Seçim Anketlerine Dair Saha Notları
19 Nisan 2019 Cuma
Bilimsel ve etik ilkelere sahip olmadığını iddia ettiğimiz bu tipten kamuoyu araştırmaları ne işe yarar? Kuşkusuz bu araştırmalardan elde edilen veriler öncelikle araştırmanın yapıldığı il ve ilçelerdeki seçmenler üzerinde de baskı yaratıyor. Gizli oy ilkesini kısmen sakatlayan bu tip araştırmalar seçmenin güvenini sarsarken çoğunlukla kendilerini korumak için iktidar lehine cevap verme eğiliminde oldukları bir süreç olarak yaşanıyor.
Mehtap Baydu’nun “Eat Me, Meet Me” Performansı Üzerine
17 Nisan 2019 Çarşamba
Bedenin görsel sanatlardaki tarihi antik kültürler, hatta mağara resimlerine kadar tarihlendirilse de, anatomik ve estetik kaygılar dışındaki tasvir tarihi ya da bir performansın öznesi olarak varlık gösterme hali yalnızca belki de son bir yüzyıllık serüvende yer bulur; özellikle 1960’lar sonrası diyebiliriz. 60’lar ruhundan payını alan ilk kıvılcım, bugüne dek büyüyerek geliyor.
Kürt Siyaseti Fetret Dönemini Nasıl Aşacak?
15 Nisan 2019 Pazartesi
Seçim sürecini atlattığımız bu dönemde HDP’yi tartışmak önemli, zira bu tartışmadan murat, kalemin hünerinin daha fazla ortaya serilmesine vesile olmak. Ne var ki HDP tartışmasının çoğu zaman şahıslar, güncel politik söylemler, tasfiye, ayak kaydırma ve benzeri örgütsel sorunlar üzerinden yapılması talihsizlik. Daha büyük talihsizlik ise bu tartışmanın Kürtler ile Türk(iye) solu üzerinden kategorik ayrımlar üzerinden yürü(tül)mesi.
Kurgusal Olmayan Roman: Sınırın Yasaları
13 Nisan 2019 Cumartesi
Sınırın Yasaları, Javier Cercas’ın Türkçeye çevirisi 2015 yılında Süleyman Doğru tarafından yapılan romanı (Everest, 2015). Romanının birden fazla anlatıcısı var. İlki, ailesi ve yakın çevresi tarafından dışlanan on altı yaşında bir genç. Diğeri ise bir çetenin işlediği suçları araştırmış olan bir polis. Her iki anlatıcı da bize çete lideri Zarco’yu anlatıyor.
Bir Tiyatro Oyunu ya da Yaratıcı Direniş Hikâyesi
12 Nisan 2019 Cuma
Her şeyden önce belki de şunu sormak gerek; bir tiyatro oyuncusu neden hapishanenin görüş kabininde bir oyun sahneler? Mahpuslar ya da yakınları için düzenlenen bir etkinlikten, gönüllü olarak ortaya konulan bir sanatsal faaliyetten falan bahsetmiyoruz burada. Şu anda kendisi mahpus olan bir tiyatro oyuncusunun, zorunlu olarak bulunduğu bir mekânda sergilediği performans söz konusu.
Muktedir Muhalefet Karşısında Muhalif İktidar
11 Nisan 2019 Perşembe
Diğer yandan şunu da görmek lazım, devletin tek adam tarafından yönetilmesinin teorik ve pratik sorunlarından şikâyet eden bizler, belediye başkanının şahsına bu kadar anlam yükleyerek çelişkiye düşmüyor muyuz? Şehirlerin kurtuluşunu başkanların şahsına bağlayan bir toplum, o toplumdan çıkan birinin kendisine reislik kondurması için çok uygun bir ortam değil midir?
