Yaban, Yabani, Yabancı
17 Mayıs 2020 Pazar
Yaban kavramını olumlayıp, karşıtı her ne ise iki kavram arasında çelişki yaratıp taraf tutan değilim. Yaban, binyıllar zaman yayından bakınca haksızlığa uğramış, kendini savunamamış ve itilmiş olarak her akıllı romantiğin kalbinde bir yer tutar. Fakat şahsen “ya o–ya bu” ikilemine sıkışmaktansa, “hem o-hem bu” seçeneğine şans vermek isterim.
Korona Üzerine Bir Monolog
16 Mayıs 2020 Cumartesi
Kriz süresince bizden binlerce yılda oluşturduğumuz ritüellerden, kültürden vazgeçmemiz istendi. Önce bizden tokalaşmamamızı istediler. Budistler ya da Aleviler gibi selamlaşmayı uygulamakta pek zorlanmadık. Önce müsamere çocukları gibi biraz garip, biraz yabancı geldik kendimize. Ama çabuk alıştık bu duruma. Bu uyguladığımız selamlaşma biçiminin içimizde henüz bir karşılığı yok. Aslında hızlıca yeni bir kültür oluşuyor, hem de yüzlerce yıl gerekmeden.
Korona Günleri (III): Kazanımlar
15 Mayıs 2020 Cuma
Nasıl ki Ortaçağ’da yaşanan veba salgını anlamayı, aydınlanmayı ve yanıtların doğada olduğunun kabul edilmesini var ederek, yeni bir tıp paradigmasını şekillendirdiyse; nasıl ki Osmanlı’nın başkenti İstanbul’da yaşanan kolera salgını karantina müessesini oluşturarak modern halk sağlığının temelini attıysa; COVID-19 da epidemi ve pandemilerin neoliberal tıp çerçevesine sığmadığını göstermeli ve “yatak yanı” tıptan “hastane tıbbı”na evrilmiş paradigmayı toplumla buluşturabilmeyi ve onu kâr hırsından soyabilmeyi başarmalıdır.
Covid-19: Normale Dönmeyeceğiz, Çünkü Problem “Normal Olan”
14 Mayıs 2020 Perşembe
Salgın. Asıl ürkütücü olan, koronavirüsü, tarihi, toplmsal, ekonomik veya kültürel bağlamı yokmuşçasına yalın bir olaymış gibi düşünmektir. Bugün yaşadığımız şeye bizi götüren dün yaptığımızdır ve döneceğimiz bir normal yok. Karşı karşıya olduğumuz sorun sadece kapitalizmin kendisi değil, ama aynı zamanda kendi içimizdeki kapitalizm.
Diyanet’in Virüs Gündemi
13 Mayıs 2020 Çarşamba
Diyanet virüsün nedenini ve etkisini eşcinsel ilişkilere bağlıyorsa bunu verilerle ortaya koymalı, başka bir deyişle bu hususu kanıtlamalıdır. Bir din adamı eşcinsel ilişkiyi din adına onaylamayabilir ve bunun Tanrı'ya, dine ve onun hakikatine aykırı olduğunu savunabilir. Ama eşcinsel ilişkiyi somut bir olayın somut gerekçesi olarak ileri sürüyorsa, bir neden ve sonuç ilişkisi kurmak zorundadır.
Çocuklar, Taşlar, Silahlar
13 Mayıs 2020 Çarşamba
Çocuklar halklardan azade değil. Çocuklar ulus-devletlerin gazabından azade değil. Çocuklar sınıflardan azade değil. Çocuklar, yetişkin-çocuk ilişkisinde “ezilenleri” temsil etmekten azade değiller. Çocuklar ezen-ezilen ilişkisinde etnisite, mezhep, dil ve sınıf bakımından ezilen konumda var olmaktan azade değiller. Çocuklar toplumsal reflekslerden, kolektif duygulardan-duygusal aktarımdan azade yaşamıyor ve yetişmiyorlar.
Hangi Kadının Beyanı?
