Canlı ile Cansızın Sınırında: Korona ve Post-hümanizm
30 Haziran 2020 Salı
Koronavirüsün ortaya çıkışı ve sonrasında yaşanan küresel salgın durumu, insanlık için radikal, dönüştürücü bir deneyim haline geldi. Hem toplumsal hem de bireysel değişime son derece açık bir süreçten geçmekteyiz. Sosyoekonomik düzenin temellerinden sorgulanmaya başlaması belki de bir paradigma değişiminin habercisidir. İnsanlık tarihi açısından bakıldığında bu olağandışı durum bizi başka bir olağandışı pozisyonu, insanın var olanlar arasındaki ayrıcalıklı konumunu sorgulamaya itiyor.
Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan Figürleri Üzerine Notlar
29 Haziran 2020 Pazartesi
Babacan cool, gezgin, liberal birey olarak sırtında çantayla dünyanın her köşesine gidebileceğini söylerken Davutoğlu tarihin yüklerini taşıdığını ima eder, ekonomik bir bakıştan ziyade etik-politik tarihsel sorumlulukların temsilcisidir. Babacan eşi ve çocuklarıyla film izlerken gördüğü bir yeri birkaç gün içerisinde ailesiyle ziyaret edip gezerken, Davutoğlu için içinde siyasetin olmadığı bir “gezmek” fiili bile kullanılmaz.
Dostoyevski’de Kaçırdığımızın Yakalanması: Bir Bahtin Büyüteci
28 Haziran 2020 Pazar
Bahtin için Dostoyevski polifonik romanın en önemli ismidir. Bu karakterler çağlayanı çok-sesliliğin önünü açarak okuyucuya umulmadık tatlar sunar. Dostoyevski’nin inşa ettiği roman yapısı tamamen otantiktir ve birçok varyant içeren bu örgü homofonik Batılı romandan farklıdır. Diğer bir deyişle, tekliğe karşı çokluk.
“Sıkıntı, Döneme Damgasını Vuruyor”
28 Haziran 2020 Pazar
Kitaptaki yazılar sıkıntının ne olduğundan ziyade, sıkıntının içinde bulunulan duruma, tarihsel, sınıfsal, kültürel ve toplumsal cinsiyete bağlı olarak şekillenen bir deneyim olarak nasıl kurulduğuna bakıyor. Sıkıntının hissedildiği, temsil edildiği, dile geldiği anları analiz etmek, bu coğrafyaya dair bize neler söyleyebilir? Bu çerçeve deneyimlerin, duygulanımların hiçbir zaman sadece “bizim” olmadığı, hep bir ilişkisellik içinde kurulduğu fikrinden besleniyor elbette.
Öteki Kadın Tazminatının Karşısında Öteki Erkek Cinayeti
27 Haziran 2020 Cumartesi
Haksız tahrik, çok kabaca, faile yönelmiş bir haksızlığın etkisi olarak özetlenebilir. Kavramı incelemediğimiz sürece bu şekilde algılamamız pek hatalı olmaz. Suçu bu etki altında işleyen kişinin cezası indirilir. Tersten bakan bir ifadeyle, haksız bir tahrikin fail üzerinde haklı bir rahatsızlık yarattığını, indirimin de rahatsızlıktaki haklılığa dayandığını düşünmek gayet olasıdır.
Mavi ve Pembenin Haricinde Eğitim
27 Haziran 2020 Cumartesi
LGBTİ bireyler, her ne kadar yazılı kurallarla korunsalar bile, toplumsal yaşamda birçok ayrımcılıkla karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu alanlardan biri ise eğitim ortamıdır. İnsan yaşamında, çocukluk ve genç yetişkinlik dönemine denk gelen eğitim ve okul hayatında LGBTİ bireylerin yaşadığı ayrımcılıklar, bu kişilerin okullarını bırakmalarına bile sebep olabiliyor.