Hayvanlara Şiddet: Görünmez Olanı Görünür Kılmak
11 Nisan 2019 Perşembe
Bir örnek de malum, çıkmak bilmeyen hayvan hakları yasası. Yasanın başlığında “hayvan hakları” olacaktır muhtemelen. Ama düzenleme taslağına bakıldığında, görünür olan, “öznel şiddet”i suç kapsamına alacağı. “Nesnel şiddet”in, yani mezbahalarda bıçak altına giden, bakanlıkça “av” başlığı altında para karşılığı öldürtülen yaşam alanındaki yaban hayvanlarına yönelik ve benzeri şiddeti kapsamayacağını söyleyebiliriz.
Phaidros, Yazı, Unutma
8 Nisan 2019 Pazartesi
Platon’un Phaidros’ta yazıya ya da, denebilir ki, yazılı söze getirmiş olduğu eleştiri, enikonu olmasa da kısmen şu şekilde özetlenebilir: Yazı, unutturur. Yazının unutturma hali, tabii ki yazılı sözün alımlanışıyla doğrudan bağlantılıdır. Yazı, Platon’a göre, bir tür teknoloji olarak unutturma işlevine sahiptir. Platon’un söz konusu diyaloğunun son kısımlarında yer alan, yazıya dair eleştirel tespitler, kısa olduğu kadar özlüdür.
Sınır ve Köklerin Yavaşlığı
3 Nisan 2019 Çarşamba
Düşünce nihayet, bir kompozisyon sunumuna, izlenim aktarımına, sarsıntıya yaklaştı. Bu sonuç, zamanı tahammül edilebilir kılan etkinlikleri ortadan kaldıran dirençle ilgili biraz da. İhlal, nesneyi sabote ediyor. Ama tıpkı onun gibi ağırlaşıp kirleniyor. Yerli yerini bulan şey, duyumsal alanı kapsamakla yükümlü sayılmıyor. Sular çekildiğinde, korkunç bir manzarayla karşılaşabiliriz. Mutlak karanlığın, anlamsızlığın, hiçliğin manzarası… Ancak tüm bunlara müspet bir değer iliştiremeyiz. Çünkü hâlâ serbestleşmeyen etkilerin buyruğu altındayız.
Sürüklenme: Büyülü Tekinsizlik, Postmodernizm Eleştirisi ve Entelektüel Dönüşüm
30 Mart 2019 Cumartesi
Sürüklenme’nin ana kahramanı olan anlatıcımız, örgütü için yapmış olduğu başarısız bir görüşme sonrasında savrulmuş, bu tekinsiz ortamı bulutların üzerinde seyretmeye başlamıştır. Uçakta tanıştığı bir yabancı ile birlikte indikleri havalimanında tüm servisleri kaçırırlar. Olağandışı bir durumda olduğu hissedilen havalimanından ayrılmaları artık sabaha kalmıştır. Tanıdık bir ortamda, yani havalimanında, tanımadık biriyle bulunma anlatıcıyı bir başka tekinsizlik ortamına sürüklemiştir.
Özyaşar ve Kaygalak Edebiyatında İmge Olarak Kuyu (II)
30 Mart 2019 Cumartesi
Kuyu söz ile gözün anlatısına yerleşik bir yerde dinleyiciye veya izleyiciye uğranılan düşüşü işaret eder. Ayna Çarpması’nda öykünün gövdesini sırtlayan kuyu ile kuyulara bakmaktan gelmek üzerine; Aşk’ın Hüsn’e ulaşmaya çalışırken düştüğü kuyuya ayna tutmanın, bir bakıma kuyu ile hemhal olmuş bir phoenix’e varmaya amaçladığı da spekülatif bir soru olarak sorulabilir belki de.
Oto Tamircisi Kürt Osman’ın İkili Yaşamı: Di Navberé De
29 Mart 2019 Cuma
Çınar’ın bu minimal estetiği, Finlandiyalı yönetmen Aki Kaurismaki sinemasını andırıyor. Diğer filmleriyle (Kurte, Film, Veşarti, Genco) birlikte, ama özellikle Di Navberé De, Deleuze ve Guattari’nin Kafka’nın metinleri için kullandıkları minör edebiyat tarzına yaklaşıyor. Bu yönüyle Ali Kemal Çınar’ın sineması, hem Kürt sineması hem de Türkiye sineması içerisinde yeni ve özgün bir tarza işaret ediyor.
