Patrimonyalizm, Ayasofya ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi
13 Temmuz 2020 Pazartesi
Ayasofya kararını konuşabilmek için öncelikle, “cumhurbaşkanlığı sistemi” adı verilen “Türk usulü” sistemin, yasama-yürütme-yargı alanındaki işbölümünün “parlamenter sistem” ile değil de “başkanlık sistemi” adı verilen sisteme göre yapılmasına karar verilmesinden çok daha geniş bir anlama geldiğini kabul etmemiz lazım. Bunun bir “sultanizm”e, “patrimonyalizm”e dönüş anlamına geldiğini görebilmemiz gerekiyor.
Yirmi Beş Yılın Ardından Srebrenitsa: Yaslar ve Anmalar
12 Temmuz 2020 Pazar
Avrupa’nın popülist liderlerinin Hıristiyanlığın ötekisi ve iç düşmanını Yahudiler olarak tayin etmesine benzeyen bir motif de Sırp Ortodoksları tarafından Müslümanlara yönelik modern tarihlerinde kurgulanmıştır. Boşnak soykırımı ve Holokost arasında tarihsel bir benzerlik olmamakla beraber etnik milliyetçiliğin özünde yer alan dinsel farklılığa dayanan öteki seçme dürtüsü Sırplar tarafından modern tarihlerinde keskin anlatılanlarla belirtilmiştir.
Piyasanın Şu “Z Kuşağı”
11 Temmuz 2020 Cumartesi
Z kuşağı nedir ve ne değildir? Bu soru gündemi oldukça çok meşgul etti, zaman zaman da etmeye devam ediyor. Tüm yazıda şu harfli kuşak saçmalığının yaygınlaşması anlatılacaksa da en baştan şunu belirtmek faydalı olabilir: Noel Baba resmi konulan her malın en kârlı ürünlerden biri olduğu şu dünyada, bu tanımlara inanıp inanmamak sadece size kalmış.
Pandemi ve Üniversite Özerkliği
10 Temmuz 2020 Cuma
Karantina koşularında sınava hazırlanırken, ekonomik yetersizlikten dolayı bilgiyi evine taşıyamayan gençler, sınıfsal dengesizliklerin ne denli kuvvetli olduğunu bizzat deneyimlediler, çoğu depresyona girdi. Bu psikolojik hasar geçici de değil. Balık istifi bir odaya doldurulup, hastalanıp ölme korkusuyla sınav kitapçığını açanlar, sınavda tüm potansiyellerini kullanıp başarılı olsalar dahi, bu deneyim onlarda kalıcı travmalara sebep olacaktır.
Feminist Odalar (VII): Tante Rosa Adamı Helaya Kapadıktan Sonra
9 Temmuz 2020 Perşembe
Kadın yazarların ürettikleri metinlere otobiyografik bir okumayla yaklaşmanın, feminist edebiyat eleştirisi açısından özel bir yeri var. Otobiyografik okuma, kadınların “Ben buradayım, varım ve mücadele ediyorum!” mottosunun sesini duyabilmenin de yoludur. Üstelik Sevgi Soysal birinci tekil şahıs kullanmadan -ki kullansaydı da eleştirilecek bir yanı olmazdı-, kendi hayatından kesitleri, Tante Rosa’nın anlatı dünyasına yansıtır.
Derin Ekoloji ve İnsan Merkezcilik
8 Temmuz 2020 Çarşamba
Sığ ekolojiyi benimsemiş piyasanın ve üretim dinamiklerinin altında insan merkezci moderniteyi bulmak güç değil. Hümanizm olarak da adlandırılabilen bu anlayış, akılcılığının tüm teknik -ve de büyük bir noktada ahlâki- getirilerini hiçe sayarak talep edilen hizmete göre doğaya bükülüp yoğrulabilirlik ve insan için var olmuşluk atfeden bir üretim anlayışını benimsemişti. İnsan ister yok etsin ister kurtarıcı olsun, düşüncenin temelinde hep bir doğadan kopuk olma durumu, müdahalede bir dışarıdanlık mevcuttu.
