Mutlak İktidar ve Demokrasi Arasında Brezilya ve Türkiye
8 Haziran 2016 Çarşamba
Brezilya’da Devlet Başkanı Dilma Rousseff’in yargılanmak üzere görevinden alınması etrafında yaşanan kriz Türkiye’de iç siyasete malzeme oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve destekçileri Brezilya’da İşçi Partisi (Partido dos Trabalhadores, PT) hükümetinin devrilmesini Türkiye’de AKP hükümetini de hedef alan “büyük oyunun parçası” olarak yorumladılar.
Camilerin Ekonomi Sistemi
6 Haziran 2016 Pazartesi
Pierre Bourdieu, Pratik Nedenler (2015) adlı kitabında geçen “Piskoposların gülüşü” alt başlığı altında kısa ve öz olarak “piskopos/kilise-ekonomi ilişkisi” diyebileceğimiz bir değerlendirme sunmaktadır. Bourdieu her zamanki gibi değerlendirmesini pratikler üzerinden ve kendisine özgü kavramlarla geliştirmektedir. Ben de bu yazıda Bourdieu’nün bu konuda söylediklerine çoğunlukla paralel olarak “cami/imam-ekonomi ilişkisi”nin bir değerlendirmesini yapmaya çalışacağım.
Ana Yurdu Filmi Üzerine Bir Derkenar
4 Haziran 2016 Cumartesi
21.yüzyılda kadın yazarlar kalemi ellerinde güvenle tutuyorlarsa, bu 18. ve 19. yüzyılda hastalığa benzer bir tecrit, yalnızlık içinde, deliliğe benzer bir yabancılaşma ile yazarlık endişesinin üstesinden gelmek için mücadele etmiş edebi büyük büyükannelerimiz sayesindedir. Elbette “Kötü bir rüya gibiydi, geçti o günler, şimdi her şey çok yolunda,” demiyorum ancak katedilen mesafeyi yok sayıp başa dönmek de bizi güçsüzleştirir. Günümüz kadın yazarları, öfkeli deli kadın metaforundaki yazarlık şizofrenisine düşmeden, pekâlâ delirmeden yazabilirler ve yazıyorlar da…
Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda’sı Ve Özgecan İle Cansel
2 Haziran 2016 Perşembe
Virginia Woolf, Bir Yazarın Güncesi adı altında kitaplaştırılan günlüklerinde, Kendine Ait Bir Oda’yı yazarkenki ruh halini “melankoli gölüme daldım gene” diye ifade eder. Devamında “Tanrım ne kadar da derin! Nasıl da doğuştan melankoliğim! Kendimi su yüzünde tutabilmenin tek yolu çalışmak... Çalışmayı kestiğim an daha da, daha da dibe çökersem gerçeğe ulaşacağımı hissediyorum. Tek hafifletici yanı bu; bir tür soyluluk. Ağırbaşlılık. Bizim için hiçbir çıkar yol olmadığı gerçeğiyle yüzleşeceğim” sözleriyle, melankolik ruh halinin yoğunluğunu en çıplak haliyle açığa vurur.
PKK’nın Silahlı Ve İdeolojik Çıkmazları
30 Mayıs 2016 Pazartesi
Asimetrik savaşta TSK çok avantajlıydı. Sur, Silopi, Yüksekova gibi Kürt halkının yaşadığı şehirleri yıka yıka ele geçirdi. “Çözüm değil savaş” isteyen cephe zafer kazandı. “AKP’yi ne olursa olsun yıkmalıyız”, “Erdoğan'ı devirene kadar savaşacağız” diyen PKK, barış görüşmelerinde muhatap olmaktan çıktı, hendeklerde başlattığı silahlı mücadeleyi de kaybetti.
