Yeni Nesil Irkçılık ya da Irkçılığın Yeni Sürümü
23 Mayıs 2022 Pazartesi
Savaştan ve yoksulluktan kaçan insanları nazik kelamlarla dışlamak yerine, bu koşullarının düzeltilmesi için alınacak önlemlerle, izlenecek yöntemlere kafa yormak, ulus-devletçi ezber değerleri savunmak yerine göçmenlerle güçlü bağlar kurarak onlar için daha iyi bir yaşamın yollarını aramak -evet burada, Türkiye’de- sosyalistlere, komünistlere ya da anarşistlere daha çok yakışır.
Af Örgütü “Irk Ayrımını İnkâr” Duvarını Çatlatıyor
21 Mayıs 2022 Cumartesi
Dünya çapında faal İsrail lobileri iyi organize olmuş, yüksek motivasyonlu ve mali destek gören yapılardır. Bu lobiler, İsrail’i kendi kurtuluşçu (mesihçi) ümitlerinin vücut bulmuş hali olarak gören milyonlarca Siyonist Hıristiyan’a ve yine İsrail’i varoluşlarının merkezine koymuş çok daha az sayıdaki Yahudi’ye bel bağlamışlardır. İsrail ayrıca ona müdanasız dışlayıcı milliyetçiliğin bir örneği olarak hayranlık duyan sağcı politik hareketlerin tam desteğinin de keyfini sürüyor.
Algının Kanlı Dönüşümü Bölüm II: Buffalo Tops Süpermarket Saldırısı
19 Mayıs 2022 Perşembe
Gendron’un katliamı bir kopya cinayeti (copycat) andırıyor. Amerikan kültüründen aşina olduğumuz bu cinayetler, kopya katliama dönüşüyor. Müslümanların yerini, zenciler alıyor. Gendron, bilgisayarların ve ağların dijital evreninde her şeyi copypasta yaptığı gibi katliamı da kopyalıyor. Gendron’un, anti-Semitik zihniyetinin temelini ise, Kilise’nin İsa’nın ölümünden Yahudileri sorumlu tutmasına kadar götürmek mümkün.
Atiba Hutchinson’a Güzelleme
17 Mayıs 2022 Salı
Atiba’nın 1 Mayıs işçi ve emekçi bayramını kutlamışlar. Çağımızın endüstriyel futbol çağı olduğunun, futbolcuların ne kadar büyük paralar kazandığının farkındayım elbette. Bu yorumu yazanların da farkında olduğuna kuşku duymamız için bir sebep yok. Buna rağmen böyle bir günde akıllarına Atiba’nın gelmesinde bir ‘hikmet’ aramak gerekmez mi? İşçi, emekçi bayramı kutlanacak bir futbolcu düşünüldüğünde Atiba’dan başkasının isminin zikredilmesi mümkün mü?
İyi Düşünmek Üzerine
13 Mayıs 2022 Cuma
Kendimi bir türlü pozitif düşünemeyen bir başarısızlık projesi gibi görmeye meyil ederken (neyse ki gülümsüyorum!), aslında hikâyenin bu kadar basit olmadığını da hatırlatıyorum kendime. Ne de olsa sosyolojiye inancım kendime olandan fazla. Son kertede her birimiz koşulların birer ürünüyüz.. Koşullar değil mi ki duygularımızı, düşüncelerimizi ve hatta bedenlerimizi şekillendiren?
Özgünlük Sorunsalı
11 Mayıs 2022 Çarşamba
Kötü yazılar kötü okurlar doğuruyor. Kötü okurlar kötü yazarları besliyor. Karşılıklı bir alışveriş var. Piyasa toplumunda metalar satılıyor, okur artık okur olmak yerine tüketici kimliğinde, yazar ise fikir emekçisi. Her şey kapitalist piyasanın teamüllerine göre ilerliyor. Dolayısıyla yazar fikir üretmiyor, sadece ortaya ürün koyuyor; okur da satın aldığı ürünle piyasada tüketici rolünü oynamaya devam ediyor.
