İlhan Başgöz İçin: Toprağınıza Hoş Geldiniz Hocam!
23 Ocak 2021 Cumartesi
Bu kaosun ortasında, devlet dersinden kalan çocuklardandır İlhan Başgöz. Boratav’ın öğrencisi, asistanı olması hasebiyle DTCF’den gönderilir, yukarıda anlattığım gibi Köprülü ağırlığını koymasa belki doktora derecesi bile tehlikeye girecektir. O yıllarda, yani 1940’larda Türkiye’de doktoralı insan parmakla sayılırken, üstelik bu doktora Boratav gibi alanın bir deviyle genç Türkiye’nin bir kurumunda yapılmışken, Tokat Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olarak sürülür İlhan Hoca.
Ekonomi ve Planlama
22 Ocak 2021 Cuma
Özellikle son otuz-kırk yıldır başatlık kazanan “kısa vadecilik” (short-termism) illetinden kurtulmak üzere; makul ve ikna edici, orta ve uzun vadeyi kuşatan yeni bir siyasal-iktisadi “hikâye” yazmamız şart. Bu yeni “hikâye”nin giriş, gelişme ve sonuç bölümlerini akademik jargondan günlük siyaset diline tercüme ederek topluma anlatmak, siyasal muhalefete düşen tarihî bir görev olarak beliriyor.
Neoliberalizm: Bir  “Suçlu Sensin” Patolojisi
21 Ocak 2021 Perşembe
Ekonomi yürüsün çarklar dönsün diye tam kapanma sorumluluğunu almayı, insanların hastalanmasını/ölmesini ulusal çıkarları da düşünmek lazım diyerek, birey sorumluluğuna indirgeyen devletler, kendi vatandaşlarının düştüğü durumdan kolayca sıyrıldı. Her şeyin ekonomik ölçütlerce değerlendirildiği neoliberal rekabet ortamında, ekonomikleşmeyi sekteye uğratacaklar rahatlıkla gözden çıkarılmasında bir sakınca görülmeyenler olarak feda edildi.
Boğaziçi Üniversitesi ve Elitizm
20 Ocak 2021 Çarşamba
Yapıları gereği, ufak bir gurubu “içeri”ye alırken, büyük çoğunluğu dışarıda bırakan kurumlardır bunlar. O bakımdan, görüntüleri her zaman sevimli bulunmayabilir. Fakat nihayetinde, nefesi çıkışan, yani bilimsel ve meslekî birikimi en üst düzeyde yeterli görülen her faniye kapıları prensipte açıktır bu kurumların. Yüksekçe bir fildişi kule olarak, BÜ’nün de durumu bu örneklerden pek farklı sayılmaz.
Babadan Oğula Bir Arayış: Yağmurun Sesindeki Musikiyi Duymak
19 Ocak 2021 Salı
Telemakhos’u yollara düşüren o kesinliğe duyulan ihtiyacı, babadan oğula miras kalacak olan o gevheri burada aramak gerekir. Özeleştirisini verircesine o güne kadar yaptığı tek şeyin başkalarını filme çekmek olduğunu itiraf eden gazeteci Alexandre ile kendi yurdunda siyasal mülteci olarak arınmaya çalışan kayıp siyasetçinin hemhal olmaya yaklaştıkları o sahneyi gözümüzün önüne getirelim.
Artan Baskılar ve Kaçınılmaz Dönüşümler: Gençlerin Yaşayış Biçimleri Bizi Neden İlgilendiriyor?
18 Ocak 2021 Pazartesi
Artık yetişkinliğe geçiş, eğitimin tamamlanmasının ardından emek piyasasına giriş, ebeveyn evinden ayrılma ve evlilik ile ilk romantik birlikteliğin gerçekleşmesi, ardından da çocuk sahibi olunması ile tamamlandığı varsayılan doğrusal, tekil bir patika olmaktan çıkmış durumda. Araştırmalarla, bu farklı biçimler üzerine düşünce üretmenin ve durumu resmetmenin yanı sıra, bu çeşitliliğin işaret ettiği talepler ve ihtiyaçlar da ortaya konmaya çalışılıyor.
