Cuma Çiçek
15 Mart 2022 Salı
Devletin seküler-milliyetçi restorasyonunu demokratik bir dönüşüme doğru genişletme potansiyeli olan üç aktörü hatırlatarak yazıyı tamamlayalım. Bu aktörlerin başında bugün Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği CHP’nin sosyal-demokrat kanadı geliyor. Ancak bu kanadın parti içinde bile çok sınırlı bir güce sahip olduğunu not etmek gerekiyor. CHP kadroları ve tabanının büyük çoğunluğu normatif olarak İYİ Parti'ye yakın bir yerdeler. İkinci aktörü HDP, üçüncüsünü ise muhafazakâr tabanın demokratik yüzü olan DEVA Partisi oluşturuyor.
Murat Belge
14 Mart 2022 Pazartesi
Burada en fazla iz bırakmış olgu Sovyetler zamanından ve doğrudan Stalin’e bağlı: Stalin’in oldukça yapay sayılacak etkenler kullanarak yarattığı kıtlık ve bu kıtlıkta can veren birkaç milyon Ukraynalı’nın anısı ve yası. Ukrayna halkı bunları unutmamış, unutmaya razı da değil. Yani Putin’in “Biz aslında kardeşiz” demeye de kapı açan “tesbitleri” Ukrayna halkı için hava cıva hükmünde. Bundan başka, Ukrayna ahalisinin bir kesimi açısından komünizm ve Sovyetler Birliği tarihi de sevilesi şeyler değildi. Tam tersine ve bu kesimler başlarına bu rejimi sardığı için de Ruslar’a düşmanlık besledi.
Derviş Aydın Akkoç
10 Mart 2022 Perşembe
“Serinliğim duyurmayın anama” çıkışı asla hınçlı bir diklenme değildir. Veli’nin şiirine hiçbir surette körlemesine, ahmakça bir reaksiyonerlikle mukabelede bulunulmaz. Bir suçlama ya da kınamadan çok, bir hatırlatma işlevi görür dize, “orta yer” tartışmaya açılır. Belli bir hiddet kaçınılmazdır belki, zira bundan böyle, zamanla siyasal olarak da açılıp genişleyecek İstanbul’un orta yerindeki gariplik ve mahzunluğa, İstanbul’daki yoksulluk ve sömürüye, siyasal dönüşümler de dahil muhtelif kopuş çabalarına coğrafyadan taşıp gelen yeraltı sularının ölümcül “serinliği” tebelleş olacaktır.
Tanıl Bora
9 Mart 2022 Çarşamba
Kadın şairler, Neriman Hikmet’ten çok sonraları da, uzun süre ana akım yayın organlarında, antolojilerde yer bulamadı. O yeri açan şair, Gülten Akın, 1977’de Türk Dili’nin Aralık sayısında, şiirde (ve edebiyatta-sanatta) “kadınlara mahsus” bir alan açma eğilimine karşı çıkıyor, yani esasında Neriman Hikmet’in tavrını sürdürüyordu. Ama o sorunu daha derinde, “duygusal”ın kadına tahsis edilmesinde görmüştü.  “Erkeklerin kadın duyarlılığı diye ayırıp büyüttüğü şey”le sorunu vardı...
Orhan Koçak
6 Mart 2022 Pazar
İşte, elimden geldiğince incinmiş bir “Doğulu” ruhun yine de ölçülü ve hafifçe ironik tepkisini yansıtabilmesi için uğraştığım bu cümleler (ve çok daha ustalıklı benzerleri) Hans Kohn ve izinden giden Liah Greenfeld gibi liberal siyaset felsefecileri/bilimcileri tarafından tam da öyle damgalanacaktır: gecikmiş Doğulu milli bilincin yaralı, reaktif ve “hasûd” protestosu. Etrafımıza bakarak, bunun büsbütün yanlış bir teşhis olduğunu söyleyebilir miyiz?
Işıl Kurnaz
5 Mart 2022 Cumartesi
Zeytinlikleri imara açma inadı bitmemişti tabii. Siyasal iktidarın öğrettiği şeylerden biri de şuydu: Geri adım atar gibi görünmek, ses çıkartılan, kamuoyu oluşan bir kanun teklifini dondurmak, icra etme ve yapma inadından vazgeçmek değildi, sadece uygun ve sessiz bir zamanını beklemekti. Bunu minik bir Resmî Gazete takibiyle görmek bile mümkündü...
