Makbul Akademisyen Olmayı Reddetmek Üzerine
26 Şubat 2021 Cuma
Özgürlük ve hak mücadelesi veren bir akademisyenin gerçek yok oluşu üretmeyi, yazmayı ve aslen düşünmeyi bırakmasıyla gerçekleşebileceğinden ihraç edilse de, yurtdışına sürülse de, işsiz bırakılsa da, sivil ölüme terk edilse de, sürgün olsa da kararlılıkları ve direnişleriyle bulundukları yerlerde hâlâ yazmaya, üretmeye, paylaşmaya, hatta yoktan var etmeye devam ediyorlar.
Yeni Anayasa Tartışmaları: Araçsallaşma, Önlem ve Çoğunlukçuluk
25 Şubat 2021 Perşembe
Erdoğan, tıpkı 2017’deki değişikliği bir “yönetim reformu” olarak andığı gibi, şimdi de “herkesin katkı sunduğu bir anayasa” vaadi ile mevcut rejimdeki bozuklukları bir çoğulculuk illüzyonunun ardına gizlemeye çalışıyor. Bunun için, bir yandan henüz ikame edilememiş “normlarda” gömülü olan referandum ve parlamento gibi süjeleri bu illüzyonun kaynakları olarak ortaya atarken, diğer yandan da iktidar blokunun alelade bir refleks haline getirdiği “önlem” mekanizmalarını ve ürettiği hegemonik söylemleri devreye sokuyor.
Uzaya Çıkmanın Alametifarikası
24 Şubat 2021 Çarşamba
Yuri Gagarin’in kahraman ilan edildiği Sovyet Rusya’sında da siyasi koşullar iç karartıcıydı. Sovyet Başbakanı Kruşçev’in sözde siyasi baskıları ve sansürü azalttığı -daha barışçıl politikalar izlendiği Kruşçev çözülmesi adını da alan- bu dönemde entelektüeller ve inanç üzerinde kurulan hakimiyet, siyasi muhaliflerin idamı, gıda krizi gibi mevzular vardı. Halkın kafası epey karışıktı ve tahmin edilebilir ki, kendi iç meselelerinde, refaha ulaştıracak bir çıkış yolu aramakla meşguldüler.
Siyasi Parti Programı Olarak Anayasa Kemirmek
23 Şubat 2021 Salı
Belki de mesele, sahiden bu anayasal gündemin muhatabı dahi olmayı reddetmek, AKP’nin anayasa tasavvuru ile gerçekte anayasanın ne olduğu arasındaki o geniş açıyı göstermek, anayasayı bir stratejik belgeden ibaret görmeye karşı politik bir hamle ile onu kaynağına geri yerleştirmek, eski düzene dönüş anlamında değil belki ama anayasanın, iktidarın suiistimal edilmemesi için onun sınırlanması gerektiği fikriyle meşrulaştığını hatırlayarak…
Anadil ve Anadil Hakkı
22 Şubat 2021 Pazartesi
Kendi diline karşı gittikçe daha fazla hoyratlaşan ve yabancılaşan bir toplumun hem bir yabancı dile hem de kendi coğrafyasında yaygın olarak konuşulan farklı anadillere karşı tavrı da hoyratlaşıyor. Kendi anadilimize uzaklaştıkça, anadilde eğitim tartışmalarına da uzaklaşıyoruz belki de. Velhasıl, anadilde eğitim tartışmasının bir Kürtçe tartışması değil, her şeyden önce bir Türkçe tartışması olduğunu da unutmamamız gerekiyor.
Âşıklar Bayramı: Baba Dediğin Tamamlanmamış Bir Kelimedir
21 Şubat 2021 Pazar
Baba figürünün oğul ile ilişkisinin anlatı motifi olarak yerleştirildiği Âşıklar Bayramı romanında, yazarın yer yer romantik, bazen de realist ifade projelerine uygun olarak anlatısını gerçekleştirdiğini gözlemleyebiliyoruz. Varol’un metinsel dokuyu oluştururken iç odaklanmada pürüz-pürüzsüzlük, süreklilik ve kesinti, hız ve yavaşlama, parçalılık ve bütünsellik arasındaki dengeyi ustalıkla kullandığını ve kurguladığını, buna ilişkin ifade edişte son derece lirik, şiirsel, açık ve sağlam bir anlatı düzeyi yakaladığını söyleyebiliriz.