Belki, Mimari
27 Mart 2019 Çarşamba
Mimari, belki de içeriksiz bir biçim, hiçbir mantığın üzerinde hâkimiyet kuramadığı kaygan ama vazgeçilemez bir zemin, dolaşım ve boşluk üzerine düşünmenin eşsiz bir yöntemi olduğu için, Foucault’nun zihninde sesi derinlerden duyulan ama çıplak gözle görülemeyen çarklardan biridir. Tehlikeli oluşu da buradan gelir; çünkü mimari, gizlendiği derinliklerde düşünceye şekil verirken “stratejik nominalizm” ilkesini asla çiğnememiştir.
Utanmazlıktan Utanmak… Kolektif Utanç
25 Mart 2019 Pazartesi
Ulusların tarihleri katliamlar, baskılar, işkencelerle doludur. Mağdur olan grupların geçmişleri yok sayılır, baskılanır, hatta bazen tersine bir anlatıyla yeniden kurulur. Madunlar için, tarihten geriye nefret, korku, suçluluk ve intikam duygularından oluşan bir miras kalır çoğunlukla. Devletlerin resmî söylemleri yaşanılanların üzerini kapatmaya çalışsa da, geçmişte yaşanılanlar kuşaktan kuşağa yayılır ve güçlenerek aktarılır.
Laik Mahallenin Bir “Öteki”si Olarak Trabzon
22 Mart 2019 Cuma
Ülkemizde endüstriyel ilerlemenin sınırlı bölgelerde yoğunlaşması kentler arasında devasa nüfus farklılıklarını doğurmuş, uluslaşma sürecinin tabana etkili biçimde yayılamaması ise farklı bölgelerde birbirine benzer yurttaş kimliklerinin oluşturulması amacında başarısızlığa sebep olmuştur. Bu sebeple Türkiye’de farklı bölgelerde yaşayan insanlar yaşam tarzı ya da gelenekler bakımından da belirli derecelerde farklılaşmıştır.
Kürtlerde Nevroz (Yeni Gün)
21 Mart 2019 Perşembe
Denebilir ki, hemen her halkın inançları, tarihleri ve gelenekleriyle bağlı olarak bir “yeni günleri” vardır. Türklerin de bu bağlamda kendi nevrozlarından bahsetmeleri anormal bir şey değildir. Nevroz’u Türklere ait bir anlatı olarak görenler, bunu söyleyen, yazan çizenler vardır. Bu bağlamda “bahar bayramına”, “Ergenekon destanına” ve benzerlerine işaret edilmiştir, ediliyor.
Tasman Denizinin İki Yakasında Katliam Hesaplaşması
19 Mart 2019 Salı
Tasmanya Denizi’nin iki yakasında herkesin yanıtını aradığı soru aynı: Nasıl oldu da Avustralyalı Nazi Brenton Tarrant, elli kişiyi öldürmeden önce istihbarat veya polisin dikkatini çekmedi? Tarrant ’ın Yeni Zelanda’da Christchurch kentinde gerçekleştirdiği katliam, her iki ülkeyi de derinden sarstı. Olay, öncelikle Yeni Zelanda’yı şok etti ama Avustralyalıların da uykusu kaçtı.
Yeni Bir Evlilik: Duygusal Şiirin Şekillenmesi
18 Mart 2019 Pazartesi
Hayatında bir Metin Eloğlu şiiri okumamış, hangi şiirin Can Yücel’e, hangisinin Turgut Uyar’a ait olduğu konusunda bir tahmin dahi yürütemeyecek, şiirin yanına kahve görseli koyup bunu upload etmekten zevk duyan fetişist bir okur kitlesinden, yığınından söz ediyoruz. Bunları tespit etmek elbette güç değil. Burada şiir; değeri düşen, sıradanlaşan, diğer paylaşımlardan farkı olmayan bir şeye indirgeniyor.
Vardık! Varız! Var Olacağız!
