“Bekleyişin Şarkısı”nda Ölümün ve Yaşamın Askıya Alınışı
8 Kasım 2020 Pazar
Nihayetinde ne ölü ne diri olan kişi, ne ölülerin ne de dirilerin dünyasına dönebilir. Bu da ölü yakınlarını süreklileşen bir kırılma hali içinde tutarak onların sosyal entegrasyonlarını, psikolojik sağalmalarını imkânsız hale getirir. Bekleyişin Şarkısı’nda olup bitenlerin derininde gerçekleşen de budur. Bu anlamda ne Rahşan Teyze’nin ne anlatıcı olay kahramanının ne Zedan’ın, ne Ferda’nın ne de Sara ve ailesinin iyileşme olanakları yoktur.
Hariçten Gazel (IV): Kediler, Yılanlar, Efsaneler
8 Kasım 2020 Pazar
Gündelik hayatta, böylesine çarpıcı olaylar, dinsel, mitolojik ve folklorik olanın karşılaşma, yeniden form kazanma ve güncel sosyo-kültürel yapı/gündem ile iç içe geçerek tarihsel/mitolojik hikâyelerin katmanlanması, anlamlanması ve hayata anlam katması anlarıdır… Dolayısıyla, böyle olaylardan/saldırılardan sonra, dinsel ve mitolojik olarak iyice şekillenmiş olan folklorik anlatı formlarındaki mitolojik arketipler ve dinsel görünüşlü acaib-ul mahlukat, uzun kış uykusundan uyanır ve sahne alır.
Kimdir Şu Mephisto? İzmir Depreminin Ardından Birkaç Satır
6 Kasım 2020 Cuma
Sahi kim şu Mephisto? Sen misin, ben miyim, sustuklarımız mı, susturduklarımız mı?Goethe'nin Faust'unda şeytanımız Mephisto, tüm ''kötücül'' eylemlerin mümessili olan ve aslen ''iyi''yi, ''güzel''i arayan ''saf'' insanların yoluna çıkan, onların birbirlerini sömürmelerini, birbirleri üzerinde iktidar kurmalarını teşvik eden, bir bakıma kafa karıştırıcı ''insan dışı ses''tir.
İnterneti Zapt Edeceğiz, İnternetin Zaptı Yakın!
5 Kasım 2020 Perşembe
Bugün Çin, İran ve Türkiye gibi ülkelerin uyguladığı internet politikaları, örneğin Türkiye’nin bütün yayınlara yönelik RTÜK kontrolü dayatması, belirli sosyal medya mecraları ve platformlara sürekli “Türkiye’de temsilcilik açın” baskısı, interneti de ulusal sınırlarla kontrol altına alma, gümrükler içerisinde tutma ve gümrükten her çıkan vatandaştan haberdar olma arzusu olarak görülemez mi?
"Post-truth Çağda İrrasyonelliği Anlamlandırabilmek için Psikoloji..."
4 Kasım 2020 Çarşamba
Siyasal psikoloji, Türkiye’de sahada futbolcuların yaptığı hareketlerin, gollerin veya skorun ötesinde tribünlere, tribünlerdeki farklı takımın taraftarları arasındaki ilişkilere, sahanın ışıklandırılmasına, futbolcuların giydikleri forma tercihlerine, gol olduğu anda yaşananlara ve hatta topun rengine kadar daha geniş bir pencereden bakmamızı sağlıyor.
İstanbul’da COVID-19
2 Kasım 2020 Pazartesi
Her ne kadar COVID-19’un “demokratik” bir virüs olduğu ve herkesi hastalandırdığı ifade edilmiş olsa da hayatta ve sağlıkta eşit olamayanlar hastalık ve ölümde de eşit değillerdir. Gerçekten de İstanbul Büyükşehir Belediyesi ulaşım verilerinden de görüleceği üzere, salgının bulaşıcılığı arttıran temel faktörlerden birisi olan ulaşım hareketliliğinin asıl nedeni emekçilerin çalışmak zorunda kalmalarıdır.