Elli Beş Yıl Sonra “Cahiers pour l’Analyse” (I): Marx! Mao! Bachelard?
19 Şubat 2021 Cuma
İlginç bir şekilde ne zaman yapısalcılık üzerine ana akım bir historiyografik çalışma yapılsa, hikâyenin üzerine vurgu yapılan parçası hep Claude-Lévi Strauss ve onun göstergebilimle akıbeti olmuştur. Bu noktaya hiç değinmemenin yanlış olacağı kesin. Ama bu ne kadar yanlışsa, içinde yapısalcılığın en verimli, hatta en safi biçiminin icra edildiği ve tam da yukarıda saydığımız isimlerin başlattığı geleneği kendi bağlamında bir adım öteye taşıyan Cahiers pour l’Analyse ve onun hikâyesinden de bahsetmemek bir o kadar yanlış olacaktır.
Feminist Odalar (XI): Feminist Edebiyatta Kadınların Akıl Sağlığı - Küçük Bir Çığlık “HA-HA”
18 Şubat 2021 Perşembe
Zincir şakırtıları, vahşi çığlıklar ya da histerik inlemelerle anlatılan kadınların kapatılma hikâyelerinin dönüşümü açısından, “canavar/deli kadın” imgesinin “akıllı kadın” imgesiyle yer değiştirdiği önemli örneklerden biri, Jennifer Dawson’ın HA-HA adlı romanında karşımıza çıkar. Romanın yayımlanması İngiltere’de Akıl Sağlığı Yasası’nın (1959) kabul edilişinden bir yıl sonrasına denk gelir.
Bulu’nun Yastığı
16 Şubat 2021 Salı
Güçsüz olan, elindeki son çare olarak güçlü olanın vicdanına seslenir. Egemenliği kayıtsız şartsız avucuna almış muktedir karşısında kendini her gün daha kırılgan, daha zayıf, daha çıplak hissederken, elindeki son manevi kalkan “insafa çağrı”dır. Egemenin nihai darbeyi indirmeye hazırlanırken gözüne tutulan ışıktır bu -huzmeler zorbayı yolundan döndüremez belki, fakat kaynağı bulunamayan bir su sızıntısı gibi “içinde bir yerlere” işleyiverir.
Türkiye’de Akademisyen Olmak: KHK’lar, Zorbalar ve Umut ilkesi
15 Şubat 2021 Pazartesi
Türkiye üniversitelerinde engelleme kural, yönetici konumundakilerin geri kalanın işini yapmasına izin vermesi ise istisnadır. Atama ve yükseltmeler de bu kuralın pekiştirilmesinin en önemli ayağı olagelmiştir. Böylece akademisyen adayı, adım adım bu düzeneğe itaati ve onun içinde var olabilmek için hem kendi karakterini hem de işini eğip bükmeyi öğrenir.
Varyant Covid-19
14 Şubat 2021 Pazar
Görelim ki SARS-CoV-2 de yaşamaya çalışıyor. İnsan ve insanlık için geliştirdiği tehdit edici üç varyant sayesinde hayata tutunmaya çalışıyor. N501Y mutasyonu sayesinde insan hücrelerine daha iyi tutunmaya, P681H delesyonu ile hastalık yapma kabiliyetini arttırmaya ve E484K mutasyonu ile kendisini alt etmeyi hedefleyen aşıları ve antikoru atlatmaya çalışıyor.
Hangisi Sandalye?
27 Mart 2021 Cumartesi
Kosuth’un çalışması, kavramları bir araya getirmesi açısından oldukça önemli. Burada görsel, sözlü ve nesnenin diline yönlendiren bir durumla karşılaşılır. Sanatçı üç farklı durum yoluyla, sandalye kavramını sorgulatmaktadır. İzleyiciyi, dil ve sanat arasında olan benzerlikler ile karşılaştırır. Kavramsal olması ve bunun sorgulanması, sunum üzerinden gerçekleşir. Bir düşünce üzerinden, kavram yönüne yaklaşıldığı görülür ve bu oluşum üzerinden anlam üretimi sorgulaması yapıldığı çok açıktır.
