25 Mart 2026 Çarşamba
Kolektif ve politik şiddeti mümkün kılan tarihsel-toplumsal zemin çözüldüğünde, bu çözülme o kolektifin parçası olmuş öznenin iç dünyasında nasıl bir çözülme yaratır? Eğer kolektif politik şiddetin yerini parçalı, kişisel ve çoğu zaman intikamı hedefleyen eylemler alıyorsa, hâlâ politikadan söz edebilir miyiz? Ayşegül Devecioğlu, ilk romanı Kuma Daireler Çizen’de bu sorulara yönelik cevapları için girizgâhlar yapmıştı. Onun devamı olan Gülün Hayaleti’nde bir adım daha atıyor, bir bakıma, kumda çizdiği dairelerin içinde ve dışında bıraktıklarını netleştiriyor. 12 Eylül’le birlikte devrimci mücadelenin çözülüşünün, yenilginin ve suçluluk duygusunun devrimcilerin hayatlarında nasıl tortulaştığını, politik polisiyenin imkânlarına başvurarak göstermeyi sürdürüyor.