“Ne Kadar Zorlarsanız Zorlayın, Muhalefet Diye Bir Şey Kabul Etmiyorum!”
16 Haziran 2020 Salı
Otoriterlik her zaman bir yönetim krizidir aslında, bu bir mazeret değildir ama bir yönetememe halidir. Yani baş edemediğiniz sürece baskılar artar. Yani doğrudan zorlamaya gidersiniz. Rahat yöneten iktidarlar, çok zorlamaya gitmek ihtiyacı duymazlar. Tabii devlet dediğiniz şey, belli baskıların bileşkesidir ama onun dışında fazladan, hep böyle daha fazla baskı, daha fazla susturma çabaları, bir yönetme problemidir.
“AK Partisi’nin Bundan Başka Bir Şey Olması Mümkün müydü?”
15 Haziran 2020 Pazartesi
Bir otoriter siyaset bu noktaya, geldiğimiz noktaya bir tek aktör nedeniyle zaten gelemez, ben ona inanmıyorum. “Bu sağ gelenek otoriter, bunların zaten akıllarının bir ucunda İslâmcılık var, o da zaten otoriter bir ideolojidir” falan… Evet ama bu çok sığ bir düşünce olur. Yani sadece “bunlar iktidara geldi, o yüzden bu hale geldik” değil. Birçok etkileşimle bu noktaya geldik. O ittifaklar da bu etkileşimler içerisinde kuruldu.
Konuşmadaki Tıkanmalar
14 Haziran 2020 Pazar
Bana kalırsa asıl hikâye iki karakter de İrlanda’nın Sligo kasabasından Trinity College için Dublin’e taşındıklarında başlıyor. Ve ilişkiyi etkileyen sosyoekonomik etkenler Dublin’de kendini açık etmeye başlıyor. Connell’ın işçi sınıfından gelmesinin, Dublin’de yaşayabilmesi için o tek odayı elinde tutmak zorunda olmasının ve dolayısıyla para kazanmaktan başka çaresinin olmayışının, özelde Trinity College çevresinde ve genel olarak bu büyük şehirde yaşadığı yabancılık hissiyle çok ama çok alakası var.
Savunmayı Savunmak: Baroların Seçim Hukukunu Savunmak
13 Haziran 2020 Cumartesi
Kazananın her şeyi aldığı sıfır toplamlı bir oyun haline getirilmeye çalışılan seçim mevzuatı, siyasal iktidara yaşam alanı açmak için siyasal partileri iki kere baraja takılmaya zorlayıp tüm merkeziyetçiliği uhdesinde toplarken; demokratik kitle örgütü niteliğindeki barolar ve meslek odalarındaki seçim sistemini de tam aksi yönde böl-parçala-yönet bir seçim stratejisiyle değiştirmeye çalışmaktadır.
Barolar ve Diğer Meslek Örgütlerinden Ne İstiyorlar?
13 Haziran 2020 Cumartesi
Hukuki güvenliğin kalmadığı, yargının bağımsızlığını yitirdiği süreçte kendilerine en fazla görev düşen baroların (tamamı demeyi çok isterdik!) muhalif tutumu da rahatsızlığı arttırdı. Kollanan fırsat “dinî değere saldırı” iddiası ile geldi. Artık yasa değişikliği ile müdahale vakti! Totaliter düzenin kurumsallaştırılmasında hukuk alanında yapılan müdahaleler önem taşıdıkça, hukuk alanında muhalefeti ören, birleştiren barolar, iktidarın planladığı sürecin devamını daha fazla zorlaştıran yapılar oldular.
Hastalık ve Tedavi Konseptlerimiz
12 Haziran 2020 Cuma
Şimdi canımızın derdine düştük, çevremizi korumanın derdindeyiz; böylesine kabul edilebilir gerekçelerimiz varken helalleşme ve vedalaşma birincil meselemiz değil ama bu süreçten sonra, bir şarkıda denildiği gibi “ayrılık sonradan kor yavaş yavaş”. Şayet onlarla bir bağ kurabilmişsek, ritüelsiz ve sessiz sedasız hastanelere ve mezarlıklara götürülenlerle ilgili bir derdimiz olmalı. Biz yaslarımızı ve kederlerimizi tehir ediyoruz biraz da; çünkü can derdindeyiz...