Türkiye’de Emekliliğin Özelleştirilmesi ve Zorunlu Özel Bireysel Emeklilik Sistemine Geçiş: Katı Ola
26 Mayıs 2016 Perşembe
Türkiye yakın tarihte kamusal emeklilik sistemine ek olarak, zorunlu ve özel bireysel emeklilik sistemini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Yüksek siyasetin karmaşasından olsa gerek henüz bu yaklaşan köklü dönüşüm olasılığı üzerine görünür bir kamusal tartışma yürütülmüyor. Halbuki bu kritik dönemeçte zorunlu özel bireysel emeklilik sisteminin kamusal emeklilik sisteminden farkları ve bu farkların olası toplumsal sonuçları üzerine düşünmeye ve tartışmaya ihtiyaç var.
İran’da Devrim Sonrası Sınıf ve Siyaset: Kısa Bir Giriş
24 Mayıs 2016 Salı
Egemen 1979 İran Devrimi anlatısı yeni bir siyasi aktöre önemli bir rol verdi: Ezilmiş kitleler. Son yirmi yılda İran’da bu kitlelerin yerine eşit derecede cazip ve belirsiz bir başka öncü güç konuldu: Orta sınıf. Her ne kadar bu kategorilerin hiçbiri İran toplumu gerçeğini yansıtmasa da her iki fikir siyasi düzeni yeniden şekillendirecek bir araç olarak kullanıldı.
Elena Ferrante’nin "Napoli Romanları" ve Orta Sınıf İyilikseverliğinin Sınırları
22 Mayıs 2016 Pazar
Elane Ferrante’nin dört ciltlik “Napoli Romanları” serisi, İngilizceye çevrilmeye başladığı andan itibaren hem Amerika’da hem de İngiltere’de edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Kimi okuyucu ve eleştirmenler, bu romanları iki kadın arkadaşın çocukluklarından itibaren devam eden çatışmalı, inişli çıkışlı ilişkilerinin hikâyesi olarak tanımlarken, kimisi Napoli’nin yoksul bir mahallesinde, İtalya’nın marjinlerinde, yoksulluğun içinde süregiden varoluş mücadelesinin hikâyesi olarak tanımladı.
Düğüm
20 Mayıs 2016 Cuma
Zamana düğümler atıyoruz. Belleğe yardım için parmaklarımıza düğümlediğimiz iplikler gibi. Şiddetin akla hükmettiği, kötülüğün olağanlaştığı, en beyhude ve acıtan ölümlerin günlük rutinlerimiz arasına saçma bir normallikle yerleştiği bu karanlıkta, zamana düğümler atıyoruz. Unutmamak için. Hatırlamak için.
Barış Bildirisi, ÖYP ve Sürgünler
18 Mayıs 2016 Çarşamba
Evet, aylardır yaşanan iç savaşta hayatını kaybeden, evi barkı topa tutulan, yıkılan insanların yanında akademisyenlerin başına gelenler belki önemsiz ama yine de akademisyenlerin maruz kaldıkları hukuksuz işlemler ve genç akademisyenlere kesilen sürgün cezası ile altüst edilen akademik ve özel hayatları, bireysel olduğu kadar toplumsal da olarak göz ardı edilmeyecek derecede önemli!
Buradayız!
16 Mayıs 2016 Pazartesi
Geçtiğimiz günlerde, son zamanların en anlamlı eylemine/ânına tanık olduk. Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında 1908-1915 yılları arasında mebus olan, 1915 yılında öldürülen Ermeni milletvekilleri fotoğraflarıyla, manevi varlıklarıyla TBMM’nin vekil sıralarındaydılar. Yüz yıl sonra gerçekleşen bu buluşma, tam da HDP’li vekilleri Meclis dışına atma, etkisiz bırakma girişimlerinin olduğu bir dönemde sembolik olmaktan öte bir anlam taşıyor.