Dostluk ve Ekonomi
1 Kasım 2020 Pazar
Dostluklar kıyas, karşılaştırma kabul etmez. Dost, karşılaştırılamaz olandır, eşsizdir. Karşılaştırma bir ölçüp biçme işlemidir. Birimlenme, süremi (anlatı) bozar, parçalar. Dostluk bir anlatıdır, hikâyesi vardır. Birbirlerinin hikâyesini sözün gelişi değil, gerçekten dinlerler. Ama dostlukları, aynı zamanda kendilerini aşan başka bir hikâyenin kurulmasıdır. Dostlar, söz konusu hikâyelerine inanırlar. İnanma, birimlenmeden uzak kaldıkça mümkündür.
Hannah Arendt ve Hakikat Siyaseti
30 Ekim 2020 Cuma
Dünyayı ortak bir şekilde paylaşabilmemiz ve günlük yaşamlarımızda özgürce hareket edebilmemiz için bu olgusal hakikatlerin bazılarını hafife alabilir olmalıyız. Ancak bugünkü belirsizlik, kendinden şüphe duyma ve kendi kendiyle çelişme korkusundan besleniyor. Kendimize güvenemediğimizde sağduyumuzu -altıncı hissimizi- kaybederiz, ki birlikte yaşamamıza olanak sağlayan tam da bu sağduyudur.
“Hekimlik, ‘kutsal’ bir pratik asla değil”
28 Ekim 2020 Çarşamba
Zanaat yeryüzünde yaşanmadığında, kutsanıp kutlandığında, dahası ulusal/şoven ritüellerin alelâde bir enstrümanına ve hatta uluslararası platformda “kudret yarışı”nın figüranına dönüştüğünde, kısacası iktidar elitlerinden sağanak halinde boca edilen ucuz tamlamalar edilgen ama memnun bir eda ile sahiplenildiğinde, gayet verimli arketipal nüveler barındıran “yaralı şifacı” motifi de kayıplara karışıyor.
ABD'de 2020 Seçimleri: Türbülans mı, Yumuşak İniş mi?
27 Ekim 2020 Salı
Dünya genelinde Şili’den Sri Lanka’ya, Kırgızistan’dan Nijerya’ya ve Tayland’a, Belarus’tan Gine’ye, onlarca bölge ve ülkede geniş ölçekli toplumsal sorunların yaşandığı ve rejimlerin büyük krizlerde olduğu açık. Bu ülkelerin çoğunda yöneticilerin ilk tepkileri biraz da Trump yönetiminin sağladığı ortam sayesinde daha fazla otoriterlik oldu. Demokratik rejimlerin giderek altının oyulduğu bir ortamda devam eden bir Trump yönetimin bu tür eğilimlere çanak tutacağı açık.
ABD'de 2020 Seçimleri: Tarihsel Bir Dönemecin Eşiğinde
26 Ekim 2020 Pazartesi
Biden-Harris kampanyasının ana söylemi “normalliğe dönüş”. Biden, Trump’ın kişiliğinde somutlaşan istikrarsız, dengesiz, tahmin edilemez bir kişiliğe ve onun kaotik idaresine karşı deneyimli, makul, ideolojik ve kişisel aşırılıkları olmayan bir aday olarak tarif ediliyor. Biden Demokrat Parti ön seçimleri sürecinde de benzer bir imajla, en güçlü rakibi sol/sosyalist eğilimli Bernie Sanders’a karşı Demokrat Parti tabanını kendi etrafında toplamayı başarmıştı.
Nankörlükle Mücadele
25 Ekim 2020 Pazar
Evini beyaz eşyalarına kadar döşediği o dünün çocuğu sesini ilk kez -saygıda kusur etmeden- yükseltir. "Artık yoruldun (mu acaba?)". Bu homurtuda, ağabeyin de sezdiği zımni bir teklif yatıyordur şüphesiz “Tek başına kaldıramıyorsun, ben de bir ucundan tutayım artık”. Teklif samimidir fakat bir yönüyle "inkılapçı”dır da, alışıldık alt-üst ilişkisini tersyüz etme potansiyeli barındırır.