Mahmut Şevket Paşa Reloaded
9 Mayıs 2022 Pazartesi
Demokratik mücadele tarihimiz, sadece Akşener’in nutkunda değil, muhataplarının tarihe bakışlarında da istisnasız bir şekilde 1908 sonrasına ve İttihatçılar-Abdülhamid kavgasına sıkıştırılmış durumda. Burada devasa bir kolektif unutuş söz konusu; 1908’in aslında “ikinci” meşrutiyet olduğunu ve otuz sene evvelinde sadece güncel aktörler değil, tarihçilerin bile hatırlamaya üşendiği bir anayasa ve meşrutiyet mücadelesi yürütüldüğünü çoğu zaman ayaküstü zikretmeye bile tenezzül etmiyoruz.
Savaş: Eski Dünya Düzeninin Son Düzlüğü
6 Mayıs 2022 Cuma
Putin’in son on beş yılda yaptığı konuşmalara şöyle bir göz atmak bile bu emperyal hevesleri nasıl dillendirdiğini, bunu yaparken NATO genişlemesi gibi argümanları çoğu kez hiç kullanmadığını, Ukrayna’yı ülkeden bile saymadığını görmek için yeterlidir. Kendi coğrafyasındaki Kırım, Gürcistan gibi ülkeleri işgalleri, Kazakistan ve Belarus gibi diktatörlüklere verdiği destek ortadadır
Kimlik, açıklık-kapalılık, estetizm ve barbarlık
1 Mayıs 2022 Pazar
Kimliğe yaklaşımımız bir dönüşüme sebebiyet verdiyse bile hâlâ ne noktalarda tıkanıyor ve buna hangi düşünce şeklinin tortuları sebep oluyor? Eğer oluyorsa bazen aynı şeylerin farklı ifadelerini, aynıyı bir fark sanarak statükoyu mu tekrarlıyoruz?
Mehmet Genç ve “Nasyonal Sosyalizm” Metni Üzerine Bazı Dikkatler
2 Mayıs 2022 Pazartesi
Mehmet Genç’in makalesinde kapsamlı sayılabilecek bir Hitler ve nasyonal sosyalizm tahlili yaptığını fark etmemek mümkün değildir. Hitler onun nazarında Alman romantizmi ve onca çelişkisi ile felsefeden siyasete, edebiyattan müziğe kadar “bütün Alman devlerini aynı karakter çizgisi üzerinde hizaya getiren bir Führer’dir”.
“Kamusal Tiyatro ve Enerji Hakkı”
1 Mayıs 2022 Pazar
Kamusal tiyatro “kamusal bütçe” kullanan tiyatrodur. Halkın vergileriyle oluşturduğu bütçeden pay aldığı için sanatı halk, toplum adına yapan tiyatrodur. Kâr amacı gütmez. Bir toplumda yaşayan her türden grubun, topluluğun kendini ifade etmesi bu grupların etkileşim içinde kalıp toplumsal olanı yapılandırmasını, sanatın ifade aracı olarak tüm topluma yayılmasını amaçlar.
Foto Gagin, İzmir Yahudileri ve Karataş: Hafıza Uyanışları?
30 Nisan 2022 Cumartesi
Sergide, başarılı bir fotoğraf stüdyosuna sahip olan Aleksandro Gagin’in ve tüm ailesinin, 1940-1954 yılları arasında, adım adım İzmir’den ayrılarak bir kısmının Arjantin’e bir kısmının ise İsrail’e göç ettiğini öğreniyoruz; ancak bu kaybın ve göçün sebepleri konusunda dikkat çekici bir sessizlik var. Belki de sergiye gelen ziyaretçileri sorular sormaya teşvik eden bilinçli bir tercih olarak da okuyabiliriz bu sessizliği.
Osman Kavala Cezaevindeyken, Hepimiz Parmaklıklar Ardındayız
28 Nisan 2022 Perşembe
Özgürlük, son derece kişisel. Yine de bu bencil bir deneyim değil. Başkaları özgür olmadan kişisel özgürlüğün hiçbir anlamı olmaz; bize yakın olanlar, dostlarımız ve özgürlükleri için savaşan daha uzaktakiler, bizim özgürlüğümüzü güvence altına alırlar. Bu yüzden, herhangi bir yerde haksız yere birileri hapse atılırken, hepimizden bir parça parmaklıklar ardında.