Heykeller Yıkılırken: Kamusal Hafıza Peyzajını Dönüştürmek
26 Haziran 2020 Cuma
Geçmişe bugünün gözleriyle bakılmaması gerektiğini, sanki yepyeni bir buluşmuş gibi, dillerine dolayanlar da var. Herkesçe bilinen ve aklı başında kimsenin reddetmeyeceği bu argümanı, ABD’deki yaygın ırk ayrımcılığını ve yerleşik hafıza rejimini eleştiren muhalif sesleri küçümsemek veya karikatürleştirmek için kullanmak niye?
"Adalet Yoksa, Barış da Yok"
26 Haziran 2020 Cuma
Şehrin farklı yerlerinde çeşitli inisiyatiflerin düzenlediği protestoların başını “Take 'Em Down Nola” çekiyor. Irk adaletsizliğine karşı, siyahların geleceklerini sürdürebilmeleri için çalışan, yöntem üreten aktivistlerden oluşan bir inisiyatif. Amaçları “beyaz üstünlükçüleri” temsil eden ırkçı anıt ve sembolleri ortadan kaldırmak ve sokak, cadde, meydan, okul isimlerini değiştirmek ve siyahların/(Kızılderili) yerlilerin üzerlerindeki baskıyı hatırlatan kötü, aşağılayıcı hafızayı New Orleans manzarasından temizlemek.
Karantina Belleği: Ev İçi Emeğe Radikal Feminist Bakış
25 Haziran 2020 Perşembe
Kadının kapitalist sistem içinde biri toplumsal diğeri özel olmak üzere iki tür emek sarfiyatı bulunur. Kadının iş yaşantısına girmesiyle toplumsal emek sarfiyatında bulunması belirli koşullarca bükülmüştür. Kendisine sağlanan kurumsal veya dayanışma kökenli çocuk bakımı desteği ve ev işinin aile fertlerince bölüşülmesi veya ücretli emek işçisine kısmen/tamamen devredilmesi ekonomik anlamda “toplumsal emekçi” sınıfına girmesini mümkün kılar.
Yeni Deneyimlerin Mahali Olarak Salgın Günlerinde Ev
25 Haziran 2020 Perşembe
Tanıma sığmayan ve hayatın hemen her noktasına değen bir nesneyle ilişkilenmelerimizi tek hamlede kavrayıp açımlamak zor. Hele de evin, konuttan başlayıp ülke, yurt, coğrafya, toprak, hatta ulus-devlete “genişleyebileceği” ve böyle bir genişlemenin “dağılma ve yersizliğe” varabileceği göz önüne alındığında.
“Santurun Göğüs Tahtası, İnsanın Sinesi Gibidir. Benim İçin de Aşk Sinemde Hissettiğim Bir Santur Tınısıdır”
24 Haziran 2020 Çarşamba
Kur’an, dünyanın sonunun İsrafil’in “Sur” adlı üflemeli çalgıyı çalarak geleceğini söyler. Hindistan’daki Tanrıların hepsi bir çalgı ile söyleyeceklerini insanlara duyurmuştur. Düşünsenize savaşa bile davullarla gidilmiş. Müzik dünyada yaratılmış her şeyde bir ses var etmiştir. İnsan vücudu da doğal bir müzik sistemi ile yaşar. Kalbimiz düzenli atar. Atmazsa ritim bozukluğu olur. Aldığımız nefes bir tınıdır. İnsan vücudunda en az değişen şey sestir.
Hariçten Gazel (III): Üsküdar’dan Bu Yan (I)
23 Haziran 2020 Salı
Uzun süre farklı coğrafyalarda seyahat edince ister istemez karşılaştırma şansınız oluyor. Özellikle üniterlik üzerine düşününce, bence Türkiye’nin en üniter yapısı, tavuk döner ve kahve noktaları. Türkiye’nin her yerinde, aynı biçimde, aynı lezzette, aynı görseller ve aynı içeceklerle pazarlanan şeyler… Öte yandan, tavuk döner/dürüm ve kahve kafeciliği (ve tabi seri köz getir nargileciliği) Türkiye’nin her yerinde lokal lezzetleri ve boş zamanı kolonize etmiş durumda.