Türkiye’nin Eksik Kalan Ruhu
23 Ekim 2020 Cuma
Bir belgeselde gibi, anlatmak istediğine uygun bir mesafede durarak, içeri kapanmış adamın bilinç akışından kafasını kaldırmak, aklından geçenleri dışarıdakilerin, müspet veya beşeri ilimlerin tashih etmesini ister. Türkiye'nin Ruhu'nun bu "olgunlaşmanın" bir vesikası olmasını umar. Vesikaların söyledikleriyle oyun şeklindeki yazı eyleminin verimini bağdaştırarak, tutunamayan türünde bir fert ile dışarıdaki halk insanını birlikte anlamayı umut eder.
"Aklıma İlk olarak 'Sokak' Kelimesi Geliyor"
21 Ekim 2020 Çarşamba
Her ne kadar 70’ler, devletin şiddet aygıtlarının yön verdiği politikaların, iç savaşın, anarşinin ve sosyoekonomik çalkantıların hâkim olduğu bir dönem olsa da aynı zamanda, umudun, neşenin, sevincin, eğlencenin ve hüznün de onyılıydı. Türkiye’nin İnek Şaban’dan, Hababam Sınıfı’na, Bizim Aile’den, Neşeli Günler’e, Canım Kardeşim’e, belli bir süreliğine hoşça vakit geçirmeyi, kendi sıkıntılı gerçekliğinden uzaklaşıp başka bir gerçeklik içinde yaşamaya başladığı yıllar da 70’li yıllardı.
Covid-19 Sonrası için Sol Popülist Strateji
19 Ekim 2020 Pazartesi
Polanyi’nin analizi gösteriyor ki toplum var olma şekillerinde ciddi bir bozulma deneyimlediğinde, korunma ihtiyacı temel talep haline gelir ve insanların bu talebi en iyi karşılayacak kişileri takip etmesi muhtemeldir. Polanyi’ye referans verdiysem bunun nedeni, kendimizi benzer bir durumda bulduğumuzu düşünmemdir. Elbette pandeminin sonuçlarından biri, korunmaya duyulan ihtiyacın artmasıdır.
Bir İnsan Susuzluğu Nasıl Hatırlayabilir?
18 Ekim 2020 Pazar
Marker’ın imajlarının bir gücü varsa, o da sinemanın gücünü bir hatırlama, kayıt tutma faaliyeti olarak dondurmaktan ziyade unutmanın olumlayıcı gücünü taşımasındadır. Marker için hatırlama daima bir yeniden yazma, üzerine yazma, geçmişin yeniden yorumlanması faaliyetidir. Bu açıdan unutma da, her durumda değilse bile, daha iyi “hatırlama”yı sağlar; unutmak bir lanet değil, aksine belki de hafızanın bize sunduğu bir nimettir.
Güç Ontolojisi’nin Gücü Nereden Geliyor?
17 Ekim 2020 Cumartesi
Geldiğimiz noktada, ontolojinin neredeyse bütünüyle epistemolojiye indirgendiğini deneyimlemenin ötesinde, her iki alanın da bütünüyle anlam bulanıklığına, kafa karışıklığına, kavramların içinin boşaltılmasına, bilinçli saptırmalara maruz kaldığını da belirgin bir şekilde fark ediyoruz. Bütün yaşam alanlarının popülizme, safsataya, değer yitimine terk edildiği günümüzde felsefenin de bir çeşit popülizme saparak kendi intiharını onayladığını söylemek yanlış olmaz.
İstanbul Barosu’ndan Beklenen
15 Ekim 2020 Perşembe
Bu genç avukatlar Kabotaj Bayramı’nda SMS almaktan çok daha fazlasını bekliyor ve buna hakları var. Kanunların düzgün uygulanması için uğraşırken sigortasız çalışmak, üstlendikleri dosya yüzünden tutuklanmak, cumhurbaşkanının korumalarından yumruk yemek istemiyorlar. Bütün bunlar olurken “basın açıklaması” yapan baro başkanının bir kere lütfedip de parkta sabahlamasının bir anlamı yok onlar için, ertesi gün icra dairesinde iş yapmaya çalışacak olan başkan değil çünkü, bunu biliyorlar.