“Mahkemeler… 'cezalandırmaya ihtiyaç duyanların' mekânına dönüşmüştür”
26 Nisan 2022 Salı
Sizce biber gazı ile yurttaşlarının öldürülmesi mi ülkemizin yüzünü daha çok kızartır, yoksa insan yaşamını tehlikeye sokan, hatta yaşamına son veren tarzda kullanılmasının önüne geçebilmek için biber gazının yasaklanmasını savunan insanların çabaları mı? Hiçbir somut isnat olmadığı halde Sayın Kavala’yı beş yılı aşkın bir süredir tutuklu olarak yargılamak, tutukluluğun devamı kararında suçunu bile söyleyememek mi yoksa hak ettiği özgürlüğünü iade etmiş olmak mı Türkiye’yi dışarıda zor durumda bırakır?
Post-emperyal Travma ve Cemil Meriç
26 Nisan 2022 Salı
Batılılaşmayı, bir tiyatroya beşinci perdenin ortasında girmeye benzetir. ''Angoisse''larının nedeni, kendini küçük görmedir; psikozların nedeni şuuraltının lağımları değil bu kültürel yabancılaşmadır. Delirmekten korkar, yapayalnızdır. Hiç bir işe yaramayan bir adam hisseder kendini. Yine de kitaplar tesellisi olur; Dosto, Balzac, Comte, Diderot, Hugo, Descartes, Büchner... ''Tanrı biziz'' der; ıstırap çeken insanlarız ve insanla ilgili her hayal kutsal, her teselli, her ümit.
"Ötekilere duyduğumuz sorumlulukla yapabileceğimiz çok şey olduğunu düşünüyorum"
22 Nisan 2022 Cuma
Yükselen vahşi neoliberalizm içinde otoriteryenleşen dünyanın getirdiği tüm sosyal, ekonomik, politik nedenlere baktığımızda, en temelinde insanların yaşamlarını nasıl yaşadıkları ile ilişkili stres verici ve olumsuz etmenlere yönelik mücadelelerinin ve öteki insanlarla bir arada durulacak bütün kamusal alanların, evlerin kapısının diğer insanlara açık olmasının, insanlara ya da ‘ruh sağlığına’ iyi geldiğini biliyoruz.
“Irkçılık İse Ben Irkçıyım”
21 Nisan 2022 Perşembe
Suçlu olanın kimliğinden hareketle, bütüne yönelen bu nefret söyleminin kaynakları çok boyutludur. Popüler kültürün aktörleri, muhalefet partilerinin liderleri ve üyeleri tarafından yapılan açıklamalar, belediye başkanlarının uygulama ve söylemleri doğrultusunda giderek daha fazla oranda “normal” görünmeye başlanan göçmen ve mülteci nefreti, toplumsal alanda kolaylıkla kendisine karşılık bulabiliyor.
Türkiye Cezaevlerinde Neler Oluyor? Düşman Ceza İnfaz Sistemi
20 Nisan 2022 Çarşamba
Cezaevlerine gelebilen mahpus aileleri, diğer mahpusların ailelerinin ulaştırdığı paraları mahpus adına yatırıyordu. Bu yıllarca süren bir dayanışma hali idi. Ta ki Anayasal suçlar savcılıkları, başkası adına para yatıran herkese terör finansmanı iddiası ile soruşturma açana kadar. En son Ankara’da bir avukat bu nedenle gözaltına alındı.
