Karantina Belleği: Ev İçi Emeğe Radikal Feminist Bakış
25 Haziran 2020 Perşembe
Kadının kapitalist sistem içinde biri toplumsal diğeri özel olmak üzere iki tür emek sarfiyatı bulunur. Kadının iş yaşantısına girmesiyle toplumsal emek sarfiyatında bulunması belirli koşullarca bükülmüştür. Kendisine sağlanan kurumsal veya dayanışma kökenli çocuk bakımı desteği ve ev işinin aile fertlerince bölüşülmesi veya ücretli emek işçisine kısmen/tamamen devredilmesi ekonomik anlamda “toplumsal emekçi” sınıfına girmesini mümkün kılar.
Yeni Deneyimlerin Mahali Olarak Salgın Günlerinde Ev
25 Haziran 2020 Perşembe
Tanıma sığmayan ve hayatın hemen her noktasına değen bir nesneyle ilişkilenmelerimizi tek hamlede kavrayıp açımlamak zor. Hele de evin, konuttan başlayıp ülke, yurt, coğrafya, toprak, hatta ulus-devlete “genişleyebileceği” ve böyle bir genişlemenin “dağılma ve yersizliğe” varabileceği göz önüne alındığında.
“Santurun Göğüs Tahtası, İnsanın Sinesi Gibidir. Benim İçin de Aşk Sinemde Hissettiğim Bir Santur Tınısıdır”
24 Haziran 2020 Çarşamba
Kur’an, dünyanın sonunun İsrafil’in “Sur” adlı üflemeli çalgıyı çalarak geleceğini söyler. Hindistan’daki Tanrıların hepsi bir çalgı ile söyleyeceklerini insanlara duyurmuştur. Düşünsenize savaşa bile davullarla gidilmiş. Müzik dünyada yaratılmış her şeyde bir ses var etmiştir. İnsan vücudu da doğal bir müzik sistemi ile yaşar. Kalbimiz düzenli atar. Atmazsa ritim bozukluğu olur. Aldığımız nefes bir tınıdır. İnsan vücudunda en az değişen şey sestir.
Hariçten Gazel (III): Üsküdar’dan Bu Yan (I)
23 Haziran 2020 Salı
Uzun süre farklı coğrafyalarda seyahat edince ister istemez karşılaştırma şansınız oluyor. Özellikle üniterlik üzerine düşününce, bence Türkiye’nin en üniter yapısı, tavuk döner ve kahve noktaları. Türkiye’nin her yerinde, aynı biçimde, aynı lezzette, aynı görseller ve aynı içeceklerle pazarlanan şeyler… Öte yandan, tavuk döner/dürüm ve kahve kafeciliği (ve tabi seri köz getir nargileciliği) Türkiye’nin her yerinde lokal lezzetleri ve boş zamanı kolonize etmiş durumda.
Guatemala’da Yıkılası Bir Heykel
22 Haziran 2020 Pazartesi
Bugün, George Floyd’un öldürülmesinin ardından dünya genelinde yankı uyandıran protestolar, geç kalmış bir hesaplaşma sürecini tetiklemiş görünüyor. Bu süreçten Las Casas heykellerinin de nasibini alabilmesi için daha katedilmesi gereken çok yol var. Sömürgecilere ve ırkçılara göstermiş olduğumuz müsamahanın yerini utanç ve öfke almadıkça geçmişle yüzleşmek ve başka bir gelecek kurmak mümkün olmayacaktır.
‘’Dayanışma Ezilenlerin Nezaketidir’’
19 Haziran 2020 Cuma
Birisi ile dayanışmak ve onunla duygudaşlık kurabilmek için, karşımızdaki canlının illaki güçsüz, zayıf, çaresiz olması gerekmiyor. Aslen güçsüz ve zayıf olmayan, çareleri mevcut olan fakat bu çarelere ulaşmak için belki de atılması gereken adımları, gidilecek yolları kestiremeyenler ve üzerlerinde baskı hissedenler ile kurduğumuz duygudaşlık, onların hayatlarına dahil olmamızı kabul etme nezaketi gösterdikleri ölçüde dayanışma halini alır.