Kadın Dünyasının Muktedirlere Sunduğu “Bereketli” Olanaklar
13 Mayıs 2016 Cuma
İktidarların hem içinden çıktığı, hem de yeniden üretildiği bir alan olarak gündelik yaşam, bizim coğrafyamıza özgü kadın-erkek dünyasından fazlasıyla dolayımlanarak var olmakta. Öyle ki, halk-iktidar etkileşimiyle varlık bulan cinsiyet algısı, muktedirlere son derece bereketli manipülasyon olanakları sağlamakta. Politik dünyanın cinsiyet dünyasıyla ilişkilenme biçimi, “iktidarın bekası” gözetilerek oluşturulan çift taraflı stratejiyi mümkün ve gerekli kılıyor.
Makbul Vatandaşlıktan Makbul Mağdurluğa
11 Mayıs 2016 Çarşamba
Hukuk, devlet aygıtının hem soyut gücünde hem de yargı bünyesinde somutlaşarak iktidarını hissettirebildiği o çizgide durur. İktidarını devletin yaptırım gücünden alırken, gene devletin makbul vatandaşlarından ve hiyerarşisinden azade değildir. Bu yüzden hukukun iç eleştirisinin yapılması, devletlerin makbul vatandaş algısının, hukuk fikrinde nereye oturduğunun ve hangi boşluklarda kendini gösterdiğinin incelenmesi gerekir.
Bir İmtiyazın Reddi: “Bu Suça Ortak Olmayacağız”
9 Mayıs 2016 Pazartesi
Barış İçin Akademisyenler’in “Bu Suça Ortak Olmayacağız” metni, başta Türk toplumuna ve “Türklük imtiyazlarından” bilerek ya da bilmeyerek yararlanan tüm çevrelere, bu vazgeçilmeyecek kadar avantajlı olan alanın iradi reddini göstermiş oldu.
Beyoncé’nin Lemonade Albümünün Birikim’de Ne İşi Var?
7 Mayıs 2016 Cumartesi
Bir gece ansızın yayınlanan Beyoncé albümü tüm dünyayı kasıp kavuruyor. Albüm sadece müzik yazarları tarafından değil, ciddiyetiyle tanıdığımız The New York Times, The Guardian, London Review of Books ve New Yorker gibi çeşitli yayınlar tarafından da yere göğe sığdırılamadı. Bazen bu kadar tantanayla reklamı yapılan popüler olaylardan sakınmak gerekir; bazen de tam içine dalmak gerekir.
Hayatın Siyaset Sahnesine Çağırdığı Özne: HDP
6 Mayıs 2016 Cuma
İktidarın despotluğuna karşı bir demokratik cephe partisi olarak teşekkül eden HDP, asıl olarak, bir demokratik cumhuriyet inşasının vaadiydi. Bu toprakların kanlı geçmişi hatırlandığında neredeyse bir ütopya katına çıkarılabilecek böyle bir vaat, onlarca yıldır iktidarlarca baskı altında tutulan fakirlerin ve ezilenlerin önemli bir bölümünün ilgisini ve teveccühünü kazandı.
Yüzleşmeye Dair
4 Mayıs 2016 Çarşamba
Yüzleşme yaşamış insanlar “hakikatin sırlarına ermiş” ya da “ihya olmuş” insanlar değildir. Bana öyle geliyor ki, yöntemsel kuşkuyla yeni yüzleşmelere daima açık olabilmek gerekiyor. Bazen, “Ben kendisiyle yüzleşmiş bir insanım, artık neyin yanlış neyin gerçek olduğunu bütünüyle biliyorum,” diyenlerle karşılaştığım olur ki, ben bu tür “yüzleşmeleri” pek sağlıklı bulmam.
Eleştirinin Sorumluluğu ve Toz Bezi'nden Düşmanlık Çıkarmak
2 Mayıs 2016 Pazartesi
Gündelik olanın siyasallığını sınıf, toplumsal cinsiyet ve etnisitenin kesiştiği bağlamlara doğru açarak görünür kılan Toz Bezi, İstanbul Film Festivali’nin "ulusal yarışma" bölümünde kazandığı ödüllerle de sesini duyurdu. Filme dair çeşitli eleştiri ve yorumlar yapıldı.
