Demirtaş: Terörist mi, Münafık mı?
18 Ekim 2022 Salı
Ben Selahattin Demirtaş’ın gelecek on yılın/yılların çok önemli politikacılarından biri olacağını düşünenlerdenim; onun barışın yanında “ama”sız”, “tavizsiz” duruşunu, kendi cennetinde kul olmak yerine cehennemde kral olmaya oynayışını ve politikanın dilini değiştirip mahallesiyle de papaz olmayı göze alışını da önemsiyorum.
Diken Üstündeki Brezilya
14 Ekim 2022 Cuma
Yine de Bolsonaro'nun tüm güç gösterisine rağmen, en olası sonuç Lula da Silva'nın zaferi olmaya devam ediyor. Ne de olsa şimdiye kadar ilk turda ikinci olan hiçbir aday ikinci turu kazanamadı. Üçüncü ve dördüncü olan adaylar -merkez sağ Simone Tebet ve merkez sol Ciro Gomes- muhtemelen, da Silva'yı destekleyecektir.
Avrupa’da Dolaşan Canavar: Gericilik + Faşizm = Kapitalizm
11 Ekim 2022 Salı
Hâlâ İtalya’da ikinci büyük parti olan PD bugün bir var oluş sorunuyla karşı karşıya. Bunun en büyük nedeni PD’nin iç dinamiklerinin paradoksal olarak demokratik öğelerden yoksun olması. Daniela Preziosi 4 Ekim 2022 tarihli Domani gazetesindeki yazısında kitle-partisi olmaya çalışan PD’nin belli bir ideoloji ve ilkeden yoksun kaldığını belirtiyor. Bu yüzden 2007 yılından beri kitle-partisi modeliyle hiçbir zaman kazanmadığını ve pek çok oy kaybettiğini ekliyor. Oysa ona göre bir partinin belli ilkeleri ve belli fikirler etrafında kendini var kılması gerekir.
Mahsa’nın Ardından: Bayraksız Bayrak
4 Ekim 2022 Salı
Mahsa Amini İran Devleti yetkililerine göre, devlete kâfi derecede itaat etmediği için hayatta değil. “Öteki” öldü ki zaten ölüm hep ötekinin ölümü. Mahsa bir esersiz eser bıraktı geriye, hayaleti kaldı bize, bana, her gün sırf kadın olduğu için öldürülebilecek, şiddet görmüş ve görebilecek olana. İz bıraktı. Şimdi bayrak olmayan bir bayrak, hayaletsi bir “varlık” onu, geride kalanlar olarak yaşamak istiyor oluşumuzu simgelemeden simgeliyor.
“Sıradan” Failler
5 Ekim 2022 Çarşamba
Nazilerin başarısız olması ve savaştan sonra yeni hükümetin kurulmasının ardından gelen “sembolik” yargılamalarda, Griesinger gibi “sıradan” bürokratların bahsi geçmiyor tabii; onlar “suçlular arasında suçsuz” olarak kalıyorlar. Aileler, “hafıza duvarları” yaratıyor ve toplum “yüzleşiyormuş gibi” yaparak, günlük koşuşturmaları ve meşguliyetleri ile, bugüne değin bu duvarların ardında yaşamaya devam ediyor…
Yunanistan’ı Okuyamamak
30 Eylül 2022 Cuma
Kronik bilgi ve analiz eksikliği sonucunda Türkiyeliler 1974 sonrası Yunanistan’ın dönüşümünü, demokrasiye geçişini (metapolitefsi) ve AB yolunu atlarlar. Öyle olunca da bugünkü Yunanistan’ı okuyamazlar. Mesela, “2011’de başlayan derin iktisadi ve mali bunalım sonrasında, diğer bir deyişle popülist sağın semirmesine son derece müsait bir siyasi ortamda, Yunan aşırı sağı neden mecliste üç sandalyeden fazlasını kazanamamıştır?” sorusunun cevabı Türkiye’de bilinmez.
"Nefret Ediyorum, Öyleyse Varım!"