Salgın Döneminde Neden Vedat Milor İzleriz?
18 Haziran 2020 Perşembe
Vedat Milor’un pozisyonunu bir analojiyle anlatmaya çalışırsak, Milor uzmansız, altyapısız ve teçhizatsız bir hastaneye muhtelif sağlık sorunlarıyla gidip kendini muhatapsız bulan hastanın -sembolik otorite tarafından teskin edilemeyen bireyin- karşısına çıkan ve üstündeki önlüğün uyandırdığı uzman izleniminden dolayı şikâyetlerin yönlendirildiği bir eczacıdır.
Çember
18 Haziran 2020 Perşembe
Sterilizasyonun bunca kutsandığı, sadece Covid sonrasında da değil, öncesinde de, bedenler üzerinden üretilen korku söylemleriyle yine bedenlerin zapturapt altına alındığı, resmî ideolojilerce tehlikesinden, pisliğinden, tekinsizliğinden dem vurulan sokağın kapatıldığı, aile ve akraba bağlarının üzerimize kapandığı, diziler ve yarışma programları da dahil her türlü popüler kültür öğesi ile ailenin, evin kutsandığı, özetle yabancıyla temasın yaratıkla temas gibi resmedildiği bir dönemden geçiyorduk zaten.
Çikolata Kaplanmış “Tele-Ekran” WeChat ve Dev Gözetim Yapbozundaki Yeri
17 Haziran 2020 Çarşamba
Çin’de yaşayıp WeChat’i kullanmamış biri için bu uygulamayı anlatmak zor. Onu Whatsapp, Facebook, Instagram benzeri bir sosyal medya uygulaması gibi düşünmek karanlıkta filin sadece bir uzvunu tutup fikir yürütmeye benzer. WeChat bundan çok daha fazlasıdır, bir süper uygulama, dijital bir ekosistemdir.
“Ne Kadar Zorlarsanız Zorlayın, Muhalefet Diye Bir Şey Kabul Etmiyorum!”
16 Haziran 2020 Salı
Otoriterlik her zaman bir yönetim krizidir aslında, bu bir mazeret değildir ama bir yönetememe halidir. Yani baş edemediğiniz sürece baskılar artar. Yani doğrudan zorlamaya gidersiniz. Rahat yöneten iktidarlar, çok zorlamaya gitmek ihtiyacı duymazlar. Tabii devlet dediğiniz şey, belli baskıların bileşkesidir ama onun dışında fazladan, hep böyle daha fazla baskı, daha fazla susturma çabaları, bir yönetme problemidir.
“AK Partisi’nin Bundan Başka Bir Şey Olması Mümkün müydü?”
15 Haziran 2020 Pazartesi
Bir otoriter siyaset bu noktaya, geldiğimiz noktaya bir tek aktör nedeniyle zaten gelemez, ben ona inanmıyorum. “Bu sağ gelenek otoriter, bunların zaten akıllarının bir ucunda İslâmcılık var, o da zaten otoriter bir ideolojidir” falan… Evet ama bu çok sığ bir düşünce olur. Yani sadece “bunlar iktidara geldi, o yüzden bu hale geldik” değil. Birçok etkileşimle bu noktaya geldik. O ittifaklar da bu etkileşimler içerisinde kuruldu.
Konuşmadaki Tıkanmalar
14 Haziran 2020 Pazar
Bana kalırsa asıl hikâye iki karakter de İrlanda’nın Sligo kasabasından Trinity College için Dublin’e taşındıklarında başlıyor. Ve ilişkiyi etkileyen sosyoekonomik etkenler Dublin’de kendini açık etmeye başlıyor. Connell’ın işçi sınıfından gelmesinin, Dublin’de yaşayabilmesi için o tek odayı elinde tutmak zorunda olmasının ve dolayısıyla para kazanmaktan başka çaresinin olmayışının, özelde Trinity College çevresinde ve genel olarak bu büyük şehirde yaşadığı yabancılık hissiyle çok ama çok alakası var.
