Aynı Gemide Olmak
12 Ekim 2018 Cuma
Son günlerde ülkedeki ekonomik bunalım sebebiyle en sık başvurulan metafor ise malumunuz “aynı gemide olmak”. Aynı ülkede yaşadığımız için bu zorlu süreçten hepimizin “aynı biçimde” etkilendiğini, birlikte hareket etmek zorunda olduğumuzu ima eden bu metafor, vatandaşlar olarak aramızdaki fikir ayrılıklarına bir süreliğine ara verip birbirimize (daha ziyade yönetenlere) destek olmamız gerektiğini öğütleyen bir parolaya dönüştü.
Kapitalizmin Kıskacında Tarım ve Ekoloji
11 Ekim 2018 Perşembe
Kapitalizmin birçok alanda yarattığı dönüşümün tarım üzerinde de etkili olduğu ve bu dönüşümün sosyoekonomik sorunlara yol açtığı sık sık yazılıyor. Ancak yaşamın kaynağının doğadan süregeldiğinden hareketle, tarımdaki dönüşümün aynı zamanda ekolojik sorunların oluşumunda da etkili olduğunun üzerinde durulması ve bu konunun sosyoekonomik problemlerden bağımsız bir ciddiyetle tartışılması gerekiyor.
Spinoza’nın 11. Tezi
8 Ekim 2018 Pazartesi
Korku iki tarafı keskin bir bıçaktır; avam için de, despotlar için de. Despotlar bu yüzden, kendilerine yönelebileceğinden korktuklarından, avamı yönetmek için korkuya gerekesinim duyarlar. Bir anlamda, despotların avam üzerinde yarattığı korkunun nedeni avamın yarattığı korkudur –özellikle hiçbir şeyden korkmadıklarında. Çünkü “avam korkmazsa korkutucu olur”.
Günah Keçisi: Uyuşturucu Suçları Kapsamında İdam Üzerine Bir Değerlendirme
5 Ekim 2018 Cuma
İran’da idam cezaları genellikle uyuşturucu, siyasi ve dinî suçlar, tecavüz suçu çerçevesinde gerçekleşir; infaz mekânı ise kendi içinde ikiye ayrılır. Birincisi genellikle her yerde olduğu gibi cezaevi içerisinde gerçekleşir. İkincisi ise “Ortaçağ’ı andıran” bir şekilde şehrin merkezî bir yerinde ve umum nezdinde vuku bulur. İkinci uygulama mekânının üzerinde kısaca durmak istiyorum zira kimi önemli sosyo-politik veçheleri olduğunu düşünüyorum.
Şimdinin Antropolojisi, Çağdaşlık ve Eleştiri
3 Ekim 2018 Çarşamba
Ötekinin zamanına ve mekânına gösterilen merak ve eleştirellik verili öznelliğin kendi zamanı ve mekânı söz konusu olduğu durumlarda gösterilmez veya bundan bilinçli veya bilinçsizce kaçınılır. Böyle bir soruşturma, en temelde işe koyulmuş öznenin kendini eleştirel sorgulamaya tabi tutacağı ve etrafında örülmüş olan kutsallık halesini dağıtacağı için pek de katlanılır görülmez.
Felaket Yaklaşırken İşçi Partisi Kongresi
1 Ekim 2018 Pazartesi
Hatırlamakta fayda var: İşçi Partisi, Avrupa’nın en yüksek üye sayısına sahip partisi. Bu üyelerin yüksek çoğunluğu da Corbyn’e destek olmak için partiye katılan genç bir kuşak. İki-üç yılın sonunda İşçi Partisi, Tony Blair’in temsil ettiğinden çok farklı bir yerde; daha solda tabii, fakat solda olmasını isteyen insanlar da çoğunlukta. Corbyn’in konuşması partinin bu yeni çehresini benimsedi.
Kubrick 90 Yaşında
28 Eylül 2018 Cuma
Kubrick filmlerinde diğer sanat türlerinden tevarüs edilen dili değil, sinemanın kendine has dilinin izini sürmüş ve 2001’le beraber sonraki her filminde de bu dilin “anlatım” kapılarını aralamıştır. Fakat buna rağmen onun filmleri aslında aynı sinema diline bağlıdır: “Çağdaşlarınız arasında kendinizi kiminle özdeşleştiriyorsunuz?” sorusuna, “Hiç kimseyle. Ben yalnızım,” diyen Kubrick’in sinema diline.
