Toz Bezi’nin Feminist İzleri
1 Mayıs 2016 Pazar
Toz Bezi ana karakterlerinin hikâyesiyle, film örgüsüyle ve ele almaya çekinmediği meselelerle övgüleri fazlasıyla hak eden politik bir film. Kadın işçilerin hikâyeleri, görünmez emeği görünür kılmaktaki derdi, Kürt sorunu ve kadınlar arası inşa edilen ilişkilere yaklaşımıyla feminist teori ve politikaya ilişkin konuları beyaz perdede kendi izleriyle seyre sunuyor.
Yeni Başlayanlar İçin Kilis (2): Oyun Büyük - Kilis Küçük
29 Nisan 2016 Cuma
“Arap Baharı”nın ateşi Suriye’ye yaklaştığında, Türkiye’de Ortadoğu’ya dair daha farklı bir perspektif söz konusuydu. Stratejik Derinlik’te yol alınırken, barış zamanlarındaki bol diplomasili görüntüler, Suriye’de savaşın başlamasıyla fabrika ayarlarına, yani Metal Fırtına moduna geri döndü. Bunun en büyük sebebi, kuşkusuz ki, devletin kurucu ideolojisinin tarihsel Kürt korkusudur.
Devletin “Meşru” Gördüğü Kürt ve Kürtlerin “Siyasal Özne” Olma Mücadelesi
28 Nisan 2016 Perşembe
Kürtlerin bu "siyasal özne" olma mücadelesi, içinde yaşadıkları devletler özelinde yurttaşlık ve demokrasi ile de doğrudan alakalı bir durumdur. Çünkü bir demokratik ve hukuk devleti olmanın birincil şartı, tüm yurttaşların hem siyasal hem de hukuki anlamda "yurttaş" olarak kabul edilmesi gerektiğidir. Bu, klasik olarak anayasada yer alan "ırk, din, dil, cinsiyet, sınıf ayırımı olmaksızın" gibi ifadelerle olacak bir şey değil.
Yeni Başlayanlar İçin Kilis (1): Ne Oldu, Ne Oluyor, Ne Olabilir?
27 Nisan 2016 Çarşamba
Kilis, son günlerde yakın tarihte hiç olmadığı kadar gündemde. Ama bu kez, kaçakçılığı ve kaçak mallarıyla dolup taşan, 70’lerde yerli turist turlarının düzenlendiği “pasaj”larıyla, 1970’lerden itibaren belediye başkanlarına karşı silahlı saldırılarıyla, onu “vilayet” statüsüne yükselten haberleriyle, tarihiyle, Canpolatoğulları’nın önemli merkezi olmasıyla, yemeğiyle, mutfağıyla değil, her gün “düşen” roketlerle, ölümlerle gündemde.
Savaş ve Politik Bir Hareket Olarak Veganlık
26 Nisan 2016 Salı
Velev ki devletin “milli ve manevi değerleri” tehlikede, o zaman insan katliamına karşı çıkmayacak mıyız? Devletin bekası denilen şey bir devletin varlığının her şeye rağmen ve diğer her şeyden üstün tutularak kendini yaşatması demek midir?
Serhat ve Kafkasya Kürtlerine Karşı Sınır Politikaları
22 Nisan 2016 Cuma
Kürtlerin tarihî coğrafyası olan “Kürdistan”ın dahil olduğu ülkelerin temel politikaları bundan bağımsız gelişmiyor. Özellikle gelişen iletişim olanaklarıyla birlikte bir parçadaki gelişme, diğer yerlerde de yeni gelişmeleri tetikleyebiliyor. Bu anlamda Ortadoğu’da Kürtlerin yaşadığı ülkelerin son yüz yıllık politikaları irdelendiğinde, hepsinin de Kürtler üzerinden politika geliştirdikleri açıkça görülebiliyor.
Nisan Fransa’ya Gelmedi
20 Nisan 2016 Çarşamba
François Hollande’ın sosyalist hükümeti, iktidar süresinin son yılına girerken iddialı bir reform sürecini başlattı. AB’nin 28 üye ülkesinin işsizlik ortalaması %8,9 iken Fransa’da %10’un üstünde seyreden işsizlik oranını düşürmek için iş kanununun esnekleştirilmesine karar verildi. Hükümet 35 saatlik haftalık çalışma süresinin uzatılması ve işten çıkarmanın kolaylaştırılması başta olmak üzere bir dizi tedbir sayesinde, işverenlerin daha fazla kişiyi istihdam etmesinin sağlanabileceği iddiasında.
Königsberg’in Bilgesi
18 Nisan 2016 Pazartesi
Kötülük üzerine çalışmalarıyla bilinen felsefeci Susan Neiman Ahlâki Açıklık (İletişim Yayınları, 2016) adlı kitabında “Neden sorusunu, erdemli insanların acı çektiği ve kötü insanların güçlendiği bir anda sormaya başlarız,” diyor. Nagehan Tokdoğan'ın çevirdiği kitapta Neiman, sağın ahlâka el koymasına, solun bütün değerleri tırnak içine almasına itiraz ediyor.