Korkudan Korkmak
7 Temmuz 2020 Salı
Korku, gerekli olan bir alarm ve sinyal işlevi olan bir duygu olması gerekirken bazen öyle olmuyor, çünkü korkularımız da çok hastalıklı. Anımsıyorum; bizim mahalledeki delikanlılar “Allah’tan başka kimseden” korkmazlardı. Korkularımızı bile yarıştırıyor, korkudan bile narsistik gıda çıkarabiliyorduk. Korkusuzluk biraz da sıradan erkeklik şovunun bir parçasıydı.
Özcülük: Teknofobinin Felsefi Kökenleri
6 Temmuz 2020 Pazartesi
Sonuç olarak, teknoloji çalışmalarının artık Platoncu idealizmin yolunu açtığı teknofobik, tekno-determinist yaklaşımların esaretinden kurtulması gerekiyor. Aksi takdirde, bu yaklaşımlar ışığında teknolojiye dair ortaya atılan üst-anlatıların özcülük tuzağına düşmeye devam edeceğiz gibi gözüküyor. Bu tuzağa düştüğümüz müddetçe, söz konusu fenomenin çok-yönlülüğünü gözden kaçırdığımız gibi, popüler basın öğelerinin ve yüzeysel akademik çalışmaların kamuyu bir korku ortamına sürüklediğini gerçeğini de göz ardı ediyoruz.
Yaşam-Ölüm, Adanış, Aldanış
5 Temmuz 2020 Pazar
Ölüm olgusundan anlam devşirmek, hiçlikten bir şey yaratmak girişimi olarak sonuçsuz kalacaktır. Kişinin en değerli gördüğü şeyden feragat etmesi, onu, hız çağı olarak tabir edilen günümüzün sadece aktüel bir malzemesi olma riskinden korumayacaktır. Ölüm artık, insanın yeri doldurulamazlığının işaretini taşımaz, çünkü insan bir sayıya dönüşmüştür ve sayılar arasında boşluk yoktur.
Hariçten Gazel (III): Üsküdar’dan Bu Yan (II)
3 Temmuz 2020 Cuma
Sıcak su, kalorifer çemberine girmemiş insanlar acele etmeden yavaş yavaş bir yerlere gitmeye çalışıyor, yaşlı kadınlar adamlar, merkeze çok uzak olmayan mahallelerde, ikinci el kıyafetler, çerçiden hallice tezgâhlarda öte beri ve tahta sebze sandıklarının üstünde ıspanak, maydanoz, kereviz satmaya çalışıyorlar… Çalışıyorlar derken, bekliyorlar, teneke saçakların altında yağmurdan korunmaya çalışarak, yavaş yavaş dolma sigara içerek ya da sessizce sohbet ederek bekliyorlar…
"Suçunuz Yok Ama Cezanız Var": Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yasa Teklifi
3 Temmuz 2020 Cuma
Siyasal iktidarı yeniden üretecek ve pekiştirecek daha iyi yollar, yasa koyucular eliyle her zaman hukuken bulunabilir. Ancak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması teklifi, yasa koyucunun artık sadece şeklî ve teknik birtakım gereklilikleri ve araçları, siyasal iktidara bir tür kılavuz olarak sunduğu mecra olduğunu bir kez daha gösterdi.
Fatih’in Portresi ve Kimi Diğer Meseleler
2 Temmuz 2020 Perşembe
Belediyelerin koridorlarında, makam odalarında, depolarında –kimi değerli, kimi değil– çok sayıda sanat eseri bulunuyor. Bunların başta kondisyonları olmak üzere, bir bütün olarak takibi yapılmıyor. Çevrimiçi bir veritabanı hazırlanması ve bu eserlerin başta ilgili araştırmacılar olmak üzere kamunun erişimine sunulması gerekmez mi? (Bu talep aynı zamanda Milli Saraylar, Cumhurbaşkanlığı ve ilgili diğer birimler üzerinden iktidara dönük olarak da dile getirilmelidir.)
