Halkçılık ve Sınıflar: Atatürk ve Ecevit’ten Günümüz için Dersler
5 Haziran 2020 Cuma
Ecevit’in İsveç sosyal demokrat modelinin Türkiye’ye taşınabileceğini tasavvur etmesi genellikle aşırı “idealist”lik, hatta “naiflik” olarak görülmüştür. Böyle düşünmek belki anlaşılır olabilir, fakat gözden kaçırılan Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkçılık geleneği ile İsveçli akrabası arasındaki ortak noktaların varlığıdır. İsveç sosyal demokratlarının benzersiz başarının sırrı tam da bu partinin halkçılığında saklıydı.
Koronavirüs Salgını Sürecinde Hapishaneler
4 Haziran 2020 Perşembe
Peki adaletsiz, şiddet içeren güvenlik ve ceza politikalarını toplumun huzuru ve istikrarı adına meşru kılan bu şiddet döngüsünden çıkmak nasıl mümkün? Küresel salgın, ceza sistemlerinin sorunlarını gözler önüne serecek bir hareketin fitilini ateşleyebilir mi? Virüsün etkilerine herkesin açık olması, bir başka deyişle “virüsün adaleti”, insan hayatının kutsallığını ve eşitliğini temel alan politikaların hayata geçirilmesinin önünü açabilir mi?
Ya Maskemiz Düşerse...
3 Haziran 2020 Çarşamba
Okulda, bir ideal olarak “içimizle dışımızın aynı olmasının” yüceltildiğine tanık oldum. İçimizle dışımızın aynı olmasının, içimizin de dışımız gibi görülebilir olmasının bir faciaya denk düşeceğini sonradan kavradım. İnsanın içiyle dışının aynı olmasının, içimizle dışımız arasındaki sınırın kaldırılmasının ciddi bir sorun olacağını, psikotik bir hal yaratacağını ve çok da özenilecek bir durum olmadığını sanıyorum.
Nefes Alamıyoruz
2 Haziran 2020 Salı
Muktedirlerin yakın tarihimizde en sevdiği kelime bu olsa gerek: “Güvenlik”. Âdeta sihirli; muktedir ne yapsa aklayıverecek, yeniden ve yeniden meşruiyeti tesis edecek gibi. Oysa tam da “güvenlik” türküsü söylenip durdukça hayatımız daha “güvensiz” ve kıymetsiz hale geliyor. Her an öl(dürül)ebiliriz; mesela polis kurşunuyla ve hatta işkencesiyle, Mercedes fabrikasında Covid-19’dan ya da son teknoloji bir savaş uçağı bombardımanında…
Oruç Aruoba’da “Uygar Kişinin” Yürüyüşü
1 Haziran 2020 Pazartesi
Aruoba, yürüme ve düşünme ilgisini kurarken, bir yandan da romantik ve varoluşçu izlekler arasında yer değiştiren “uygar kişi” tiplemesinin kenarlarını çizer. Yürümeyi böyle bir düşünümün odağına yerleştiren yazara göre, uygar kişi kendi “bağlamını” görebilmek için acele etmemelidir. Bu sırada, “doğal durumundan” ne kadar uzaklaşmış olduğunu da fark edebilir.
Özeleştiri mi Tövbe Almak mı? Siyasal Vicdanın Bilinçdışı Üzerine Bir Şüphe
31 Mayıs 2020 Pazar
Özeleştirinin sınırları zorlanarak kendini inkâr talebine dönüştüğünde, sağlıklı özeleştirilerin de önü tıkanmış olabilmektedir. Kamusal alanda kendini inkâra vardırılan utandırma talebi sağlıklı revizyonların önüne geçebilmekte, kendine karşı dürüstlüğü zedeleyebilmekte, hatta yer yer özneyi kendi tarihine ve eylemlerine kör bir sadakatle bağlanma noktasına itebilmektedir. Herhangi bir pratiğin eleştirisi kolayca kimlikten pişmanlık çağrısına dönüşebilmektedir.