Bir Çehov Haritası: Kaçış Çizgileri
14 Şubat 2021 Pazar
Öykü karakterlerini sarıp sarmalayan bir tür Hamlet kararsızlığı ile farklı yaşam ve uzam tasarımlarına dönük arzuyu kovalayan bir düzlemin, aynı anda tüm yerleşikliği yıkmaya dönük şiddettin yoğunlaştığı bir duygu ya da kaçış haritasıydı Çehov’da olan. Layeski’nin, Salamon’un ve de Nikitin’in bir Kafka böceğine (“Gregor Samsa”) dönüşemeyecek kadar sabit “oluş”larını, bu sabit “oluş”a eşlik eden mekân/manzara açılımlarını ayırt edici yere koymamız gerekiyor.
Telaffuz Hatası mı, Türkçeyi Bilmemek mi?
13 Şubat 2021 Cumartesi
Burada verdiğim yanlış telaffuz örneklerinin hiçbiri "münferit" hata değil. Burada anmadığım daha nice yanlış var. Ben sadece aklımda kalanları anıyorum. Bu derde bir çare bulunabilir mi? İlkokuldan liseye kadar yıllarca okutulan Türkçe derslerinde dilbilgisi konusunun önemli bir yeri vardır. Bu derslerde dilbilgisi kuralları öğretilir, ama doğru telaffuz diye bir şey yoktur müfredatta.
Atatürk’ün Tercihi “Kuvvetler Birliği”, Elhak Rousseau’nun da Öyle! O Zaman Atatürk Otomatikman Rousseaucu mu Oluyor?
13 Şubat 2021 Cumartesi
Tartışma şurada: Atatürk kuvvetler birliğini savunurken, bu savunusunu desteklemek için genel olarak fikirlerden, fikir adamlarından söz ediyor ve bu arada ismen Jean-Jacques Rousseau’yu da anıyor. Anıyor anmasına da, destek almak için değil de, îtiraz etmek için anıyor. Çelişki mi? Evet, öyle. Kuvvetler birliğini savunan Atatürk, biraz düşünce tarihi okumuş herkesin bildiği gibi kuvvetler birliğinin teorisyeni olan Rousseau’ya karşı çıkıyor. Oysa övmesi gerekmez miydi?
Bizim Daha İyi Bir Hikâyemiz Var
12 Şubat 2021 Cuma
Bu konjonktürde vatandaşın en az ihtiyacı olan şey düşmanlıkları körükleyecek siyasetler. Bilakis ülkeyi bu siyasal bataklığın kokuttuğu yönündeki yargıların sesini ise daha güçlü duyuyoruz artık. Bu yüzden de mesele simgesel düzeyde Boğaziçi Üniversitesi özgüllüğünü geçmiş durumda. Tek adam rejiminin işleme pratiklerinin dirençle karşılaştığı her alanda insanlar kendi hayatlarındaki doneler üzerinden bir ünsiyetle bağlandı Boğaziçi direnişine.
"Türkiye’de Antropoloji" Derken
11 Şubat 2021 Perşembe
Küresel planda antropoloji nasıl ki sömürgeciliğin gölgesinde/güdümünde doğup bir asır içinde sömürgecilik karşıtlarının âdeta bir silahı yahut kalkanı haline gelmişse, Türkiye planında da bir devlet projesi olarak doğup, bir asrı bulmadan toplumun devlete karşı bir direnme ve nefeslenme sahasına dönüşmüş durumda. Nitekim, Türkiye’de ‘’namlunun ucunda’’ sayılabilecek iki temel kesimin -kadınlar ve Kürtler- antropoloji çalışmaları içinde gittikçe daha fazla yer tutması boşuna değil.