Yeni Ekonomi Programı ve Sağlık
26 Eylül 2018 Çarşamba
Hatırlanacağı üzere Albayrak’ın sunumunu yaptığı programın temel amacı “kısa vadede fiyat istikrarının ve finansal istikrarın yeniden tesis edilmesi, ekonomide dengelenmenin ve bütçe disiplininin sağlanması” olarak tanımlanmıştı. Anlaşılan o ki; birkaç ay önce istikrar için tek yol olduğu iddia edilen Cumhurbaşkanlığı (Başkanlık) Sistemi, geçen kısa sürede Türkiye’nin var olan sınırlı istikrarını da yerle yeksan etmişti.
Virilio ve Yavaşlamanın İmkânsızlığı
24 Eylül 2018 Pazartesi
Virilio’yu takip edersek, bütün devrimler, toplumsal dönüşümler, asker gibi yola çıkmış bireylerin ve kalabalıkların işi sayılmalıdır. Dromolojik düzende, bir kalabalığın veya yığının sahip olduğu hareket etme imkânları ya da kinetiği, etkili bir işgal gücü olur. Belirli bir inanca, amaca uygun şekilde hareket etmeleri, onları bir sınıf, inanç topluluğu gibi gösterir.
Eve Dönen Adamlar: Yerlici Mitolojinin Eleştirisi (I)
21 Eylül 2018 Cuma
Muhafazakâr yerlici ev konforununun bedelinin bilgiye ihanet olduğunu, o evdeki aile çıkarlarının küflü kokusunun rahatsız edici bir biçimde yayıldığını, bu evi problem haline getirmenin ahlâkın olduğu gibi politikanın da parçası telakki edilmesi gerektiğini iyice idrak ettiğimiz bir zaman diliminde yaşamıyor muyuz hem? “Kahramanın sonsuz yolculuğu” devam eder. Eve dönen aslında tam olarak dönmemiştir.
Minye, Piramitler, Üçüncü Havalimanı
19 Eylül 2018 Çarşamba
Maişetini üç metre urgan ile kazanan Hamal Abdullah, bizim kardeşimizdir, Minye'de ve Üçüncü Havalimanı’nda ölenler de. Fakat şu var, firavunlar öldü, ölürler de. Ölümsüz olan ise firavunluk; şimdi Minye'den Türkiye'ye değil, Üçüncü Havalimanı’ndan Minye'ye doğru bakarsak, firavun kimin istiaresi, kime yakışır bu çerçevede? Cevap basit: Musa'nın sineği kimin burnunun deliklerine konduysa...
İran’da Asılan İnsanlık
19 Eylül 2018 Çarşamba
İdamlara karşı Türkiye’de ne sağdan ne soldan bir ses çıkmaktadır. Cılız da olsa kimi Kürt partilerinin ve HDP’nin iyi niyetli ısrarları vardır ama bunlar basın açıklaması formunu bir türlü aşmıyor. Örneğin İran’ın en büyük dostu Türkiye’dir ve Türk devletinin yetkili/etkili siyasi mercilerinden idam konusunda Meclis düzeyinde bir çalışma yapılmıyor, gündeme dahi gelmiyor.
Hindistan’da Bir Suç: Anti-Faşizm
17 Eylül 2018 Pazartesi
Narenda Modi’nin milliyetçi hükümetini zayıflatmaya çalışan bir “anti-faşist cephe”nin parçası ol-makla suçlanıyorlar. Anti-faşist olmak artık bir suç… Polis bu entelektüelleri “fazla kitap okumak” ve “öğrencileri yoldan çıkarmak”la suçluyor; aynı zamanda, Dalitleri ayaklandırmaya çalışmakla -1818’de Dalitlerin merkez Hindistan’ın Bramhan krallığına karşı kazandıkları bir zaferi andıkları için.