Logos Sevgisi
17 Ocak 2021 Pazar
Misologia eleştirel tavrı, argümanı, diyaloğu imkânsız kılar. Kendi tekilliğimizi olumladığımızı düşünürken kendi varsayımlarımızı bir dogma şeklinde sahiplenip eleştirel yaklaşamamaya, zıtlığa zıtlık şeklinde bir tavra bürünmeye bizi zorlar. Bu durum, yönetilmeye karşı çıktığımızı sanırken logos ve diyalog olmaksızın alanı duygulara bıraktığımız için ve kendi düşüncemizin ötesine geçmenin de söz konusu olmaması sebebiyle kendi söylemimiz, kendi pohpohçularımızla birlikte klikleşme riskini de beraberinde getirir.
"Tiyatrosuz Kalan Tiyatrocular Tiyatro Yapma Koşulları Üzerine Düşünmeye Başladı"
16 Ocak 2021 Cumartesi
Siz oyunu seyrederken aynı anda, yani ekranın başında siz oyun seyretme emeği gösterirken biz de sahnede bir oyunu oynama emeğinin içindeyiz. Ve tabii ki bu canlılığın getireceği duyguyu da önemseyerek ve karşılıklılık halinin hâlâ bir biçimde sürmesini tasarlayarak aynı zaman diliminde olduğumuzu, bir arkadaşımız demişti bunu, karşılıklı beyan ederek aslında biz de oradayız.
Amerikan Demokrasisi Yeniden Siyah bir Sayfa Açabilir mi?
15 Ocak 2021 Cuma
Sosyal bilimlerin eldeki paradigma ve parametrelerle henüz tam anlayıp açıklayamadığı bir faillik kategorisiyle karşı karşıyayız. Bu kategoriye en alttakiler muamelesi yapmakta ısrar etmek ne olgunun saptanmasını mümkün kılıyor ne deneyimin; çünkü, değer-sınıf kavşağı aynı zamanda toplumsal merdivende yukarı basamağa çıkma durağı. İşte seçilmiş otoriter rejim/lider bu kavşakta zuhur ediyor.
Yalama Olan "Söylem" Terimi
14 Ocak 2021 Perşembe
Kelimeyi dilinden düşürmeyenlere sorsak, bu terimin anlamını açıklayamayacakları besbellidir. Kurdukları cümlelere bakılırsa, "söylem", söylenen şey, söz, demeç, beyanat, iddia, kurulan cümleler anlamına geliyor. Şunlara benzer cümleler bunlar: "Politikacıların son günlerde basında yer alan söylemleri", "(futbolda) kulüp başkanlarının söylemleri", "böyle söylemler tepki uyandırıyor", "herkesin söylemlerinde dikkatli olması lazım".
Kahkaha Atarken Diş Göstermek
14 Ocak 2021 Perşembe
Bir şeye gülmekle birlikte ciddiyet, belirsizlik ve soğukluk zedelenmiş olur. Bu mantığa göre gülmenin, direnişlerimize ön ayak olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira herhangi bir otoritenin sahip olması gereken başat özelliklerden biridir ciddiyet. Otorite ciddiyetini kaybederse, gülen kişiyle karşı karşıya gelir; yani temas edilebilir seviyeye çekilmiş olur.
İtaat Etmemenin Sıradışılığı
13 Ocak 2021 Çarşamba
Gros, düşünme alışkanlıklarımızdaki pürüzsüz sandığımız yüzeylerdeki yivlere dikkat çeker. Evet, canavarlar çökmüş ve insan inşa edilmiştir. İnsan itaat ederek var olmuştur. Peki itaat etmek, sadakat, aidiyet duymak eleştirel düşünen ve ona göre yaşayan insanlar için düşülmemesi gereken tuzaklar mıdır? Kime, neden ve en önemlisi de nasıl itaat edeceğini sorgulamak da insanın insan olma hikâyesinin bir parçası değil midir?