Siyasete Bir Kez Daha Musallat Olan Gençliğe Dair
10 Şubat 2021 Çarşamba
Hal böyleyken Boğaziçi öğrencileri iktidar nazarında “kökü dışarıda” sapkın ve teröristler iken, muhalefetin gözünde “dışarıya kaçabilecek parlak zihinli” mühendis ve münevverlerdir. Öğrenci hareketlerine elitlik ya da şımarıklık yaftası yapıştıranlara musallat olan böylesi bir kaçış paranoyası, hapishane muhafızlarının zihinsel dünyasını andırmıyor mu sizce de?
Kayıp Kamusallığın İzinde: Mahremiyet, Gizlilik ve Kamusallık Üzerine
8 Şubat 2021 Pazartesi
Toplumsal sorunlara dair güzel bir manifesto yazmak kendine ait bir odayı ve zamanı gerektirir. Mahremiyetin tersine gizlilik, politik ve kamusal hayata ait değildir. Gizlilik daha çok politik ve kamusal hayattan kaçmayı imler ama bunu da çoğu durumda mahremiyet maskesini takarak yapmaya çalışır. Bu haliyle, gizlilik belki de daha ziyade maddi hayata ve ekonomiye ait bir kavramdır.
Açığa Satan mı Açıkta Kalır, Yoksa Biz mi?
7 Şubat 2021 Pazar
Talep edilmesi gereken gerçekliğe geri dönülmesidir. Türev piyasalarını, döviz işlemlerini, borsayı ve hülasa tüm finansal işlemlerin vergilendirilmesini talep ederek işe başlayabiliriz. Yediğimiz içtiğimiz her şey vergilendirilirken finansal piyasaların sahipleri istediklerini neredeyse hiçbir maliyete katlanmadan elde etmektedirler. Binde birlik finansal işlem vergisi bile dünya çapında yüz milyarlarca dolarlık vergi geliri demektir.
Ete Kemiğe Bürünemeyen İsyan ve Türkçe Rap
6 Şubat 2021 Cumartesi
Bugün Türkçe rapin kullandığı dil ile kıyaslandığında bu şarkıların oldukça masum olduğu söylenebilir. Türkçe rap dilin sınırlarını zorlamayı, farklı dilleri Türkçe ile birleştirmeyi, konuşma dilini Türkçeye yansıtmayı, tekil dilin iktidarını sarsmayı önemsiyor. Türkçe rap her sözcüğün ve duygunun, hatta bazen bir ünlemin/inlemenin/sesin bile müziğe taşınabileceği bir düzlem oluşturmuştur.
Cehennemde Bir Yabancı
5 Şubat 2021 Cuma
Evet, Saul Ausländer’e hayat veren kişi Covid-19’un kıyıcılığının doruklara çıktığı New York “cehennem”inde evde kendini karantinaya alıp salgının bitmesini beklemek yerine ambülans görevlisi olarak çalışmayı ve salgında ölen insanların cesetlerini yıkamayı kendine vazife edinen Géza Röhrig’den başkası değil. Gerçek hayatla kurmaca arasındaki bu insicam bize ne anlatıyor? Yaşamaya dair bir bütünlük arayışını mı?
AKP: “Tabela Partisi”ne Doğru
4 Şubat 2021 Perşembe
“2017 Mayıs” eşiğinden atlanıp “2018 Temmuz” kapısından geçildikten sonra, artık, bir kurumsal kişilik olarak, bir siyasal özne olarak, bir siyasal örgütlenme olarak Adalet ve Kalkınma Partisi’nden söz etmekte zorlanırız. Parti elbette hukuken vardır; görünen o ki, üye sayısı da artmaktadır. Lakin üye sayısındaki artış, onun “halen” siyaset üreten bir kurum, bir “örgüt” olduğu anlamına gelmemektedir.
Dost versus Tüccar
2 Şubat 2021 Salı
Tüccar için insanlar, genellenebildiği ölçüde nesnedir. Genelleme, satılan malın parasal değeri tarafından yapılır. Tüccarın gözünde büyük değer eşitleyicisi olan para karşısında tüm şehir halkı genel bir niteliğe bürünür. Halka karşı nesnel bir mesafesi olan yabancı sayesinde genelleme ve bilim buradan filiz verir.