Toz Bezi’nin Feminist İzleri
1 Mayıs 2016 Pazar
Toz Bezi ana karakterlerinin hikâyesiyle, film örgüsüyle ve ele almaya çekinmediği meselelerle övgüleri fazlasıyla hak eden politik bir film. Kadın işçilerin hikâyeleri, görünmez emeği görünür kılmaktaki derdi, Kürt sorunu ve kadınlar arası inşa edilen ilişkilere yaklaşımıyla feminist teori ve politikaya ilişkin konuları beyaz perdede kendi izleriyle seyre sunuyor.
Yeni Başlayanlar İçin Kilis (2): Oyun Büyük - Kilis Küçük
29 Nisan 2016 Cuma
“Arap Baharı”nın ateşi Suriye’ye yaklaştığında, Türkiye’de Ortadoğu’ya dair daha farklı bir perspektif söz konusuydu. Stratejik Derinlik’te yol alınırken, barış zamanlarındaki bol diplomasili görüntüler, Suriye’de savaşın başlamasıyla fabrika ayarlarına, yani Metal Fırtına moduna geri döndü. Bunun en büyük sebebi, kuşkusuz ki, devletin kurucu ideolojisinin tarihsel Kürt korkusudur.
Devletin “Meşru” Gördüğü Kürt ve Kürtlerin “Siyasal Özne” Olma Mücadelesi
28 Nisan 2016 Perşembe
Kürtlerin bu "siyasal özne" olma mücadelesi, içinde yaşadıkları devletler özelinde yurttaşlık ve demokrasi ile de doğrudan alakalı bir durumdur. Çünkü bir demokratik ve hukuk devleti olmanın birincil şartı, tüm yurttaşların hem siyasal hem de hukuki anlamda "yurttaş" olarak kabul edilmesi gerektiğidir. Bu, klasik olarak anayasada yer alan "ırk, din, dil, cinsiyet, sınıf ayırımı olmaksızın" gibi ifadelerle olacak bir şey değil.
Yeni Başlayanlar İçin Kilis (1): Ne Oldu, Ne Oluyor, Ne Olabilir?
27 Nisan 2016 Çarşamba
Kilis, son günlerde yakın tarihte hiç olmadığı kadar gündemde. Ama bu kez, kaçakçılığı ve kaçak mallarıyla dolup taşan, 70’lerde yerli turist turlarının düzenlendiği “pasaj”larıyla, 1970’lerden itibaren belediye başkanlarına karşı silahlı saldırılarıyla, onu “vilayet” statüsüne yükselten haberleriyle, tarihiyle, Canpolatoğulları’nın önemli merkezi olmasıyla, yemeğiyle, mutfağıyla değil, her gün “düşen” roketlerle, ölümlerle gündemde.
Savaş ve Politik Bir Hareket Olarak Veganlık
26 Nisan 2016 Salı
Velev ki devletin “milli ve manevi değerleri” tehlikede, o zaman insan katliamına karşı çıkmayacak mıyız? Devletin bekası denilen şey bir devletin varlığının her şeye rağmen ve diğer her şeyden üstün tutularak kendini yaşatması demek midir?
Serhat ve Kafkasya Kürtlerine Karşı Sınır Politikaları
22 Nisan 2016 Cuma
Kürtlerin tarihî coğrafyası olan “Kürdistan”ın dahil olduğu ülkelerin temel politikaları bundan bağımsız gelişmiyor. Özellikle gelişen iletişim olanaklarıyla birlikte bir parçadaki gelişme, diğer yerlerde de yeni gelişmeleri tetikleyebiliyor. Bu anlamda Ortadoğu’da Kürtlerin yaşadığı ülkelerin son yüz yıllık politikaları irdelendiğinde, hepsinin de Kürtler üzerinden politika geliştirdikleri açıkça görülebiliyor.