Acil Servis, Yaşam ve Saha: Fragmanlar
14 Eylül 2018 Cuma
Hekimliği medar-ı maişet ile özdeşleştirme dürtüsüne yenilmeme çabası mı, yoksa çalışmanın ya da ücretli emeğin içkin bir toplumsal-politik fazilet olduğu önkabulüne, çalışmayı doğal ve kaçınılmaz bir faaliyet olarak kabul etme temayülüne ayak diremek mi... Hasta ve hasta yakını mı, kadın-erkek cinsinin o hiç sınanmamış stereotipik toplumsal tavır örüntüleri mi, sağlık personeli arasındaki yer yer voltajı dalganan işteşlik mi, yoksa, sağlıkçı olmayan personelle sağlık personeli arasındaki gelgitler mi... Gelen ve geldikçe selâm alıp vermek zorunda kaldığın kolluk güçleri mi, adî suçlar veya kabahatler mi, darp-cebirler, istismarlar mı, "sarı zarf"lar ve asliye cezalar mı, sonu gelmek bilmeyen iş kazaları ve yüksekten düşmeler mi, inşaat işkolu ve inleyen bel omurları mı... Gebeler, ihtiyarlar, çoklu travma kurbanları, kanserle yaşayanlar, alkol şişesine düşenler, çocuklar yahut bebekler mi...
Türkiye’de Sağın Kültür Sanat ve Düşünce Üretimine Genel Bir Bakış
11 Eylül 2018 Salı
İslam coğrafyasında sözünü ettiğimiz tarihi kırılma, akıl yolunu yöntem olarak benimseyen İbn-i Rüşt ekolunun, nakli olanı temel alan, dogma bağlamında bir yönelime sahip Gazali’nin düşünsel galibiyeti ile gerçekleşmiştir. Aradan geçen yedi yüz yıllık zaman mesafesini kapatmak mümkün değildir. Sağ muhafazakâr cenahın Cumhuriyet modernitesi ile sonu gelmez çatışmalarında dile getirdiği “kopuş” söylemi asıl yedi yüz yıl öncesinde yaşanmıştır. Bu kopukluk, sağ düşüncenin düşünce ve kültür sanat alanındaki üretimi konusunda önemli bir açmazdır. Şunu da belirtmeli ki, andığımız döneme ve öncesi Türk tarihi ve kültürüne, İslam tarihi ve kültürüne sol cenahın yaklaşımı yetersizdir.
Utku Özmakas’la "Biyopolitika: İktidar ve Direniş" Kitabı Üzerine Söyleşi: “Biyopolitika bakımından
8 Eylül 2018 Cumartesi
Louis Althusser’in çok sevdiğim ve kitapta da değindiğim bir sözü var: “Bir kavram sokağa atılan bir köpek gibi bırakılamaz!” “Biyopolitika” da bunun dört başı mamur bir örneği. Kavramın erken dönemdeki kullanımları, Nasyonal Sosyalizmin korkunç biyolojik fantezilerine meşruiyet arama çabasının tezahürlerini somutlaştırıyordu. Irksal hijyen ve toplumsal Darwincilik vasıtasıyla ari ırka varılmasının “nesnel” ve “bilimsel” bir izahı olarak kullanılıyordu.
Nurettin Topçu’nun Küçük Ağa’sı
7 Eylül 2018 Cuma
Nurettin Topçu, Küçük Ağa’da hayranlık uyandıran tabiat tasvirlerine ise ayrı bir bahis ayırır. Topçu’nun romanın dağ, yayla, vadi, göl ve ova eksenli rengârenk bölümlerini pek beğendiği hemen fark edilir. Küçük Ağa üzerine çok düşünmüştür; orası kesin. Sanki Topçu’nun romanla ilgili belli ölçülerde eleştirinin teknik kısımlarına yönelmesinin dışında bütün alakası alıntıladığı pasajlarda karşımıza çıkan sonsuzluk ufkudur.
