Tahir Elçi’siz Üç Yıl: Cinayet Karartmaya Uğrarken
28 Kasım 2018 Çarşamba
Elçi cinayetinin çözülebilmesi bu cinayetin aydınlatılmasını isteyecek siyasal bir iradenin ortaya konulmasından ve Elçi’nin sözünü ettiği bağımsız kuruluşların inşa edilerek tüm faili meçhul cinayetler üzerinden bir yüzleşme yapılabilmesinden geçiyor. Tahir Elçi'nin yıllarca mücadele ettiği, faili meçhul cinayetlerde defalarca karşısına çıkan karartma yöntemlerinin Elçi cinayetinde de uygulanması trajedimizin bir parçası olabilir.
Necdet Yaşar: Kubbede Hoş Bir Seda ya da Serin Bir Yokseslilik
26 Kasım 2018 Pazartesi
Ağa Camii’nin önüne doğru ilerleyen Necdet Yaşar gördüğü manzara karşısında büyük bir şaşkınlık içindedir. Çünkü ipek, kadife vb. en nadide kumaşlar sokaklara, caddelere savrulmuştur. Kumaşların üzerinden yürüyerek geçen genç tanburi, zihninden hiç çıkaramaz bu manzarayı. Sonra birden ninesinin anlattıklarını hatırlar. Ninesinin Ermeni kuyumcu bir komşusu varmış.
Post-Hakikat ya da Neden Donald Trump’ın Günahı Nietzsche’nin Boynuna Diyemeyiz
23 Kasım 2018 Cuma
Fargo dizisi, sahip olduğu aurayı büyük ölçüde verdiği sahicilik hissine ve Amerika’nın kuzeyine hakim o klostrofobik hiçliğin ortasında gerçekleşen dehşet verici olayları parçalar halinde yeniden canlandırıyor olmasına borçlu. Aynı zamanda, üstü kapalı olarak seyirciden neredeyse dinî bir tutum takınıp “aramızdan ayrılmışlara hürmeten” saygı göstererek ölmüşleri yâd etmeleri bekleniyor.
Deleuze, Minör Edebiyat ve Üslup Sorunu
19 Kasım 2018 Pazartesi
Deleuze, üslup söz konusu olduğunda felsefecileri de edebiyatçılardan daha az yaratıcı görmez. Felsefe de, kendi adına, dile karşı bir duyarlı olma hali geliştirmek suretiyle düşüncenin ta kendisinde bir dönüşüm yaratma olanağına sahiptir. Bir minör edebiyat olduğu gibi, bir minör felsefe de vardır. Nitekim, her ikisi de bir minör-oluşun ürünüdür.
Siber Egemenlik
14 Kasım 2018 Çarşamba
Son yıllarda, yeni İpek Yolu inisiyatifi vesilesiyle Çinli şirketler, başta Afrika olmak üzere pek çok ülkede internet altyapısının kurulmasında önemli katkıda bulundu. Diğer yandan, Çin GPS’yle rekabet edeceğini ima ettiği BeiDou navigasyon sistemini de 2020 itibarıyla bu ülkelerde piyasaya sürecek. Hukuksal altyapı, bu fiziksel altyapıyı büyük ölçüde izlemiş gibi görünüyor.
Memlekete Dönmek
12 Kasım 2018 Pazartesi
Bir süredir doktora programım sebebiyle Kanada’da yaşıyorum. Türkiye’den bir arkadaşım, “Nerelerdesin? Döndün mü?” diye sordu. “Nereye döndüm mü?” dedim, “Türkiye’ye mi, Kanada’ya mı?” Verdiğim cevaptan sonra bir anlık sustum kaldım. Sahi insan ne zaman bir yere artık “gitmez” de “döner”? Gurbete “gidilir” de memleket hep “döndüğümüz” yer midir? İnsan gurbete “döner” mi?
Suçlu Yaratan Adalet Sistemi: The Night of
11 Kasım 2018 Pazar
“Katil kimdir?” veya “Bulunmuş mudur?” gibi sorulara cevap vermek, bu müstesna diziyi izlemek isteyenlerin hevesini kırabilir. Ama dizi, son bölümde de teşhirci Amerikan dramatik yapısına yenik düşmüyor. Bir de Çin tıbbının da işe yaramadığı ortaya çıkıyor. Adalet sistemi nasıl suç yaratıyorsa, sağlık sistemi de hastalık yaratıyor.
Benim "Çirkin Kral"ım
11 Kasım 2018 Pazar
1990’ların hemen başında Mülkiye’de öğrenciyken, bir mahkeme sayesinde miydi tam hatırlamıyorum ama Umut gösterime girdi. Umut’u anlamaya, yorumlamaya çalıştık. Sonrasında ortalık biraz rahatlayıp da Yılmaz Güney filmlerine ulaşmak mümkün olunca ve hakkında yeni bilgiler edinince Umut’un, sinemasal etkisi bir yana, Yılmaz Güney’in hayatını da iki döneme ayırdığını idrak ettik.