28 Eylül 2022 Çarşamba
Günümüz baskıcı sistemlerinde, “farklı” veya “yeni” olanı bastırma tutumu, genellikle “güvenlik” ihtiyacıyla temellendirilir. “Farklı olan”, statükoya karşı bir tehdit olarak algılanır. Egemenler, bu tehdidin toplumun tamamını hedef aldığı propagandasıyla baskıcı tutumlarının toplumun geniş kesimlerince sahiplenilmesini sağlamaya çalışırlar. Oysa “farklı olan”ın tehdit ettiği şey, toplumun varlığı değil, egemenlerin konumudur. Dolayısıyla baskıcı politikaların meşruluk temeli olarak ilan edilen “güvenlik” gerçekte toplumun değil, fakat egemenlerin bir ihtiyacıdır.
“Kadın, Yaşam ve Özgürlük"ün Dışavurumu Olarak İran’daki Ayaklanmalar
26 Eylül 2022 Pazartesi
Bu ayaklanmanın mahiyetine dair gözlemlenen önemli bir diğer etken ise İran rejiminin kırk dört yıl içerisinde madunlaştırdığı farklı toplumsal kesimlerin ortak bir zeminde, yani baskıya ve zulme karşı kendiliğinden birleşmesidir. Sınıfsal, toplumsal cinsiyet, etnik ve mezhepsel boyutları olan bu maduniyet durumu farklı toplumsal sınıflardan olan “sıradan” insanların politikleşmesine neden olmuştur.
Korku-Yorum ve Korku Kültürü
25 Eylül 2022 Pazar
Korku, esasında öz varlığımızı bir tehdit altında hissettiğimizde ortaya çıkan bir duygu durumu olunca korku içinde olmamızın belirgin işaretlerine, nedenlerine bakarız. Yaşamımızın asgari bir güvence altında olmaması ne demektir? Neden, neyden bu kadar korkarız? Bir toplum, bir devlet olmanın belki de ilk koşulu korkulara karşı, bireyin yaşamsal güvencelerini sağlamak değil midir?
Aşırı Sağın Zaferi ve İsveç'e Özgü Bir Hoşgörüsüzlük
22 Eylül 2022 Perşembe
İsveçlilerin çeşitlilikten duyduğu bu rahatsızlık şimdiye kadar büyük ölçüde gözlerden kaçtı, çünkü İsveçliler aslında çoğulculuğa değil, başka bir şeye, değişime açıklar. İsveçliler modernliği benimseme eğilimindeler. Ancak, politik psikoloji uzmanı Karen Stenner'in de gösterdiği gibi, değişim karşısında rahatsızlık duymak başka bir şeydir, farklılık karşısında huzursuzluk duymak ise bambaşka bir şeydir. İkinci tutum, otoriter bir siyasi hoşgörüsüzlükle ilişkilendiriliyor.
Savaş Hiç Bitmedi, Barış Süreci Hiç Var Olmadı
19 Eylül 2022 Pazartesi
Müzakereler tamamen iktidar tarafından yönetiliyor ve diğer toplumsal aktörler alternatifler sunmakla ilgilenmiyor. Bu durum, Azerbaycan'ın ekonomik zorluklarına ve İkinci Dağlık Karabağ Savaşı gazilerinin intihar dalgası gibi can yakıcı bir soruna rağmen, sadece rejimin gücünü pekiştiriyor. NIDA'nın (Nida Vətəndaş Hərəkatı) barış yanlısı açıklamasında olduğu gibi, savaşa karşı çıkan bazı sesler olsa da, bu zayıf (ama cesur) gruplar alternatif öneriler sunmak için gereken nüfuzdan yoksunlar.
Bilginin Dolaşımı Avrupa’yı Nasıl İnşa Etti?
18 Eylül 2022 Pazar
Chaubet bu rafine metnin daha girişinde yaşlı kıtaya dair çok önemli bir arayışı, odağı dile getirir: Öteki’nin varlığı. Lakin devamında da bu arayışın temelinin, bir meraktan öte rekabet hissi ile beslendiğini de oldukça objektif bir şekilde tespit eder. Avrupalı devletler özellikle 19. yüzyıl ve devamında güçlü bir üstünlük yarışındadır. Böyle olunca da başını Almanların ve Fransızların çektiği fikir adaları, Avrupa için yeni enerji kaynakları olarak kendini gösterir.