Guatemala’da Yıkılası Bir Heykel
22 Haziran 2020 Pazartesi
Bugün, George Floyd’un öldürülmesinin ardından dünya genelinde yankı uyandıran protestolar, geç kalmış bir hesaplaşma sürecini tetiklemiş görünüyor. Bu süreçten Las Casas heykellerinin de nasibini alabilmesi için daha katedilmesi gereken çok yol var. Sömürgecilere ve ırkçılara göstermiş olduğumuz müsamahanın yerini utanç ve öfke almadıkça geçmişle yüzleşmek ve başka bir gelecek kurmak mümkün olmayacaktır.
‘’Dayanışma Ezilenlerin Nezaketidir’’
19 Haziran 2020 Cuma
Birisi ile dayanışmak ve onunla duygudaşlık kurabilmek için, karşımızdaki canlının illaki güçsüz, zayıf, çaresiz olması gerekmiyor. Aslen güçsüz ve zayıf olmayan, çareleri mevcut olan fakat bu çarelere ulaşmak için belki de atılması gereken adımları, gidilecek yolları kestiremeyenler ve üzerlerinde baskı hissedenler ile kurduğumuz duygudaşlık, onların hayatlarına dahil olmamızı kabul etme nezaketi gösterdikleri ölçüde dayanışma halini alır.
Salgın Döneminde Neden Vedat Milor İzleriz?
18 Haziran 2020 Perşembe
Vedat Milor’un pozisyonunu bir analojiyle anlatmaya çalışırsak, Milor uzmansız, altyapısız ve teçhizatsız bir hastaneye muhtelif sağlık sorunlarıyla gidip kendini muhatapsız bulan hastanın -sembolik otorite tarafından teskin edilemeyen bireyin- karşısına çıkan ve üstündeki önlüğün uyandırdığı uzman izleniminden dolayı şikâyetlerin yönlendirildiği bir eczacıdır.
Çember
18 Haziran 2020 Perşembe
Sterilizasyonun bunca kutsandığı, sadece Covid sonrasında da değil, öncesinde de, bedenler üzerinden üretilen korku söylemleriyle yine bedenlerin zapturapt altına alındığı, resmî ideolojilerce tehlikesinden, pisliğinden, tekinsizliğinden dem vurulan sokağın kapatıldığı, aile ve akraba bağlarının üzerimize kapandığı, diziler ve yarışma programları da dahil her türlü popüler kültür öğesi ile ailenin, evin kutsandığı, özetle yabancıyla temasın yaratıkla temas gibi resmedildiği bir dönemden geçiyorduk zaten.
Çikolata Kaplanmış “Tele-Ekran” WeChat ve Dev Gözetim Yapbozundaki Yeri
17 Haziran 2020 Çarşamba
Çin’de yaşayıp WeChat’i kullanmamış biri için bu uygulamayı anlatmak zor. Onu Whatsapp, Facebook, Instagram benzeri bir sosyal medya uygulaması gibi düşünmek karanlıkta filin sadece bir uzvunu tutup fikir yürütmeye benzer. WeChat bundan çok daha fazlasıdır, bir süper uygulama, dijital bir ekosistemdir.
“Ne Kadar Zorlarsanız Zorlayın, Muhalefet Diye Bir Şey Kabul Etmiyorum!”
16 Haziran 2020 Salı
Otoriterlik her zaman bir yönetim krizidir aslında, bu bir mazeret değildir ama bir yönetememe halidir. Yani baş edemediğiniz sürece baskılar artar. Yani doğrudan zorlamaya gidersiniz. Rahat yöneten iktidarlar, çok zorlamaya gitmek ihtiyacı duymazlar. Tabii devlet dediğiniz şey, belli baskıların bileşkesidir ama onun dışında fazladan, hep böyle daha fazla baskı, daha fazla susturma çabaları, bir yönetme problemidir.
“AK Partisi’nin Bundan Başka Bir Şey Olması Mümkün müydü?”