Erdoğan’ın İkinci Cumhuriyet'i ve Atatürk’ün Birinci Cumhuriyet'i: Kuvvetler Birliği, Suriye Politik
9 Kasım 2018 Cuma
Dahil olduğu kültür grubu ve onun önderine karşı anlayış ve hoşgörülü bakışın en büyük kaybedenleri, her iki dönemin mağdurlarıdır. Tayyip Erdoğan’a muhalefet eden ve karşı çıkanlar, aslında mağdur oldukları için karşı çıkıyorlar. Onların bugün mağdur durumda olmaları, Erdoğan’a itirazlarının ana nedeni… Belki de bu mağduriyet onları oldukça öfkeli de kılıyor.
Bosna ve Hersek Seçimleri Üzerine Kısa Notlar
8 Kasım 2018 Perşembe
Kısa ve orta vadede yerel olarak kantonlarda, uzun vadede ülkenin tamamında etnik farklılıkların ötesinde bir siyaset kurulması ve ülkenin temel ihtiyaçlarının göz önüne alındığı bir sisteme doğru evrilmesi, sosyalist bir deneyim yaşamış ve sonrasında şu andaki durumdan daha sert milliyetçi çıkışların hakim olduğu bir süreci savaşla deneyimlemiş bu topraklar için çok da zor olmasa gerek.
Kötülük Mektupları
8 Kasım 2018 Perşembe
Neşe kudretimi artırırken keder kudretimi azaltır; bu yüzden neşe iyi ve keder kötüdür. Spinoza neşeyi bir direniş ve yaşam kavramına dönüştürür: kudretimizin en yüksek derecesine erişebilmek için kederden kaçınalım ve neşeye yaklaşalım; teslimiyet, vicdan azabı, pişmanlık gibi rahiplerin, yargıçların ve psikanalistlerin sömürdüğü tüm bu kederli duygulara karşı tetikte olalım.
Orta Amerika Kuzey Üçgeni ve Göçmen Konvoyu
7 Kasım 2018 Çarşamba
Öncelikle, göç ve göçmen kavramlarının sorun, problem ya da kriz olarak değil, konu veya olgu olarak ele alınmasının neden önemli olduğu ile başlayalım. Göçmen konvoyu ile ilgili yazılanlara baktığımız zaman “göç ve göçmen sorunu” söylemi de çoğunlukla birlikte geliyor. Bunun başlıca nedeni ABD Başkanı Trump’ın bu konuda yaptığı açıklamalar.
Yüz(leşme)
5 Kasım 2018 Pazartesi
Değişen yüz, yüzün sahibini de değiştirir hiç kuşkusuz. Hapishane araştırmaları, düzeltici cerrahiden yararlanan mahkûmların, serbest kaldıktan sonra toplumla daha iyi ilişkiler kurduğuna ve bu olumluluk nedeniyle yeniden tutuklanma oranlarının düştüğüne işaret etmektedir. Ne de olsa bu dünyada “özgür” olsak da hepimiz Soljenitsin’in tariflediği “Yüzsuçu”nun damgasını taşırız bir hayat boyu suretimizde...
Yas Tutabilme: Ehliyet ve Ehemmiyeti
2 Kasım 2018 Cuma
Yaşanan/yaşatılan kayıpların acısını paylaşıp yasını tutma erişkinliğini kazanamamışların cumhuriyeti. “Devlet” karşısında “yurttaş” kimliğine sarılıp “temel yaşam hakkı” savunusunu “toplum” olmanın harcına katamayanların cumhuru. “Melankoli” ile “yas” arasında kalmamanın, melankoliye savrulmamanın; yasına ve yasının içinden yol alıp hayata tutunmanın; kahpe feleği (umutsuzlukla yüklü gelecek kaygısını, müstakbel/muhtemel yitimlerin şimdisini) yerinden etmenin elzem olduğu bir memleket.
Müslümcü'nün Vefası
1 Kasım 2018 Perşembe
Müslüm Gürses’in vefatının üzerinden beş yıldan fazla bir süre geçti ve epey zamandır konuşulan Müslüm filmi de nihayet gösterime girdi. Filmi izledim, erbabınca kaleme alınan eleştiri yazılarını da okudum. Ben sadece kısaca, Müslüm’ün bir seveni/hayranı olarak filmden ne anladığımı ve bana düşündürdükleri üzerine iki kelam etmek istedim.
Brezilya’da Aşırı Sağ Nasıl Kazandı?
31 Ekim 2018 Çarşamba
Özellikle 2013’ten itibaren küresel ekonomik krizin etkisiyle birlikte Latin Amerika’daki sol popülist hükümetlere karşı gelişen kitlesel protestoların hepsinde muhafazakâr orta sınıfların aynı korkuyu paylaştığını görüyoruz: “Venezuela gibi mi olacağız?!” Aslında son birkaç yıl öncesine kadar Latin Amerika’da sağ tabanı mobilize etmek için kullanılan esas tehdit, “Küba gibi olmak”tı.
