Amerikanbezi ve Caz Yapmak
7 Ekim 2020 Çarşamba
En sevdiğimiz hikâyeler bunlar değil midir? Yokluktan gelip başaranlar, bir hiçten hep olanlar. Varlıklı birinin başarısından, hangi alanda olursa olsun o kadar etkilenmeyiz, Nobel bile kazanmış olsalar. İlkel kabilelerdeki ateş üzerinde yürümenin cesaret göstergesi olduğu, Victor Turner’ın geçiş ritüeli dediği törenler, modern dünya için de geçerlidir.
“İlahi” Yasaları Sorgulamak
6 Ekim 2020 Salı
Kendi eylemlerinin ve varoluşunun sorumluluklarını almaktan kaçınan insanların, yaşam hakları üzerinde başkalarının karar vermelerini olası kıldıkları bu hal, olsa olsa determinist bir saik ile toplumsal despotizm üretir. Kant'ın izinden gidip, ''insanlığın eğri kerestesinden düz bir şey yapılamamıştır'' mı demeli?
Pinokyo ve Peter Pan’ın Yalnızlığı (II)
4 Ekim 2020 Pazar
Akal, Pinokyo’yu her okuduğunda üzüldüğünü ifade eder. Çünkü kukla zorunluklardan kaçamamaktan öte buna zorlanır. Üzüntü, utanç, korku gibi pasif duygular hikâyenin tonunu belirler. Kukla bu şekilde disipline edilip itaat etmesini öğrenir. Bu da çok büyük bir yanılsama ile sağlanır; kukla bu şekilde özgürleşeceğini zanneder, bu sebeple kukla kuklalığını fedaya zorlanır.
Pinokyo ve Peter Pan’ın Yalnızlığı (I)
3 Ekim 2020 Cumartesi
Yeni Prens eskinin yönetimine ve yönetiliş şekline geçit vermez, intibak etmez, virtu ve fortunası dışında hiçbir şeye güvenmez. Peter Pan da kendi yöntemleri dışında bir şeye güvenmez. Yeni Prens kendine yurttaş ordusu toplar, Peter Pan da kayıp oğlanları silahlandırır.
Puşkin’in Zırdelisi ile Aya Seyahat: Faddey Venediktoviç Bulgarin
4 Ekim 2020 Pazar
Bulgarin 1820’de St. Petersburg’a döndükten sonra özellikle 1830’a kadarki dönemde Petro ile başlayan modernleşme hareketinin yansıması onun aldığı eğitimin meyvelerini ortaya koydu. Aklın öne çıkarıldığı, Batılı tarzda eğitimin ve Petro döneminin modernist sürecinin sonuçları burada alındı. Jules Verne’nin 1828’de, H. G. Wells’in 1868’de doğduğu düşünülürse yüzyılın ortalarına kadar Bulgarin’in kaleme aldığı öykülerde, kurmaca ve ütopik geleceğe dair ortaya koyduğu kavramlar epey dikkat çekti.
12 Eylül: Hafızalaştırma ve Bellek Siyaseti
2 Ekim 2020 Cuma
Kırk yıl önce olmuş bir olayın genç kuşaklarca da bilindiği göz önünde bulundurulursa hafızanın aktarıldığı açıktır. Siyasal bellekte büyük yarıklar açan 12 Eylül, yüzleşilemeyen bir geçmişe, Türki-ye’de örülmüş başka acıların oluşturduğu yılların sessizlik duvarına ilave edilen bir taştır. Darbeden sonraki on yılda yaşanan sessizlik ilerleyen yıllarda kısmen bozulmuş olsa da darbenin toplum üzerindeki ağırlığı demokratikleşme umutlarını olumsuz etkilemeye devam ediyor.
“Sovyet Müslümanları ve Türklerinin Tarihi Daha Yeni Yazılıyor”
1 Ekim 2020 Perşembe
Devrim sonrasında örneğin Hint Müslümanlarını Bolşevikleri desteklemeye çağıran Mevlevi Bereketullah gibi aktörler “İslâmiyetle Bolşevizm arasında hiçbir çelişki yoktur. Müslümanlık Bolşevik usullerini 1400 yıl önce söylemiştir” filan diye propaganda yapıyor. Anadolu’da TBMM kürsüsünde Şeyh Servet aynı şeyleri söylüyor. Bolşevizm’in, komünizmin ne olduğu hakkında hiçbir malumatı olmayanlara böyle anlatıyorlardı.
