Hakikat-Sonrası Adında Bir Dönem Var mıdır?
27 Ocak 2020 Pazartesi
Hakikatsiz nesne ilişkileri sahnesinde aynı düzlemde yan yana gelen ve önceden karşılaştırılamaz zannedilen nesnelerin bolluğu da bu sebatsızlığa sebep olur. Bu sayede Necip Fazıl ve Karl Marx’tan aynı anda ilham alabilen bir kültür insanı ortaya çıkabilir. Hakikatini yitirmiş ve bu yüzden derinliğini kaybeden şeyler aynı yüzeyde niteliklerinden kurtulmuş halde arzulu alıcılarını bekler.
Müphemlik Kültürü, İslâm ve Psikanaliz
23 Ocak 2020 Perşembe
Tektanrılı dinlerin sonuncusu olması hasebiyle “İslâm”, din kavramı içinde müphemliği en çok barındıran din olsa gerek (kültürel evrim gereği). Ancak insanoğlunun müphemlik hoşgörüsü doğrusal şekilde artarak değil, döngüsel bir şekilde artan ve azalan zamanlardan geçerek bugüne ulaşmış gibi görünüyor. Bu anlamda İslâm topluluklarının da bu hoşgörüyü süreğen bir kültür şeklinde canlı tutamadıkları açık -keza tıpkı gayri İslâmi topluluklar gibi.
Barış Ayrıcalığı ve 10 Ekim Anıt-Ağaçları (I)
20 Ocak 2020 Pazartesi
On Ekim Dayanışması gönüllüleri olarak, 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 3. yılında Bellek, Yüzleşme ve İyileşme Panel’i ardından yaptığımız atölyede “10 Ekim’in ve diğer katliamların kamusal hafızasını canlı tutmaya yönelik “gayri resmî” hafıza çalışmaları neler olabilir ve nasıl hayata geçirilebilir? Bu çalışmaların kolektif iyileşme ile hakikat ve adalet talepleriyle bağlarını nasıl güçlü kılabiliriz?” sorularıyla bir araya geldik.
Hrant Dink’in Son Fotoğrafı
19 Ocak 2020 Pazar
Söz, tutulmak üzere verilir. “Sözünde durmak”, o söze, o borca sadık kalmayı ifade eder; söz yerinde durur, yeni bir başlangıç noktası olarak durur. İlkin 2007’de Sebat Apartmanı’nın önünde toplanan gerçek hakikat komisyonu o günden beri “Hepimiz Hrant’ız” diyor; çünkü o hepimiz adına söz almıştı. Hrant Dink’e bir sözümüz var.
“Yozlaşma… Sancılar… Yakınmalar… Özeleştiri… Arayışlar…”: Mehmet Hayri Kırbaşoğlu ile İslâm Düşünce
17 Ocak 2020 Cuma
Günümüz İslâm düşüncesinin özelliklerine dair yukarıda yapmaya çalıştığımız değerlendirmeleri tamamlayıcı olarak mutlaka işaret edilmesi gereken bir başka husus da, İslâm düşüncesinin ve İslâm’ın çağdaş yorumunun klasik İslâm âlimi sınıfının tekelinden çıkmış olmasıdır. Zaten çağdaş İslâmi hareketlerin ve akımların hemen hiçbirinin kurucuları ya da lider kadroları arasında ulemanın yer almaması bunun bir göstergesidir.
Feminist Odalar (III): Feminist Tuğlalar ve Çimentolar
16 Ocak 2020 Perşembe
Deliliği, aklın acı çekmesini engelleyen bir müdahale olarak düşünürseniz, kadınların neşesini, aykırılıklarını ve başkaldırısını anlamak daha kolay olur. Kadınların “Hep lohusalık halinde kalışı” ile feminist bir hayatı dönüştürmeyi düşünmek için çaba harcamak arasındaki bağlantı, bizim yapıp etmelerimizin çimentosu gibi görünüyor. Bu nedenle feminist biyografiler, öyküler, anlatılar veya romanlar, feminist edebiyat eleştirisinin ve feminist teorinin vazgeçemeyeceği tuğlalardır.