Pandemi Günlerinde Göçmen/Mülteci Emeği: Geçmiş, Bugün, Gelecek
30 Mayıs 2020 Cumartesi
Salgın toplum içerisindeki en savunmasız ve kırılgan kesimlerde sosyoekonomik yıkıma sebep olmaktadır. Ekonomik veriler, küresel üretim ve imalat üretiminin yıllık %9'luk düşüşü gösterdiğini, küresel mal ticaretinin değerinin (emtia fiyatlarının), 2020 Şubat ve Mart aylarındaki rekoru (-%20,4) da aşıp, 2020'nin ikinci çeyreğinde neredeyse %27 düşeceğini öngörüyor.
Türkiye’nin Değişen Covid-19 Stratejileri
29 Mayıs 2020 Cuma
Kayıtdışı ve geçici işlerde çalışan, geçimlerini günlük sağlayan ya da organize sanayi bölgelerinde çalışan ve evden iş yapamayacak alanlarda ömür tüketen beyaz ve mavi yakalıları bir kalemde harcadı. Bu çerçevede SARS-CoV-2 adlı virüs, sanki sadece hafta sonları bulaşıyormuş gibi sadece cumartesi ve pazar günleri için sokağa çıkma kısıtlaması getirdi. Kendisine oy veren insanları açlık ile hastalık arasında tercih yapmaya zorladı.
Gecikmiş 1 Mayıs Yazısı: Memet’in Anısına
28 Mayıs 2020 Perşembe
Memet, hangi bayrak verildi ise onu taşıdı, yeter ki kırmızı olsun! Hiçbir kırmızının hatrı kalmasın! Memet, oğlunu tanıştırdığında “Arkadaşım benim,” dedi. Tekstil işçisi kadın, Memet’e, onunla aynı dili konuşan bir arkadaş doğurmuştu. Memet, kötülüğü bilmiyordu ama haksızlığın ne olduğunu öğrenmişti. Devletten, onu bu hayatta en çok sevmiş olan yaşlı annesi öldükten sonra kalan ailesinden, patronlarından…
Ali Babacan’ın Boğaçhan olarak Portresi
27 Mayıs 2020 Çarşamba
Erdoğan’ın neden sinirlendiğini tahmin etmek zor değil. İki şeyi kendi hanesine yazıyor hikâyenin orasında Babacan: AB ile müzakereleri ve ekonomideki, özellikle 2008 krizinden çıkış sürecindeki olumlu gidişatı. Brüksel’i evi gibi gördüğünü söylüyor büyük bir doğallıkla, orada “bizim” de bir “payımız” olduğunu hatırlatıyor. Mucize değil, işlerin normal akışıdır Türkiye’yi AB’ye götüren, diyor bir bakıma.
Mobilize Hayvanlar
26 Mayıs 2020 Salı
Bir şeyi adlandırabilmek için dile ihtiyacımız vardır, dile sahip olmak için de bir çeşit toplumsallığa. O halde insanları bir araya getiren şey dil değildir, yoksa konuşmayı bütünüyle beceremeyen kabileler devamlılık sağlayamaz ve insanlık bugüne gelemezdi. Toplumsallığı mümkün kılan koşul öyleyse dil değil, hafızadır. Örneğin, evlilik toplumsal bir olaydır. Amneziyak iki kişi evlenirse (ve evlendiklerini unutursa) gerçekten evli mi olurlar?
Taşralaşan Dünyada Felsefe ve Akademi: Liyakatten “Network”e
25 Mayıs 2020 Pazartesi
“Eğitim” ve modern anlamıyla akademi, yukarıdaki daracık analizle işaret ettiğim üzere, gökten tanrı eliyle indirilmiş bir kurum, fikir veya prensip değildir. Bu nedenle de, mütemadiyen var olacağı varsayımı ile düşünmeye başlamak bir hatadır. Bugün bu kavramın hâlâ daha dünyayı anlamaya yardımcı olması, yarın da bunun bu şekilde devam etmesi gerektiği anlamına gelmez. Post-truth kavramının tartışmaya açtığı, bu bağlamda, “eğitim”dir de diyebiliriz.