12 Mayıs 2020 Salı
Cinsel saldırı kavramı pek çok bileşenden oluşur ve buna ilişkin algı, her bir bileşeni algılama şeklimizin üzerine oturur. Rıza nedir diye uzun uzun düşünmeden, saldırı hakkında konuşamayız. Cinsel bütünlük hakkında bir karara varamamışsak, yaralama suçunda cinsel amaç hakkındaki tüm fikirlerimiz havada kalır. Eğer tecavüzü güçlünün zayıf üzerindeki cinsel tahakkümü olarak nitelendiriyorsak, failin o gücü nereden bulduğunu, zayıfın neden halen zayıf olduğunu sorgulamamız gerekir.
İstanbul’u Hakikaten Nasıl Fethedebiliriz?
11 Mayıs 2020 Pazartesi
İstanbul’un kültür ve kimlik yaratıcı bir merkez ve lider şehir olarak ne ifade ettiğinin her şeyden önce İstanbullunun iyi bilmesi gerekir ve bu şehrin tarihinin nerede, nasıl başladığı, ne mertebelerden geçtiği, ne badireler atlattığı konusunda yeni bir şuura ihtiyacı vardır.
İnkâr ve İmhanın Gölgesinde Sinema
10 Mayıs 2020 Pazar
Devletsiz Bir Ulusun Sineması’nda, Türkiye’de Kürt sinemasının temellerini atan Yılmaz Güney’e geniş bir bölüm ayrılıyor. Filmlerine ve bu filmlerin çekildiği atmosfere mercek tutuluyor; hem biçim hem de içerik yönünden değerlendiriliyor. Güney’in Kürt sinemasının ilk örnekleri dışında, Türkiye sinemasında verdiği nadide örneklere değinilerek taşıdığı ideolojik ve estetik kaygılar göz önüne seriliyor.
Kaybın Türküsü
10 Mayıs 2020 Pazar
Egemenlerin "medenileştirme" hikâyeleri genelde bu kurgu üzerinden ilerler. Hikâye, ötekinin vahşiliği, barbarlığı, çirkinliği, bedenen sıradışı, fikren sapkın olduğu anlatısıyla başlar, aile mefhumundan, adalet duygusundan, acımadan ve ahlâktan yoksunluğu üzerine abartılı sözlerle devam eder. Öteki, korkunç, hain ve sinsidir aynı zamanda. İnsan bile denemez onun için. Bu yüzden öldürülmesi değil ancak yok edilmesi mümkündür.
Felaket Toplumuna Doğru
9 Mayıs 2020 Cumartesi
Geleneksel toplumda insanlar sadece risklerden etkilenen konumundayken, içinde bulunduğumuz risk toplumunda ise insanlar riskleri hem üreten hem de etkilenen konumundadır. Riskler, onları yaratan veya onlardan kâr elde eden sermayedarı da etkiler. Yani zenginler ve iktidar sahipleri bundan kaçamıyor. Her ne kadar zengin sınıf risklerden korunmak için adalar satın almış olsa bile: Kirli havayı tüm sınıflar solumak zorundadır.
“Spinoza Tayfası”: Spinoza’yı Yanlış mı Tanıdık Yoksa?
8 Mayıs 2020 Cuma
Spinoza, son yıllarda ülkemizde de oldukça ilgi çeken bir filozof ve yukarıda işaret edilen yanlış bilgiler düşünür ile ilgili birçok çalışmada yer alıyor. Bu eserin bu yönüyle de birçok araştırmacının, felsefecinin ilgisini çekebileceğini, düşünüre dair yeni bir bakışa imkân verebileceğini düşünebiliriz.
Korona Günleri (II): Dünden Bugüne
8 Mayıs 2020 Cuma
Her şeye rağmen mutlu oldum meslektaşımın ulaşmasına. Çünkü bilmekteyim ki ancak filyasyonla, isim isim, mahalle mahalle, köy köy ulaşabilirsek hastalara kontrol altına alınır bu salgın. Çünkü bilmekteyim ki, salgınlar hastanelerde tedavi edilerek önlenemez. Onlar sahada yetkin birinci basamak sağlık hizmeti ile kontrol altına alınır. Çünkü bilmekteyim ki, ikinci ve üçüncü basamak hastanelerdeki tedavi edici hizmetler çok para kazandırsa da, bir ülkenin sağlıklı olmasını belirleyen, birinci basamak hizmetleridir.