Söz Konusu Kadınlar Olduğunda… AKP Dönemi’nde Kürtaj
28 Eylül 2020 Pazartesi
Mahkeme, ihlal kararı vermiş olsa da kürtaj konusunda yasama organının, yani Meclis’in “geniş bir takdir yetkisi” olduğunu söylüyor. Dolayısıyla hangi haftaya kadar gebeliğin sonlandırılmasına karar verileceğinin Meclis’in takdirinde olduğu söylenerek, tartışma biraz da Meclis’e doğru atılmış oluyor. Bu yüzden ihlal kararları, davalar, hukuki kazanımlar o kadar da cepte, yekpare mücadele alanları değil.
Ali Gevgilili, Lütfi Akad ve Anadolu Gerçeği
27 Eylül 2020 Pazar
Ali Gevgilili gerek çoğunlukla dünya sinemasına odaklanan Çağını Sorgulayan Sinema (1989) kitabında gerekse dergi ve gazete sayfalarındaki film değerlendirmelerinde sinemayı öz ve biçim açısından çok iyi bir şekilde kavradığını gösterir. Duyguyla aklın, eleştiriyle hürmetin, tarihsel süreklilikle kopuşun içinde biçimden biçime giren sinema sanatındaki dönüşümün nabzını tutar. Dolayısıyla insanla onun tarihini bir bütünün iki cüzü görür.
Pandemi, Eğitim ve Çocukların Yaşam Hakkı
25 Eylül 2020 Cuma
Türkiye'de, çocuk haklarını merkezine almış öğretmenlerin, yöneticilerin örgütlülüğünün eksikliği, çocuk meclislerinin politik olandan yalıtılmışlığı, çoğu sivil toplumun kâr güden tavırları ve duyarsızlığı, yerel yönetimlerin yaşam hakları hususuna eğilmeyişleri, periferiden merkeze iletişimsizlik ve de koordinasyonsuzluk, hak ihlallerini dayanılmaz kılıyor. Pandemi ve tedbirsizlik yayılarak devam ederken, çocukların denek olarak, çoğunluğun desteğini kaybetmemek uğruna okullara tekrar sokulmaları, yaşam hakları ihlaline girer.
Mustafa Kemal'e Atatürk Demek: Resmî İdeoloji ve Ata Türk’ün İşlevi (II)
22 Eylül 2020 Salı
Resmî ideoloji, Mustafa Kemal’den kopararak Ata Türk’ü inşa eder; ancak onun inşa ettiği bu Ata Türk (kavramı) resmî ideolojinin tanımına ve işlevine de gelir yerleşir: Böylece Ata Türk, Abraham Lincoln’dan mülhem bir tabirle resmî ideolojinin, resmî ideoloji tarafından, resmî ideoloji için tanımlanması halini alır.
Mustafa Kemal'e Atatürk Demek: Mustafa, Kemal ve Atatürk (I)
21 Eylül 2020 Pazartesi
Mustafa Kemal’i (Atatürk) Ata Türk’ten ayırabilmek için kullanılan bazı kavramlara dair örneklerin ilkel toplumlardan ya da tarih öncesinden veriliyor olması, kavramların kendi dönemleriyle sınırlı bir açıklama kapasitesine sahip oldukları düşüncesini akla getirmemelidir. Nitekim Freud’dan Durkheim’e ve Darwin’e konuyla ilgilenen tüm yazarların, bu kavramları sadece ilkel toplumlar için değil, bugünün toplumlarını açıklayabilecek bir kavramsal dizge olarak ele aldıklarını da belirtmek gerekiyor.