1960’lı Yılların Gölgesinde Edebiyat Dergisi ve Düşünce Dünyası
15 Ocak 2020 Çarşamba
Dergi koleksiyonu tarandığında Nuri Pakdil için cömertçe sarf edilen “entelektüel İslâm düşüncesinin temsilcisi” gibi ifadelerin biraz değil, haddinden fazla mübalağalı olduğu açıkça görülebilir. Yazı, kitap ve mektuplarından anlaşıldığı kadarıyla Pakdil, İslâmcılık zaviyesinden büyük bir düşünür değil, olsa olsa etkili ve yol açıcı bir yazardır.
Bozkır Geleneği: Otoriter Rejim Pratiklerine Kültürelci Yaklaşımlar
14 Ocak 2020 Salı
White, Türkiye siyasetinde neredeyse her on yılda bir açığa çıkan krizleri ve Türkiye’yi otokrasiye sürükleyen itici güçleri İslâm/sekülerlik gibi ayrımlar dışında ele almayı öneriyor. Toplumsal grupların (partilerin, örgütlerin, çevrelerin) oluşum dinamiklerine ve ağlarına bakmanın, Türkiye siyasal kültürüne özgü niteliklere dair daha iyi bir açıklama sunacağını öneriyor.
Bir “Olay”ın Dördüncü Yılı: Barış İçin Akademisyenler
13 Ocak 2020 Pazartesi
BAK davaları boyunca imzacılar ve avukatları, akademisyenlerin akademisyen olmak bakımından kamusal alanda diğer yurttaşlara göre daha kısıtlı bir ifade özgürlüğüne sahip olmaları gerektiğini varsayan bu yaklaşıma ısrarla karşı çıktılar ve akademisyen olarak taşıdıkları kamusal sorumluluğun bir sakınma sorumluluğu değil, aksine bir konuşma sorumluluğu olduğunu defaaten vurguladılar. Soru sormak, hakikatin peşinden gitmek, doğru olduğuna inandığı şeyi söylemek...
“Eğer” Sadece İhtimal mi İçerir?
12 Ocak 2020 Pazar
Yaşamların bir dili olduğu gibi dillerin de yaşantısı vardır ve Meryem’in anlatıcılarının dili bu nok-tada büyük oranda betimleyici bir yapıdadır. Kendilerine biçilen toplumsal rollerle karşımıza çıkan kadınların sınırlarını ve bu sınırlarının kocalarından geriye kalan yerlerden oluştuğunu söylemek hem eserle yaşamı yakınlaştırır hem de kadınların hemcinsleriyle karşılaştırıldığı bir kadınlık yarışması haline bürünen toplumu anlatır.
Aslı Erdoğan’ın Orfeus Bakışı
11 Ocak 2020 Cumartesi
Özdeşleşmeye karşı mesafeyi koruyan, hikâye anlatıcısı olmayan, Anadolu geleneğini taşımayan, kendi ülkesinde pek çok şeylerden suçlandığı gibi özgün olmamakla da suçlanan bir yazar. Fakat kendini “insanlık durumu”nu anlatmaya adamış birinin anonimleşmesi kaçınılmaz. Bu onun zayıflığından ziyade gücü de olabilir pekâlâ. Pek çok temadan ve metafordan söz ediliyor, Yara, ikiye kesilmiş yüz, açıklık, kapanmaz boşluk, doldurulamaz yokluk.
Suç Ortağı Olmamak
10 Ocak 2020 Cuma
Annem 85 yaşını geçmişti. “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzaladığım için okuldan emekli edilivermiştim. Bunu epeyce rahat söyledim anneme. Ama Kocaeli Üniversitesi hocalarının acayip biçimlerde sabah baskınlarıyla, kapıları kırılarak gözaltına alındığını, saldırıları filan duyunca, biraz telaşa kapılmıştım. Polis gelir, kapı güm güm vurulursa, valide ölüverir kalp sektesinden diye kaygılandım.