Derken Bahar Gelir Döngel Dünya’ya
24 Mayıs 2020 Pazar
Baran’ın bu ve başka birkaç öyküsünde epope ile masal formunun sınırlarına girip çıktığını görüyoruz. Öykünün teması, yazarını bu epik işleyişe icbar ediyor gibidir ki aslında Türkçe edebiyatta bu ve benzeri temaların ekseriyetinin destansı, masalsı bir üslupla anlatıldığını fark edince, bunun üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum.
Basti’nin Anlattıkları
24 Mayıs 2020 Pazar
Husain, Basti’de Zakir’in 5 Aralık 1971 tarihi itibarıyla tuttuğu notlar aracılığıyla sessizlik mefhumunu etkin bir biçimde kullanır. Bunca terk edişin, ölümün yaşandığı Güney Asya’nın edebiyatında sessizliğin bunca yer alması, abartılı, söz sanatlı bir anlatım olarak kabul edilmeyecektir haliyle.
Bir Yeri Kaybetmek Üzerine Notlar: Yusufeli’nin “Değeri”
23 Mayıs 2020 Cumartesi
Kentleşme giderek daha fazla mekânı ve canlıyı etkisi altına alırken, kentleri mümkün kılan altyapı ihtiyaçlarının aslında doğanın yok edilmesine denk düştüğünü daha fazla idrak eder hale geldik. Büyüyen kentlerin gıda, su ve enerji ihtiyaçlarını karşılamak üzere başka yerler yok olmak zorunda kalıyor ve pandemi süreci kentlerin aslında ne kadar kırılgan sistemler üzerine kurulu olduğunu gözler önüne seriyor.
Koronavirüs, Khronos ve Kairòs
22 Mayıs 2020 Cuma
İnsanlığın başına gelen bu trajedi insanlığın ortak bir insanlık durumu olarak kavranmasına yardımcı olsa da insanlık durumunun hiçbir zaman eşit deneyimlenmediğini ve salgının her insan ve toplum üzerinde aynı etkiler yaratmadığını akılda tutmak gerekir. Dahası zaman deyimlerinde yaşanan birçok değişim de yine toplumsal koşullara ve sınıfsal konumlara bağlı.
Çerkeslerin Kolektif Hafızası: 21 Mayıs ve Ötesi
21 Mayıs 2020 Perşembe
Rus-Kafkasya Savaşları sebebiyle anavatanlarından ayrılmak zorunda kalan Çerkesler Osmanlı iskân politikasıyla şimdiki Balkan ülkeleri, Türkiye, Suriye, Ürdün ve İsrail’e yerleştirildiler. Çerkeslerin hafızasında en çok ilk kuşağın, ilk gelenlerin tecrübeleri vardır. Büyük çoğunluğu dönemin koşulları gereği kırsal bölgelere veya kent merkezlerine yakın vakıflara bağlı çiftliklere yerleştirildi.
Koronavirüs Sonrası Her Şey Çok Güzel Olabilir mi?
20 Mayıs 2020 Çarşamba
Salgın esnasında ihtiyacımız olan sağlık, temizlik, gıda gibi temel ihtiyaç alanları dışında kalan ve aslında kapitalist bir ekonominin büyük kısmını oluşturan diğer üretim alanları tümden askıya alınabiliyor. Teknolojinin, toplumsal yarar ve zenginliğin bir üst seviyeye taşınması için kullanılmadığında oluşan sonuçları yaşıyoruz hep beraber.