Uyuyamayanlar: Cioran ve Proust
20 Eylül 2020 Pazar
Bazen şanslıyızdır, bilinir bir sebebi olmamasına karşılık, tek bir gece gözümüz kan çanağına; vücudumuzsa bir organ eskisine döner fakat bu geçicidir, sağlıklı bir bilincin bir göz açıp kapamayla üstesinden gelebileceği türden tatlı bir basiretsizliktir. Bazense oldukça şanssızızdır. Gecenin, günü hiç doğurmayacakmış gibi uzun bekleyişinde, ezgili kilise çanları belleğimizin uzak beldelerinde karanlık dualara dalar; sıkışıp kalırız.
Duyguları da Vururlar
17 Eylül 2020 Perşembe
Saygıyı hissetmek, duygusal olarak zenginleşmektir de aynı zamanda... Burada bahsettiğim saygı, “ne kadar da duygulu olunduğunu” göstermek için dramatik biçimde teşhir edilen değil, ilişkide oluşan ve gerçekten deneyimlenen bir şeydir... Ancak böyle bir saygının ön koşulu öteki’ni taktir edebilmek, onun kıymetini teslim edebilmekten geçer. Oysa bizim kültürel dünyamızda bireysel ve kolektif narsizmimiz “öteki’nin değersizliği (hatta aptallığı)” varsayımı üzerine kuruludur.
Bulgaristan’da Hükümet Karşıtı Protestolar: Yolsuzluk İstifa!
15 Eylül 2020 Salı
Borisov’un 2009’dan bu yana mutlak hakimiyeti sırasında, yolsuzlukla mücadelede istenilen sonuçların alınamaması, hükümete karşı olan güvensizliği giderek arttırmış durumda. Buna karşın, Borisov kendi kitlesini yıllar içinde bir arada tutmayı ve zamanla da kemikleştirmeyi başarmış görünüyor. Diğer taraftan, ülkenin 1990-2009 arasında yaşadığı şiddetli ekonomik bunalım neticesinde bir türlü durulamayan politik dalgalanmalara kıyasla, Borisov halen halkın en azından üçte birinin desteğini arkasında tutabiliyor.
Dersim Alexanderplatz: “Memleket nere?”
14 Eylül 2020 Pazartesi
Dersimlilerin kendine özgü mistisizmini de tuhaf bulur Devrim. Annesinin günlerce rüyasında çiçek görmesi üzerine babasına bilet al diye tutturması ve bu bilete büyük ikramiyenin çıkmasını Rüya’ya “Annemler çok tuhaf Marksistlermiş” diye anlatır. Rüya’yı etkilemek için aldığı Zazaca albümlerden Metin-Kemal Kahraman’ın o çok büyülü Ferfecir’ine tutulur...Amcası Ahmet de Devrim’le birlikte Dersim’e gider. Kök, gövdeyi çağırırken bilindik bir kavuşmayı görmeyiz Dersim Alexanderplatz’da. Dersim’de konuk oldukları amca ve yengesinin gündelik yaşamına eklemlenir. Gelmelerinin şerefine kurban keserler.
“Evde Kalmış” Çinli Kızlar Müesses Nizamı Tehdit Ediyor
13 Eylül 2020 Pazar
Komünist rejimin kurulmasından sadece bir yıl sonra 1950’de ilk evlilik kanunu çıkarıldı. 1954’te kabul edilen ilk anayasada da kadınların siyasi, ekonomik, kültürel ve toplumsal alanlarda erkeklerle eşit haklara sahip olduğu maddesi yer aldı. Bizzat Mao’nun öncülük ettiği evlilik kanunu bir anlamda toprak reformunun mütemmim cüzü idi. Özellikle kırsal kesimde alınıp satılan bir meta durumunda olan kadınların rızası dışında evlilikler yasaklanıyor, her evliliğin kayıt altına alınması zorunlu hale getiriliyordu.
Dostum David Graeber’ı Yâd Etmek
11 Eylül 2020 Cuma
David Graeber, parmakla gösterilecek bir akademik eylem insanıydı. Pek çok profesör zaman zaman gösterilere katılır ve dilekçe imzalar; yine pek çok eylemci araştırmasını yürütür, hocalık yapar, bunları biliyoruz. Şu var ki David hem eylemciliğe hem akademisyenliğe öyle derinden bağlıydı ki, bunlardan herhangi birine öncelik atfetmek pek mümkün değildir. Açıkçası onun için eylemcilik ve akademisyenlik birbirini besler, zenginleştirirdi.