Kanal İstanbul ve Parasızlığın Faydaları
8 Ocak 2020 Çarşamba
Yap-işlet-devret modelinde ise, ihaleyi alacak konsorsiyumun bankaların yolunu tutması kaçınılmaz. O durumda ise, bankaların Türkiye’den hazine garantisi isteyeceği muhakkak, zira çok daha işlerliği olan kamu projeleri için bile geçmişte hemen hep istediler ve istediklerini önemli ölçüde aldılar; doğrusu, TC de mirasyedi rahatlığıyla garanti dağıtmaktan geri kalmadı.
Yanılsama Siyaseti ve Pornografik Şiddeti
7 Ocak 2020 Salı
Siyaset artık mutlak hâkim bir güç olarak yanılsamaları yöneten ve gerçekliği tümüyle tarihdışı bırakan bir konum elde etmiştir. Siyaset kipi, toplumun yararına fikir ve proje üreten, buna dair tefekkürün imkân bulduğu bir alan olarak değil, hedef kitlesinden kendi yaratığı tümüyle yanılsamalı gerçekliğin soğurulmasını ve hiç sorgulanmadan dolaşıma sokulmasını bekler.
24 Aralık Gezi Duruşması: Hukukun Tabutuna Çakılan Son Çivi
6 Ocak 2020 Pazartesi
Bir şüphelinin hakkında iddianame dahi düzenlenmeksizin aylarca tutuklu kalması, insanın aklına pek çok ihtimal getiriyor. Acaba burada bir kör inat mı var, yoksa savcılık aradığı delili bulamıyor da şüpheliyi içeride tutarak kendince zaman kazanmaya mı çalışıyor, yoksa her ikisi mi birden? Fakat kabullenmek gerekir: O delil bazen gerçekten yoktur.
Ne Yaptık Gezegenimize!
3 Ocak 2020 Cuma
İklim meselesinde teknolojik çözümlerin yeterli olmadığı görüşü doğru değildir. Yenilenebilir enerji kaynakları rüzgâr ve su, fosil yakıtlardan çok önce insanlar tarafından keşfedilip kullanılan kaynaklardır ve depolanıp yenilenmeleri daha ucuz etkin ve kolaydır. Sadece sıfır karbonlu yaşam konusundaki deneyimlerimiz küçük örneklerle sınırlı kaldığından ne yazık ki bu alandaki gelişmelerde sınırlı kalmıştır.
Almanya’da Suriyeli Mültecilerin Kalıcı Olma İmkânları
2 Ocak 2020 Perşembe
Toplum düzeyinde de Suriyeliler başta olmak üzere, mültecilerin geçici olarak görülmek istendiğine dair genel bir tutumdan bahsedilebilir. Bunda en başta gelen sebeplerden bir tanesi, mülteciler için yapılan harcamaların bütçeye getirdiği yüktür. Rakamlar kesin olmamakla birlikte ve miktarın tümü doğrudan mültecilere harcanmadığı bilgisi akıl tutularak, Almanya devletinin 2018 yılı içinde mülteciler için yaklaşık 23 milyar avro harcadığı tahmin ediliyor.
Hariçten Gazel (II): Taşra Üniversitesinde Taciz
1 Ocak 2020 Çarşamba
Taciz asla taciz olmadığı gibi, tacizi ifşa da yalnızca tacizi ifşa değil. Çünkü kadın bedeninin ve öznelliğinin ilga edilmesi, bedene karşı işlenen suçlar, yapıyla failin ontolojik işbirliğinin sağır ve kör noktalarında işleniyor ve tacizin ifşası, taşra üniversitelerine çöreklenmiş çıkar çevrelerinin resmî ve sivil parçalarının, geleneksel patriyarka ile birlikte, hangi koordinatlarda ne tür işler çevirdiğini de ifşa etmiş oluyor.