Stigma
19 Mayıs 2020 Salı
Rivayete göre 12 Eylül darbesi sonrasında, darbecilerle Nesrin Topkapı arasında ilginç bir teşrik-i mesai gerçekleşir. O sıralar belki zamanın artan muhafazakârlığına uymaya çalıştığı, belki toplumsal statüsünü dansözlükten farklı bir yere çıkarmak istediği için ya da kimbilir belki de sadece öyle istediği için, Topkapı, bildiğimiz dansöz kıyafetinden çok daha kapalı bir kostümle dans etmeyi seçer.
Okuma, Yazma, Haber Alma, Haber Verme Üzerine Gereksiz Bir Yazı
19 Mayıs 2020 Salı
Şöyle bir önyargı çok da bön yargı olmasa gerek, bir romanı ne denli okuyabiliyorsanız, kendi romanınızı da o denli yazabilirsiniz. Demek istediğim okuduğunuz üzerine düşüncelere dalar, ya da kafanızda beliren taslak üzerine çalışırsınız. Malum Türkçede iki türlü roman yazarlığı vardır. Okur olarak, okuduğu romanı yazan yazarlar vardır. Bunların önemli bir bölümü yorgun bıkkın bezgin resmî tarih öğretmeni, deli doktoru ve kaçık emekli pilot vs. olmalıdır.
Yükse(lti)len Nefret Üstüne: Komşumun Ev Anahtarı
18 Mayıs 2020 Pazartesi
Nefret söylemleri, önyargılar, damgalamalar, kalıp yargılar piramidin üstüne çıkıldıkça şiddetle bütünleşir ve soykırıma kadar gider. Dolayısıyla nefret, önyargı içeren söylemler ne kadar ciddiye anılır ve önlenmeye çalışılırsa piramidin üstü ile muhatap olmamız da bir o kadar engellenmiş olur. Bununla birlikte bu meselenin gereğinden fazla hukukileştirilmemesi gerektiği de son derece açıktır. Hukukun üstünlüğüne dayanarak, hukuku kullanarak tek başına bir mücadele yürütülemeyeceği çok açıktır.
Yaban, Yabani, Yabancı
17 Mayıs 2020 Pazar
Yaban kavramını olumlayıp, karşıtı her ne ise iki kavram arasında çelişki yaratıp taraf tutan değilim. Yaban, binyıllar zaman yayından bakınca haksızlığa uğramış, kendini savunamamış ve itilmiş olarak her akıllı romantiğin kalbinde bir yer tutar. Fakat şahsen “ya o–ya bu” ikilemine sıkışmaktansa, “hem o-hem bu” seçeneğine şans vermek isterim.
Korona Üzerine Bir Monolog
16 Mayıs 2020 Cumartesi
Kriz süresince bizden binlerce yılda oluşturduğumuz ritüellerden, kültürden vazgeçmemiz istendi. Önce bizden tokalaşmamamızı istediler. Budistler ya da Aleviler gibi selamlaşmayı uygulamakta pek zorlanmadık. Önce müsamere çocukları gibi biraz garip, biraz yabancı geldik kendimize. Ama çabuk alıştık bu duruma. Bu uyguladığımız selamlaşma biçiminin içimizde henüz bir karşılığı yok. Aslında hızlıca yeni bir kültür oluşuyor, hem de yüzlerce yıl gerekmeden.
Korona Günleri (III): Kazanımlar
15 Mayıs 2020 Cuma
Nasıl ki Ortaçağ’da yaşanan veba salgını anlamayı, aydınlanmayı ve yanıtların doğada olduğunun kabul edilmesini var ederek, yeni bir tıp paradigmasını şekillendirdiyse; nasıl ki Osmanlı’nın başkenti İstanbul’da yaşanan kolera salgını karantina müessesini oluşturarak modern halk sağlığının temelini attıysa; COVID-19 da epidemi ve pandemilerin neoliberal tıp çerçevesine sığmadığını göstermeli ve “yatak yanı” tıptan “hastane tıbbı”na evrilmiş paradigmayı toplumla buluşturabilmeyi ve onu kâr hırsından soyabilmeyi başarmalıdır.