Salgın Döneminin Eylem Repertuvarına Dair Yanılsamalar
7 Mayıs 2020 Perşembe
İnsanlık tarihi sadece devletler ve savaşlar üzerinden yazılmadı, aynı zamanda insanların bireysel olarak ya da kolektifler inşa ederek başına gelenleri, toplumsal sorunları, krizleri aşma hikâyeleriyle, yaratıcı ve uyarlamacı eylem biçimleriyle yazıldı ve yazılmaya devam ediyor. Eylemciler, yaratırken ve uyarlarken de kendinden öncekilerin birikimlerinden besleniyor ve dünyayı her defasında yeniden keşfetmiyor.
Korona Günlerinde Dayanışma, İktidar ve Direniş
7 Mayıs 2020 Perşembe
Direnişçilerin gerek ekonomi ve matematik gerekse etik açısından kusursuz biçimde hesaplamış oldukları “iyi ve adil hayat” tasarımlarının en büyük düşmanları, tam da bu hayat şeklinin tersini uygulayan, ürettiği mallar, ticaret pratiği, söylemi ve toplumsal konumuyla da bu direnişin karşısında duran kesimler. Yani iktidarı ellerinde tutanlar. Dolayısıyla onlara yönelik öfke, direnişin temel ögelerinden biri. Sosyal medyada yapılan protesto paylaşımları, infialin en yaygın dile geliş şekli…
Mithat Sancar’ın TBMM 100. Yıl Oturumu’ndaki Konuşması Üzerine Bazı Notlar
6 Mayıs 2020 Çarşamba
Sancar’ın konuşması iki açıdan alkışı hak ediyor. İlki, Atatürk’ü, TBMM’yi övdüğü vb. için değil, sadece ve sadece bir siyasetçi dilinden çok akademik bir dil, üslup taşıdığı için; açık, sarih ve belagate kaçmadan, derdini sosyal bilimlerin diliyle açıklamayı tercih ettiği için; ikincisi de meclis iradesi ve halk egemenliği kavramlarının altını çizdiği için.
Covid-19: Modern Devletin Dirilişi mi Yoksa Krizi mi?
6 Mayıs 2020 Çarşamba
Piyasa konuşuyorsa eğer ve liberal sistemde piyasa bir “doğrulama sahasıysa”, mevcut kriz aynı zamanda bir devlet krizidir. Bu bağlamda konuşmak gerekirse virüsün yol açtığı pandeminin ortaya koyduğu ikinci sorun devletin lehine değil, aleyhinedir. Foucault’nun “devlet fobisi” adını verdiği tutum, devletin yaşadığı krizi görülmesini engelliyor gibime geliyor.
Solunum Cihazları, Maskeler ve Eski Normal
5 Mayıs 2020 Salı
Binlerce kilometre uzaktan fırlattığı bir füze ile hedefi birkaç metre hata payı ile vurabilecek silahları üretecek teknolojiye ve bu silahlardan yüzlercesini (binlercesini?) depolama kapasitesine sahip ülkeler nasıl oldu da en basitinden bir maskeyi üretip yurttaşlarına dağıtmayı beceremedi? Maske gibi basit bir ürünün üretiminde karşılaşılan sorunlar, kapitalizmin son kırk yılda yaşadığı ve kimilerinin neoliberalizm dediği cinnet halinin kaçınılmaz sonucu.
Eşitliğin İhlali Olarak Tedbir
5 Mayıs 2020 Salı
Tüm yurttaşlara uygulanan ya da uygulanabilecek olan sokağa çıkma yasağı bir tedbir olabilecekken, eşitlik ilkesinin ihlaliyle bazı yurttaşların özgürlüklerinin kısıtlanmayıp bazı yurttaşların kısıtlanması tedbir olarak tanımlanamayacağı gibi, devletin yurttaşlar arasında açıkça ayrımcılık yaptığı ve eşitlik ilkesiyle bağlı olmadığını alenen ilan ettiği anlamına gelir.