"Bu Kimin Heykeli?"
12 Haziran 2020 Cuma
Eğer yıkılan, parçalanan, boynuna ip geçirilip sokaklarda sürüklenen, gözü oyulan, kafası ezilen lider heykellerinden bir sergi açsanız dünya siyaset tarihinin resmîgeçit törenini izler gibi, dünya siyaset tarihinin nereye doğru yol aldığını görebilirsiniz… Her ülkede, bir rejimin yarattığı bir liderin başka bir ülke için ne anlama geldiğini de görebilirsiniz.
Faşizmi Anmak İstemiyoruz!
11 Haziran 2020 Perşembe
Koronavirüs nedeniyle Bleiburg anmalarının adresinin değişmesi ve bu yıl Saraybosna’da yapılacak olması Saraybosnalıların tepkisini çekti. Bosna’nın Katolik kilisesi bu yılki anmaların Saraybosna’nın kalbinde yer alan Srca Isusova Katedrali’nde yapılmasını onaylaması ile kitleler tarihsel anmaların ve hafıza alanlarının faşizmden arındırılması zorunluluğuna inanarak sokakları planlanan anma günü olan 16 Mayıs 2020’de doldurdu.
İtikat-Kimlik Çelişkisi
10 Haziran 2020 Çarşamba
Kimlik siyasetiyle itikat siyaseti yer değiştiriyor. İtikat bireyin iç dünyasının bir parçası olarak tanımlanıyor; buna karşılık, bu gençler İslâm değerlerini daha yüksek sesle dile getirebiliyor. Eleştirilere, hatta alaylara karşı daha hazırlıklılar; saldırganlığı değil, tartışmayı, kaçınmayı değil, yüzleşmeyi seçiyorlar. Bunlarsa, köhnemiş siyasal İslâmcılığın bütünüyle yabancı olduğu şeyler.
“Kötülüğün Sıradanlığı”nın Sıradanlığı
9 Haziran 2020 Salı
Cebimizdeki notu çıkarmanın zamanıdır. Yusuf Yerkel’in tekmelediği Erdal Kocabıyık’la “helalleşmesi” ile -“Bakın burası çok önemli !”- mahkemede ateist olduğunu söyleyen Eichmann’ın “Tanrı karşısında duyduğu suçluluk” ne kadar da “bir elmanın yarısı”lar değil mi? Hem Eichmann’ın Tanrı karşısında hissettiği suçluluğu da zaten mahkemede duyan olmamıştı, Yerkel’in Kocabıyık’la “helalleşmesini” de.
Erkeğin Yeri
8 Haziran 2020 Pazartesi
Erkek, sürekli olarak bir ideoloji veya inanç sistemi içerisindeki “kadının yeri” hakkında konuşur fakat hiçbir zaman aynı ideoloji veya inanç sistemi içerisindeki “erkeğin yeri” konusunu tartışmaya açmaz. Açmaz çünkü dişil olan hakkında durmaksızın konuşan fakat erkeğin durumunu hiç tartışma gereği duymayan farklı söylemlerin ve inanç sistemlerinin takipçileri, kendi ideolojilerini “cinsiyetsiz” olarak konumlandırarak onların eril kimliklerini kolayca kamufle edebilir.
Yaşadığında ve Fakat Anlatamadığında
7 Haziran 2020 Pazar
Ölenlere ölü doğmuş muamelesi yapılması da çok ağır geliyor bana. Bir hayat yaşadılar ama bu önemsenmiyor. Pandemi sırasında ölen insanlar kanser hastaları kadar şanslı değiller maalesef. Ölen için, kansere karşı ne mücadeleler verdi yılmadı yenilmedi umudunu kaybetmedi, diyorlar. Çoğunun doğruluğundan hiç şüphem de yok. Ama salgın sırasında ölenler için sadece öldü, deniyor. Anlatamıyorsam bile yadırgıyorum bu durumu.