Peter “Yeni Prens” Pan
1 Temmuz 2020 Çarşamba
Peter Pan’in hayalperestliğinde Machiavelli’nin realizmini görmek belki ilk bakışta yadırgatıcı gelebilir. Biz de romanda ölçülü biçili, kendisi için önceden belirlenmiş bakma biçimlerine, normlara uygun yaşamanın simgesi Bay Darling gibi “inanmaz gözlerle” bakabiliriz tüm bu benzerliklere. Ne var ki Machiavelli, “olağanüstü” sözcüğünün bir ikaz lambası görevi gördüğü Prens’te, tam da “sıradışı olaylar”a [gli accidenti] çevirmemizi tembihlemiyor muydu gözlerimizi?
Yeni-Normal: İzmir'in Dağları'nda Korona?
30 Haziran 2020 Salı
Salgın sonrası dünyada bir “kırılma”, hatta kopuş yaşanacağını, Badio'nun kastettiği anlamda bir “olay” olan bu salgının belki de dünya-değiştirici potansiyellerinin açığa çıkacağını gizli gizli ya da açıktan hayal etmiş olanlar, yanıldıklarını, normal hayatın acımasız olağanlığıyla geri döndüğünü görmeye başladılar. Zaten felaketler dünyayı değiştirebilseydi tarihteki doğal ya da kültürel-siyasi felaketler bir şeyleri değiştirirdi herhalde.
Canlı ile Cansızın Sınırında: Korona ve Post-hümanizm
30 Haziran 2020 Salı
Koronavirüsün ortaya çıkışı ve sonrasında yaşanan küresel salgın durumu, insanlık için radikal, dönüştürücü bir deneyim haline geldi. Hem toplumsal hem de bireysel değişime son derece açık bir süreçten geçmekteyiz. Sosyoekonomik düzenin temellerinden sorgulanmaya başlaması belki de bir paradigma değişiminin habercisidir. İnsanlık tarihi açısından bakıldığında bu olağandışı durum bizi başka bir olağandışı pozisyonu, insanın var olanlar arasındaki ayrıcalıklı konumunu sorgulamaya itiyor.
Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan Figürleri Üzerine Notlar
29 Haziran 2020 Pazartesi
Babacan cool, gezgin, liberal birey olarak sırtında çantayla dünyanın her köşesine gidebileceğini söylerken Davutoğlu tarihin yüklerini taşıdığını ima eder, ekonomik bir bakıştan ziyade etik-politik tarihsel sorumlulukların temsilcisidir. Babacan eşi ve çocuklarıyla film izlerken gördüğü bir yeri birkaç gün içerisinde ailesiyle ziyaret edip gezerken, Davutoğlu için içinde siyasetin olmadığı bir “gezmek” fiili bile kullanılmaz.
Dostoyevski’de Kaçırdığımızın Yakalanması: Bir Bahtin Büyüteci
28 Haziran 2020 Pazar
Bahtin için Dostoyevski polifonik romanın en önemli ismidir. Bu karakterler çağlayanı çok-sesliliğin önünü açarak okuyucuya umulmadık tatlar sunar. Dostoyevski’nin inşa ettiği roman yapısı tamamen otantiktir ve birçok varyant içeren bu örgü homofonik Batılı romandan farklıdır. Diğer bir deyişle, tekliğe karşı çokluk.
“Sıkıntı, Döneme Damgasını Vuruyor”
28 Haziran 2020 Pazar
Kitaptaki yazılar sıkıntının ne olduğundan ziyade, sıkıntının içinde bulunulan duruma, tarihsel, sınıfsal, kültürel ve toplumsal cinsiyete bağlı olarak şekillenen bir deneyim olarak nasıl kurulduğuna bakıyor. Sıkıntının hissedildiği, temsil edildiği, dile geldiği anları analiz etmek, bu coğrafyaya dair bize neler söyleyebilir? Bu çerçeve deneyimlerin, duygulanımların hiçbir zaman sadece “bizim” olmadığı, hep bir ilişkisellik içinde kurulduğu fikrinden besleniyor elbette.