Yeni'nin Politik Estetiği: Tasnif Öncesi Bir Taslak
30 Ekim 2018 Salı
Şüphesiz Yeni olana dair arayışımız bir yönüyle içinde bulunduğumuz şimdiden olan şikâyetimiz ve rahatsızlığımızla ilgili. İçinde bulunduğumuz şimdinin bir felaket hali olarak düşünülmesi bu şimdiden bizi kurtaracak bir Yeni peşinde koşmamızı beraberinde getiriyor. Ve fakat meselenin bir başka yönü, şimdinin yeniden üretimi ve onun bütün çelişkileri ile birlikte kutsanması ile ilişkili.
Özyaşar ve Kaygalak Edebiyatında İmge Olarak Kuyu
27 Ekim 2018 Cumartesi
Kar ya da tuzun bir arada ikame edildiği, karın ceza ve eza ile bir tutulduğu bir yoldan bahseder anlatıcı, anne ile hesaplaşma ve belki de yüzleşmedir beklenen, belki de uzadıkça insan denen mefhumdan uzaklaşan ve fakat yine o çemberin sınırlarına “yezidi çemberine” takılıp kalan hikâyedir asıl dert.
Rusya’da Dış Politika Popülizmi ve Muhafazakâr Direniş
25 Ekim 2018 Perşembe
Dış politika popülizminin “çok kutupluluk, özgün uygarlık” gibi tanımlamalar dışında altını dolduran öneriler ne yazık ki henüz yoktur. Örneğin Soğuk Savaş sonrası tek kutuplu dünyayı eleştirirken Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nin yeni üyelerin kabul edilmesi ya da eşit şekilde Hindistan, Almanya, Japonya ve Müslüman dünyasının temsil edilmesi yönünde girişiminde bulunmadı.
Vahhabilik ve İhvancılık
24 Ekim 2018 Çarşamba
Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi bir kez daha Suudi Arabistan ve Müslüman Kardeşler hareketi arasındaki ilişkileri gündeme getirdi. Yapılan analizler genellikle Suudi Arabistan’ın resmî Vahhabi-Selefi ideolojisi ile Müslüman Kardeşler ideolojisi, -adına İhvancılık diyelim-, arasındaki uyumsuzluğa vurgu yapıyor. Ancak bu uyumsuzluğun tam olarak ne üzerine olduğu pek tartışılmıyor.
İdeolojiden Arınmış Bir Marksizm Çabası
22 Ekim 2018 Pazartesi
Sorunsal, semptomatik okuma, yapısal nedensellik, ideolojik imgelem, üstbelirleme gibi kavramlara Althusser tarafından, Marx’ın metinlerini yeni bir teorik bakışla okumak üzere işlerlik kazandırılmıştır. Özellikle Marx İçin ve Kapital’i Okumak’ta ele alınan söz konusu kavramların, Marksizm’in ve tarihsel maddeciliğin yeniden okunarak bilimselliklerinin ortaya çıkarılmasında önemli işlevleri vardır.
Kayırma Ekonomisi Üzerine
18 Ekim 2018 Perşembe
Kamu ihalelerinde satın alan tarafla teklif veren taraf arasındaki ilişkinin dışsal olduğu, daha açık bir ifadeyle satın alma yetkisini kullanan kamu görevlisinin “başkasının parasıyla başkasına bir şey aldığı” ilgili yazında uzun zamandır dile getirilen bir tespittir. Belki de bu nedenle modern devlette ihale sözcüğüyle birlikte en çok kullanılan kavramlardan birisi yolsuzluktur.
İstanbul Barosu’nun “Muhalif” Avukatları
16 Ekim 2018 Salı
İstanbul Barosu seçimi hakkında bu platformda böyle bir yazıya gerek olup olmadığı düşünülebilir. Bir meslek örgütünün kendi arasında yaptığı seçim neden başkalarını ilgilendirsin ki? Ama yanıt basittir: Siyaset hukuktan, hukuk ve yargı da savunmadan bağımsız düşünülemez. Dolayısıyla bir baronun nasıl ve kim tarafından yönetildiği sadece avukatları değil, herkesi ilgilendirir.
Yerel Soykıranlar Tarihi
15 Ekim 2018 Pazartesi
Katliam, kıyım, mezalim, tehcir gibi kelimelere sığamayan, zihnin kavrayamayacağı büyüklük ve kötülükteki felaketler bazen simge isimler üzerinden basitleştirilerek tarif edilir: Yahudileri “Hitler”, toprak sahibi Rus köylüsünü “Stalin”, Kamboç entelektüelleri “Pol Pot”, Aztek ve İnkaları “Cortes-Pizarro ikilisi”, Ermenileri “Talat-Enver-Cemal üçlüsü” kesmiştir. Kişilerin yerini bazen geniş kitleler, uluslar, siyasi hareketler, gizli örgütler alır.