Mücadele İzleri: Ateşten Gömlek, Vurun Kahpeye, Arzu ve Öteki
16 Eylül 2022 Cuma
Siyasi ve toplumsal mücadelenin iz bıraktığı durgun boşluğu hareketlendiren kadın karakterler, Halide Edib’in kendi biyografisiyle ciddi benzerlikler taşır. Bunun yanı sıra ısrarla diyebiliriz, onun eserleri aynı anda kadın ve yazar olarak kendini tanımlama mücadelesidir. Yapısal benzerlikler taşıyan, otobiyografik roman olarak da tanımlanan eserleri, 20. yüzyıl başında kadın olarak kendini yazma sorunsalına dikkat kesilmemizi sağlar.
İmparatorluğun Değil Kraliçe’nin Yasını Tutmak
14 Eylül 2022 Çarşamba
1952'de Kenya valisi, Mau Mau olarak bilinen sömürgecilik karşıtı hareketi bastırmak için olağanüstü hâl ilan etmiş ve İngilizler on binlerce Kenyalıyı gözaltı kamplarına toplayarak acımasız, sistematik işkencelere maruz bırakmışlardı. 1955'te Kıbrıs'ta ve 1963'te Aden-Yemen'de İngiliz valiler yine sömürgecilik karşıtı saldırılarla mücadele etmek için olağanüstü hâl ilan etmiş; yine sivillere işkence yapmışlardı.
"Peremen": Mihail Gorbaçov ve Sovyetler Birliği’nin Çöküşü
14 Eylül 2022 Çarşamba
Gorbaçov, Vladimir Putin’e göre realpolitikten bihaber bir zavallı, Batılı liberallere göre Berlin Duvarı’nı yıkan ve Soğuk Savaş’ı bitiren bir kahraman; eski Doğu Blok’unda yaşayanlara göre Varşova Paktı’nı dağıtan özgürlükçü bir fedai; Rus milliyetçilerine göre memleketini Batı’ya satan bir hain; komünistlere göre Sovyet ütopyasının mezarını kazan bir alçak; bir vakitler beraber çalıştığı mesai arkadaşlarına göre mütereddit bir Hamlet yahut siyasi gücünü sorumsuzca savuran ve ülkesini bölen bir Kral Lear’dı.
Şili: Düzen Sola Siyaset Dersi Verdi
12 Eylül 2022 Pazartesi
Köklü bir toplumsal değişimi mi öngörüyorsunuz yoksa perspektifiniz olanı daha iyi idare etmekle mi sınırlı? Şu âna kadar Boric yönetimi ikinciyi tercih etti. İlki olsaydı örneğin, anayasa önerisinde yazılan başlıklar kapsamında referandumu beklemeksizin fiilî adımlar atmanın yolunu arayabilir, hükümet olmanın olanaklarını bu doğrultuda kullanabilirdi. Ama yapmadı.
Mutlak İfade Özgürlüğü
9 Eylül 2022 Cuma
Salman Rushdie de hayat memat meselesi olduğunu bildiği, her gün ölümle yüzleşme pahasına imtihan edildiği bu soruya, şükür ki, hep cüretkâr cevaplar verdi. Bir emsali de şu: Ayetullah Humeyni’nin 1989 yılında Rushdie hakkında ölüm fetvası çıkarması akabinde, Rushdie’yi bir nefret nesnesine dönüştürme amacı taşıyan, International Gorillay adlı, 1990 yapımı, Pakistan menşeli filmin Britanya’daki gösteriminin yasaklanmasına, bizzat Rushdie itiraz etmişti. Filmin sonunda, “Rushdie” adlı karakter kutsal kitaplardan çıkan yıldırımlarla çarpılıp yanarak ölüyordu.
“Egemenlik Değil, Ortaklık"
7 Eylül 2022 Çarşamba
İslâm'ın kültürel damarları tamamen kuruyor. İslâmcılar, özeleştiri sürecini yaşayamaz haldeler. Halbuki şu âna kadar, İslâmcıların çoktan cumhuriyet, laiklik, demokrasi ve insan hakları ile yüzleşmiş olmaları gerekiyordu. Hâlâ, ''bunlar gâvur icadıdır'' düzeyindeler, bir ilerleme olmuyor. İslâm'ın iktidar sürecinden koptukça, bunların yeniden tartışılabilir olacağını düşünüyorum. Bu tartışmalar elbette daha yararlı olacaktır.