Kuzey Kıbrıs 18 Ekim Günü Neyi Oylayacak?
14 Ekim 2020 Çarşamba
Erdoğan yönetiminin 2017’de çöken son Kıbrıs müzakerelerinin ardından her fırsatta, bundan böyle federasyon dışındaki opsiyonların görüşülmesi gerekeceğini vurgulamaya başladığını da unutmamak gerekir. Annan Planı’yla Kıbrıs’ı birleştirmeye en fazla yaklaşmış Türkiye hükümeti olan AKP hükümeti, bugün Kıbrıs’ta, iki toplumlu, iki kesimli federasyon olarak özetlenen Birleşmiş Milletler çerçevesinin dışına çıkmaya en fazla yeltenen hükümete dönüştü.
İsmet Özel: “Fark”ı İstemek
13 Ekim 2020 Salı
Özel’e bir eleştiri de şiirinin tüm içeriğinin politik olmasına karşın, politik düsturunun sistematik düşüncel bir zeminde kurulamadığı yönünde olabilir. Onun şiirinin bir devamlılığı vardır ama politik tavrının sistemli bir düşünce formuna dönüştüğünü söyleyemeyiz. Düzyazıda Üç Mesele, şiirde Bir Yusuf Masalı sistematik bir düşünsel girişimin güzel örneklerine işaret etseler de tamamlanmamış bir girişim olarak kalıyorlar.
Feminist Odalar (IX): Müslüman Osmanlı Kadınlarının Dergisi Şükûfezâr (II)
12 Ekim 2020 Pazartesi
Fatma Aliye ve Halide Edip gibi öncü kadın yazarların nefes alabildikleri bu iklim, Şükûfezar dergisi gibi dergilerin üretimleriyle ortaya çıktı. Dergilerde düzenli yazı yazan, kimliklerini kendileri kuran bu kadınlar, toplum içinde var olabilmek için uğraş verseler de daha çok aile içinde kabul edilmek için mücadele etme şansları oldu. Ancak okumak ve yazmaktan asla vazgeçmediler.
"Bu Katliam, Neredeyse Her Türlü Koşulu/İklimi Sağlanmış Bir Katliam"
10 Ekim 2020 Cumartesi
Savcılık sekiz ay boyunca, “gizlilik kararı verdim bakamazsınız. Siz benim hazırlığımı bekleyin” dedi. Sekiz ay sonra çıkan iddianame, felaket bir iddianameydi. Oysa dava açıldığında Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi “ülkenin en büyük katliamı” diye ifade etti. Ülkenin en büyük katliamının iddianamesi, çok kötü hazırlanmış bir soruşturmanın sonucu. Her açıdan baştan savma, yetersiz ve eksik.
Dostluk
9 Ekim 2020 Cuma
Dostluk, hakimiyet kurma arzusu ile dolu dünyanın kıyısında bir hakimiyet kurma arzusunun ya askıya alındığı ya da o arzunun hiç olmadığı ilişki adacığıdır. O yüzden nefes adası ya da “şiddetsiz duruma gelme” denemeleri de diyebiliriz. Mutlak bir şiddet biçimi olan savaşlar, dünyanın efendisi olmayı, hakimiyet kurmayı veya yönetmeyi arzular.
Hapishaneden Covid-19 Günlüğü: Tomris Uyar’ın Kedilerini Yazamayacağım
8 Ekim 2020 Perşembe
Erteleme için on beş gün deniliyordu ama devletimizi azıcık tanıyorsam bu yılı gözden çıkarmak gerek. Tedricilik devletimizin davranış çizgisidir, sokaktaki ifadesi “alıştıra alıştıra”dır ve hiç sekmez. Korkunun kullanışlı bir alıştırma/benimsetme faktörü olduğunu eklemek farz bu arada. Virüs/salgın haberleri, teyakkuz ile birlikte bir tür harp dilini kuşanırken hastalık ve ölüm korkusu anlatımlarıyla saçaklanıverdi. Bunun, hiç değilse İslâmi tevekkül anlayışından iradi bir sapma olduğunu vurgulamalı.