2021 Türkiye’sinde Gençlik Aktivizminin İmkânları ve Bir Eylemin Anatomisi
12 Ocak 2021 Salı
Nihayetinde AK Parti iktidarı toplumsal birçok yaranın müsebbibi; bu yaralardan biri de gençliğin yaşam enerjisini ve geleceğe dair pozitif iyimserliğini yıkması… “İktidar sizi nerenizden yaralıyorsa orası kimliğiniz olur” denklemin verdiği sonuçlardan biri de bu olsa gerek. Bunca yasağın, baskının, hukuksuzluğun, düşmanlaştırmanın ve kutuplaşmanın ortasında toplumsal muhalefet, otoriteryenizmin kitlelere veremediği bir neşenin ve umudun da temsilcisi olmak durumunda.
Demokrasinin Amerikalı Garabetleri ve Maskeli Kahramanlar
11 Ocak 2021 Pazartesi
Amerika’da yaşanan siyaset krizi, temsiller ve semboller ile bunların akışkanlığının varacakları istikametleri ve gerçek toplumsal ilişkilerle bunlar arasındaki mecburi temsili ilişkileri tekrar ele almayı zorunlu kılar görünüyor. Belki de demokrasinin popülerliği için popülizmin çıplaklığına karşı maskelerimizi ihmal etmememiz gerekir.
“Mümkün mü Yüz Binlerin Aynı Anda Unutması Her Şeyi?”
10 Ocak 2021 Pazar
Şimdiden geriye bakıp farklı hangi yolların denenebileceğine dair bir reçetem yok maalesef; ama söz konusu sapmalarla, alternatif yolları, istikametleri bizatihi yine dönemin devrimcileri işaret etmiş oluyorlar bana kalırsa. Her şeye rağmen, bu yollar, alternatif istikametler daha ısrarlı biçimde takip edilip işlenebilirdi belki; ama bunu demesi kadar kolay değildi tabii hayata geçirmek. Ama şunu vurgulayarak kendi adıma bu bahsi kapatmak isterim: Türkiye solu, zannedildiği kadar silaha meftun değildi bana kalırsa.
Bir İdeoloji Olarak Kanaat
10 Ocak 2021 Pazar
Türkiye siyasi tarihinde, günümüzü de kapsayacak şekilde, partilerin ideolojik konumlanışlarının, sağ/sol ayrımı yapmaya müsait olmadığını, partilerin kanaat ideolojisi temelinde kendi hegemonyalarını “hakikatler” üzerinden “inşa etmeye” çalışarak popülist söylemlerle var olma “savaşı” verdiklerini, demokrasinin de Baker'in vurguladığı üzere, bu kanaatlerin karşı karşıya gelmelerinden ibaret olduğunu düşünüyorum.
Umutsuzluk Fabrikalarına Karşı İktidarı İlişkisel Düşünmenin İmkânları
9 Ocak 2021 Cumartesi
“Burası Türkiye” ile başlayıp sarı öküzlerle devam eden tüm ifadelerin, niyetlerinden sair olarak, iktidarın doğasını kavrayamadığı ya da görmezden geldiği, bir tür umutsuzluk fabrikası gibi, direniş alanlarını zayıflattığı ve bu yolla da iktidar ilişkisinin tahakküm ilişkisine dönüşmesine katkı sunduğu kanaatindeyim: özgürlük ve direniş alanlarını yok saymak, mücadeleleri anlamsızlaştırmaya ya da değersizleştirmeye çalışmak, bizatihi şikâyetçi olunan rejimin inşasına yol açıyor.
Sivil Toplumu Tehdit ve Tenkil Yasası
8 Ocak 2021 Cuma
Bu düzenleme ile, hak ve özgürlükler alanında çalışan sivil toplum kuruluşları ve derneklere, özellikle yurtdışı fon ve projeler ile çalışma yürütenlere, artık doğrudan İçişleri Bakanlığı’nın gözetiminde oldukları, bakanlığın geniş kolları arasında yasal olarak hep açık, fiilî olarak ölü kuruluşlar şeklinde yaşamlarını sürdürebilecekleri ihtar edilmiş oldu.