Panama Belgeleri’nin Gösterdikleri: Vergilendirilmeyen Servet ve Demokrasi Açığı
15 Nisan 2016 Cuma
Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) tarafından kamuoyuna sızdırılan Panama Belgeleri, giderek birbirleriyle kesişen iki grup haline gelmekte olan süper zenginlerin ve siyasetçilerin vergi kaçırmak amacıyla servetlerini offshore vergi cennetlerinde sakladıklarını gözler önüne seriyor. Belgelerin gösterdikleri ve açtığı tartışmalar günümüzde prosedürel demokrasinin işlediği düşünülen ülkelerde dahi demokrasi açığının ne denli büyük olduğunu göstermesi açısından öğretici.
Modern Zaman Vahiyleri İçin Prolegomena
15 Nisan 2016 Cuma
Bu belgeler, zaten hepimizin gayet iyi bildiği şeyleri detaylarla yükümlendirirler yalnızca ve bu açıdan bilhassa, neredeyse pornografik bir nitelik taşırlar. Gündelik hayatta yüksek sesle söylenemeyen huzur kaçırıcı vakaların olabildiğince detaylandırılmasıdırlar. Yeni bir imkânlılıklar dünyası tanıtmanın, düşünceyi mümkün kılan, neyin düşünülebileceği neyin düşünülemeyeceğini belirleyen koordinasyonların eşiğinde bir başkalaşım meydana gelmesinin uzağında kalır gibidirler.
İmparatorluğa Meydan Okuyan Devrimci Bir Şairin Yirmi Birinci Yüzyıla Ağıdı
13 Nisan 2016 Çarşamba
Yirmi birinci yüzyılın en önemli aktivist entelektüellerinden biri şüphesiz İkbal Ahmet’tir. Doğumundan ölümüne kadar geçen sürede belki de birçok düşünür, yazar ve şairin isteyip de sahip olamayacağı düşünsel bir pratiğin içinde yer aldı. Ahmet’in düşünsel dünyası ölene kadar, kendi tabiriyle, “seküler ve eleştirel” bir dünyanın sınırlarında gezinip durdu.
Barış için Militarizm: Birleşmiş Milletler Barış Güçleri
11 Nisan 2016 Pazartesi
Barış Gücü askerlerinin “evrensel barış”a ve “uluslararası barış ve güvenliğin korunması” amacına hizmet ettiği varsayılıyor. Bu nedenle yurttaş-orduların mensuplarının sahip olduğundan farklı bir aidiyet bağına ihtiyaçları var. Ancak küresel siyasetin karar alıcıları tarafından, dönüşen orduların ihtiyacına cevap verecek şekilde, jeokültürel olarak yeni bir aidiyet bağı henüz oluşturulabilmiş değil.
8 Nisan: Dünya Romanlar Günü
8 Nisan 2016 Cuma
Çingeneler, yerleşik toplumlardan farklı bir yaşam tarzına sahip, dünyanın neredeyse her ülkesinde yaşayan, yüzlerce yıldır göçebelikle yarı-göçebelik arasında bir denge tutturarak yaşayan, son elli yıldır yerleşik hayata geçmeye çalışan, yeryüzünün kadim halklarından biridir.
Yaşatmak Ve Ölüme Terk Etmek:  Michel Foucault Avrupa’nın Mülteci Krizini Öngörmüş Müydü?
6 Nisan 2016 Çarşamba
İşte, 1914-1916 yılları arasında Birleşik Krallık’ta insanlar 250.000 Belçikalıyı ellerinde çay ve keklerle karşılarken, bugün –pek çok AB üyesiyle birlikte– zaten diktatöryel bir rejimin ve tarihin (hem niteliksel hem de muhtemelen niceliksel olarak) en şiddetli terörist grubunun yürüttüğü bir savaştan kaçan binlerce insanın ölümüne öyle veya böyle katkıda bulunuyorlar.
“Hınç” ve Onarıcı Adalet Üzerine
4 Nisan 2016 Pazartesi
Onarıcı adalet kavramının ortaya çıkışında, ceza adalet sisteminin iki konudaki “başarısızlığının” yattığını söylemek mümkündür. Birincisi, ceza uygulamasının faillerin davranışını değiştirmesini sağlamadığı ve yeniden suç işlemesini önleyemediğinin anlaşılmasıdır. İkincisi ise mevcut ceza adalet sisteminin mağdurun ihtiyaç ve taleplerini dikkate almaması ve birçok bakımdan mağduru bir kez daha mağdur etmesidir.
Çöl Kimseyi Sevmiyordu
2 Nisan 2016 Cumartesi
Sami Özbil, şu gerçekle de bizi çarpıştırdı: Türkiye’de roman, öykü, şiir altmış yıldan beri çok okuyan eleştirmenlerin tanıtım yazılarıyla, eleştirileriyle, tavsiyeleriyle okurların tercihlerinde belirleyici rol oynadı. Eleştirmenliği layıkıyla yapan o kuşak hayata veda ettikten sonra bu kurum işlerliğini yitirdi.