15 Haziran 2020 Pazartesi
Bir otoriter siyaset bu noktaya, geldiğimiz noktaya bir tek aktör nedeniyle zaten gelemez, ben ona inanmıyorum. “Bu sağ gelenek otoriter, bunların zaten akıllarının bir ucunda İslâmcılık var, o da zaten otoriter bir ideolojidir” falan… Evet ama bu çok sığ bir düşünce olur. Yani sadece “bunlar iktidara geldi, o yüzden bu hale geldik” değil. Birçok etkileşimle bu noktaya geldik. O ittifaklar da bu etkileşimler içerisinde kuruldu.
Konuşmadaki Tıkanmalar
14 Haziran 2020 Pazar
Bana kalırsa asıl hikâye iki karakter de İrlanda’nın Sligo kasabasından Trinity College için Dublin’e taşındıklarında başlıyor. Ve ilişkiyi etkileyen sosyoekonomik etkenler Dublin’de kendini açık etmeye başlıyor. Connell’ın işçi sınıfından gelmesinin, Dublin’de yaşayabilmesi için o tek odayı elinde tutmak zorunda olmasının ve dolayısıyla para kazanmaktan başka çaresinin olmayışının, özelde Trinity College çevresinde ve genel olarak bu büyük şehirde yaşadığı yabancılık hissiyle çok ama çok alakası var.
Savunmayı Savunmak: Baroların Seçim Hukukunu Savunmak
13 Haziran 2020 Cumartesi
Kazananın her şeyi aldığı sıfır toplamlı bir oyun haline getirilmeye çalışılan seçim mevzuatı, siyasal iktidara yaşam alanı açmak için siyasal partileri iki kere baraja takılmaya zorlayıp tüm merkeziyetçiliği uhdesinde toplarken; demokratik kitle örgütü niteliğindeki barolar ve meslek odalarındaki seçim sistemini de tam aksi yönde böl-parçala-yönet bir seçim stratejisiyle değiştirmeye çalışmaktadır.
Barolar ve Diğer Meslek Örgütlerinden Ne İstiyorlar?
13 Haziran 2020 Cumartesi
Hukuki güvenliğin kalmadığı, yargının bağımsızlığını yitirdiği süreçte kendilerine en fazla görev düşen baroların (tamamı demeyi çok isterdik!) muhalif tutumu da rahatsızlığı arttırdı. Kollanan fırsat “dinî değere saldırı” iddiası ile geldi. Artık yasa değişikliği ile müdahale vakti! Totaliter düzenin kurumsallaştırılmasında hukuk alanında yapılan müdahaleler önem taşıdıkça, hukuk alanında muhalefeti ören, birleştiren barolar, iktidarın planladığı sürecin devamını daha fazla zorlaştıran yapılar oldular.
Hastalık ve Tedavi Konseptlerimiz
12 Haziran 2020 Cuma
Şimdi canımızın derdine düştük, çevremizi korumanın derdindeyiz; böylesine kabul edilebilir gerekçelerimiz varken helalleşme ve vedalaşma birincil meselemiz değil ama bu süreçten sonra, bir şarkıda denildiği gibi “ayrılık sonradan kor yavaş yavaş”. Şayet onlarla bir bağ kurabilmişsek, ritüelsiz ve sessiz sedasız hastanelere ve mezarlıklara götürülenlerle ilgili bir derdimiz olmalı. Biz yaslarımızı ve kederlerimizi tehir ediyoruz biraz da; çünkü can derdindeyiz...
"Bu Kimin Heykeli?"
12 Haziran 2020 Cuma
Eğer yıkılan, parçalanan, boynuna ip geçirilip sokaklarda sürüklenen, gözü oyulan, kafası ezilen lider heykellerinden bir sergi açsanız dünya siyaset tarihinin resmîgeçit törenini izler gibi, dünya siyaset tarihinin nereye doğru yol aldığını görebilirsiniz… Her ülkede, bir rejimin yarattığı bir liderin başka bir ülke için ne anlama geldiğini de görebilirsiniz.