Gorbaçov’un Ardından
5 Eylül 2022 Pazartesi
Sovyet İmparatorluğu'nun dağılışına Moskova'dan ve ardından Berlin'den tanıklık etmiş biri olarak, Gorbaçov'dan başka bir değişim temsilcisinin, çökmek üzere olan bir sistemin barışçıl bir şekilde parçalanmasını sağlayabileceğini hayal etmekte zorlanıyorum. Sistemi içeriden değiştirmeye çalışmak için inançlı bir komünist gerekiyordu, ancak sistem yeniden canlandırılamayacak durumdaydı.
Kaplanın Sırtında ya da Abdülhamid’in Savunması
4 Eylül 2022 Pazar
Romanda başkahraman Abdülhamid, neredeyse romanın tek kişisine dönüşür, romanın tek konusu da Abdülhamid’in savunması gibidir. Devrik sultan dışında romanda yer alan karakterlerden Ali Fethi Okyar veya Atıf Hüseyin Bey sabık sultanın hatıralarını kaleme alan birer sekreter gibidir. Abdülhamid dışında ete kemiğe bürünen ikinci bir karakterden söz etmek güçtür. Devrinde mutlak bir hükümdarlık kuran Abdülhamid, romanda da bir tek adam rejimi kurmuş gibidir.
Gölge Arketipi ve Ötekiler
31 Ağustos 2022 Çarşamba
Öteki, gölge ya da kötü ikiz örnekleri her ne kadar içerik açısından farklılıklar taşısa da özü, karşıtların birliği şeklinde ifade edilebilir. İnsan, Aydınlanma ve modernizmin iddia ettiği gibi bütünsel, yekpare ve akli bir varlık değildir. O bir çelişkidir ve davranışları çoğu zaman rasyonel anlamda açıklanamaz. Modern dönemde kurgulanan varlık tasarımlarına taban tabana zıt olan edebiyattaki bu yaklaşım, genel anlamıyla sanat ve estetiğin görece özgür, ayrıcalıklı ve zamanın ruhu dışında olmasıyla ilişkilidir.
“Bu Ekonomiye Rağmen Hâlâ Nasıl..?”
29 Ağustos 2022 Pazartesi
Ülke ekonomisi ne yönde değişirse değişsin bu vatandaşların pek çoğunun bireysel ikballeri, parti örgütü ve belediyelerine maddi ilişkiler üzerinden de bağlanmış durumda. Aktif neferi olduğu partinin belediye tesisinde kârlı bir büfe işleten ve bireysel liyakate daha çok dayalı alternatif bir düzende durumunu iyileştirme ihtimali bulunmayan bir kişi, o partinin neferi kalmaya devam edecektir ve bu davranış maddi realiteyi anlayamamaktan değil, bencilce doğru anlamaktan ötürü gerçekleşir.
Doğa-Toplum Bağlamında Kapitalist Çöküşten Çıkış Nasıl Olabilir?
27 Ağustos 2022 Cumartesi
Kapitalizmde durmak da, yavaşlamak da mümkün değildir… Hiçbir kapitalist, bana bu kadar yeter, burada durayım demez, diyemez… Eğer öyle bir şeye tevessül ederse, rekabet yeteneği aşınır ve büyükler tarafından yutulur… Bu, kapitalistin iradesinin bir kıymet-i harbiyesi yok demektir… Büyümek veya yok olmak ikilemi söz konusu olduğuna göre… Bir kanser hücresi gibi büyüme, yayılma, genişleme kaçınılmazdır…
Çin’i Anlama Kılavuzu (II):  “Çin Rüyası” Bağlamında Tayvan ve Güney Çin Denizi
25 Ağustos 2022 Perşembe
ÇKP’nin algısına göre mevcut dünya düzeninin doğası gereği Çin’e düşman olduğunu söylemek yanlış olmaz. Çünkü tek meşru yönetim biçimi olarak demokrasiyi destekleyen bu sistem, Çin'in otoriter devlet yapısını aşağılayıp dünya sahnesindeki konumunu görmezden geliyor. Bu bakış açısına göre daha da kötüsü, mevcut statüko ABD'ye ve ortaklarına aşırı diplomatik, ekonomik ve ideolojik baskı imkânı sağlayarak Çin'i bunlar karşısında savunmasız bırakıyor.