"Sermaye Kesimlerinin Dalga Geçilecek Derecede Zayıfladıklarını Gördük"
7 Ocak 2021 Perşembe
AKP neoliberalizmle kavga ederek iktidara gelmedi. Bilakis düzenleyici neoliberal politikalar takip edeceğini, IMF programından sapmayacağını, ama daha iyi yürüteceğini ve yolsuzlukları engelleyeceğini söyleyerek iktidara geldi. O yönüyle popülist öğeleri vardı ama aslında bayağı merkez sağa kaymış bir noktadaydı Kasım 2002 seçiminde. Bunu bizim doğru okumamız gerekir.
"Genç İklimciler Rahatsız"
7 Ocak 2021 Perşembe
Hayır, FFF veya XR “partileşmiyor”, hareketler kendi partilerüstü konumlarını muhafaza konusunda son derece titiz. Ama buralarda iklim aktivizmi yapanlar, ikinci bir şapka edinip o âna dek siyaset dışı kalmış bilim insanlarını yanlarına alarak, her nerde var iseler, siyasi örgütlenmeye girişti. Yerleşik partilerin “hiçbirisini” iklim krizi hedefleri açısından yeterli bulmuyor, baskı yapmayı zorunlu görüyorlar.
“Neoliberal Kelimesi Tedavülden Kalksa, Bir Gecede Cahil Kalacak Akademisyenler Var”
6 Ocak 2021 Çarşamba
Çin komünist bir rejime sahipti. Mao döneminde özellikle, çok koyu, güçlü, hayli otoriter bir komünist bir yönetim vardı. Sonra Komünist Parti iktidardan ayrılmasa bile rejimi iktisadi anlamda ülkeyi yavaş yavaş açtı. Şimdi 70’ler sonunda, 80’lerde biz Çin’e hâlâ komünist diyorduk, fakat o iktisadi açılma o kadar devam etti ki bir noktadan sonra biz artık Çin’e, Çin Komünist Partisi iktidarda olmasına rağmen, komünist demiyoruz değil mi?
2020 Yılı Emek Güncesi: Kolektif Hafızaya Başvurmak
5 Ocak 2021 Salı
Covid-19 salgınında tercihini güvencesizliği genişletmek ve kurumsallaştırmak üzerine yapan siyasal iktidar, salgının bütün ağırlığını işçilerin üzerine yıktı. İşçiler hasta olmak ya da aç kalmak arasında bir tercih yapmak zorunda kaldılar. Saldırılara karşı sustular, işlerine dört elle sarıldılar, hak kayıplarını “buna da şükür” diyerek karşıladılar.
Eril Tahakküm ve Şiddete Bakmak
4 Ocak 2021 Pazartesi
Fo ve Rame’in isimsiz öznesi, tecavüze uğramış ve şiddete yönelik herhangi bir hizmet almak, kamu farkındalığı ve duyarlılığı oluşmuş yetkilerle karşılaşmak bir yana yeni bir şiddet biçimine maruz kalmıştır. Böylece fiziksel şiddet ve moral şiddet kaynaşmış ve eril iktidar yeni bir formda kadın üzerindeki baskısını sürdürmüştür.
Weimar Almanya’sından Nazizm’e Bir Hesaplaşma: Bernhard Schlink ve Okuyucu
3 Ocak 2021 Pazar
Schlink, Hanna Schmitz karakterinde aslında tipik Alman kaderini sorgular. Siemens’te bir işçi olarak göreve başlayan Hanna’yı toplama kamplarına iten sebebin arkasındaki nedenleri ve konumunun sonuçlarını didaktik açıdan irdeler. Michael’in duyguları ile hareket ederek adaletin önüne geçişi, bu manada soykırım karşısında bir sonraki Alman neslinin içine düştüğü çelişki ve kararsızlığı/inkârı sembolize eder.