“Bahçeli Köy Evleri”: Etnografik Bir Deneme
5 Eylül 2018 Çarşamba
Acaba köyümüzün emektar imamı, sermaye sınıfının silinen vergi borçlarını biliyor mu, diye düşünüyorum. Sonra aklımda şimşekler çakıyor: Eğer bu imam da olmasa bizim köy halkının devletin mevcudiyetini bileceği/hatırlayacağı yok, çünkü köyümüzde başka bir devlet memuru yok. Malum, sıradan bir köylü, devletin varlığını üç yetkili üzerinden hatırlar: jandarma, öğretmen ve imam.
Uğur Nazlıcan’ın Bir Dükkânı Beklemek'inde Yabancılaşma ve İnsana Duyulan Güvensizlik
3 Eylül 2018 Pazartesi
İnsanlar son iki yüz yıldır kentli bir karmaşanın içine nesnelerin yabancılaştıran etkisi nedeniyle hapsolmuş durumda ve bundan kurtuluşu da yok gibi. Nesneyi insandan daha kıymetli bir şeye dönüştüren bu yabancılaşma, insan için kurtuluşu olmayan bir hapishaneye dönüşmüş durumunda. Şerif Ali’nin aynada kendisi dışında gördükleri, insanın nesnelerin dünyasında nasıl kaybolduğunu anlatıyor sanki.
Destan Gönüller’den Sona Ermek’e
31 Ağustos 2018 Cuma
Yusufları anlamak, en azından yalnız olmadıklarını göstermek, onlardan vazgeçmemek. Sapanla vurulan kuşlar için gözyaşı dökerken bez bebeklerle arkadaş olmak. Hepsi yalnız. Yalnızlık da bir bütün. Tek ilacı, tek çaresi sevgi. Selim İleri’nin başından beri savunduğu da bu. Ne sadece Yusuf ne sadece Mine. Sevgi ve şefkat ürperişi.
Bir "Tıp Felsefesi" İçin Derkenar (V): Foucault, Klinik ve Medikalizasyon
27 Ağustos 2018 Pazartesi
Birtakım ilişkisellikleri gündelik hayatta bize ve başkalarına dair yaşanmışlıklardan edindiğimiz adaptif ve kümülatif sezgilerle pekâlâ kurabiliriz. Ne ki, iki veya daha fazla olgu ve mevcudiyet arasındaki (bağıntı/korelasyon ve nedensellik/kozalite ile örülü) ilişkisellikleri ayırt etmek ve bunu başkalarını ikna edebilecek bir sistematik dahilinde kotarmak, hummalı ve sebatkâr bir çalışmayı gerektirir.
Doğru Şekilde Gömülmek
25 Ağustos 2018 Cumartesi
Ölenin gömüleceği doğru toprak da bir eylembilim içerisinde tanımına kavuşur. Ölenin yurdu, biraz da nerede, kimler için varlık gösterdiğine göre tarif edilir. Sophokles'in bir başka kadın trajik kişisi Antigone, kardeşinin öldürülmesi kadar, onun ölü bedeninin toprak üzerinde terk edilmesinden acı duyar. Elektra ve Antigone, uzun ve kararlı yaslarıyla, Cumartesi Anneleri’nden farksız davranırlar.
Tamamen Bizim Olan Bir Hayat Yaratmaya Çalışırken
22 Ağustos 2018 Çarşamba
Bu yeşil dalga, Buenos Aires Senatosu’nun önünde başlamadı, bitmedi… Süregelen feminist mücadele, nesilden nesle devralınarak tarih sahneleri boyunca uzanan bir zincir oluşturdu. Bunun en güzel örneği 89 yaşındaki aktivist Nelly Minyersky’di. Genç yaşlarda aldığı meşaleyi hiç bırakmayan ve gençlere devreden Nelly, zincirin en sağlam halkalarından biriydi.
Bir Türkiye Alegorisi: Şahsiyet Dizisi Üzerine
19 Ağustos 2018 Pazar
Gündelik siyaset konuşmalarının klişelerinden biri dizide kurucu bir siyasi ilke olarak baskın yapıyor: Balık hafızalı bir toplumuz. Agâh Bey, seri cinayetleri odasındaki tahtaya yazarak planlıyor ama bazen sırayı şaşırıveriyor: Kimi öldürecektim? Unutma gibi bir hastalığı vardır ama bu hastalık onun değildir. Bütün bir Kambura söyleminindir o.