Hünerli bir Anarşiste Veda: David Graeber’ın Ardından
10 Eylül 2020 Perşembe
Anarşist bir antropolog olarak toplumun en ezilen kesimleri ile en az yabancılaşmış kesimleri arasında kurulacak devrimci koalisyonlar uğruna Graeber’ın harcadığı entelektüel enerjinin son büyük ürünü olan Bullshit Jobs (Gereksiz İşler), gelişmiş ülkelerdeki iş tanımının finansallaşan geç kapitalizm ile birlikte geçirdiği dönüşümü ve bunun alternatif toplum vizyonlarına sirayet etme biçimlerini sergilemesi açısından özel bir değerlendirmeyi hak ediyor.
2020 Adli Yıl Paketi: Bir Dilekçe Yazma Serüveni
9 Eylül 2020 Çarşamba
Hukuk derneklerinin makbul olmayanları kapatıldı. Savcılık kararları ile avukatların bir kısmının Anayasal suçlar kapsamındaki davalarda savunmanlık yapmaları yasaklandı. Dilekçeleri, açıklamaları, raporlamaları suçlama konusu oldu. Toplu tutuklama ve yargılamalar ile hak savunmanlığı imkânsız hale getirilmeye çalışıldı. Sokağa çıkma yasağı dönemi yargılamaları ise, kuralların tümden askıya alındığı dönemler olması, meselenin varabileceği sınırları göstermesi açısından önem arz ediyor.
İnsansız, Davetsiz ve Sahipsiz Bir 30 Ağustos
7 Eylül 2020 Pazartesi
AKP, 2012 yılında çıkardığı tören yönetmeliği ile bir dizi değişikliği daha uygulamaya koydu. Bu değişikliklerin asil amacı, ancien regimein anlam ve varoluş gücünü belleklerden silmek olsa da, iç ve dış çeşitli siyasal dengeler ile Kemalist ruh ve değerlere sahip hatırı sayılır bir nüfusun hâlâ var olması, bütün otoriter kestirmeciliğine rağmen, Erdoğan rejiminin Kemalizm’i dobra dobra reddiyesini engelliyor.
Bilge Karasu’nun “Usta Beni Öldürsen E!” “Masalı”nın Aşırı Gerçek Halleri
6 Eylül 2020 Pazar
Çırağın bir ölüm habercisi olarak gördüğü siyah noktanın/benin de zaman ve mekânla ilişkisi dikkate değerdir. Artık kimsenin yüzünde ben görmediği zamanlar söğütlerin hayalini kurduğu zamanlardır. Düşler, hayaller ölümü uzaklaştıran unsurlar olarak görülse de bu uzaklaşmayı düşünmüş olmak da bir düş olarak görülür. Gelip geçicidir.
Dersim’den Batman’a Cumhuriyet'in Kürt Kadını
4 Eylül 2020 Cuma
Yazı Orhan’ın tecavüzünü anlatmak üzere yola çıkıp günün sonunda intihara sürüklenen kızı, aileyi ve Kürt kültürünü sorumlu tutmasıyla sonlanıyor. Yazar, Kürt kültürünü toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmayışıyla, aileyi bu kültürü benimseyip kız çocuklarını mal gibi görmekle, kız çocuğunu ise kendini maaşlı bir askere “yamayan” olarak suçluyor. Özgentürk, tecavüzcünün dayandığı güç ve iktidar ilişkisini anlamak için yola çıkarken, neden tecavüze uğradığı cevabını aramakla kapatıyor konuyu.
“Yoksulun Merhameti Gasp, Gencin Merhameti Rap”
2 Eylül 2020 Çarşamba
Güç sahiplerinin her alana hâkim, acımasız ve vahşi olduğu dünyada, toplumdan her zaman kesin çözümlü, nokta atışlı, uzun soluklu çözümler üretmesini beklemek pek adil değildir. Sisteme tabi olanlar elbette kısa soluklu çözümlerin ancak bir yarabandı görevi gördüğünün farkındadır fakat aynı özneler, tabi olduklarına da her zaman doğrudan isyan etmeyebilir.