Nekro-siyasi Norm Düzeneği ve Yas Tutma Hakkı(mız)
19 Nisan 2022 Salı
“Sen”in veya “o”nun kaybı olarak görünen aslında salt “sen”in değil “ben” ve “sen” arası ilişkinin kaybı. Eğer narsistik melankoliye saplanıp kalmak değil, başkasının yaralanabilirliğine, bir başka ifadeyle ölümlülüğüne dair farkındalık söz konusuysa, orada “başka” bir şey olur. Ve bu noktada yas (hakkı) devreye girer veya çoktan girmiştir. İstesek de istemesek de sarsılarak elveda denir veyahut elveda denerek sarsıntı vuku bulur.
Toplu Taşıma Mekânları Üzerine Düşünmek: Yakın Geçmişten Bugüne ve Geleceğe
17 Nisan 2022 Pazar
Toplu taşımaya dair hep olağanın dışında olan olayların haber olduğu, olağanın ise aslında yaşamımıza karşılık geldiğini unutuyoruz. Metro raylarına kendini bırakan genç kadın, metrobüsle gezintiye çıkan bir köpek, istasyonda gerçekleşen turnuvalar haberlere yansıyor. Oysaki büyükşehirlerde toplu taşımada gün içinde geçirilen zamanın birkaç saati aştığı bu kamusal mekân, bizim suskunluğumuzu değil, onun üzerine düşünmemizi, konuşmamızı, fikir alışverişlerimizi fazlasıyla hak ediyor.
Küçük ve Yalnız Bir Kasabanın Tarihinden: “Tütün Oyunu”
15 Nisan 2022 Cuma
Oyunda önemli yüklerden birisi “oyuncu başı” karakteri üzerindeydi. Oyuncu başı, oyun akışı sırasında belli yerlerde seyirciye dönerek tartışma başlatıyor, üreticiler gerçek hayat, sahne, kurgu bağlamı içinde tartışmaya davet ediliyordu. Oyunda bir diğer önemli rol “çorbacı” karakteriydi. Çorbacı yerel bir deyim olup aracı tüccar, tefeci karışımı bir profile denk geliyordu. Bütün “çakallık” onun üzerinden tezgâhlanıyordu.
En Tehlikeli Olan “Ilımlı Putinciler” mi?
14 Nisan 2022 Perşembe
Her şeyden önce ortada savaş var, yıkım var, insanlık trajedisi var, bu durum karşısında ‘verin silahları Putin’i tepelesinler’ diyemiyorum. Tıpkı Afganistan’da kolayca ‘Taliban ABD işgaline karşı ülkesini savunuyor, hepimiz onlara destek olalım’, ‘Irak’ta ABD işgaline karşı savaşan saflara katılmakta tereddüt etmeyelim’ diyemediğim gibi. Zaten öyle diyen de yoktu, ne de olsa sarı saçlı, mavi gözlü insanlar değildiler, dünyanın ‘çapulcuları’ydılar.
Macaristan Seçimleri: Orban'ın Yeni Bir Zaferi mi?
13 Nisan 2022 Çarşamba
Peş peşe kazandığı dördüncü seçime rağmen Orban yönetiminin bir balayı yaşama ihtimalinin zayıf olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Orban'ın kendi önlemleriyle bütçede açtığı koca delik ve çift haneli rakamlara yaklaşan enflasyon yeni hükümeti bekliyor. Bunun yanı sıra ülkedeki yolsuzluk ve hukuk ihlallerine ilişkin kaygılardan ötürü AB fonları artık Macaristan'a akmıyor.
Milliyetçi "Kale Doktrini"
11 Nisan 2022 Pazartesi
Mültecilere, HDP'ye yönelik saldırıların, milliyetçi cephe tarafından benimsenen bu ''kale doktrini'' dolayısıyla yumuşatıldığı, çoğunlukla haklı çıkarıldığı, yargılamaların ''beyazların'' lehine sonuçlandığı şaşırtmamalı. Bu doktrinle bağlantılı tarihten birçok vakayı da tespit edebilmek mümkün. 90'lı yıllarda Güneydoğu'da düzenlenecek operasyonlara ''Kale Planı'' adı verilmişti mesela. ''Terör örgütüyle iltisaklı'' olduğu düşünülen kişi ve kurumlar üzerinde, ülke genelinde fizikî ve psikolojik şiddet uygulanmıştı.