Komplo Teorisinin “Başka Bir Dünya” Arzusu ve Edebî Komplolar
4 Mayıs 2020 Pazartesi
Komplo teorileri incelenirken arzunun rolü sıklıkla gözden kaçırılıyor. Dünyayı anlamlandırmada insanlara öyle ya da böyle yardımcı olan komplo teorileri, bu dünyanın hikâyeleridir ve dünyayı nasıl hikâyelendirdiğimiz, neyi nasıl arzuladığımıza dair bize önemli ipuçları verir. Bu ipuçları yer yer kendi içlerinde de çelişebilir; burada arzunun temel çelişkilerimize cevap verirken onları farklı anlatılarla içselleştiren bir yapısı olduğunu unutmamız gerekiyor.
Korona Salgını ve Yarınsızlık: Bir Kaygı Toplumu Olarak Türkiye
4 Mayıs 2020 Pazartesi
Elbet tüm insanlığı etkisi altına alan günümüzdeki gibi salgınların bazen ne yaparsak yapalım kader olduğunu düşünebiliriz; fakat doğayla kurduğumuz hangi yanlış ilişkilerin bizi buraya getirdiğini haklı olarak vurgulayan pek çok yazara katılmıyor olmamız veya geleceğimize hükmedenlerin iktidarlarını bir zorunluluk gibi sunmaları şu gerçeği değiştirmez: coğrafya kader değildir. İnsanlar coğrafyayı siyaset ile kader haline getirirler ve kendilerine onun içerisinde hayatlarına hükmeden bir yönetim dokurlar.
Doğumunun 110. Yıldönümünde Behice Boran
3 Mayıs 2020 Pazar
Boran, 1939’da başlayan akademik serüveni boyunca, 1947’de kürsüsünden fiilen koparılana kadar köy ve şehirleşme alanında çeşitli araştırmalar yapmıştır. Boran’ın yukarıda adı geçen dergilerde ve saha araştırmalarında, sosyolojinin alt başlığı olarak incelediği bir konu da köy ve şehirleşme meselesidir. Boran’ın bu alana olan ilginin nedeninin kapitalistleşme, şehirleşme, modernleşme gibi kavramları iç içe geçmiş süreçler olarak algılamasıdır ve onun sosyalist kimliğinden bağımsız değildir.
Ken Loach, Gig Ekonomisi ve Yeni bir Etiko-Politik İmkânın Üzerine Notlar (III)
3 Mayıs 2020 Pazar
Filmin bir sahnesinde yaşlı kadın, Thatcher hükümetine karşı kendisinin de bir protestocu olarak katıldığı 1984-1985 İngiltere madenci grevine ait bir fotoğrafı Abby’ye gösterir. Aynı sahnenin sonunda da Abby’nin çalışma çizelgesine baktıktan sonra “Peki sekiz saatlik mesaiye ne oldu?” diye sorar. Kadının bu söyledikleri bir yandan neoliberalizmde -sınıf mücadelesiyle kazanılmış- sekiz saatlik iş günü gibi hakların geçersizleştiği çalışma koşullarına gönderme yaparken aslında fotoğrafa dair de bir hikâye anlatmaktadır.
Dijital Girdapta Küresel Emek
2 Mayıs 2020 Cumartesi
Çalışmanın satır aralarında kendisine yer bulabilen (ara tabaka) orta sınıfın dijital girdaptaki konumu da dökümler arasında. Sibernetik teknoloji ve sınıf ilişkisinde “işgücü” sürecine de kısaca değinen yazar; küresel köylülüğün sonu, yeni göçler, kayıtdışı eziyet, neo-endüstriyel proletaryalar, emeklerin katlanması, “çalışmanın kadınlaşması” ve eğitim fabrikasının yükselişi gibi seçilmiş yedi ana proleter akıma dikkat çekiyor.