Öteki Kadın Tazminatının Karşısında Öteki Erkek Cinayeti
27 Haziran 2020 Cumartesi
Haksız tahrik, çok kabaca, faile yönelmiş bir haksızlığın etkisi olarak özetlenebilir. Kavramı incelemediğimiz sürece bu şekilde algılamamız pek hatalı olmaz. Suçu bu etki altında işleyen kişinin cezası indirilir. Tersten bakan bir ifadeyle, haksız bir tahrikin fail üzerinde haklı bir rahatsızlık yarattığını, indirimin de rahatsızlıktaki haklılığa dayandığını düşünmek gayet olasıdır.
Mavi ve Pembenin Haricinde Eğitim
27 Haziran 2020 Cumartesi
LGBTİ bireyler, her ne kadar yazılı kurallarla korunsalar bile, toplumsal yaşamda birçok ayrımcılıkla karşı karşıya kalabiliyorlar. Bu alanlardan biri ise eğitim ortamıdır. İnsan yaşamında, çocukluk ve genç yetişkinlik dönemine denk gelen eğitim ve okul hayatında LGBTİ bireylerin yaşadığı ayrımcılıklar, bu kişilerin okullarını bırakmalarına bile sebep olabiliyor.
Heykeller Yıkılırken: Kamusal Hafıza Peyzajını Dönüştürmek
26 Haziran 2020 Cuma
Geçmişe bugünün gözleriyle bakılmaması gerektiğini, sanki yepyeni bir buluşmuş gibi, dillerine dolayanlar da var. Herkesçe bilinen ve aklı başında kimsenin reddetmeyeceği bu argümanı, ABD’deki yaygın ırk ayrımcılığını ve yerleşik hafıza rejimini eleştiren muhalif sesleri küçümsemek veya karikatürleştirmek için kullanmak niye?
"Adalet Yoksa, Barış da Yok"
26 Haziran 2020 Cuma
Şehrin farklı yerlerinde çeşitli inisiyatiflerin düzenlediği protestoların başını “Take 'Em Down Nola” çekiyor. Irk adaletsizliğine karşı, siyahların geleceklerini sürdürebilmeleri için çalışan, yöntem üreten aktivistlerden oluşan bir inisiyatif. Amaçları “beyaz üstünlükçüleri” temsil eden ırkçı anıt ve sembolleri ortadan kaldırmak ve sokak, cadde, meydan, okul isimlerini değiştirmek ve siyahların/(Kızılderili) yerlilerin üzerlerindeki baskıyı hatırlatan kötü, aşağılayıcı hafızayı New Orleans manzarasından temizlemek.
Karantina Belleği: Ev İçi Emeğe Radikal Feminist Bakış
25 Haziran 2020 Perşembe
Kadının kapitalist sistem içinde biri toplumsal diğeri özel olmak üzere iki tür emek sarfiyatı bulunur. Kadının iş yaşantısına girmesiyle toplumsal emek sarfiyatında bulunması belirli koşullarca bükülmüştür. Kendisine sağlanan kurumsal veya dayanışma kökenli çocuk bakımı desteği ve ev işinin aile fertlerince bölüşülmesi veya ücretli emek işçisine kısmen/tamamen devredilmesi ekonomik anlamda “toplumsal emekçi” sınıfına girmesini mümkün kılar.
Yeni Deneyimlerin Mahali Olarak Salgın Günlerinde Ev
25 Haziran 2020 Perşembe
Tanıma sığmayan ve hayatın hemen her noktasına değen bir nesneyle ilişkilenmelerimizi tek hamlede kavrayıp açımlamak zor. Hele de evin, konuttan başlayıp ülke, yurt, coğrafya, toprak, hatta ulus-devlete “genişleyebileceği” ve böyle bir genişlemenin “dağılma ve yersizliğe” varabileceği göz önüne alındığında.