Hariçten Gazel (I): Taşrada Üniversite(li) Olmak
30 Aralık 2019 Pazartesi
Taşraya gelen çocuklar için asıl mesele, bir taşradan bir taşraya, gurbete kaçmaktır. Alkolik bir babadan, tacizci bir amcadan, dırdırcı bir anneden, vefasız bir ilk aşktan, alt kattaki ahırda birlikte yaşanan hayvanlardan ve onların kokusundan, nohut hasadından, ceviz tetirinden kaçmaktır, “kendisi için bir oda”ya terfi etmek, uzakta derin bir nefes gibi birkaç yıl hovardalık etmektir asıl mesele...
Ann Scales’in “Hukuki Feminizm”i
29 Aralık 2019 Pazar
Bazı eşcinsellerin neden evlenmek istediklerini ve bunun için siyasi/hukuki mücadele verdiklerini hiçbir zaman anlayamadım. Kendisiyle aynı cinsiyette biriyle ilişki kuran bir eşcinselin zaten mevcut düzenin çekirdeğini oluşturan ve üremeye dayalı, dolayısıyla farklı cinsiyetteki kişilerin akdini gerektiren ve ziyadesiyle arkaik bir müesseseye -tam da onu kalbinden vurmuşken- neden dahil olmak istediği gerçekten merak uyandırıcıydı benim açımdan.
“Doğu Türkistan Otoriter Rejimler İçin Bir Laboratuvar”: Mehmet Volkan Kaşıkçı’yla Söyleşi
26 Aralık 2019 Perşembe
Verdiğim örnekler insanlara inandırıcı gelmiyor ama o kadar absürt sebeplerden tutuklamalar oluyor ki. Mesela bir örnekte bir Kazak genci polis oluyor, Çin polisi. Çok seviniyor, üniformasını giyip fotoğraf çektiriyor, fotoğrafını Kazakistan’daki akrabalarına gönderiyor, Çin dışına bilgi sızdırdın diye toplama kampına alınıyor. En yaygın kategori bu. İkinci grup dinî sebeplerden alınanlar. Camiye giden, namaz kılan hemen herkes tutuklamış durumunda.
Brexit’in “Gerçekleşmesine” Giden Yol
25 Aralık 2019 Çarşamba
18-24 yaş arasında neredeyse %60’a ulaşan İşçi Partisi desteği yaş azaldıkça azalmasına karşılık Muhafazakâr Parti’nin 65 yaş ve üstünde %60 oya ulaştığı bulgulandı. Ancak yaşa dayalı oluşan bu farklılığın (özellikle sol/özgürlükçü partiler ile sağ partiler arasında) ne Birleşik Krallığın diğer seçimleri ne de geriye kalan çoğu Kuzey ve Merkez Avrupa ülkeleri için yeni olmadığının altını çizmek gerekiyor.
Faytonlar, Değişim ve “Soylu”luğun Yitirilen Sembolü
24 Aralık 2019 Salı
Çıkarlarını koruma mücadelesi veren faytoncuların kötülüğünden kaynaklanmadı sorun. Her tarafından patlayan sistem, faytoncuları kötülüğe zorladı. Gitgide büyüyen para onları daha hırslı hale getirdi. Ortaya çıkan rant ise artık sadece onlara bırakılmayacak boyutlara vardı. Bu akan paranın ilelebet sürmeyeceğini gören kimileri başka işlere yöneldi.
Yükseköğrenimin Çöküşü ve İİBF’ler
23 Aralık 2019 Pazartesi
Sorun keşke sadece taşra üniversitelerinin sorunu ya da sadece İİBF'lerin sorunu olsaydı. Son on yıllarda üniversite sayısındaki artışın -2002'de 93 üniversite varken 2019'da bu sayı 202'ye çıktı- kalitedeki bir sıçramaya tekabül etmediği, üniversitelerdeki büyümenin “gelişme”ye değil, “irileşmeye”, hem de kanserli bir büyümeye, enflasyona açtığı da aşikâr.