Almanya Kendini Yeniden Tanımlamalı
31 Mart 2016 Perşembe
Almanya’nın globalleşme çağında kendini yeniden keşfetmesi, yeniden tanımlaması gerekiyor. Toplumsal sorunları etnikleştirmekten nihayet vazgeçmek ve ülkelerinden kaçanları, ilticayı ve göçü bir sorun olarak kavramak, bunun parçasıdır. Almanya globalleşmenin kazananlarındandır ve çoktandır dünya çapında bir güç olma konumuna erişmiş durumda.
Hasip Kaplan’la Söyleşi: “Türkiye ve Meclis Yeni Bir DEP Vakasını Kaldıramaz, Sonuçları Ağır Olur”
29 Mart 2016 Salı
HDP’li parlamenterlerin dokunulmazlığının kaldırılması, parlamenter demokrasinin var olan kırıntılarını da kaldıracağı için tehlikeli bir süreçtir. AB’ye üyelik süreci askıya alınabilir. Kürt halkının, özgür iradesiyle seçtiği parlamenterlerin tutuklanması kopuşa yol açabilir. Ankara Meclisi artık meclisimiz değildir inancı, duygu kırılması tehlikelidir, sonuçları ağır olur. Seçilen belediye başkanlarının tutuklanmasının ardından yaşanacaklar toplumda ağır bir travmaya yol açar.
Nihai Özgürlükler Şehri
28 Mart 2016 Pazartesi
Eda Gecikmez, neredeyse hiçbir işinde insan yüzünü doğrudan göstermez, daha doğrusu bedeni bir bütün olarak şekillendirmez ve bunda sonuna kadar haklıdır çünkü insan bedeni tarih boyunca korkunç şeylere yol açabilecek bir yıkımın ifadesi olmuştur. Gecikmez, hünerli bir cerrah gibi insan bedeninin sorun yaratan parçalarını kesip çıkarmaya ya da farklı bir desene çevirerek görünmez kılmaya çalışır.
#jesuisankara Üzerine
25 Mart 2016 Cuma
Nefretin körüklediği toplu ölümler her yerde ve durmuyor. Bu acı gerçeğin yanında, yorumlardan birinde söylendiği gibi "Duygusuzlaşmak sadece doğal değil, aynı zamanda kendi mental sağlığınız için de bir gereklilik. Her zaman bu tip katliamlar olmuştur ama internetin hayatımıza girmesiyle birlikte her ülkedeki her trajediyi dakika dakika öğrenir olduk. Bu farkındalık deliliğe götürüyor insanı."
İktidarsız Topluluk
24 Mart 2016 Perşembe
Neticede iktidarsız topluluk, “toplum” olamıyor; çünkü toplumu toplum yapacağı düşünülen asgari merkezî “etik-politik” değerler, inisiyatif alabilen aktörlerce, meseleleri toplumsallaştırabilen ve kamusallaştırabilen bir söylemle koyulaştırılabilir. Bu söylemin toplumsallaşabilmesi ise, toplumsallaşma bizzat bir “toplumsallığı” varsaydığından, iktidar talep eden kurucu (tabi olmayan) bir iradi (organik değil) aktöre bağlıdır.
Ruh Kuryeciliği
23 Mart 2016 Çarşamba
Günümüzün temel dinamiği -ya da üretim döngüsünün temelinde yatan güç- artık iletişimdir. Dolayısıyla iletişim akışının kurulması ve sürdürülmesi için gerekli olan işgücünün haliyle öznelliğe yaslanması gerekir. Buna bağlı olarak işin tanımı ve icraatı, emekçinin iletişimsel yeteneklerinden, sosyal becerilerinden ayrı düşünülemez.
Honduras’tan Alınacak İnsan Hakları Dersi
21 Mart 2016 Pazartesi
İnsan hakları savunuculuğu, karşılaşılan haksızlıklara karşı insani bir refleksle sarılınan bir çıkış yolu olarak önümüzde durmakta. Ancak bu yola girmeden önce, kendilerine karşı savunduğumuz hakları neden devletlerin elimize tutuşturduğu ve işe yaramadığı defalarca kanıtlanmış olan araçlarla savunmaya çalıştığımızı, en azından Berta Cáceres için kendimize sormamız gerekiyor.
Hayvan Haklarında Etik Tutarlılık
18 Mart 2016 Cuma
Bu yazıyı yazarken onu okuyacak olanlar arasından Türkiye’de ve dünyanın geri kalanında bunca mesele varken hayvan haklarına dair dertlenmek, yazmak düpedüz abesle iştigal diye düşünenler çıkar mı diye aklımdan geçmedi değil. Zira birkaç sene öncesine kadar ben de onlardan biriydim. Ve fakat son zamanlarda iyice ayırdına vardım ki hayvan haklarına dair yazmak, çizmek, örgütlenmek, vs. önemli