14 Mart 2019 Perşembe
14 Mart, hekimlerin kendilerinin özel sorunları kadar memleket sorunlarını da dert ettikleri, memleketin sorunlarıyla hekimlik sorunlarının birbirinden ayrılmaz bir bütün olduklarını fark ettikleri bir tarihin de yıldönümüdür: 14 Mart 1919’da tıbbiyeli öğrenciler, tıp bayramını ilk kez kutlama vesilesiyle İstanbul’un işgaline karşı çıkmışlar ve attıkları bu adımla, memleket sorunlarına sahip çıkmanın hekimlerin temel görevi olduklarını vurgulamışlardır.
Türk Sağının Karakutusu: Mehmet Emin Alpkan
12 Mart 2019 Salı
Doktora tezimin yayımlanmasından sonra Mehmet Emin Alpkan’ın içinde bulunduğu ilişki ağını daha iyi anlamımızı sağlayan bir kitap çıktı: Oğlu Latif Ruhşat Alpkan’ın yazdığı Milli Dava Adamı Mehmet Emin Alpkan. Mehmet Emin Alpkan Konya Taşkent doğumlu. Babasız olarak büyüyor, zor koşullarda yaşıyor. Eğitimini henüz yedi yaşında yarım bırakıyor. Askere gidene kadar kunduracılık, madencilik, seyyar satıcılık yapıyor.
Ünsaldı’nın “Durum Sosyolojisi”ni Takip Etmek: Natüralist Bir Mikroloji İçin Eleştiri Taslağı
10 Mart 2019 Pazar
Geçtiğimiz haftalarda, Levent Ünsaldı’nın Burada Ne Oluyor? başlıklı kitabı yayınlandı. Kitap hem yoğun bir teorik teçhizata referans yaptığı hem de ele aldığı karmaşık sosyal konseptleri “biz” alanında sahaya sürdüğü için önemli bir ilgiyi hak ediyor. Bu ufak yazının hedeflediği de bu ilgiyi eleştirel bir dikkatle paylaşmaktan başka bir şey değil.
Azınlığın Çoğunluğa Galibiyeti?
8 Mart 2019 Cuma
Az… Çok… Galibiyet… Bu üç kelimenin yan yana gelmesiyle -insanın güç ile ilişkisinden dolayı- galibiyet genellikle çoğunluğun tarafında görülür. Çünkü yaygın kanı çoğunluğun gücü, gücün galibiyeti getireceği üzerinedir. “Azınlığın çoğunluğa galibiyeti” bu kanının aksini iddia ettiği için söz diziminin sonundaki soru işaretiyle(?) beraber aslında bizi bir dizi soru bekliyor; azınlık çoğunluğa nasıl galip gelir?
Kayırma Ekonomisi Üzerine: Eren Toprak’a Cevaben
6 Mart 2019 Çarşamba
Kendisine kitabın “bir ilk” ve “ciddi ve zahmetli” bir çalışma olduğu yönündeki düşünceleri için teşekkür ediyor, bununla birlikte (i) “kamu ihalesi denen inceleme nesnesinin ne anlama geldiğini muhataplarına anlatma”; (ii) “kayırma ilişkisinin zaman ve mekân boyutu”; (iii) “kamu ihalelerindeki pragmatik-klientelist ilişkilerin anlamı”; (iv) Kamu İhale Kanunu maddelerinden ikisinin yorumlanması ile ilgili eleştirilerini de madde madde cevaplamak istiyorum.
İnanıyorum, O Halde Varım...
4 Mart 2019 Pazartesi
Egemen bir paradigma, sorunlara çözüm getirmede yetersizliğe düşmedikçe, ilerleme hızlı ve etkin bir biçimde sürüyor. Ancak zaman içinde egemen paradigma alternatifsiz ve sorgulanamaz hale geliyor. Bütün gerçeklik bu paradigmanın sınırları içinde anlaşılmaya başlanıyor. Sorun çözme sırasında ortaya çıkan beklenmedik sonuçlar, tutarsızlık ve uyumsuzluklar, paradigmanın kendisinden kaynaklanan hatalardan çok, sorun çözme ve yöntem hatalarına atfediliyor.