Geçmişten Geleceğe: Umutsuzluğu Yaşamak
7 Haziran 2020 Pazar
Murdoch’a göre aidiyet ev için duyulan bir his değil, geçmişten çıkagelen ötekinin varlığı karşısında hissedilen bir duygudur. Evsizlik hissi ancak karşılaşmalarla kapanır romanda. Ev, ötekinin varlığıdır. Charles yıllar önce kendisini terk eden Hartley’in yakınında bulunan bir köyde yaşadığını bir karşılaşma sonucunda öğrenir. Oysaki aradan uzun bir zaman geçmiş, Hartley başka biriyle evlenmiştir.
Oruç Aruoba: Bir Hayıflanma
6 Haziran 2020 Cumartesi
Felsefeyi kavramların soyut birer temsil ilişkisine indirgeyen genel eğilime karşı onları Nietzscheci bağlamda etkin bir kuvvete yönelten bir arayışın takipçisi olarak öne süreceğim Aruoba’yı. Bununla sınırlı kalmayarak, yaşamı tek tipleştiren, hakim ideoloji, değer ve inançların üretimi ile edilgenleştirilen bir alanı devrimci ve “yıkıcı” kavrayışla ele alan Marksist geleneğin ısrarcısı olarak da önereceğim aynı zamanda.
“Biz İki Bacaklı Rahimleriz, Hepsi Bu”
6 Haziran 2020 Cumartesi
Prof. Dr. Muttalip Kutluk ve Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Orhan Acar’ın açıklamalarına karşı oluşan tepki, her daim işleyen bir başka mekanizmayı aklımıza getiriyor. Bu toplumda öfkelenmeyi erkekler öğreniyor. Biz öfkemizi kontrol edebilmekle malul yetiştiriliyoruz. Ve bu deneyimin erkeklere sunulan bir avantaj olduğunu bilerek tüm eşitsizliklerle mücadele ediyoruz.
Halkçılık ve Sınıflar: Atatürk ve Ecevit’ten Günümüz için Dersler
5 Haziran 2020 Cuma
Ecevit’in İsveç sosyal demokrat modelinin Türkiye’ye taşınabileceğini tasavvur etmesi genellikle aşırı “idealist”lik, hatta “naiflik” olarak görülmüştür. Böyle düşünmek belki anlaşılır olabilir, fakat gözden kaçırılan Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkçılık geleneği ile İsveçli akrabası arasındaki ortak noktaların varlığıdır. İsveç sosyal demokratlarının benzersiz başarının sırrı tam da bu partinin halkçılığında saklıydı.
Koronavirüs Salgını Sürecinde Hapishaneler
4 Haziran 2020 Perşembe
Peki adaletsiz, şiddet içeren güvenlik ve ceza politikalarını toplumun huzuru ve istikrarı adına meşru kılan bu şiddet döngüsünden çıkmak nasıl mümkün? Küresel salgın, ceza sistemlerinin sorunlarını gözler önüne serecek bir hareketin fitilini ateşleyebilir mi? Virüsün etkilerine herkesin açık olması, bir başka deyişle “virüsün adaleti”, insan hayatının kutsallığını ve eşitliğini temel alan politikaların hayata geçirilmesinin önünü açabilir mi?
Ya Maskemiz Düşerse...
3 Haziran 2020 Çarşamba
Okulda, bir ideal olarak “içimizle dışımızın aynı olmasının” yüceltildiğine tanık oldum. İçimizle dışımızın aynı olmasının, içimizin de dışımız gibi görülebilir olmasının bir faciaya denk düşeceğini sonradan kavradım. İnsanın içiyle dışının aynı olmasının, içimizle dışımız arasındaki sınırın kaldırılmasının ciddi bir sorun olacağını, psikotik bir hal yaratacağını ve çok da özenilecek bir durum olmadığını sanıyorum.