Savunmayı Savunmak: Baroların Seçim Hukukunu Savunmak
13 Haziran 2020 Cumartesi
Kazananın her şeyi aldığı sıfır toplamlı bir oyun haline getirilmeye çalışılan seçim mevzuatı, siyasal iktidara yaşam alanı açmak için siyasal partileri iki kere baraja takılmaya zorlayıp tüm merkeziyetçiliği uhdesinde toplarken; demokratik kitle örgütü niteliğindeki barolar ve meslek odalarındaki seçim sistemini de tam aksi yönde böl-parçala-yönet bir seçim stratejisiyle değiştirmeye çalışmaktadır.
Barolar ve Diğer Meslek Örgütlerinden Ne İstiyorlar?
13 Haziran 2020 Cumartesi
Hukuki güvenliğin kalmadığı, yargının bağımsızlığını yitirdiği süreçte kendilerine en fazla görev düşen baroların (tamamı demeyi çok isterdik!) muhalif tutumu da rahatsızlığı arttırdı. Kollanan fırsat “dinî değere saldırı” iddiası ile geldi. Artık yasa değişikliği ile müdahale vakti! Totaliter düzenin kurumsallaştırılmasında hukuk alanında yapılan müdahaleler önem taşıdıkça, hukuk alanında muhalefeti ören, birleştiren barolar, iktidarın planladığı sürecin devamını daha fazla zorlaştıran yapılar oldular.
Hastalık ve Tedavi Konseptlerimiz
12 Haziran 2020 Cuma
Şimdi canımızın derdine düştük, çevremizi korumanın derdindeyiz; böylesine kabul edilebilir gerekçelerimiz varken helalleşme ve vedalaşma birincil meselemiz değil ama bu süreçten sonra, bir şarkıda denildiği gibi “ayrılık sonradan kor yavaş yavaş”. Şayet onlarla bir bağ kurabilmişsek, ritüelsiz ve sessiz sedasız hastanelere ve mezarlıklara götürülenlerle ilgili bir derdimiz olmalı. Biz yaslarımızı ve kederlerimizi tehir ediyoruz biraz da; çünkü can derdindeyiz...
"Bu Kimin Heykeli?"
12 Haziran 2020 Cuma
Eğer yıkılan, parçalanan, boynuna ip geçirilip sokaklarda sürüklenen, gözü oyulan, kafası ezilen lider heykellerinden bir sergi açsanız dünya siyaset tarihinin resmîgeçit törenini izler gibi, dünya siyaset tarihinin nereye doğru yol aldığını görebilirsiniz… Her ülkede, bir rejimin yarattığı bir liderin başka bir ülke için ne anlama geldiğini de görebilirsiniz.
Faşizmi Anmak İstemiyoruz!
11 Haziran 2020 Perşembe
Koronavirüs nedeniyle Bleiburg anmalarının adresinin değişmesi ve bu yıl Saraybosna’da yapılacak olması Saraybosnalıların tepkisini çekti. Bosna’nın Katolik kilisesi bu yılki anmaların Saraybosna’nın kalbinde yer alan Srca Isusova Katedrali’nde yapılmasını onaylaması ile kitleler tarihsel anmaların ve hafıza alanlarının faşizmden arındırılması zorunluluğuna inanarak sokakları planlanan anma günü olan 16 Mayıs 2020’de doldurdu.
İtikat-Kimlik Çelişkisi
10 Haziran 2020 Çarşamba
Kimlik siyasetiyle itikat siyaseti yer değiştiriyor. İtikat bireyin iç dünyasının bir parçası olarak tanımlanıyor; buna karşılık, bu gençler İslâm değerlerini daha yüksek sesle dile getirebiliyor. Eleştirilere, hatta alaylara karşı daha hazırlıklılar; saldırganlığı değil, tartışmayı, kaçınmayı değil, yüzleşmeyi seçiyorlar. Bunlarsa, köhnemiş siyasal İslâmcılığın bütünüyle yabancı olduğu şeyler.