Erdoğan Özmen
2 Mart 2022 Çarşamba
Demek ki, insanlık ailesine/insanlığın ortak bahçesine aidiyet olgusunda temellenen asli dayanaklardan mahrum kalmış, o ortak yerin norm ve değerlerini, temel ahlaki buyrukları  çiğnemiş/ihlal etmiş hissettiğimde. Bir arada olmanın, müşterek bir hayatın en temel teminatıdır bu: Ötekinin bu türden bir ihlali/başarısızlığı üstleneceğini ve utanç içinde geri çekileceğini peşinen varsayarım. Utanma kapasitesini/yeteneğini kaybetmiş yüzsüzlerin, demek, hiçbir durumda kaybetmiş bile hissetmeyeceği ölçüde kalınlaşmış bir yüze sahip olanların karşısında duyduğumuz tiksinti ve irkilme bundandır.
Aksu Bora
1 Mart 2022 Salı
Feminist politika, bir çıkar hareketinden ibaret değil. O sebeple zaten, “feminizmin öznesi kimdir” sorusunun, yani aslında, feminizmin kimin çıkarlarını koruyacağı sorusunun başımıza bela olduğunu düşünüyorum. Feminizm, iktidarın temel eksenlerinden birini, cinsiyet ilişkilerini değiştirmeye niyet etmesiyle, bir grubun ya da bir cinsiyetin iradesinden (yahut çıkarlarından) çok daha fazlasını kapsayan bir politikadır. Feminizmi kadın hakları hareketinden fazlası yapan şey, budur. bell hooks’un dediği gibi: Feminizm, herkes içindir!
Murat Belge
28 Şubat 2022 Pazartesi
Ukrayna direnişinin Rusya’nın (ve Putin’in) beklediği ve umduğu kadar kolay ve hızlı yürümediği anlaşılıyor. En şiddetli çarpışmaların Harkiv’de geçtiği söyleniyor. Kiev de düşmüş, teslim olmuş değil. Rus birliklerinin istedikleri sonuca ulaşmaları geciktikçe birtakım temel kaynaklarının da azalacağı söylenenler arasında. Bunlara bakarak “Bravo Ukrayna’ya!” demek mümkün tabii. Ama bütün bu olaylar kocaman bir insanlık felaketinin parçaları. Ukrayna sınırlarından çıkarak çeşitli komşu ülkelere sığınanların sayısı da şimdiden dört yüz bine dayanmış durumda.
Evren Balta
27 Şubat 2022 Pazar
Putin’in ilerleyen yaşının ve artık kendisini şimdiden değil gelecekten görmesinin de etkisi eklenmeli. İktidardaki yıllarının artık sayılı olduğunu bilen bir liderin giderken yanında büyük bir miras götürme arzusunun tarihi hareket ettirme gücünü hiçbir zaman küçümsememeli. Elbette liderlerin arzuları her zaman kapasiteleri ile sınırlı. Rusya söz konusu olduğunda ise merkezileşmiş karar alma süreçleri ve nükleer silahlara sahip büyük bir devletin başında olmak hiç de azımsanamayacak bir kapasite.
Tanıl Bora
23 Şubat 2022 Çarşamba
Emekçinin zincirine dönüşmüş telefonunu onun başına kakan da bir emekçi olduğunda ise, bu hücum alttakilerden, aşağıdakilerden geldiğinde, elem verici bir sınıfsal özyıkım ideolojisinin infilâkı oluyor. Kendisi de 7/24 telefon kontrolünde olan, gecenin bir vakti Whatsapp’tan iş talimatı alan, telefonuna düşecek üç kuruşluk bir ödemeyi bekleyenin, aynı telefon mesaisine tabi olana patlayan hıncı, aslında içten içe kendi durumuna duyduğu öfkenin bastırılması ve ikamesi değil mi?
Ahmet İnsel
21 Şubat 2022 Pazartesi
Bu “yerli ve milli” güvenlik ve ceza politikasının en çarpıcı icraatı, “terör suçu” nedeniyle hapiste olan insan sayısında yatıyor. Avrupa Konseyi raporunda yer alan 9 no’lu tabloda suç türlerine göre dağılım yer alıyor. 2021’in ilk çeyreği itibarıyla toplam 30.514 kişi Avrupa Konseyi üyesi 47 ülkenin hapishanelerinde “terör suçu” nedeniyle tutuklu veya mahkûm. Bunların 29.827’si yani %97’si Türkiye hapishanelerinde yatıyor.