büyükannelerimiz sayesindedir. Elbette “Kötü bir rüya gibiydi, geçti o günler, şimdi her şey çok yolunda,” demiyorum ancak katedilen mesafeyi yok sayıp başa dönmek de bizi güçsüzleştirir. Günümüz kadın yazarları, öfkeli deli kadın metaforundaki yazarlık şizofrenisine düşmeden, pekâlâ delirmeden yazabilirler ve yazıyorlar da…