“Kötülüğün Sıradanlığı”nın Sıradanlığı
9 Haziran 2020 Salı
Cebimizdeki notu çıkarmanın zamanıdır. Yusuf Yerkel’in tekmelediği Erdal Kocabıyık’la “helalleşmesi” ile -“Bakın burası çok önemli !”- mahkemede ateist olduğunu söyleyen Eichmann’ın “Tanrı karşısında duyduğu suçluluk” ne kadar da “bir elmanın yarısı”lar değil mi? Hem Eichmann’ın Tanrı karşısında hissettiği suçluluğu da zaten mahkemede duyan olmamıştı, Yerkel’in Kocabıyık’la “helalleşmesini” de.
Erkeğin Yeri
8 Haziran 2020 Pazartesi
Erkek, sürekli olarak bir ideoloji veya inanç sistemi içerisindeki “kadının yeri” hakkında konuşur fakat hiçbir zaman aynı ideoloji veya inanç sistemi içerisindeki “erkeğin yeri” konusunu tartışmaya açmaz. Açmaz çünkü dişil olan hakkında durmaksızın konuşan fakat erkeğin durumunu hiç tartışma gereği duymayan farklı söylemlerin ve inanç sistemlerinin takipçileri, kendi ideolojilerini “cinsiyetsiz” olarak konumlandırarak onların eril kimliklerini kolayca kamufle edebilir.
Yaşadığında ve Fakat Anlatamadığında
7 Haziran 2020 Pazar
Ölenlere ölü doğmuş muamelesi yapılması da çok ağır geliyor bana. Bir hayat yaşadılar ama bu önemsenmiyor. Pandemi sırasında ölen insanlar kanser hastaları kadar şanslı değiller maalesef. Ölen için, kansere karşı ne mücadeleler verdi yılmadı yenilmedi umudunu kaybetmedi, diyorlar. Çoğunun doğruluğundan hiç şüphem de yok. Ama salgın sırasında ölenler için sadece öldü, deniyor. Anlatamıyorsam bile yadırgıyorum bu durumu.
Geçmişten Geleceğe: Umutsuzluğu Yaşamak
7 Haziran 2020 Pazar
Murdoch’a göre aidiyet ev için duyulan bir his değil, geçmişten çıkagelen ötekinin varlığı karşısında hissedilen bir duygudur. Evsizlik hissi ancak karşılaşmalarla kapanır romanda. Ev, ötekinin varlığıdır. Charles yıllar önce kendisini terk eden Hartley’in yakınında bulunan bir köyde yaşadığını bir karşılaşma sonucunda öğrenir. Oysaki aradan uzun bir zaman geçmiş, Hartley başka biriyle evlenmiştir.
Oruç Aruoba: Bir Hayıflanma
6 Haziran 2020 Cumartesi
Felsefeyi kavramların soyut birer temsil ilişkisine indirgeyen genel eğilime karşı onları Nietzscheci bağlamda etkin bir kuvvete yönelten bir arayışın takipçisi olarak öne süreceğim Aruoba’yı. Bununla sınırlı kalmayarak, yaşamı tek tipleştiren, hakim ideoloji, değer ve inançların üretimi ile edilgenleştirilen bir alanı devrimci ve “yıkıcı” kavrayışla ele alan Marksist geleneğin ısrarcısı olarak da önereceğim aynı zamanda.
“Biz İki Bacaklı Rahimleriz, Hepsi Bu”
6 Haziran 2020 Cumartesi
Prof. Dr. Muttalip Kutluk ve Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Orhan Acar’ın açıklamalarına karşı oluşan tepki, her daim işleyen bir başka mekanizmayı aklımıza getiriyor. Bu toplumda öfkelenmeyi erkekler öğreniyor. Biz öfkemizi kontrol edebilmekle malul yetiştiriliyoruz. Ve bu deneyimin erkeklere sunulan bir avantaj olduğunu bilerek tüm eşitsizliklerle mücadele ediyoruz.