Nefes Alamıyoruz
2 Haziran 2020 Salı
Muktedirlerin yakın tarihimizde en sevdiği kelime bu olsa gerek: “Güvenlik”. Âdeta sihirli; muktedir ne yapsa aklayıverecek, yeniden ve yeniden meşruiyeti tesis edecek gibi. Oysa tam da “güvenlik” türküsü söylenip durdukça hayatımız daha “güvensiz” ve kıymetsiz hale geliyor. Her an öl(dürül)ebiliriz; mesela polis kurşunuyla ve hatta işkencesiyle, Mercedes fabrikasında Covid-19’dan ya da son teknoloji bir savaş uçağı bombardımanında…
Oruç Aruoba’da “Uygar Kişinin” Yürüyüşü
1 Haziran 2020 Pazartesi
Aruoba, yürüme ve düşünme ilgisini kurarken, bir yandan da romantik ve varoluşçu izlekler arasında yer değiştiren “uygar kişi” tiplemesinin kenarlarını çizer. Yürümeyi böyle bir düşünümün odağına yerleştiren yazara göre, uygar kişi kendi “bağlamını” görebilmek için acele etmemelidir. Bu sırada, “doğal durumundan” ne kadar uzaklaşmış olduğunu da fark edebilir.
Özeleştiri mi Tövbe Almak mı? Siyasal Vicdanın Bilinçdışı Üzerine Bir Şüphe
31 Mayıs 2020 Pazar
Özeleştirinin sınırları zorlanarak kendini inkâr talebine dönüştüğünde, sağlıklı özeleştirilerin de önü tıkanmış olabilmektedir. Kamusal alanda kendini inkâra vardırılan utandırma talebi sağlıklı revizyonların önüne geçebilmekte, kendine karşı dürüstlüğü zedeleyebilmekte, hatta yer yer özneyi kendi tarihine ve eylemlerine kör bir sadakatle bağlanma noktasına itebilmektedir. Herhangi bir pratiğin eleştirisi kolayca kimlikten pişmanlık çağrısına dönüşebilmektedir.
Pandemi Günlerinde Göçmen/Mülteci Emeği: Geçmiş, Bugün, Gelecek
30 Mayıs 2020 Cumartesi
Salgın toplum içerisindeki en savunmasız ve kırılgan kesimlerde sosyoekonomik yıkıma sebep olmaktadır. Ekonomik veriler, küresel üretim ve imalat üretiminin yıllık %9'luk düşüşü gösterdiğini, küresel mal ticaretinin değerinin (emtia fiyatlarının), 2020 Şubat ve Mart aylarındaki rekoru (-%20,4) da aşıp, 2020'nin ikinci çeyreğinde neredeyse %27 düşeceğini öngörüyor.
Türkiye’nin Değişen Covid-19 Stratejileri
29 Mayıs 2020 Cuma
Kayıtdışı ve geçici işlerde çalışan, geçimlerini günlük sağlayan ya da organize sanayi bölgelerinde çalışan ve evden iş yapamayacak alanlarda ömür tüketen beyaz ve mavi yakalıları bir kalemde harcadı. Bu çerçevede SARS-CoV-2 adlı virüs, sanki sadece hafta sonları bulaşıyormuş gibi sadece cumartesi ve pazar günleri için sokağa çıkma kısıtlaması getirdi. Kendisine oy veren insanları açlık ile hastalık arasında tercih yapmaya zorladı.
Gecikmiş 1 Mayıs Yazısı: Memet’in Anısına
28 Mayıs 2020 Perşembe
Memet, hangi bayrak verildi ise onu taşıdı, yeter ki kırmızı olsun! Hiçbir kırmızının hatrı kalmasın! Memet, oğlunu tanıştırdığında “Arkadaşım benim,” dedi. Tekstil işçisi kadın, Memet’e, onunla aynı dili konuşan bir arkadaş doğurmuştu. Memet, kötülüğü bilmiyordu ama haksızlığın ne olduğunu öğrenmişti. Devletten, onu bu hayatta en çok sevmiş olan yaşlı annesi öldükten sonra kalan ailesinden, patronlarından…